Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·96 syf.··
2020 5. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2020 10:48
" Tanrım! Tam bir saadet anı! İnsanın bütün bir yaşamı için de olsa, az şey mi sayılır bu? " Dostoyevski'nin duygusal dili beni çok etkiledi. Aşk ve mantık savaşını okudum bu kitapta. Ana karakterimiz hayalperestte yer yer kendimi buldum. Çok güzel, akıcı bir kitaptı. Dili yoğun olsa da asla yormadı ve kısa bir sürede okuttu kendini.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 8. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 01:36
Bitti. Bitti de ben de bittim. Neden bilmiyorum, sadece bende mi oldu onu da bilmiyorum ama bi şekilde bir oldum ana karakterle. Şöyle kısacık bir kitapta ağlayacak kadar nasıl bağladın beni diye sormak istiyorum Dostoyevski'ye.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2020 18:00
Dostoyvesknin bildigimiz eserlerinin disinda romantik bir eser. Kahramanimiz, gozlemci hayalperest .. Bir gece yalniz dolasirken sokaklarda, kendisi gibi yalniz bir bayanla tanisir ve bu kadinin yasadiği ask hikayesine kendisini kaptirmasiyla beraber sonunda yine kendi yalnizligina donmesini ele alir.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
10/10
·96 syf.··
2020 2. kitabı
Gerçek sevginin tarifi gibi bir kitap. Sadece sevmek. Olduğun yerde durup bütün iyilikleri istemek sevdiğin için seninle olmadı ya da olmaması değil. İstemek ya da istememek değil. Sadece sevmek. Olduğun yerde. Olduğun kişi olarak. Sevmek. Bencillik yapmadan... Kalbindeki en güzel yeri ona ayırmak ve sadece sevmek...
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 14:13
Okumaya yeni başladım ama o kadar güzel akan giden bir kitap ki bir çırpıda biteceğine eminim . Romanın baş karakteri bir kadınla tanışır ve ona aşık olur.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 9. kitabı
Ah insan bazen nasıl da boş umutlara kapılıyor, hülyalara dalıyor değil mi? Acıdım bu öyküdeki adama. Hayatının son demlerini yaşayan, yalnızlığa alışmış, hayalperest bir adamın, 17 yaşındaki, tesadüfen tanıştığı Nastenka'ya aşık oluşunun öyküsü. Lirik, romantik bir tarzda yazılmış. Oysa Nastenka, Moskova'ya giden sevgilisini ümitle bekleyen ve bu bekleyişi dost olduğu adama anlatan şımarık, genç bir aşık. Oysa kitabın anlatıcısı, yalnızlıktan sürekli tek başına hayaller kuran ve genç kızla tanıştıktan sonra gerçekliğe adım atan bir ihtiyar. Kitabın sonunu tahmin edemedim. Bu bir okuyucu için iyidir. Sürpriz finali bir kitap. Üslubunun keyif verici sadeliği ve zerafetiyle hızlı akan, çabucak biten bir kitap. Güzeldi. Fyodor Dostoyevski
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
Beyaz Geceler
9/10
·96 syf.··
2020 52. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2020 01:29
Dostoyevski’nin öykülerini okurken zihnimde öyle güçlü bir his canlandı ki - eserleri kurgu, karakterler ve işleyiş açısından ele aldığımızda - karşımızda görkemli ve sağlam bir heykel varmış ve biz o eseri tepeden tırnağa hayranlıkla izlemekteymişiz gibi. Hem eleştirilere dayanaklı, görsellik açısından fazlasıyla tatminkar seviyede estetik ve kendine hayran bırakan bir yapıt olarak okuyucunun huzuruna çıkmaktadır. Hem de ne çıkış ! Ya da virajları maksimum hızda güvenli bir şekilde alan son sistem teknolojik donanımlara sahip , kompakt bir süper lüks otomobil gibi. Sıkı , güven veren, hayran bırakan bir sürüş keyfi ( bu denli bir araç kullanmadım ama sonuçta anlatılmak istenilen anlaşılır olarak düşünüyorum:), en azından kompakt ve teknolojik kısmını fizik bilimiyle ilişkilendirebilirim :)). Bekle beni Fyodor Mihayloviç Dostoyevski , en yakın zamanda diğer eserlerinde görüşmek üzere :).
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
10/10
·96 syf.··
2021 5. kitabı
Film tadında bir kitap. Dostoyevskinin ilk okuduğum kitabı oldu. Duyduğuma göre en iyimser çalışmalarından biriymiş :) İyimser olmasına rağmen gülmek ile ağlamak arasında bırakıyor. Kitap Petersburg'da sevgi yoksunu yalnız bir adamın aniden tanıştığı bir kadınla 4 günlük arkadaşlığı ve yaşadığı ruhsal değişimi anlatıyor. "Mutsuzluğun bir an da ömre yetecek mutluluğa dönüşmesi..."
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
9/10
·96 syf.··
2021 15. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 23:59
Etkisinden çıkamadığım muhteşem bir kitap.Çok geç kalmışım okumak için. Hep bu tarz kitaplara önyargımdan :( Çok güzel sevdi.Ne güzel hissetti.... Yanlızlık mı bu sevgiye sürükledi yoksa gerçek sevgiyi mi buldu ?
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma
Aşk
10/10
·96 syf.··
2021 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2021 16:11
Bir kadın bir adama aşk ile bağlıysa, bütün yolların sonu o adama çıkar. Geride bırakılan kişide hayal kırıklıklarına boğulur baştan beri yara bandı olduğunu bildiği halde.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Panama Yayıncılık · 2018102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.