Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 43 dk.
Sayfa Sayısı:
96
Basım Tarihi:
2000
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
ISBN:
9789751015426
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"İnsan çok anlaşılmaz mahluk..."
Puan vermedi·96 syf.··
2024 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2024 17:27
》Eserlerinde hem İstanbul'un saray ve köşk yaşamındaki bilinmezleri hem de Anadolu'nun derinliklerinde unutulmuş insanı ortak paydada buluşturmayı bilen yazarımız Reşat Nuri yine bana nostaljik bir yolculuk yaptıran bir kitap yazmış.  》İlk kez öykü okudum kendisinden. 1917 yılında kaleme almış. Halit Ziya Uşaklıgil'in eserlerinden etkilenip bu eseri yazmaya karar vermiş. 》Kitap iki hikayeden oluşuyor. Birincisi kitaba adını veren Eski Ahbap, ikincisi Boyunduruk. 》Eski Ahbap eşini kaybeden Hilmi Bey'in hava değişimi ihtiyacıyla Bursa'dan İstanbul'a gitmesiyle başlıyor. Orada eski bir arkadaşıyla karşılaşıp, çok sevinen adamın başına gelmeyen kalmıyor diyebiliriz. Alacağımız ders ise, hayatta kimseye güven olmuyor ve insan bazı ithamlara muhatap olmamak için nelere sessiz kalabileceğini tahmin bile edemiyor bazen. 》İkinci öykü Boyunduruk ise, çok daha uzun bir hikaye. Yine talihsiz bir adamın hikayesi... Ailesini tanımadan teyzesinin yanında her şeyden izole bir şekilde büyüyen Celil Hıfzı adında bir kimya profesörünün teyzesinin ısrarı üzerine yanlış bir evlilikle hayatını mahvedişi anlatılıyor. 》İki öyküyü de beğendim. Ama Boyunduruk çok daha güzeldi. Yalnızca bir kimya profesörünün bu kadar pasif kalışı, ayakları yere sağlam basan bir insan olamayışı beni biraz şaşırttı. Bununla da karakter oluşumunda nasıl bir çocukluk geçirdiğimizin, nasıl yetiştirildiğimizin çok önemli olduğunu bir kere daha gördüm. 》Aile hayatının olumsuz yönleri üzerinde çok durulmuş, bu yüzden doğru eş seçiminin önemine parmak basıyor yazar aslında. Bir insanın başka bir insanın cenneti de cehennemi de olabileceğini gösteriyor. 》Bu gibi toplumsal ve bireysel sorunları ustalıkla işleyen Reşat Nuri, ne kadar dramatik konular da anlatsa bu kitabında da olduğu gibi hep bir mizah ve ince bir
Edebiyat
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 16:16
Kitap 2 hikayeden oluşuyor 1.ci hikaye eşleri ölen her erkeğin neredeyse yaptığı şeyleri yapan bir adamı anlatıyor. İstisnalar hariç tabiki.....2.ci hikaye de tek acıdığım kişi küçük Rıfkı oldu .Annesi tam bir cadaloz babasi tam bir pısırık .Yani okurken dedim ki sen bu kafayla nasıl profesör oldun.Kitaplarda bile hep kötüler kazanıyor diye de düşündüm. Bana göre 2 hikayede de kötüler işini yürüttü olan iyilere oldu .Okumak isteyenlere önerilir...
1000Kitap
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
7/10
·96 syf.··
2020 18. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 00:11
Eski Ahbap ve Boyunduruk isimli 2 hikayeden oluşan kitabın ilk hikayesinde 50lerine yaklaşan eşini kaybetmiş bir adamın, 2. hikayesinde yaklaşık yine aynı yaşlarda evli bir adamın öyküsünü okuyoruz. Ikisinde de erkekler duygusal, masum, akıllı ama bir şekilde tufaya getirilen adamlar. Kadın karakterlerse çıkarcı ve oyuncu. Kitapta bir sürü eski kelime var, cümlenin akışına göre az çok tahmin ediliyor ama betimlemek için kullanılan kelimelere bakmak zorunda kalınıyor. İş bankası yayınları gibi günümüz Türkçesi halini ya da dipnotlarla belirtilmesini tercih ederdim. (Belki güncel baskılar farklıdır, elimdeki 2000 baskısı) Öyküler Bursa ve İstanbul'da geçiyor. İlk öykü Eski Ahbapta karakter eşini kaybediyor, çok üzülüyor ve birkaç ay sonra kafa dağıtmak için İstanbul'a gidiyor. Çocukları orda gezip eğlenip paralarını harcayacak diye gitmesini istemiyorlar. Kaldığı pansiyonda nasıl haber alıyorsa çok eski bir ahbabı onu buluyor acısını paylaşıyor ve o günden itibaren İstanbul'da birlikte vakit geçiriyorlar sonra olaylar başlıyor. 2. öykü Boyunduruk, ailesini kaybetmiş ve büyük teyzesinin izole hayatı içinde büyütülmüş kimyageri anlatıyor. Teyze de adamın eşi de çok baskın karakterler sürekli Celil Hıfzı beyi yönlendiriyorlar. Teyzesinin baskısıyla, duygu sömürüsüyle evleniyor ama teyze de evlendirdiğine pişman oluyor çünkü gelinimiz eli maşalı eviyle, çocuğuyla, eşiyle ilgilenmeyen, sonradan görme, sürekli para harcayıp akşamlara kadar gezen, komşuculuk oynayan ama hiçbir davetten geri kalmayan şirret bir kadın. Teyzesi vakti zamanında namussuzluk etmemişse bir kadın asla kapıya konmaz dediği için her şeye göz yuman bir adam var. Onun bu evlilik içinde git gellerini okuyoruz. Iki öykü de o eski zamanların ders verici öykülerinden. Kısacık bir kitaptı, okurken sıkılmaya
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2020 17:03
Eski Ahbap ve Boyunduruk isminde iki öykü var kitapta. Kitabın ismi Boyunduruk da olabilirdi, o öykü diğerinden hem daha uzun hem daha vurucu sanki. Naif bir anlatım, iki öyküde de kibar adamlar, dalavereci kadınlar var. İkinci öyküde yer alan Hafız Hanım ile Sadiye Hanım karakterleri çok uzun bir romanın sayfalarını renklendirecek kadar ilginç. Kitabı bitirdikten sonra Reşat Nuri bu iki kadını neden daha detaylı anlatmadı diye geçirdim içimden, öyle olsaydı başka bir Aşkı Memnumuz daha olurdu. Velhasıl içinde bulunduğumuz şu çetrefilli günlerde ilaç niyetine, iyi geldi.
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
Eski Ahbap
Puan vermedi·96 syf.··
2025 65. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 21:10
Reşat Nuri Güntekin Eski Ahbap, insan ilişkilerinin güven ve samimiyet üzerine ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seren bir hikâyedir. Roman, geçmişin hatıralarını bugünün gerçekleriyle karşılaştırarak dostluk, aşk, güven ve hayal kırıklıkları gibi temaları işler. Hilmi Bey’in İstanbul’a gelmesiyle başlayan hikâye, eski bir dost olan Teneke Mahir’in aracılığıyla İstanbul’un eğlence dolu ama ahlaki değerlerden uzak yüzünü keşfetmesini anlatır. Bir yandan geçmişe duyduğu özlemi, diğer yandan geleceğe duyduğu belirsizliği hisseden Hilmi Bey, hem kendini hem de çevresindekileri anlamaya çalışır. Ancak bu süreç, onun hayatındaki önemli kırılma noktalarına ve hayal kırıklıklarına neden olur.
Edebiyat
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
6/10
·96 syf.··
2024 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 02:44
Şahsen kitaba büyük bir beklentiye başladım ve çok akıcı olacağını düşünüyordum ancak beklediğim kadar akıcı ve güzel bir kitap değildi okunabilecek ama çok şey beklenilmemesi gereken kitaplardan. Kitap 2 hikayeden oluşuyor ve bence kitabın en iyi kısımları 2. hikayenin sonları. Kitabı okuyacaksanız aman aman bir şey beklemeyin kitap kötü değil ama çerezlik bir kitap ancak şunu da belirteyim çok fazla arapça kökenli kelime var. Kelimenin anlamını bilmeseniz bile cümle akışından anlayabiliyorsunuz ama yine de başlarda biraz zor geliyor.
Edebiyat
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
İnsan yavaş yavaş baştan çıkar; hem de bu halin hiç farkında olmaz derler Reşat Nurinin Halit ziya uşakligilden etkilenip yazdığı söyleniyor ama ben Reşat Nurinin yazım dilini Halit ziyadan daha başarılı buldum (okuduğum ilk romanı sonraki kitaplarını okudukça fikrim tabiki değişebilir) Bu kitapta da Halit ziya gibi aile hayatının olumsuz yönlerine odaklanılmış ama verilmek istenen mesaj olaylar gayet sade anlatılmış ben Reşat Nurinin mizahi yönünü de sevdim bu öyküde. Öyküde vurgulanan asıl gerçeklik hayatınıza giren insanların hayatınızı ne kadar etkileyebileceği, derinden sarsabileceği yönünde olmuş. Gayet akıcı rahat okunabilir bir kitaptı bence. Şu sıralar Tanzimat dönemi cumhuriyet dönemine geçiş çalışan ben için okuması gayet rahat oldu.
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
Vahşet ve Eski Zamanlar
Puan vermedi·96 syf.··
2022 57. kitabı
Kitaba bu isim verilmesine karışılık, kitap 2 hikaye iceriyor 1. eski ahbap, 2. Boyunduruk. ve ne yazık ki iki öykü de oldukça pesimistik, insanı hüzne ve kedere gark eden temalara sahip. Birinci öyküde Bursa'dan, İstanbul'a gelip eski bir ahbabı tarafindan kandırılan bir "Saf köylü" teması işlenmiş. İkincisinde ise karısı tarafından hayatın zindan edildiği ve aldatılan bir "saf profesör" temasi işlenmiş. Türkiye'de yaşanan örneklerle, biraz da türk insanının zayıflıkları dile getirilmeye çalışılırken belki de insanların beynine hiç var olmayan korkuların tohumları atılıyor. Örneğin dizgisinden ve baskısından (Inkilap yayinlari, 2000, Ankara) bir çocuk kitabı olarak tasarlanan bu kitap (oldukça iri puntolarla yazılmış), sanırım o yaştaki çocukların hayatlarını karamsarlığa çevirmek için yeterli (ve ne yazık ki ikisinde de mutlu son yok). Yine de tarihte yaşanmış gerçekleri not düşmesi açısından ve bir nasihat taşıması açısından okunabilecek bir kitap (bence yaş limiti konulmalı, porno kelimesi, biraz da göz ardı edildiği gibi her türlü vahşeti kapsar, buradaki hikayeler iki insanın hayatlarının vahşetle kaplanan yanları)
Edebiyat
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
Şu halde kala kala bir tek çare kalıyordu: Kadınlik cilvelerinden istifade etmek. Kadin gözü, kadin sesi, kadin kokusu öyle bir kuvvetli ki, degil boyle insan sifatindaki öküzlerin, yedi düvele meydan okuyan tığ gibi babayigitlerin gözünü, elini, dilini bağlardı. Kadin ne ister de olmazdi ?
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma
9/10
·96 syf.··
2025 43. kitabı
Reşat Nuri gerçekten başka. Bir cümleyi haklı çıkarmak için koca bir roman yazabilir, ve o romanı okuduğunuzda ona hak vermekten başka yol bırakmaz size. Günümü güzelleştiren bir kitaptı. İkinci hikayenin bitişi vicdanlı olsa da adaletli olmadı bence, ancak hayat da böyle...
Eski AhbapReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2000332 okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."