Kazaklar

Lev Tolstoy
Çevirmen:
Mazlum Beyhan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·275 syf.··
2019 76. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2019 12:40
1863 yılında yayımlanan ve Tolstoy'un kendi deneyimlerinden, gözlemlerinden iz taşıyan bir kitap Kazaklar. . Genç bir Rus aristokratının bir Kazak köyüne yerleşmesi, şehir hayatından sonra köy hayatına alışmaya çalışması ve iç sorgulamaları çok çarpıcı bir şekilde aktarılıyor. . Kazak insanlarının gelenek, görenek ve yaşayışları , Tolstoy'un betimlemeleri ile bir dönemin anlaşılması açısından harika bir okuma sağlıyor. . Bir öncesinde Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban isimli romanını okumuştum. Orada da genç bir askerin Anadolu köyüne yerleşmesi ve gözlemleri çok etkilemişti. Yine Tolstoy'un Kazaklar romanında benzer olaylar , benzer sorgulamalar, yabancılık, bir yerde yabancı olma durumunu okuyunca ister istemez derin bir sorgulamaya girdim kendi içimde. Hangi ülkede hangi zamanda olursa olsun insan kendine yabancıysa gittiği her yerde de yabancı oluyor diye düşündüm. Bir yere ait olamama, bir yere ait hissedememe durumları arka arkaya okuduğum iki romanda da çok güzel verilmişti. Sonsuz sevgiler.
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
9/10
·275 syf.··
2021 21. kitabı
Tolstoy'un yine muhteşem kalemi ve anlatım dili karşıladı beni. Yer betimlemeleri, insan tahlilleri, duygu durum anlatımları yine çok etkileyiciydi. Dmitriy Andreyiç, kitapta daha çok Ölenin adı kullanılıyor, romanın esas karakteri olur. Varsıl bir ailenin çocuğudur. Genç yaşında anne babasını kaybeder. Eğitimini tamamlamamıştır, herhangi bir işi mesleği olmamış, tam bir mirasyedi olarak hayatına devam ederken asker olarak orduya katılmaya karar verir. Kitap onun yolculuğu ile başlıyor. Yolculuk boyunca kendi iç dünyasındaki sorgulamaları okumak çok güzeldi. Soylu bir aileden gelmiş olduğu için askerlikte de çok yorulmadan yükselmeye başlar. Bir gün birliğiyle birlikte bir Kazak köyüne gider, orada bir Kazak ailesinin evine yerleşir. Devamını lütfen kitabı okuyarak öğrenin. Kitapta Kazakları, adet ve geleneklerini, yiyip içmelerinden , geçim yöntemlerine, aile düzenlerine, giyimlerinden, eğlencelerine kadar tüm detaylarıyla anlatılıyor. Ruslar ile Kazaklar pek çok açıdan kıyaslanıyor. Ben bu kitabı, kitaptaki karakterlerin her birini ayrı ayrı çok sevdim. Sizler de onlar ile tanışın isterim.
1000Kitap
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
Kitap yorumum
8/10
·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 20:37
Rus Edebiyatına yeni başlayacaklar ya da bu aralar Rus klasikleri okumak isteyip kendini çok yormak istemeyenler için güzel bir öneri: Kazaklar. Tolstoy’un yarı otobiyografik özellikler taşıyan bu romanı, bir Kazak köyüne gelen Rus askeri Olenin’in burada geçirdiği dönemi konu alır. Olenin’in köy yaşamına, doğaya ve insanlara bakışı üzerinden hem bireysel bir arayış hem de kültürel bir karşılaşma anlatılır. Kitabı okuyanlar ya da okuyacak olanlar Olenin karakterine zaman zaman kızabilir. Ancak ben onun anlatmaya çalıştığı duyguları oldukça anlaşılır buldum. Olenin, hayal ettiği şeyler henüz gerçekleşmeden onların büyüsüne kapılan bir karakter. Bu büyü yalnızca aşk üzerinden değil; dağlar, bulutlar, taşlar, kısacası çevresindeki her şey üzerinden kuruluyor. Zaten geldiği bu köyden başka türlü nasıl keyif alabilir ki? Onun romantize etme hâli, hem hayata tutunma biçimi hem de içsel boşluğunu doldurma çabası gibi duruyor. Romanda aşk konusunda kafası karışık bir Kazak kızı (Maryanka) var ve bu durum Olenin’i derinden etkiliyor. Öte yandan Lukaşka karakteri, Olenin’in tam karşısında duran, daha içgüdüsel, daha “hayatın içinden” bir figür olarak dikkat çekiyor. Lukaşka’nın doğallığı ve yaşama yaklaşımı, Olenin’in sorgulayan ve romantik dünyasıyla güzel bir karşıtlık oluşturuyor. Genel olarak Kazaklar, Rus Edebiyatının ağır temposuna girmeden önce okunabilecek, sade ama düşündürücü bir roman. Doğa betimlemeleri, karakterlerin iç dünyası ve Tolstoy’un gözlem gücüyle oldukça keyifli bir okuma sunuyor. Kitaplarla ve sağlıkla kalın!
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
Puan vermedi·283 syf.·
2020 36. kitabı
İki ayrı dünyanın kültürel çatışmasını, karakterlerin birbirleriyle ve kendi içlerinde yaşadıkları ahlaki çatışmalar üzerinden okuyucuya sunmuş ve bu çatışmanın şekillendirdiği kurgunun içinde insani bir soruya cevap aramıştır. Bu, sevginin ve özverinin ne olduğudur. Kitaptaki asıl çatışma, dönem Rusya'sındaki hem kültürel hem ekonomik yönden iki ayrı sınıfı temsil eden aristokrasi dünyası ve tamamen gelenekler çerçevesinde yaşayan dağlardaki savaşkan Kazaklar (Slav kökenli olan Kazaklar) arasındadır. Yazar bize bu çatışmayı, amacı biraz macera ama daha çok özgürlük arayışı olan aristokrat kökenli ana karakterin yedek subay olarak Kafkas coğrafyasına gelmesi ve bu coğrafyada yaşadığı iç çelişkiler üzerinden anlatmaktadır. Ana karakter bölgedeki sade ve medeniyetten uzak yaşam sayesinde her geçen gün kendini daha özgür hissetmektedir. Artık eski hayatı ona anlamsız görünmektedir, eskiden mutluluk kaynağı olan şeyler ona mutluluk vermemektedir. Kendini doğanın bir parçası gibi hisseden karakterimiz artık mutluluğu başka insanlar için özverili davranmakta aramaktadır. Bu durum karakterin bölgede yaşayan savaşçı kazaklardan birinin nişanlısına aşık olmasıyla değişir. Bu nahoş durum karşısında ne yapacağına karar veremez ve bir sıçrama yaşayıp kendine; ''Başka insanları sevmenin, onlar için fedakarlık yapmanın hiç de zevk sağlamadığını fark eden insan; başkalarını sevmekten vazgeçmez mi?'' sorusunu sorar. Bir kadını sırf güzelliği için sevmek mümkün mü? Kelimelerin kifayetsiz olduğu bir aşk bu.... anlamak için ancak yaşamak gerekir, koca bir hayatı birlikte yaşamak… Öldükten sonra mezarında ot bitse n'olur sanki? Her şeyden önce yaşamasını bilmek gerek! Her şeyi yaşamalı, mutlu olmalı! Çünkü ben yalnız bir tek şey istiyorum: Mutlu olmayı! Mutlu olmak için gereken tek
1000Kitap
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
Puan vermedi·275 syf.··
Beğendi
·
2018 121. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2018 06:46
Tolstoy on senede yazmış ben bir haftada okumuşum çok mu? Rusların kitapları hep zor başlıyor benim için. Neredeyse yarısına kadar çok zorlandım psikolojik tahliller, betimlemeler,tasvirler,adamların isimleri, bilmediğim şehirler farklı coğrafya falan filan derken gözümde bir türlü canlanamadı okuduklarım. Sonradan parcalar birleşip herşey yerine oturunca mis gibi bir roman okudum baştan pes etmediğime memnunum. Kazaklar, Çeçenler ,Ruslar hepinizi çok sevdim hatta bir araştırma mı yapsam diye heveslendim fakat vazgeçtim Tolstoy ne dediyse doğru kabul ediyorum konuyu kapatıyorum .
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
TOLSTOY VE İLK DÖNEM ESERLERİ ÜZERİNE
8/10
·275 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2021 12:57
Tolstoy'un annesi (Mariya), akıllı, oturup kalkmasını bilen, çirkince bir kadınmış. Olgunluk yaşlarına kadar evlenememiş, fakat her zaman evlenmeyi istemiş. Bir adam bulup evlendikten sonra, adam vefat etmiş. Sonra, Lev'in annesi, tam evlilikten ve erkeklerden vazgeçecekken genç bir adam bulmuş ve onunla evlenmiş. Genç adam bu nispeten yaşlı kadınla aşktan değil, iflasın eşiğinde olması dolayısıyla evlenmiş: Aslında Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, dış görünümü iç karartıcı olan ve üstelik kendisinden beş yaş büyük biriyle bu birleşmeyi aşkla tasarlamıyordu. İflasın eşiğindeydi ve yalnızca zengin bir evlilik onu sıkıntıdan kurtarabilirdi. Taşıdığı büyük isim, Rusya'daki herhangi bir mirasçı kadına tavsiye edilebilirdi. -Henri Troyat, Lev Tolstoy (s. 17) Adam, kadınla gayet güzel bir ilişki kurmuş, evlilikleri boyunca da birbirlerine hiçbir sıkıntı çıkarmamışlar. Ünlü yazar Lev Tolstoy'dan önce de kardeşleri doğmuş ve 28 Ağustos 1828'de, Yasnaya Polyana köyünde, Kont Nikolay İlyiç Tolstoy'un evinde bir oğlan çocuk, Lev dünyaya gelmiş: Küçük Nikolay henüz üç yaşına gelmişti ki Mariya'nın ikinci bir oğlu oldu: Sergey (17 Şubat 1826). Ertesi yıl yeni bir doğum: Dmitri (23 Nisan 1827). Yine bir yıl sonra, Tolstoyların büyük adının dördüncü mirasçısı da bölge kilisesi kayıtlarına geçti: "28 Ağustos 1828'de, Yasnaya Polyana köyünde, Kont Nikolay İlyiç Tolstoy'un evinde bir oğlan çocuk, Lev dünyaya geldi.'' -Henri Troyat, Lev Tolstoy (s. 23) Küçük Lev henüz birkaç yaşındaymış ki, annesi ölmüş. Annesinin yatakta ''ölü gibi'' yatması ve ona doyamaması, onu çok etkilemiş, hayatı boyunca unutamamış. Zaten dikkat ederseniz de,
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
7/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2019 56. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2019 16:47
Tolstoy okurken he zaman yorulmuşumdur. Dostoyevski gibi değil biraz daha yorucu bazen kitap bitmek bilmiyor. Bunun nedeni ise karakter tahlillerinin çok fazla olması. Ama yine de tolstoy okumayı seviyorum.
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
8/10
·275 syf.··
2020 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 17:12
Yazarin uzun sıkıcı cumlelerinden uzak kaldığı guzel akıcı bir roman olmuş. Konusu hali hazırdaki yaşamında anlam bulamayan Rus genci Olenin kendi istegiyle Kazak köyüne gorev istiyor. Kazak- Çeçen mucadesi içinde geçen yaşamı köylülerin arasında anlamaya çalışıyor. Rus -kazak hayat tarzını karsilastirip Kazakların basit ama yasamaya deger hayat sürdüğünü düşünüyor.
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
Puan vermedi·275 syf.··
2020 10. kitabı
#okudumbitti #tolstoy #kazaklar . . . "Bir kadını sırf güzelliği için sevmek mümkün mü? Bu bir heykeli sevmek gibi bir şey olmaz mı?" . . . "Sevmeden sevilmek felâkettir!" . . . Herkese iyi akşamlar Rus Edebiyatı denince aklıma gelen ilk üç yazardan biridir #tolstoy ve yazarı okumayı onun dünyasını çok seviyorum. Çoğu yerde kendimi okuyor gibi hissediyorum. Hikayelerinin romanlarının hepsi o kadar akıcı ki zaten kendimi kaptırmak çok da zor olmuyor . . . Kitabı okurken ne umdum bilmiyorum ama aşkı sevgiyi samimiyeti hayatın anlamını arayan bir Rus askeri okuyacağımı da hiç düşünmemiştim doğrusu Akıcılığı, betimlemeler, doğa tasvirleri muazzamdı. . .
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
9/10
·264 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:00
Yokuş aşağı giden bir bisiklette gibi hissettim kendimi. Daha güzel, daha heyecanlı, daha güçlü çok fazla roman okudum ama bu kadar akıcı çok az kitaba rastladım. Kitapla ilgili çok fazla bir şey anlatmaya gerek yok. Klasik bir dünya klasiği. Yolculuk var, sonu belli olmayan bir aşk üçgeni var, bilinmeyen bir toplumun günlük yaşantıları falan var. Bu kitaba dair söyleyeceğim tek şey; olağanüstü akıcı olması.
Edebiyat
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.