Aşk sorumluluk hissetmez, yol açtığı dertleri düşünmez, boyundan büyük işlere kalkar, imkansız için yalvarmaz, çünkü söz konusu kendisi olduğunda her şeyin meşru ve mümkün olduğunu düşünür.

Fatmanur, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
 19 dk. · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Sana, beni asla tanımamış olan sana.." cümlesiyle başlar ve bitirinceye kadar bırakamazsınız.

Bu kitabı okurken karşılıksız sevgiye inandım. Tutku! Sevgi! Aşk! Bilinmeyen bir kadın! R.
Cümleler öyle seçilmiş ki her satırda derin düşüncelere daldım. Okumanızı tavsiye ederim.

Aslı, bir alıntı ekledi.
22 dk. · Kitabı okuyor

Ayaküstü Aşk
yanlış bir hayalin şehrinde kaldım
sevdiği ben değilim anlatamam
o aşk bu değildi tasarladığım
büyük bir tenhalık nasıl kokmam
korkularım bir canavar doğurdu

Kimi Sevsem Sensin, Attila İlhan (Sayfa 47)Kimi Sevsem Sensin, Attila İlhan (Sayfa 47)
Esra ksck, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
34 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Madonna'nın hayatı degil tabi onu bir belirtelim!!!
Raif efendi ve Maria'nın iç yakan,için için yanan ve küllenmeyen aşk hikayesi..Karakterler gözünüzün önünde canlanmakla kalmaz,hologramla odanızın ortasına dikilir resmen! öyle derin bir karakter tahlili.. diyalogları sarsar,silkeler.. Her sayfada of cektirir, bogaz düğümler."Ama askolsun"luk bir Sebahattin Ali eseri..okuyun da görün ne diyeyim

Küçük Hans., bir alıntı ekledi.
43 dk. · Kitabı okuyor

Tıp, hukuk, bankacılık, bunlar hayatı devam ettirmek için gerekli. Ama şiir, aşk, sevgi, güzellik? Bunlar da bizim yaşama nedenlerimiz!

Ölü Ozanlar Derneği, N. H. Kleinbaum (Epub)Ölü Ozanlar Derneği, N. H. Kleinbaum (Epub)
Cem Eren, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

"Seninle sevgimizin içine girer, etrafımızdakilere dikkat etmeyerek, hiçbir şeye önem vermeyerek onun içine girer, onur içinde, yalnız birbirimizle meşgul, saklanırdık. İşte böyle aydınlık bir orman, başımızın üstünde bizi ışıklarıyla okşayan bir ay, yeşil bir yuva, bir mutluluk yuvası ki hep yinelenen yıldızlı rüyalarla bizi uyutsun."

Aşk-ı Memnu (Günümüz Türkçesiyle), Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 354)Aşk-ı Memnu (Günümüz Türkçesiyle), Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 354)
Gürkan ((şair)), Yaralı'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kahraman Tazeoğlu'nun kuşkusuz mükemmel bir duygu anlatımı var. Duygusallığın yoğun olduğu bu kitapta, o duyguyu okuyucuya çok iyi geçiriyor ve bunu hiç sıkmadan yapıyor. Konu açısından çok yaratıcı. Özellikle Kaan ve Lavin'in ölen bir çocukla irtibatı ve aşkının kurucusu olması olağandışı bir olay iken, bunu okuyucuya çok doğal bir şekilde kabul ettiriyor. Eksik bulduğum taraf ise olayların geçiş sırası. Bir olayda başka bir olaya atlıyor ve bu da okuyucu da karmaşıklığa neden oluyor. Ama bütünüyle duygu yoğunluğuyla yoğrulmuş akıcı bir kitap. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde bence yer alıyor. "Bazı yaralar sardıkça kanar. Kiminin çöle döner yüreği, kimi içinde bir yanardağ saklar." Kaan'ın yarası da böyleydi. Hande'nin onu terk etmesinin ardından çöldeki kum fırtınaları onu kasıp kavurmuş hiç doğmayan güneşten yanıp kavrulmuştu. Hande ansızın gidişiyle Kaan'ı ömür boyu taşıyacağı bir yaraya mahkum etmişti. Kaan ve Hande çocukluk arkadaşılise aşkıydılar. Liseyi İzmir'de beraber okuyupaynı üniversiteyi okudular. İstanbul'da aşk dolu yılları geçti. Kaan Hande'nin olmadığı bir ömür düşünemiyordu. Üniversite bittikten sonra Hande hemen işe başlamıştı. Kaan ise henüz bir iş bulamamıştı. Bu durum Kaan'ı derinden üzüyordu çünkü okul bittikten sonra evlenmeyi planlıyorlardı. Kaan birkaç iş başvurusu yaptı bu arada Hande ise iş hayatına bütünüyle alışmıştı. Kaan Hande'nin değiştiğini hissediyordu ama bunun önemli bir durum olmadığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Kaan'ın iş başvurularından biri olumlu sonuçlanmıştı. Kaan pazartesi işe başlayacaktı ve bu mutlu haberi vermek için sabırsızlanıyordu. Hande'nin onu yapayalnız bırakıp gideceğini bilmeden. Pazar günü buluştular. Kaan Hande'ye bir iş bulduğunu pazartesi işe başlayacağını söyledi. Hande soğuk davranıyordu ve lafı uzatmadan Kaan'a birlikte olamayacaklarını, ayrılmak istediğini söyledi. Kaan adeta bir buz kütlesi kaldı. Hande arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı. Kaan onun gidişini hiç kabullenemedi ama Hande ondan çoktan vazgeçmişti. Kaan Hande olmadan bir hayat süremeyeceğini anladı ve bileğini kesti. Su dolu küvete kanı hafif hafif dağılırken Kaan'da adım adım uzaklaşıyordu hayattan. Ta ki komşusu onu bulup hastaneye yetiştirene kadar. Kaan hayata tekrar dönmüştü ama kanayan bir yarayla. Bileğindeki yara Hande'nin enkazıydı. Kaan hayattan kopmuş, âdeta bir ölüydü. Onu bu zor zamanlarında eski arkadaşı Ayça hiç yalnız bırakmamıştı. Ona kendi çalıştığı yerde bir iş buldu ve onu sosyal hayatına tekrar döndürdü. Kaan'ı hayata döndürmek için elinden geleni yaptı. Kaan artık daha hissediyordu kendini şüphesiz bu Ayça'nın sayesindeydi.

Cem Eren, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

"Ben sanki senin bütün o acılarını, o gizli gizli ağlayan umutsuzluklarını hissetmiyor muyum? Sen şimdilerden uzak buluyorsun; bütün sevdiklerinin arasında yapayalnız... Sen ki sevilmeye o kadar muhtaçsın.."

Aşk-ı Memnu (Günümüz Türkçesiyle), Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 354)Aşk-ı Memnu (Günümüz Türkçesiyle), Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 354)

Aşk acısı parmak izi gibidir. Herkesin ki kendine özgüdür. Ölçülmez, küçümsenmez ve kolay kolay da geçmez. İnsanda bıraktığı hüznü, acıyı kişiden başkası bilmez, bir başkası seni anlıyorum dese de bu acı yaktığı kalbin sahibi kadar anlaşılmaz. Her akla geldiğinde orada durur ana zamanla artık eskisi gibi acıtmaz.