Japonya’nın Okinawa adasındaki Mavi Bölge (dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı yer) sakinlerinin yaşam felsefesini derinlemesine inceleyen bu kitabı bir ara her yerde görüyordum ve çok satan çok izlenen şeylerden genelde hoşlanmayıp kaçarım bunda da aynısı oldu, yıllarca kaçtım ama ne güzel kitapmış bayıldım.
Kitap İkigai kavramını merkeze alarak insanın her sabah yataktan neşeyle kalkmasını sağlayan o yaşam amacını bulmasının peşine düşüyor.
İkigai’yi dört ana dairenin kesişim noktası olarak tanımlıyor: Sevdiğiniz şey, iyi olduğunuz şey, dünyanın ihtiyaç duyduğu şey ve size para kazandırabilecek şey.
Bu dört alanın tam ortasında duran şey İkigai, sadece bir kariyer hedefi değil, ruhsal bir denge halidir.
Kitaba göre bu dengeyi bulan insanlar sadece daha uzun yaşamakla kalmaz aynı zamanda daha anlamlı ve stresten uzak bir ömür sürerler.
Kitabın sunduğu temel öğretilerden biri “akış” (flow) halidir.
Bir işle meşgulken zamanın nasıl geçtiğini unuttuğumuz o anlar aynı akıl deneyimler İkigai’ye en yakın olduğumuz anlardır.
Yazarlar, modern insanın en büyük sorunu olan çoklu görev (multitasking) yerine, tek bir işe odaklanmanın zihni dinlendirdiğini savunur.
Psikoloji lisansımda da bunu bolca vurgulamıştı ODTÜ’deki canım hocalarım, multitasking verimliliği ve IQ’yu azaltıyor, daha fazla zaman kaybı ve hata yapmaya neden oluyor diye üstüne basa basa söylemişlerdi.
Neyse
Ayrıca kitapta Okinawa sakinlerinin asla emekli olmadığını ölene kadar aktif kalarak topluma katkı sağlamaya devam ettiklerini vurgulanıyor.
Beslenme konusunda ise midenin sadece %80’i dolana kadar yemek gerektiği söyleniyor. Bu hafiflik hissi vücudun sindirim stresini azaltarak hücresel yaşlanmayı geciktirir deniyor.
Kitap ayrıca her gün yapılan hafif egzersizlerin güçlü sosyal bağların ve doğayla iç içe olmanın ruhsal dayanıklılığı (resilience) nasıl artırdığını anlatıyor.
Özetle İkigai acele etmeyi bırakıp anın tadını çıkarmayı, küçük sevinçleri fark etmeyi ve her ne yapıyorsak onu bir zanaatkar titizliğiyle yapmayı öğütler.