·
Okunma
·
Beğeni
·
7831
Gösterim
Adı:
İyi Aile Yoktur
Baskı tarihi:
21 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
300
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758488
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir.

İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.

Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.

İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.

Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.

İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.
290 syf.
·42 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap, benim şu ana kadar okuduğum kitaplar arasında belki de dili en sivri olan kitaptır. Okurken ben bile gerildiğimi hissettim. Hani bazı eserler insana huzur verirken bu biraz fazla şişliyor insanı en yumuşak yerinden. Konu olarak çocuğun sesini tüm dünyaya duyurma amacı var. En iyi anne babanın bile hataları olduğundan bahsediyor. Evet çocuğa istemeden de olsa verdiğimiz tüm zararları bir bir sıralamış, hatta benim aklıma gelen eksik yok bile diyebilirim. Ancak okuyana kadar aklıma gelmeyen onlarca şey öğrendim. Beni oldukça şaşırtan bölümler oldu. Bunların en basiti, beni beynimden vurulmuşa çeviren, bugüne kadar asla o pencereden bakmadığım "lütfen" ve "teşekkür ederim" kavramlarını çocuğun özgür alanı olan evde kullanmasının zararları bölümü oldu. Yani o sofra çocuğun evindeki bir sofra ve sırf edep adap öğreteceğim diye onu elini servis tabağına uzattığında lütfen alabilir miyim diye izin almaya zorlamak veya aldıktan sonra minnetle teşekkür etmesini istemek uygun değilmiş. Biz ebeveynler bu kelimeleri kullandıkça çocuk zaten görerek yapmaya başlarmış, zorla öğretmeye çalışmak alırken lütfen demelisin demek çocukta zararlı sonuçlar doğuruyormus falan. İlginç yani, üstelik bizim kültürümüzde misafirliğe gidilince annelerin kaşı gözü durmaz gözleriyle dövüverirler valla al bakayım hadi bir tatlı daha :) öyle insanlar tanıyorum ki ne kadar canı isterse istesin üç kere teklif etmediğin sürece onu oradan alıp da yemez. Demek ki yazarın gerçekten bir bildiği var gereksiz içi boş saygılara gerek yok. Hem bu sadece bizde var, niçin var? Onu bilemiyorum. Benciliz bence, çocuğum beni utandırmasin da ne olursa olsun. Edepli desinler. Falancayi annesi bir güzel yetiştirmiş desinler. Desinler de desinler. Kendimizi düşünüyoruz bunu fark ettim bu kitapta.

İçerik olarak küçük bir eleştiri, kitap sürekli reklam yapmış. Kendine ait önceki eserlerden fazla açıklamalar var. Ben şu şu kitabımda bunu detaylıca anlatmıştım gibi. Bir değil iki değil bir süre sonra yeter ama ben şu an bu kitabı okuyorum deyip YouTube reklamı kapatır gibi hissettim kendimi. Ve ve ve Alice Miller alıntılari çooook fazla. Kitaptan Alice Miller alıntılarını çıkar bence çeyreği gider. Ben Nihan Kaya okumak için kitabı elime aldım, Alice Miller okumak istesem Alice Miller okurdum deyip biraz homurdandım.

Okumanızı tavsiye ediyorum ancaak küçük bir notum olacak. Evet kitabı okuyun fakat eğer dini mevzularda aklı karışacak bir insansanız önce o eksiklerinizi tamamlayın derim. Kitapta haddi aşan paragraflar mevcut. Biraz İslam düşmanlığı kokusu barındıran hafiften deizm tadı veren yerler okudu bu gözler. Hatta bir ara vay arkadaş şimdi dinden de çıkmasak diye diye okudum ham sofu gibi. İşin ciddi boyutuna gelirsek hz amine'nin anneliğine laf söylemek kimsenin haddine düşmez, İbrahim peygamber kissasinda evladıyla imtihan olan peygambere "bence" şöyle olmalıydı demek haşa kimsenin haddine düşmez. Doğmamış çocuğa mektup kısmındaki tanrı ile ilgili düşüncelerinin değiştiğini zaten belirtmiş yazarımız ama bunu irdelemek de bizim haddimize düşmez herkes özgürdür. Sadece dinler tanrı tanımlanamaz bilinemez der ama tanrıyı öyledir böyledir diye tanimlayip durur çelişki yapar falan gibi cümleler deizm cümleleri. Bu sebepten diyorum aklı karışık olan okumasın, ben okudum geçtim ama geçemeyenler olabilir aman dikkat. İşte gibi gibi bir çok dini propaganda var kitapta bunu söylemeden geçmek yakışık almazdı. Kitap güzel, heybemizi doldurduk darısı diğer okuyacakların başına.
300 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Yazarın okuduğum ilk eseri ve böyle bir kalemi okumakta ne kadar geç kaldığımı fark edince açıkçası üzüldüm. Eser her ne kadar "Eğitim, Kişisel Gelişim" türü olarak kitap sitelerine eklenmiş olsa da bana göre bilimsel araştırmalara dayalı bir eser olmuş...

Yazar, özellikle çocukların masumiyetini biz ebeveynlerin nasıl hoyratça törpülediğini, onların dünyasına sırf kendi egomuzun yansıttıklarını yüklediğimizi, aldığı eğitimlere dayanarak önümüze seriyor. ( İngiltere Üniversity of Essex for Psychoanalytic Studies'de Psikanaliz üzerine yüksek lisans yapmış.)

Çocukluk dönemini cehenneme benzeten yazar, bu dönem de bizlere yapılan yanlışları bilmediğimiz için bu tezi savunuyor. Eserin giriş bölümüne ise Hallac-ı Mansur'dan bir epigrafla (Yazıt) ile başlayıp; " Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir. Cehennem, acı çektiğimizi hiç kimsenin bilmediği yerdir." diyerek okura sunuyor...

Eseri okurken kendi çocukluğunuzda unuttuğunuz olayları ve neler hissettirdiğini sanki dün yaşanmış gibi hatırlatan yazar, çocuklarımıza davranışlarımızın onların yetişkin hayatını nasıl şekillendirdiği hakkında oldukça detaylı bilgiler vermiş.

Ebeveynlerin mutlaka okuması gereken bu eser de yazar, fiziksel istismar, duygusal istismar ve çocuk cinsel istismarı üzerinde yaptığı çalışmalar ile dikkat çeken dünyaca ünlü psikolog ve yazar Alice Miller (12 Ocak 1923) tezlerine oldukça fazla yer vermiş...

Kısacası iyi aile olmaya çalışan her ebeveynin eseri okumasını tavsiye ederim...
300 syf.
·10/10
Bu bir ebeveynlik kitabı değil. Kişisel gelişim kitabı hiç değil...Bu, çocuklarla hayatı kesişen herkesin ama herkesin okuması gereken bir kitap.

Eğitim fakültesi bitirmiş biri olarak, çocukları yeterince tanıdığımı, yeterince bilgiye sahip olduğumu, bir gün çocuğum olduğunda bu tarz kitaplara ihtiyacım olmayacağı önyargısına sahiptim. Ta ki bir gün anne oluncaya dek...

Nihan Kaya ismini Ebru Aykaç sayesinde keşfetmiş, çok sevmiştim. Bu kitap da anneliğimin en önemli dönemlerinde basıldı. Bir bebek sahibi olduğunuzda, anneyseniz ,özellikle hormonlar yüzünden dünyaya bambaşka gözlerle uyanıyorsunuz. Fakat zaman geçtikçe, bebek büyüyüp çocuk olmaya başladıkça biz nasıl büyütüldüysek, etrafımızdaki çocuklar nasıl büyütüldüyse iç sesimizin yerini bize ait olmayan sesler almaya başlıyor.

Çocukluğumu hatırlıyorum, bir eve misafirliğe gittiğimizde ev sahipleri annemi mi yoksa babamı mı sevdiğimi sorar(bir çocuk için ne kadar ağır düşünün), elimde oyuncak varsa," bu benim olsun mu?"denir, çok koşuyorsam düşersin diye korkutulur, çok sessizsem niye sessiz, çok konuşursam neden geveze, yemek yemezsem çok zayıf diye nitelendirilir, birine gitmek istemezsem küsmekle tehdit edilir, orayı terk ederken de mutlaka sen bizim kızımız ol lafları eşliğinde,psikolojimin ayarlarıyla oynanmış olarak eve dönerdim. Bu klişe lafları şu anda çocuğumu büyütürken yine duyuyorum ve bu ezbere sözcüklerin artık tamamen yok olmasını diliyorum...

Bahsettiğim örnekler malesef ki çocuklara yapılan yanlışların çok küçük bir kısmı...Hiç aklınıza geliyor mu düşüp bir yere çarptığınızda ne yapılırdı? Ben gördüğümü ve bu toplumda oldukça yaygın olanı söyleyeyim:çarpılan yere elle vurulurdu.Bunun üzerine çok sevdiğim arkadaşım Feride ile düşündüğümüzde çok güzel bir tespit yapmıştık."Bu durumda çocuk her durumda,kazayla bir yanlış yaptığında bile hatayı kendi dışında birilerinde arar" demiştik. Bu tarz yanlışların bazılarını içgüdüsel olarak fark etmiş,çocuğum daha bebek olduğu için ilerde yapmamaya karar vermiştim. Bu kitap da bana bu farkındalığı geliştirmemde inanılmaz destek oldu ve bu konu üzerinde daha yoğun okumalar yapmama yol açtı.

Peki ne kadar dikkat edersek edelim hiç yanlış yapmadan çocuk büyütebilir miyiz? Keşke bu mümkün olsa.Fakat burada da yazar diyor ki: İyi aile yoktur.Ya da paradoks şu ki iyi aile,"iyi aile yoktur düsturuyla hareket edebilen ailedir.

Kitaptan hatırladığım ve hiç unutmayacağım başka bir söz de şu:"Koşulsuz seven ve affeden anne baba değil,çocuktur." Çocuk ayçiçeğinin güneşe dönmesi gibi daima bize dönüktür. Bütün toplum olarak onları koşulsuzca sevdiğimizde, onları eğitme kaygısına, onlara otorite olma kaygısına son verdiğimizde, onları kendimiz gibi birey olarak gördüğümüzde ve onların dünyasını anlamaya çalıştığımızda; kuşaktan kuşağa aktarılan yanlışlar son bulacak. İşte o zaman dünya daha güzel bir yer olacak.

Kitabı etrafımdaki herkese tavsiye ediyorum. Buradan da daha çok okura ulaşmasını istedim. Lütfen okuyun ve okutun.




Nihan Kaya
300 syf.
·35 günde·8/10
Kitapta altını çizdiğim çok fazla yer var. Milleti elimden geldiğince alıntıya boğmamak için(yine de boğdum gibi, affola) bunlardan sadece yetişkin olanlara yönelik alıntıları seçip paylaşmaya çalıştım. Paylaştığımdan çok daha fazla çocuklara yönelik tespitler mevcut.

Kitabı okurken yetiştirilmemden ve çevremde gördüklerimden kaynaklı olarak kitap yer yer çok fazla ütopik geldi. Ya da çocuklara yönelik kitaptaki gibi bir bilinç ve tutuma sahip olmak zor geldi. Kitaptaki bilgileri kabul etmek, hazmetmek, hele ki bolca yanlış yapılarak yetiştirilmişseniz, kolay değil.

Bence kitabı öncelikle okuması gereken asıl kitle çocuk sahibi olmak için evlenmeyi düşünen bekarlar ya da henüz çocuk sahibi olmayan çiftler. Kitapta bahsedilen şekilde bir anne-baba olmanın ne kadar zahmetli ve zor olduğunu görmek çocuk yapma konusunda insanları tereddüte düşürebilir; düşürmesi de gerekir. Örneğin ben de çocuk sahibi olma isteğim, arzum konusunda sorgulamada bulundum. Dünyaya getiriliş amacımın babama yaşlılığında bakmak olduğu babam tarafından ifade edilirken(İfade etmediği bir diğer amaç da kesin "Kapıcı Cafer" gibi bir şeyi elinin altında bulundurmaktı. Zira küçüklüğümde kaç bin defa markete, fırına vs. gittiğimi hatırlamıyorum. Bu durumu o kadar kanıksamışım ki bir başka çocuk bakkala vs. gitmek istemeyip ebeveynlerine itiraz edebildiğinde şaşırır, kafamda direk şımarık etiketi belirir, o çocuğa öfke duyardım.(bu duruma karşı duyduğum öfkemin altındaki değersizlik hissini şimdi daha iyi anlıyorum) Normal olmayan bir tutumla yetiştirilince normal bir tutumu, tavrı benimsemek çok zor oluyor...) ben hangi amaçla çocuk sahibi olmayı düşlüyorum? Özellikle küçük bebekleri çok sevmem, bir kız çocuğumun olması hayalinden duyduğum mutluluk, baba olmayı istemem için yeterli mi? Ya da kitaptaki doğru yöntemi uygulayarak bir çocuk yetiştirmem söz konusu olabilir mi? Bu kadar zor, aynı zamanda dogru hissettiren, bir yönteme tahammül edebilir miyim? Ya çocuğumu kapıcı gibi kullanma hatasına ya da geleceğim için bir sigorta, yatırım olarak görme hatasına ben de düşersem? Kitap ister istemez bu soruları sordurdu.

Kitabın hatırlattığı, üstüne düşünmemi sağladığı bir diğer konu da "biz çocukluğumuzu yaşadık" geyiği. Sanırım bu geyiği bilirsiniz: Bizim neslimiz çok farklıydı, çocukluğumuzu doya doya yaşadık, şimdiki nesil öyle mi, tablete telefona, dört duvar arasında doğadan uzak yaşıyor bla bla bla... Bu kitabı okuyunca bunun zırvalık olduğundan emin oldum diyebilirim. Çevremde gördüğüm örneklere bakıyorum (Ampirik gözlem ile ahkam kesme, kesin ve emin konuşma hastalığı, en sevdiğim! Bunu yapmak hayatı gerçekten kolaylaştırıyor ama yine de tavsiye etmem.) olumsuz örnekler daha fazla olsa da gerçek çocukluğu yeni gelen nesil yaşıyor. Çocuklarını sokağa salıp ilgilenmeyen ebeveynler günümüzde de fazlasıyla mevcut. Bunların yanında çocuğuna karşı saygılı, duyarlı olan, zaman zaman hata yapsa da duyarlı olma çabasından vazgeçmeyen ebeveyn sayısı günümüzde çok daha fazla diye düşünüyorum. Sokakla haşır neşir olmak, doya doya oyun oynamak çocukken yaşadığınız travmadan, anlaşılamama hissinden daha fazla önemli değil. Zaten çocuğuna karşı ilgili olan aileler çocuklarının daha nitelikli zaman geçirmesini sağlayıp kişisel gelişimlerini de destekliyorlar. Sokağa salma kolaylığına kaçmayıp sporla, sanatla, doğayla iç içe çocuklarını büyütmek için çabalıyorlar. En önemlisi de çocuklarına saygı duyuyorlar. Bizim zamanımızda öyle miydi?

Kitaptan velilerime yönelik bir sunu hazırlamayı düşünüyorum ancak çalıştığım okulun veli profili ile kitapta bahsedilenleri düşününce, birbiriyle uyuşturamıyor, umutsuzluğa kapılıyorum.

Son olarak kitaba okurlar tarafından getirilebilecek eleştirilerden biri Alice Miller'a çok fazla atıfta bulunması olabilir. Yer yer Miller'in Türkçe'ye çevrilmiş kitabını bir daha Türkçe'ye çevirmiş gibi hissettiriyor. Ancak kitabın başında en büyük amacının bizi Miller'la tanıştırmak olduğunu ve kitabın sonunda yine Miller'in eserlerini tanıttığını düşünürsek bu durumu çok da büyük bir kusur olarak addedemeyiz diye düşünüyorum.

Keyifli okumalar dilerim...
300 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Selam dostlar

Nihan Kaya’dan İyi Aile Yoktur’un yorumu ile geldim.
Belki ismi biraz iddialı ve belki de kimine göre itici. Biz her ne kadar iyi ebeveynler olduğumuzu düşünsek de farkına varmadan, “yavrumuzun iyiliği” için yaptığımızı düşündüğümüz, ve istemeden de olsa o miniklere zarar verdiğimizi baştan kabul etmek; sorunun çözümü için atılan ilk adım bence.

Yazar, kitabında sadece çocuklara nasıl davranmamız nasıl ebeveyn olduğumuzdan söz etmiyor; yaşadığımız travmaların altında yatan nedenleri ile bizi çocukluğumuza götürüp içimizdeki çocuğu ortaya çıkarıyor. İşte içimizdeki o çocuğa zamanında nasıl davranıldığı, benliğinde oluşan yaraları, korkuları ve umutsuzlukları fark etmemizi sağlıyor. Bunu farketmek anne baba olunca hangi konuda daha dikkatli olmamız gerektiğinin de sinyallerini veriyor bize.

Kitap boyunca gayri ihtiyari kendi anneliğimi sorguladım. Neyi neden kim için nasıl yaptığımı ve bunun yavrularıma zarar verip vermediğini... Kendi adıma şunu söylemeliyim ki ufak tefek hatalarım olsa da içim huzurla okudum kitabı. Nasıl içim huzurlu olmasın ki? Yavrularımın daha karnımdayken benden istedikleri en temel şeyin sevgim ve orantılı ilgim olduğunu biliyor onların mutluluğunu gözetiyorum. Bununla birlikte kendi kulağımı çektiğim anlar da oldu elbet.

Benim kendi çocuklarım için içimin huzurlu olması yetmiyor tabii. Çünkü tüm evlatlar benim, ve istiyorum ki hepsi hak ettiği saygıyı ve sevgiyi görsün. Bunun için de bizim değişmemiz gerek! Sadece ebeveynlerin değil tüm bireylerin.

Üçlemenin ilkiydi bu.
İyi Aile Yoktur
İyi Toplum Yoktur
Bütün Çocuklar İyidir

Bence isimler muhteşem ve tamamen gerçeği anlatıyorhata ve suç bizde. Asla yavrularımızda değil. Onların zihinlerine ve ruhlarına tahribatı bizler yapıyoruz onlar değil. Haziran’da diğer iki kitabı okumayı planlıyorum umarım en az bu kitaptan aldığım kadar verim alırım.

Yazarla bazı tespitlerinde zıtlık yaşasak da hatta fazla katı ve abartılı bulsam da geri kalan konularda benim için verimli bir okumaydı. Üstelik kitap önerileri ile de çok ertelediğim Alice Miller kitaplarını sepete attım hemen.

Tavsiyemdir dostlarBu gibi kitaplarla değişmemiz gerek. Bunu evlatlarımıza borçluyuz


Hayırlı geceler herkese
300 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
Bu kitabı okurken; büyürken karşılaştığım aile, okul, sosyal çevrenin sözlerine, davranışlarına, tepkilerine mi üzülsem yoksa etrafımdaki çocukların karşılaştıkları ve mazur kaldıkları tüm davranışları gördükçe onlara mı üzülsem bilemedim.
Kitap gerçekten sarsıcı ve iyi aile olamayacağını net bir dille, örnekler,vakalar ve alıntılarla çok güzel anlatmış.
Okuma yazmayı bilen her ebeveynin çocuklarını anlama sürecini kolaylaştırmak için de kendi çocukluğunda yaşadıklarının şu anki hayatlarına nasıl etkilerde bulunduğunun ve hiçbirinin kendi suçu olmadığını anlamak isteyen çocuksuz yetişkinlerin de okumasını kesinlikle tavsiye ederim.
300 syf.
·26 günde·Puan vermedi
İyi Aile Yoktur kitabı ismiyle ve çevremdeki birçok kişinin okumasıyla dikkatimi çekti. Kitap Ağacı Adana grubumuzun başkanı Göksel, velileriyle birlikte bu kitabı okuduklarını söyleyince aklıma bizim okulun kitap kulübü geldi. Rehber öğretmenimiz Derya’ya tartışmak için İyi Aile Yoktur’u önerdim. Onun kabul etmesiyle bir grup veliyle beraber kitabı okuduk ve yorumladık.

Kitabın ismi beni etkiledi demiştim. Bu isim kitaba boşuna konmamış. Kitapta yazılı olanları okuyunca gerçekten iyi aile yok diye düşünüyorsunuz. Yazarın şimdiye kadar okuduğum diğer anne-çocuk kitaplarından farklı bir bakış açısı vardı. Çok daha karamsar. Neredeyse yaptığımız, söylediğimiz, davrandığımız her şeyin yanlış olduğunu ve çocuğu olumsuz etkilediğini söylüyordu. Grubumuzdaki herkesin çocuğu var ve herkes kendini kitabı okurken kötü hissetmiş. Yazarın amacı da bu sanırım. Yanlışları anlatarak doğruları öğretmek. Bu yöntem herkeste işe yaramayabilir. Ayrıca çocuğun yetişmesinde o kadar fazla etken var ki. Hepsinin doğru ve yolunda gitmesi çok zor bir ihtimal, hatta imkânsız. Keşke yazar bu kadar olumsuz bir dil kullanmasaydı.

Yazarın çocuğu var mı diye nette araştırdım ama bir bilgi bulamadım. Ben olmadığını düşünüyorum. Eğer çocuğu varsa ve yine de bu kitaptaki düşüncelere sahipse çok şaşıracağım.

Kitap Alice Miller adında bir psikoloğa ithaf edilmiş: “Bu kitabın her okurunu ona götürmesini dilerim.” Alice Miller’a o kadar çok atıf var ki bir yerden sonra keşke onun kitabını okusaydım dedim. Neredeyse her üç sayfada bir Alice Miller adı geçiyor. Kitap, onun düşüncelerinin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamak için yazılmış gibi hissettim.

Yazarla ilgili daha net bir karar vermek için diğer kitaplarına da şans vermek istiyorum ama önce bunu sindirmem lazım. Evde çocuğumla kaldığım şu günlerde ne kadar yanlış davrandığım ve kötü bir anne olduğumla ilgili bir kitap okumak gelmiyor içimden.

Kitabın sonunda yazardan kitap önerileri var. İlerleyen zamanlarda onları da okuyabilirim.

Kitapla ilgili çok fazla alıntı yaptım. Ara ara bloğuma bakıp altını çizdiğim yerleri okumak istiyorum. Siz de alıntılara bakarak yazarın ve kitabın bakış açısı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

https://suleuzundere.blogspot.com/...iyi-aile-yoktur.html
300 syf.
·6 günde
Kitaba merakla başladım, heyecanla devam ettim ve iyi ki okudum diyerek kapattım kitabın arka kapağını. Yaklaşık yarısına kadar olan kısmı en az iki kez daha okumak için kendime söz verdim. Ebeveyn ve eğitimci olan istisnasız herkesin okumasını dilerdim. Hatta herhangi bir çocukla sağlıklı iletişim kurmak isteyen ve onların dünyasına zarar vermek istemeyen herkesin...
Çocuklar gerçekten apayrı varlıklar ve çocukluk adeta kişiliğin ve yetişkinlik döneminin eskizi gibi. Dolayısıyla o dönemin ne kadar önemli olduğunu ciddi bir şekilde kavramak gerekiyor. Ancak bu ehemmiyetin farkına varabilir, kendi çocukluğumuzun minik görünen ancak esasında kocaman etkileri bulunan acılarıyla yüzleşebilirsek bunları çocuklara/çocuklarımıza yansıtmamayı seçebiliriz. Ve ancak bu sayede sağlıklı bir aile, sağlıklı bir toplum kurabiliriz.
Kitabın içerisindeki bazı kısımlar İslami değerlere aykırı ifadeler içerdiği için yer yer okuma iştahımı kaybetmiş ve huzursuz hissetmiş olabilirim ve aynı değerlere bağlı olan okurların bu kısımlardan rahatsızlık duyabileceğini ifade etmem gerekir. Ancak kitap kıymetli içeriği ve dobra ifadeleri sayesinde okunmayı gerçekten hak ediyor.
300 syf.
·25 günde·9/10
Geleneksel anne baba eğitiminin çocuğa verdiği zararı örnek hikayeler ve bu alanda yazılmış kitaplardan alıntılar yaparak anlatan yazar, çok başarılı bir kitap ortaya çıkarmış. Rahatsız edici olan kısmı çok fazla alıntı yapmış olması. İlerleyen kısımlarda kadına ait cümle arıyor hale gelmiştim özellikle Alice Miller'dan çok fazla bahsetmiş.(Okurken makale okuyor gibi hissettim.)
- Önerir miyim?
-Kesinlikle yazar birçok anne baba tutumuna (ya da çocuğun yetiştirilmesinde kim sorumluysa) farklı gözden bakmamı ve bilinçlenmemi sağladı. Söylediğim gibi tek rahatsız eden kısmı yazara ait söz aramak. :)
300 syf.
·16 günde·Beğendi·7/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı,dürüst olmak gerekirse varlığından bile haberim yoktu,alanıma bu kadar yakın ve epeyde kitap yazmasına rağmen hem de,bu da benim ayıbım olsun diycem ancak özellikle psikoloji ve kişisel gelişim kitaplarına önyargılarım olduğu doğrudur zira yabancı yazar çevirileriyle dolu hep bilinenlerin tekrarından sıkılmışlığım çok derin,bu da o döneme denk gelmiş olmalı. Kitaba gelecek olursak,üslup çok sert,bana bilinçli bir tercih gibi geldi zira böyle bir konu yani iyi anne baba olma zaten yazarın da dediğini gibi fazlasıyla abartılmış durumda yumuşak bir tavır istenilen duyguyu vermez etkiyi yaratmazdı diyebilirim. İlk 3-4 bölümü ilgiyle okudum,dile getiremediklerimi duymak hatta fark etmek hoşuma da gitti,Alice Miller ve bir çok yabancı yazardan alıntı yine çok, zaman zaman sıkıcı olsa da gerekliydi belki emin değilim.Kitabın son bölümleri sıkıcıydı bana göre,tekrara düşmeler ve kitaba çok da bir şey katmayan bölümler olduğunu düşünüyorum...Sayfa sayısı az, daha pratik bir kitap olabilirmiş.Sadece anne babaların değil özellikle öğretmen ve tüm yetişkinlerin okumasını isterim.Kendi çocukluğuna dokunmak ve şimdilerde kendinini çıkmazlarda görenler de,travmalarında çocukluğuna ait izleri bulmak,yüzleşmek ve belki çözümlemek üzere okuyabilir... sevgiler...
300 syf.
·5 günde·7/10
.
"Çocuğa en çok zarar veren şeyler, size çocuğa zarar verdiği öğretilmiş şeyler değildir!"

Çocuk hakları, istismarı konusunda tüm ezberleri bozan kitap İyi Aile Yoktur Nihan Kaya'nın en çok ses getiren, beğenilen, göklere çıkarılan ve bir o kadar da eleştirilen kitabı.

Kitabı okuduğundam beri yazarın YouTube videolarının neredeyse tamamını izledim. İnstagram canlı yayınlarını takip ettim ve paylaşımlarının önemli bir bölümünü okudum. Yorum yazmak için ise duygularımın dinlenip demlenmesini bekledim. Çünkü kitabı okurken, hayranlık duymak ile kitabı bir köşeye fırlatmak arasında gidip geldim. Farklı zamanlarda tam iki kez yarım bıraktım. Ve nihayet üçüncüsünde ve bence hakkını vererek tamamladım.

Öncelikle kitap, çocuğa karşı "yapılmaması, söylememesi gerekenler" kitabı. Çocuğun soyut gerçekliğini baz alarak, olması gerekeni söylediği için katılmamak, hak vermemek mümkün değil. Nihan Kaya nın amacı da zaten farkındalık oluşturmak; ki bence bu anlamda amacına da ulaştı.
Bu alanda hatırı sayılır bir okuma yapmama rağmen ilk kez söylendiğinde şahit olduğum kısımlar epey çoktu. Hatta okuduğum kitaplar arasında "acı gerçekleri" yüzüme tokat gibi çarpanını da okumadım.
İşte kitaba eleştirim de tam bu noktada başlıyor; "tokat gibi çarpmak!"

Kitap baştan sona "yapılmaması gerekenler" kitabı olduğu için "peki nasıl yapmalı?" kısmı oldukça eksik kalmış. Hatta öyle bir kısım yok!
Bu "yapılmaması gereken" şeyleri yapmamak için bir başka seçenek de sunulmamış. Tek kelime şevkatli bir söz yok, çok ama çok karamsar.
Yazar, İyi Aile Yoktur ve devam kitabı İyi Toplum Yoktur u iki ay gibi kısa bir sürede, tamamen duygularıyla yazdığını söylüyor. Kitabı bitirdikten sonra ise Alice Miller eklemelerini yapmak dışında dönüp hiç okumamış. Ve "eğer okusaydım dilinin bu kadar sert oluşundan ben de rahatsız olabilirdim" , diyor. Keşke okusaymış da, kaş yapayım derken göz çıkarmasaymış.

Örneğin; "çocukluk bir cehennemdir" diyerek başlıyor kitabın ilk bölümü.
Evet, çocukluğumuzu cehenneme çevirecek olaylar yaşadık. Baskı vardı, fiziksel ve duygusal şiddet vardı, istismar vardı ; fakat cenneti yaşadığımız zamanlar da oldu. Salya sümük ağladığımız gibi ağız dolusu kahkahalarla da güldük.
Bu biraz neyin altını çizdiğimiz, neye daha çok odaklandığımız ile alakalı bence. Altını kırmızı kalemle durmadan çizdiğimiz o acı gerçekleri besleyip büyütüyoruz. Ve o duygular zamanla davranışlara ve kişilik yapısına dahi dönüşüyor. Bazen bu gerçeklerin altını çizmek yerine üzerini çizmek gerekiyor.

Ve yazar "çocukluk acılarımız için bir şey yapamayız" diyor. Ben kesinlikle katılmıyorum buna. Yoksa psikologlar neyi, neden onarmaya çalışıyorlar ki? Sonuç olarak ben sevginin ve şevkatin iyileştireci, telafi edici gücüne inanıyorum.

Nihayet kitaba ve yazara sağlıklı bir bakış açısı geliştirdiğime göre okumaya diğer kitaplarıyla devam edebilirim. Tüm ebeveynlere, psikologlara, öğretmenlere ve özellikle içindeki çocuğa ulaşmak isteyenler tavsiye ederim.

Sevgiler
300 syf.
·29 günde·Puan vermedi
"Yeryüzünde kırgın bir çocuk kalmayana dek yazacağım" cümlesiyle başlıyor yazar kitaba. Bir insanın bu amaçla bir şeyler yapmaya çalışması (işin kalitesi bir yana)çok değerli diye düsünüyorum.
Gelelim kitaba...isminden de anlaşılacağı üzere daha çok aile içindeki çocuğun yerinden, ailenin özellikle de annelerin yaptığı yanlışlardan ve bunların çocuk üzerinde ne denli etkili olduğu gibi konulardan bahsediyor.Tabi burada öğretmenlerden,çocuğun içinde bulundugu toplumdan da söz ediyor  . Çoğumuzun anlamadığı hatta anlamaya bile calışmadığı çocuğa karşı bir pencere açıyor ve onları anlatmaya çabalıyor yazar. Bunu yaparken ozellikle de ailelere yonelik cok net bir sivri dil kullaniyor. Bu da etkileyiciliğini arttırıyor söylediklerinin. Okuduğunuzda aslında günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız, çocukken bize yapılan, hatta bizim de çocuklara yaptığımız birçok konudan bahsediliyor. Bu yönüyle  okuduklarımızın akılda kalıcı olmasına katkı sağlıyor diye düşünüyorum. Yapılan iş her ne kadar güzel bir amaca  hizmet ediyor olsa da kitabı bitirmek beni hayli zorladı. Başlarda güzel ilerlerken tekrarlanan cümleler, konular okumamı zorlaştırdı. Ayrıca yazar Alice Miller'a duyduğu hayranlığı farklı bir boyuta taşımış diye düşünüyorum. Öyle ki  Alice Miller'dan doğrudan ve dolaylı ćok kez alıntı yapılmış. Yazar her bahsettigi konuda Alice Millerin da soylediklerini eklemiş. Bu alintilari kitaptan cikarsaydik kitabın kalınlığı gözle görülür sekilde azalırdı. Okumamı zorlaştıan en büyük etken sanırım bu oldu.Kitapta bazı deneylere, olaylara kaynak gösterilse de sundugu başka bilgilerde de kaynak gösterilmesini isterdim. Bunların dışında kitap gayet anlaşılır ilerliyor. Hayatında yolu çocuklarla kesişen ve bu konuda günlük dilde okuma yapmayı isteyen kişilere önerebilecegim bir kitap. Fakat yazarın sivri dili sizi biraz korkutabilir dikkat! :)
kendi yaptığınız, başardığınız herhangi bir şeyi düşünün; bunu aileniz sayesinde değil, ailenize rağmen başardığınızı göreceksiniz.
Dünyada, öldüğünde yahut bir şekilde kaybettiğimizde varlığımızı idame ettiremeyeceğimiz kimse yoktur; kendimiz hariç. Kendimiz dışında kimseye ihtiyacımız gerçek bir ihtiyaç değil.
Bir çocuğun mutlu bir yetişkine evrilebilmesi için anne- baba olarak yapabileceğimiz tek bir şey ama tek bir şey vardır: Çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak.
Çocuklarıyla ilişkide anne-babalar ikiye ayrılırlar. ''Başkaları''nı çocuklarından önemli görenler ve çocuklarını ''başkaları''ndan önemli görenler.
Gerçek anlamda sahip olduğumuz tek şey, kendimizdir.
Hayatta hiç kimse yoktur ki onunla kurduğumuz ilişki kendimizle kurduğumuz iliskiden değerli olabilsin.Yalnızlığımız değerlidir.
Kendimize hep hatırlatmamız, çocugumuza öğretmemiz gereken şey şu: Dünyada, öldüğünde yahut bir şekilde kaybettiğimizde varlığımızı idame ettiremeyeceğimiz kimse yoktur; kendimiz hariç.
Nihan Kaya
Sayfa 37 - İthaki
...problemli çocuk yoktur; problemli ebeveynler, problemli öğretmenler, çok problemli toplumlar ve çok problemli okullar vardır.
Nihan Kaya
Sayfa 23 - İthaki Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyi Aile Yoktur
Baskı tarihi:
21 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
300
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758488
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir.

İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.

Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.

İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.

Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.

İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.

Kitabı okuyanlar 918 okur

  • Aslı Gülay Demir
  • Gülser özen
  • Nurbike
  • Büşra Güner
  • berfin
  • Gül Demircan
  • Toprak
  • Qwerty
  • Nvnnvn
  • Öz öz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.7 (132)
9
%20.6 (72)
8
%20.6 (72)
7
%8.3 (29)
6
%4 (14)
5
%3.7 (13)
4
%1.4 (5)
3
%1.7 (6)
2
%0.3 (1)
1
%1.7 (6)

Kitabın sıralamaları