Kitap
İtiraflarım

İtiraflarım

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.4
3.196 Kişi
12bin
Okunma
3.176
Beğeni
67,4bin
Gösterim
94 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 2 sa. 40 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Karbon Kitaplar · 2017 · Karton kapak · 9786059489133
Diğer baskılar
Aşağıya bakmak korkutucu. Eğer aşağıya bakarsam tutunduğum son şerit de elimden kaçacak ve yok olacakmışım gibi hissediyorum. Bakmıyorum, fakat bakmamak daha da kötü çünkü şimdi de son şerit koptuğunda başıma gelecek olanları düşünüyorum. Müthiş bir dehşetle gücümün son damlasını da tükettiğimi hissediyorum, sırtım boşluğa gittikçe daha da çöküyor. Bir saniye sonra düşeceğim. Aniden aklıma bir fikir geliyor: Bu gerçek olamaz. Bu yalnızca bir rüya. (Tanıtım Bülteninden)
5 mağazanın 88 ürününün ortalama fiyatı: ₺8,33
8.4
10 üzerinden
3.196 Puan · 625 İnceleme
༄ Büş
İtiraflarım'ı inceledi.
96 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
10/10 bir kitap. Tolstoy düşüncelerini, sorgulamalarını, arayışlarını, bulabildiği veya bulamadığı tüm cevapları, çelişkileri, ruh halini, her şeyi o kadar güzel anlatıyor ki. Bu açıdan güzel bir kitap. Düşüncelerine katılıyor muyum, pek sanmıyorum. Hayatın amacı ve anlamı ne, neden yaşıyorum, nasıl yaşamalıyım vs soruları yüzünden intiharı arzulayacak kadar insan kendini kaybetmemeli bence. Bu konuda yıllar süren araştırmalar yapmış, hiç vazgeçmemiş. Takdir ediyorum. Ama Tolstoy'un kendisine ve kitaplarına ısınamadım, sevemedim. Gerçi sadece iki kitabını (İnsan Ne ile Yaşar? - Diriliş) okudum ama onlar da benim aklıma uygun gelmedi. Kendini inançta bulduktan sonra onun ağır etkisiyle yazılmış olduklarını düşünüyorum. Anna Karenina okuma planlarım var, bakalım o kitap hakkında ne düşüneceğim. Bundan sonrası kitabın kısa bir özeti niteliğinde. Yani spoiler içerir. Tolstoy küçük yaşlarda felsefeye merak salmış ve birçok eser okuyup düşünmüş ve bunun sonucunda da dini inancını kaybetmiş birisi. Zaten küçüklükten bize anlatılıp öğretilen ibadetlerin ve dini olguların yaş ilerledikçe otomatik olarak zayıfladığını ve en sonunda yitip gittiğini iddia ediyor. Tolstoy inancın ve ahlaklı olmanın eziklik sayıldığı bir dönemde yaşamış. Ne kadar iyi olmaya çalışsa o kadar kendisiyle dalga geçilmiş. En sonunda o da ahlaksız serserinin teki olup çıkmış. Her türlü pisliği yapmış, her türlü suçu işlemiş. Ne kadar kötü bir devir öyle değil mi?  Yazar olup sanatçıların camiasına girdikten sonra orayı da sorgulamaya başlamış ve yazarların ne kadar kaba, ahlaksız kişiler olduğunu fark etmiş. Hiç kimsenin birşey bilmediğini ama yazılarıyla topluma birşeyler öğretmeye çalıştıklarını anlatıyor. Kendisi de uzun bir süre bu duruma kapılıp gitmiş ama en sonunda o da sorgulamaya başlamış bu durumu. Ve öğrenmek araştırmak için yırt dışına çıkmış. Geri döndüğünde insanlara öğreteceği birşeyler olduğunu düşünerek köylerde öğretmenlik yapmış, köylülere arabulucuk yapmış. Ama sonra bu kez de hayatın anlamını ve amacını sorgulamaya başlamış, ne yapması ve nasıl yaşaması gerektiğini bilememiş. Bunun sonucunda ruh sağlığı bozuluyor, umarsızca bu sorulara cevap arıyor. Tüm bilim dallarında bu sorunun cevabını arıyor. Ama kendisi gibi hayatın anlamını bilimde arayanların da hiçbir şey bulamadığını görüyor. Bu sorgulama ve arayışlar içerisinde olduğu dönemlerde kendisi gibi okumuş, eğitimli ve zengin tabakadan olmayan fakir ve cahil kesimin aptal olduklarını birçok defa dile getiriyor. Ona göre onlar hayatın anlamını ve amacını hiç sorgulamayan, dümdüz yaşayan insanlar. Tolstoy cevapları hep kendisi gibi olan çevresinde arıyor ve çok zaman sonra bu konuda hata yaptığını fark edip sıradan insanlarla da bu konu hakkında konuşuyor. Ve sonuçları onu çok şaşırtıyor. Sıradan insanların verdiği cevaplar tabiki Tanrı ile ilişkili. Tolstoy bunun akılcı olmadığını söylüyor. Kendi hayatı şatafat ve zevk düşkünlüğü ile geçmiş olduğu için hayatın bir anlamı olmadığını, asıl gerçek halkı, fakiri, cahili görünce anlamı orada görebileceğini fark ediyor. O insanların hayatlarını, dini inançlarına uygun yaşadıkları için dine bakış açısı değişiyor. Köylülerin hallerinden memnun, asla Tanrısına şikayette bulunmayan kişiler oluğunu görüyor ve doğru yaşamın bu olduğuna karar veriyor. İnsan ne ile yaşar kitabını da bu düşünceyle yazmış anlaşılan. İnsanların her koşulda durumu ne kadar kötü olursa şükretmesi ve ona katlanması gerektiğinden bahsediyordu yanlış hatırlamıyorsam. Zamanla ibadet etmedeki araçları - ayinler vs - sorguluyor çünkü yapılanlar ona mantıksız geliyor. Birçok durumu anlayamıyor. Ama inancını kaybetmemek için çoğu zaman göz ardı ediyor bunları. Çünkü huzuru sadece inançta bulabilmiş, bunu kaybetmek istemiyor. Ama yine de en sonunda her şeyi sorgulayıp, din bilimini araştırmaktan kendini alamıyor. Üzücü olan şu ki Tolstoy artık ölümün yaklaştığını hissedip mütevazi bir yerde ölümü karşılamak için evinden pardon malikanesinden ayrılıp bir tren istasyonunda ölmüş. Tam da ondan beklenecek bir şey olmuş. Umarım cevaplarını öldükten sonra bulup rahat etmiştir ya da bedeniyle birlikte tüm varlığı da yok olup gitmiştir ve hiçbir zaman gerçek cevapları bulamamıştır.
İtiraflarım
8.4/10
· 12bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
83
Oğuz Aktürk
İtiraflarım'ı inceledi.
96 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
İtiraf ediyorum!
YouTube kitap kanalımdaki videodan Tolstoy'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtu.be/bsTzvrg-Pi4 İçimizde kalan, söylemek istediğimiz ama bir türlü söyleyemediğimiz şeyleri bu incelemeyle ve Tolstoy ile birlikte itiraf edip rahatlamaya ne dersiniz? İtiraf ediyorum... Annem ve babam daha küçücük çocukken "Kur'an kursuna gitsin, boşuna geçmesin günleri" dedi. Ben ise gitmedim, oyunlar oynadım, yaşamın tadını çıkardım, mahalle arkadaşlarımla taso oynadım, futbolcu kartlarını ezberledim. Belki de böylesi daha iyi olmuştu. İnsanın esas içinden gelmeliydi böyle şeyler. Peki şimdi durum nasıl? Şu an onlardan hiçbiri inandıkları kutsal kitap olan Kur'an'ı okumayı bilmiyorken hatta bunun için çabalamıyorken ailede bir tek ben okuyabiliyorum. İtiraf ediyorum... İlkokulda çok çalışkandım. Çalışkanlık dozunu biraz fazla kaçırmış olacaktım ki her zaman inek diye dalga geçildim, dışlandım, ne arkadaşlık ortamlarına ne de beden dersindeki maçların kadrolarına alındım. Sadece kalıtımsal bir sorun olmasına rağmen miyop olmamdan dolayı gözlük taktığım için sürekli dörtgöz diye dışa itilen oldum. Üstüne üstlük bir de altıma yapmıştım, sınıftan apar topar çıkarıldım. İtiraf ediyorum... Ben de Tolstoy gibi okullara gittim, aşklar ve hayal kırıklıkları yaşadım, yeri geldi insanları kandırdım yeri geldi kendi emellerimi her şeyin üstünde tuttum. Mükemmel olan insana ulaşmaya çalıştıkça içimde saf olarak kalan şeyleri kaybettiğimi fark ettim. Personalarımı üstümden attım. Sevmediğim yazarları kimseden korkmadan eleştirdim, birileri tepki verir diye umursamadım. İtiraf ediyorum... Mesleğime başkaldırdım. Asgari ücretten bile düşük olan ücretleri ve kölelik sistemini reddettim. Cebinden para taştığı halde hala o pantolona yeni cepler diktirip daha çok para kazanmak isteyen insanlara sırtımı çevirdim, kendi sırtımı kendim kaşımayı öğrendim. İlkokuldaki hayat bilgisi dersinde hayattaki bu bilgi bana verilmemişti. İtiraf ediyorum... Bugüne kadar bir mobilya dükkanına gidip bir eşya beğenmeye kalkıştığınızda karşılaştığınız renk kartelaları gibi en uç hakaretlerden en uç övgülere kadar tepkilerle karşılaştım. İnsanların bu kadar farklı olması inanılmaz hoşuma gidiyordu. Kimseyle aynı şeyleri sevmek ya da düşünmek zorunda değildik dedim. O mobilya dükkanı beynim, beğenmeye çalıştığım eşyalar ise düşüncelerimdi. İtiraf ediyorum... İnancını dünyevi rant amaçları için kullananları hiçbir zaman sevmedim. O yüzden eleştirdim çay edebiyatıyla Allah'ın varlığını kanıtlamaya çalışanları. O yüzden eleştirdim tasavvufu yaşamadan tasavvufçuluk taslayanları. Tolstoy'un bir şeylerin inanç konusunda ters gitmesinin farkındalığı gibi insanların da kendi iktidarlarını sağlamak için dini kullanarak yine insanları nasıl manipüle ettiğini keşfettim. "Sizin dininiz size, benim dinim bana" dedim. İtiraf ediyorum... İnancını ya da inançsızlığını başka insanlara dikte edenleri görünce her zaman onlardan bir adım geri durmayı öğrendim. Bağırsınlar, çağırsınlardı, umrumda değildi. İnancını ya da inançsızlığını kendi içinde, kimseyi rahatsız etmeden ve kırmadan yaşayanları görünce de gıpta etmenin coğrafyasında yeni kıtalar keşfettim. Bunlar beni bir Kolomb kadar ünlü yapmaya yetmemişti ama içime doğru coğrafi keşiflere çıktığımda o zamana kadar neler kaçırdığımı fark etmiştim. İtiraf ediyorum... Ben de Tolstoy gibi bilim ve din sorgulamaları arasında kaldım. Ne için yaşıyordum? Neden ve nasıl yaşıyordum? Soruların ardı arkası kesilmiyordu. Fakat yanıtlara değil esas olarak soruların ta kendilerine önem vermeye başladığımda felsefi bir etkinlik içerisinde bulunduğumu da keşfetmiştim. Bu keşfimden dolayı soyadım, Macellan gibi bir boğaza verilmemişti. Ama bundan çok daha değerli şeyler öğrenmiştim. İtiraf ediyorum... Tolstoy'un intihar etmek ile etmemek arasında kalması gibi ben de intihar üzerine çok düşündüm. Esasında hayat tamamen bir direnişti. Direnemeyenin bu çetin doğal seçilim döngüsünde elendiğini fark ettiğimde adadan çabuk elenmemek için elimden geleni yaptım, hayatta kaldım! Camus'nün dediği gibi, insanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermekti. Her gün intihar etmemeye karar verdim. İtiraf ediyorum, Tolstoy'un bu kitabını 1-2 konuda eleştirmek istiyorum. Çünkü "Hiçbir yazar, kitap, insan eleştirilemez değildir" şeklindeki yazılı olmayan kuralı çoktan öğrendim. Alacağım tepkileri hiçbir zaman umursamadan içimdekileri tamamen yansıtmayı tercih ettim. Tolstoy'un bu kitapta aile kavramına bakışını okuduğumda bunun sınırlayıcı bir aile olduğunu gördüm. Evet, insanın ailesi hayattaki en değerli şeylerden biridir. Fakat bazen o aileden ve güvenli yuvadan çıkıp kendi karanlık ormanına doğru dalmak da insana esas benlik bilincini katan şeydir dedim. Belirlenmiş sınırlardan çıkıp henüz keşfedilmemiş yeni sınırlar oluşturmaktı hayat. Diğer eleştireceğim konu ise Tolstoy'un, öğrendiklerimizin birilerine faydasının dokunmadığını düşünmesi. Ben böyle düşünmüyorum. Yaptığım içeriklerle binlerce çocuğa ve gence okuma alışkanlığı, bilinçli bir okur olma ve yepyeni, bilinmeyen kitapların farkındalığını kazandırdım. Bunlar da benim hayatta boşuna yaşamadığım konusunda bir teminat oluyor. Öğrendiklerim ve kendime kattıklarımın başka insanlara da faydası olacak şekilde yansıdığını düşünüyorum. İtiraf ediyorum... Tolstoy'un bu kitapla birlikte bulduğu Tanrı'yı ben de buldum mu? Bunun cevabını %100 olarak belki de kimse veremez fakat en azından 7 küsür milyar insanı silikleştirip sadece O'nu görünürleştirmeyi başarabildiğimi hissettim. Bu his, açık artırmalara milyonlarca dolar para vermeye giden insanların arayışta olduğu hisse pek benzemiyor gibiydi. Artırmalarımı açmaya değil kapamaya karar verdim, o masadan çoktan kalktım, sadece O'nu görünürleştirdim. İtiraf ediyorum... Bilmiyordum. Şu anda ise daha çok şey bilmiyorum. Muhtemelen seneye daha da çok şey bilmiyor olacağım. Öldüğüm anda dünyanın en bilgisiz insanı olmaya ant içiyorum! Okumak da zaten bize "Ne kadar çok şey bilmiyorum" düşüncesini kattığı sürece okumak değil miydi?
İtiraflarım
8.4/10
· 12bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
24
364
Mert
İtiraflarım'ı inceledi.
102 syf.
·
22 günde
·
Puan vermedi
Tolstoy 'un düşünsel gelişimini ele aldığı gençlik yıllarından olgunluk yaşlarına kadar değişim sürecini samimi bir dille itiraflarıdır. Her düşünür gibi Tolstoy'da yaşamının anlamını aramış. Bazen bulduğunu zannetmiş , zamanla bulmuş olduğu şeyin aradığı şey olmadığını kavramış. Çelişik ve tutarsız duygu ve düşünce halleri ile gerçek bir düşünür itiraflarıyla dolu kitabı . Kısa olmasına rağmen,en uzun sürede okuduğum kitap, oldukça yoğun ve üzerinde düşünülmesi gereken sorular ve çıkarımları olmuş yazarın. Bir var oluş sorununu sorgulamış Tolstoy hala sorgulanan ve cevap aranan şey 'ler gibi... Okunmalı mı ? OKUNMALI... Bu gün yaptığım , yarın yapacağım şeyin sonucu ne olacak ? Bütün hayatımın sonu ne olacak ? Başka türlü söylemek gerekirse , bu soruyu şöyle ifade edilebilir ; Niçin yaşıyorum ? Niçin Arzuluyorum ? Niçin Çalışıyorum ? Yada şöyle dile getirilebilir bu sor '' Hayatımda Kaçınılmaz olan ölümle yok olmayacak bir anlam var mıdır ? Tolstoy'un aradığı soru özünde budur ? Ölümden sonra yaşam var mıdır ? Yada cennet cehennem Tanrı inancını sorgulamaktadır ?..
İtiraflarım
8.4/10
· 12bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
20
Emre
İtiraflarım (Cep Boy)'u inceledi.
100 syf.
·
4 günde
·
10/10 puan
Okuduğum en anlamlı kitaplardan oldu.Gerçekten de Tolstoy gelmiş geçmiş en büyük yazar.Hayatın anlamını ararken,varoluşsal sancılar çekerken okuduğum birçok yazar gibi sadece çektiği sıkıntıları yazıp gerçeklerden kaçmamış,üzerine gitmiş,savaşmış büyük yazar.Gün gelmiş kendini asmamak için odadaki ipleri başka yerlere koymuş,gün gelmiş kendini vurmamak için ava çıkarken yanına silahını almamış.Fakat kaçmamış,aramış,araştırmış. Mantığı,aklı,felsefeyi,bilimi her yolu denemiş.Ve inançta bulmuş çareyi.Belki de onu bu denli büyük bir yazar yapışının en temel ögesi bu.Fakat inancındaki gerçek ve yalanları fark etmesi sonucu tekrar çıkmaza düşmüş.Tolstoy’un evini terk etmesi sonucu bir tren istasyonunda ölü bulunmasının nedeni de sanırım sorularına kendi inancında tatmin edici cevaplar bulamamış olması.Çözümün inançta olduğunu fark etmiş fakat hangi inançta olduğu konusu üzerinde yıpranmış.Her cümlesi dikkatle okunacak bir kitap.İnsanı kendini arayışının hikayesi.Hem de Lev Tolstoydan.Okunmaz mı ya...
İtiraflarım (Cep Boy)
8.4/10
· 12bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
19