Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
31 Haziran 2005
Sayfa sayısı:
688
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099190
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Подросток
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Fyodor Mihayleviç Dostoyevski 30 Ekim 1821'de doğdu. Orta sınıfa mensup bir ailenin çocuğuydu ve mutsuz bir çocukluk dönemi geçirdi; genç yaşta edebiyata yöneldi. "delikanlı", Dostoyevski'nin bütün büyük romanları gibi bir özgürlük savaşının öyküsüdür. Özgürlüğü parayla satın alma arzusundaki başkahraman Dolgurukiy, hayata biraz da ironiyle bakan, gittiği her yerde babasının olmadığını söyleyen biridir. Yaşadıkları onu yıldırmayacak, gün gelecek kölelik yaftasından yavaş yavaş sıyrılacak, Dostoyevski'nin "Delikanlı"sı olarak çıkacaktır karşımıza.

"Ancak tükenmişsek artık, acı çekmek yetimizin sonuna değin acı çekmişsek ve yaşamın bütününü kor gibi yakan tek bir yara olarak duyumsuyorsak, eğer çaresizlik soluyorsak ve umutsuzluun ölümlerini, ölümşsek işte o zaman okumalıyız Dostoyevski'yi. Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşamafelce uğramışçasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiçbir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açığız demektir... Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz..."
750 syf.
·10 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Delikanlı kitabını bitirdikten sonra kendi düşüncelerime uygun bir görüş aramak amacıyla internet keşfine çıktım. Edward Hallett Carr'ın Delikanlı kitabı için demiş olduğu:

"Dostoyevski'nin hiçbir romanında bu kadar kişi yoktur ya da hiçbir romanında, kitap kapatıldıktan sonra okuyucunun aklında kesin bir izlenim bırakan bu denli az kişi yoktur,"
cümlesine kesinlikle katılıyorum.

Öncelikle kitaba İletişim Yayınevi'nden sahip olmayanlar için internette zar zor bulduğum, Dostoyevski severlerin kesinlikle okuması gereken çok faydalı bir adet önsöz ve sonsöz bırakıyorum.
ÖNSÖZ- Delikanlı Üzerine Notlar / Joseph Frank: https://docplayer.biz.tr/...evski-delikanli.html
SONSÖZ- Psikolog Olarak Dostoyevski / Edward Hallett Carr (s.231'den başlıyor):
https://issuu.com/...t_carr_-_dostoyevski

Kitabı bitirdikten sonra 65 sayfa inceleme yazısı okumak istemeyenler için bu 2 değerli yazıdan anladıklarımı size sunmak istiyorum.

Delikanlı kitabı, toplum mühendisi Dostoyevski için Ecinniler köprüsünü geçtikten sonra Karamazov Kardeşler hedefine varmadan okunması gereken son kitaptır. Kronolojik okumanın elzem olduğu bu dev isimde Öteki kitabındaki alter ego ve çift kişilik göndermelerine, Kumarbaz kitabındaki kumar tutkusuna, Suç ve Ceza'daki derin psikolojik buhranlara, Ecinniler kitabındaki politika, devrim, milliyetçilik ve din konularındaki dönemin siyasi anlayışına tanıklık etmek Delikanlı'nın parçalarını tamamlayabilmek için büyük bir önem taşır. Pek tabii ki Karamazov Kardeşler'in de buna dahil olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Gücün kaynağı olarak muazzam bir servet kaynağı ülküsünün Rus kültüründe Rothschild adıyla anılmasının 1850'lerde başladığını düşündüğümüzde, 1875 tarihinde basılmış olan Delikanlı kitabı için II. Aleksandr'ın 1861'de serfliği kaldırıp milyonlarca köylüyü özgürlüğüne kavuşturmasının epey önemli olduğunu söyleyebilirim.
Hatta Delikanlı'da 408. sayfada geçen:
"Bir Rus, kendisi için beylik, kökleşmiş yaşantı çemberinden dışarı çıkınca, sudan çıkmış balığa döner, ne yapacağını, ne edeceğini bilemez." cümleleri de toprak köleliği sisteminden çıkmış Rusların içine düştüğü başıboşluğu anlatır. Ayrıca Carr'ın Dostoyevski biyografisinde dediği gibi köylü Ruslar ilk kez bir Dostoyevski romanında bu kadar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Puşkin'in Byelkin Öyküleri'nde 1. tekil şahıs anlatıcının kullanılması gibi Delikanlı'daki Dolgorukiy karakteri de Rusların kendi kendilerini yine kendisine anlatması gibi algılanabilir. Hiçbir şeyden haberi olmayan ve bir kolu sosyalizm, diğer kolu da Rothschild serveti ülküsü tarafından çekilen delikanlı karakteri, 19.yüzyılın ikinci yarısında Rus düşünce dünyasında entelijansiya olarak kendini göstermiş kısmı temsil ediyor gibi görünen Versilov, eski kutsal ve Ortodoks Rusya'yı temsil eden Makar ve ailesi, 1870'de tarım merkezli Rus ekonomisinin sanayileşme dalgasıyla değişmeye başlamasını karşılayan Stebelkov karakteri, Lambert karakterinin bedenselliği ve maddeciliği ile bir karakter gökkuşağına dönüşür. Bu yüzdendir ki, Carr'ın dediği kesin bir izlenim bırakmama olayını kitabı bitirdikten sonra net bir şekilde yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü Ecinniler kitabının incelemesinde de bahsettiğim Neçayev devrimciliği fırtınası devamında gelen 1870ler neslinin Neçayevizmi artık ilginç bulmadığını bildiği bir Dostoyevski ile birlikte baba Versilov aracılığıyla aktarılır.

Peki neden Delikanlı okunmalı?

İnsancıklar'daki lirik gerçekçiliği görmeden, Öteki'deki ve Suç ve Ceza'daki kişilik bölünmesini, çift kişiliği görmeden, Ev Sahibesi'ndeki Ordınov'un bakışlarıyla karşılaşmadan, Beyaz Geceler'deki şehir tasvirleriyle, Budala'daki Mışkin, Rogojin, Filippovna karakterleriyle, sosyete ve idam mahkumu sahneleriyle tanışmadan, Kumarbaz'daki bir Dostoyevski denklemi olan tutkunun en istisnai duygusu olmasıyla karşılaşmadan, yeraltına inmeden, Ölüler Evinden Anılar'daki kürek mahkumlarının acıklı seslerini duymadan, Stepançikovo Köyü'ndeki kara mizahla ve yine Suç ve Ceza'daki id, ego, süper ego merdiveniyle tanışmadan, Ecinniler'in dev politika köprüsünden geçmeden, köprü geçildiği sırada Delikanlı kitabındaki karakter gökkuşağıyla tanışmadan köprünün karşı tarafında bulunan Karamazov Kardeşler tarafına kanatlanmanın bir anlamı olmayacaktır.

Üstte linkini verdiğim iki yazıdan anladığım kadarıyla Ivan Karamazov da aynı Versilov karakteri gibi çelişkili sözler sarf eden bir karakterdir. Din ile milliyetçilik sorgulamaları arasında kalan Dostoyevski'yi en iyi anlamlandırabilme kitabı olabilecek Karamazov Kardeşler için yüksek ülkünün istediği ahlaki-ideolojik aydınlanmanın eksik tarafı Delikanlı'da bulunan Makar karakteri, Dostoyevski'nin babasına duyduğu hem gücenme hem de sevme karşıtlıkları Dolgorukiy'in üvey babası Versilov ile arasında yaşadığı aile içi etkileşimler ile birlikte Hegelci tez-antitezin yüksek sentezde buluşması yüksek ve aşağı ögelerin birlikte kullanıldığı Delikanlı kitabında tamamlanır, diyebilirim.

Bu iki muhteşem yazıyı okuduktan sonra Dostoyevski'nin aklındaki psikolojik gelgitlere Edward Hallett Carr'ın Dostoyevski biyografisinde belirtmiş olduğu:
"Günah duygusunu bir yana bırakırsanız kurtuluşa ulaşamazsınız." cümlesiyle rahatlıkla ulaşabileceğimizi söylemeliyim. Ne kadar anlamlı ve gizleri açığa çıkaran bir cümledir bu!
666 syf.
·Beğendi·9/10
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
  • Ecinniler
    8.8/10 (248 Oy)288 beğeni760 okunma1.500 alıntı16.240 gösterim
  • Başkasının Karısı
    7.0/10 (223 Oy)156 beğeni804 okunma203 alıntı15.107 gösterim
  • Kazaklar
    8.0/10 (246 Oy)201 beğeni854 okunma540 alıntı7.272 gösterim
  • Çocukluk
    8.0/10 (260 Oy)234 beğeni1.042 okunma537 alıntı9.667 gösterim
  • Meyhane
    8.2/10 (269 Oy)245 beğeni985 okunma281 alıntı6.603 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (1.216 Oy)1.205 beğeni5.023 okunma2.023 alıntı27.530 gösterim
  • Nana
    7.3/10 (235 Oy)201 beğeni1.036 okunma92 alıntı11.795 gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (582 Oy)612 beğeni2.145 okunma1.564 alıntı16.943 gösterim
  • Ev Sahibesi
    7.5/10 (353 Oy)316 beğeni1.295 okunma897 alıntı7.925 gösterim
  • Yer Demir Gök Bakır
    8.7/10 (186 Oy)187 beğeni699 okunma197 alıntı5.833 gösterim
666 syf.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
666 syf.
·11 günde·7/10
Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var.

İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim.

İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık.

Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız.

Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze biraz göz gezdirdim ve yararlı şeyler var gibi duruyor. Oradan daha iyi açıklamalar bulabilirsiniz.

Pek de okumanız gerekmiyor bence. Yine de benim gibi bir Dostoyevski takıntılısı iseniz okumadan geçmeyin.
603 syf.
·4 günde·9/10
“Başkalarını yargılayabilmek için önce yargıç olmak, yargıç olabilmek için de acı çekmek gerekirmiş.”

Yazarın bu eserinde konuya giriş yapıp “bunu sonra anlatacağım” diye devam eden satırlarının sıklığı olayları takip etmenin zor olacağına dair bir ipucu gibiydi aslında.
Daha önce Dostoyevski okumamışsanız bu kitapla başlamamanızı öneririm. Sürükleyici ve akıcı değil. Zorlanarak okuduğumu itiraf etmeliyim. Sık sık geriye dönerek yeniden okuduğum çok sayfa oldu.
Kahramanların fazlalığı, onların iç dünyalarının karmaşıklığı, kurgunun dağınıklığı ve Dostoyevski ‘nin eserlerinde psikolojiyi fazlalıkla kullanması düşünüldüğünde epey sakin kafayla okumak gerekiyor.
Eserin temel konusu gayrı meşru bir çocuk olarak dünyaya gelen baş kahramanın delikanlı çağında yaşadığı aile ilişkileri, toplumsal değerlere kafa tutan davranışları ve iç çatışmaları. Elbette daha fazlasını bulacaksınız. İyi okumalar dilerim.
792 syf.
·67 günde·Beğendi·8/10
Hayatımda okuduğum en ağır kitaplardan biriydi. Dosto bu romanında olayları uzatmış da uzatmış gibi geldi bana. Bir ara yarıda bırakmayı bile düşündüğüm oldu.
688 syf.
·7/10
http://kitablogum.com/...ikanli-kitap-yorumu/
Dostoyevski'nin ölümünden altı yıl önce, 1875 yılında yayımlanan Delikanlı -her ne kadar Suç ve Ceza ya da Karamazov Kardeşler'deki metafizik ve varoluşsal derinliği yakalayamamış olsa da- Dostoyevski'nin diğer bütün eserleri gibi anlamlı bir "vicdan muhasebesinin meyvesi"dir.

Sadece eserleri mi?
Dönemin baskıcı rejimine karşı yürütülen bazı faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle tutuklanıp idama mahkûm edilen, ardından da affedilip cezası kürek mahkûmluğuna ve hapse çevrilen Dostoyevski, hapisten çıktıktan sonra, önceden gururla dillendirdiği ve tutuklanmasına neden olan ateist, devrimci ideolojiden (Fransız edebiyat eleştirmeni René Girard'a göre "kopya edilmiş, taklit ideoloji"den) kendisine zaten ait olmadığı gerekçesiyle vazgeçerek farklı bir kişiliğe bürünür. Değişiminin temelinde de, hiç kuşku yoktur ki -eserlerinde olduğu gibi- tarifi pek de mümkün olmayan bu vicdan muhasebesinin izleri vardır.

Aksi olsaydı eğer, her biri ayrı bir vicdan hesaplaşmasının yansıması olan bu muhteşem eserler yazılabilir miydi?

Nitekim başkahramanı Arkadyeviç Makaroviç olan Delikanlı adlı roman da, genç bir adamın, "kendini yargılamak" amacıyla, belleğinin en karanlık köşelerinden bulup ışığa çıkardığı anılarından oluşuyor.
666 syf.
·Puan vermedi
Bambaşka insanlarla tanışıp bambaşka hayatların içine girmek isteyenler için bir seçenek daha. Tıpkı her Dostoyevski kitabı gibi. Biraz kalınca ve karmaşık, yorucu. Bir o kadar da güzel. Kahramanların aralarındaki ilişkilere sasiracagiziniz, olay orgulerinde kaybolup, beklenmedik sonuçlarla karsilasacaginiz, baş kahramanın kendi ağzından yazdığı güzel bir roman.
Not: Elbette tavsiye ederim!
Dünden beri beynimi zorlayan sorular var. Okumak, özellikle de klasik okumak bize ne kazandırır? Çeviriler ne kadar verir romanların tadını? Sadece Türkçe yapıtlar okumak daha mı mantıklı? Bütün bunlar aklımı karıştırdı durdu fakat yukarıdaki cümleyi okuyunca anladım ki çeviri de olsa böyle bir öğüt veriyorsa bir kitap asla burun kıvırmamak gerekir. Hele hele bu kadar büyük bir yazarın kitabına çeviri diye uzaklardan bakmak büyük hata. Şimdilik çevirmenlerin ellerinden tutup onların feneriyle yolu bulmak da aslında hiç fena bir iş sayılmaz. Tabi ki edebi hazzı tartışmak söz konusu değil ama ne mümkün...
666 syf.
·32 günde·Beğendi·9/10
Eveeet!, yazarında sıkça ifade ettiği gibi evli bir kadının yasal olarak illegal, gönül olarak legal birlikteliğinden dünyaya gelen bu delikanlı oldukça zeki ve bir ülküsü bulunan gençti. Çocukluk döneminde ebeveyn yokluğunu sıkça çeken delikanlımız yaş ilerledikçe "okuma yazma" öğrenişiyle karakteri oturmaya başlıyor.. Yatılı bir okula yazılarak devam eden macerası orada soylu ailelerin çocuklarıyla birleşince bir ayrım ortaya konuyor yatılı okulun sahibi tarafından.. Okulda kalmasına izin verirken aynı zamanda kendi zevklerini ve el ayak işlerini yerine getirttiren bu sahip onu tam bir genç bir uşak konumuna sokuyor. Arkadaşları tarafından fark edilen bu ayrım hemen alay ve dayak ile küçük çocuklarda tepkimeye yol açıyor.. Yer yer dayak ve alaycı hatta aşşağılayıcı sözlere fazla dayanamayan delikanlımız, " Yetti canım bu saçmalık deyip " , annesini de bu karardan önce görüp, yatılı okul sahiplerine yalvararak " Onu yetiştirin, merhamet edin ve onu okutun, Tanrı sizinle olsun " diyerek yerlere eğilmesiyle bir hayli körükleniyor ve bir akşam şimsekli bir gecede okuldan çok çok uzakta başlıyor hikaye...


Dediğim gibi gayet zeki bir çocuk olduğu için delikanlımız, hayıflanıp sızlanacağına ailesinin yokluğunun sebebini öğrenmeye çalışıyor, bilgiler topluyor. Karşılaştığı bu gerçeklere üzülmeyip kendi ülküsünü oluşturuyor. İleride bu ülküye ihaneti görülüyor fakat hala peşine düşebilecek bir genç olarak kalıyor. Zaman sizlere kendi yalanlarınızı söyletir..
Bir çok yerde sahidi oldum bu saheserde de olduğum gibi ve ne üzücü kendini beğenmişlik, ne üzücü yokluğunu hissettiğimiz çocukluk dönemi hatıralarını büyüyünce yakalamaya çalışmamız, oluşan zaafımız. Yazar bir çok yerde gözümde defalarca alçalıyor fakat gururlu bir genç olduğunu düşünmekten vazgeçmiyor.
Belki de alçaklığı benim vicdan duyguma göreydi pek tabiki bu daha mantıklı bir açıklama! Üniversite hayatına başlamadan ülküsu adina yollara düşen bu genç gerek intaharlarla karşılaşsada aslinda güçlü bir karakter olduğunu segiliyor, fakat ülküsünün aslinda aile özleminin doğurduğu inanılmaz açlık olduğunu görmüyor onlar ne yapsarsa yapsın unutuyor , affediyor ve bir kulp bulup bizlere sunuyor.. saygilar bu gerçekleri görenlere saygilar..
666 syf.
Neden hala heyecanla Dostoyevski okunur, incelenir, konuşulur?
Çünki aldığı nefesin burnundan çıkış hızına kadar detay verir. Bahsettiği her karakter, her tip, her kahraman; yazar gözüyle anlatılır. Karakterlerin gördükleri halleriyle değil.
Emniyetsizlik diz boyudur. Beyninin her kıvrımında, hastalığın her hücresinde gezdirirken o da boş durmaz ve kara veba gibi sarar.
Okuma terbiyesi kazandırır. Anlatmak için uğraşmadığı aşikardır. Beynindeki o deli kıpırtıyı atmak, boşaltmak, sağaltmak. Dertleriyle kendi yüzleşmesine tanıklık ne şahane bir lütuf. Herkese yüz seneyi geçiktir kendini okutuyor. Hala en popüler adam. Aşılamıyor.
Hız, eğlence, erotizm, fantastik dünyalar arayanlar bu dingin deliliğe bulaşmasınlar rica ediyorum. Gözünüz var diye okumayın lütfen. Neyse.

Delilik fütursuzluğu. Dehre bir şükür savruntusu ve burun kanaması.
666 syf.
·8/10
İlk öncelikle bu kitabı okuyacaksanız baştan dikkatlice ve derin bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Yoksa anlamakta bayağı güçlük çekersiniz.Onun dışında sevebileceğiniz bir kitap.
İnsanlarda ruh güzelliği yok, olmasını da istemiyorlar. Hepsi mahvolmuş ancak herkes kendi kendi mahvoluşuyla övünüyor.
Dostoyevski
Sayfa 125 - Engin Yayınevi
Niçin ille de intikam ateşiyle içimiz alev alev, birbirimize dişlerimizi gıcırdatarak, lanet okuyarak ayrılalım? Birbirimizin boynuna sarılmaya gerek yok elbet, ama birbirimize saygı duyarak da ayrılabiliriz, öyle değil mi?
Dostoyevski
Sayfa 164 - Engin Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
31 Haziran 2005
Sayfa sayısı:
688
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099190
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Подросток
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Fyodor Mihayleviç Dostoyevski 30 Ekim 1821'de doğdu. Orta sınıfa mensup bir ailenin çocuğuydu ve mutsuz bir çocukluk dönemi geçirdi; genç yaşta edebiyata yöneldi. "delikanlı", Dostoyevski'nin bütün büyük romanları gibi bir özgürlük savaşının öyküsüdür. Özgürlüğü parayla satın alma arzusundaki başkahraman Dolgurukiy, hayata biraz da ironiyle bakan, gittiği her yerde babasının olmadığını söyleyen biridir. Yaşadıkları onu yıldırmayacak, gün gelecek kölelik yaftasından yavaş yavaş sıyrılacak, Dostoyevski'nin "Delikanlı"sı olarak çıkacaktır karşımıza.

"Ancak tükenmişsek artık, acı çekmek yetimizin sonuna değin acı çekmişsek ve yaşamın bütününü kor gibi yakan tek bir yara olarak duyumsuyorsak, eğer çaresizlik soluyorsak ve umutsuzluun ölümlerini, ölümşsek işte o zaman okumalıyız Dostoyevski'yi. Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşamafelce uğramışçasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiçbir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açığız demektir... Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz..."

Kitabı okuyanlar 734 okur

  • Merve Şık
  • Gülşah ilgin
  • Enes
  • Nursel
  • Hacer şanver
  • ENGİN CİDA
  • Gulsah Erguler
  • seyhan yönlü
  • Elvan
  • Atilla EREN

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3 (5)
9
%1.8 (3)
8
%4.3 (7)
7
%2.4 (4)
6
%0.6 (1)
5
%1.2 (2)
4
%0
3
%0
2
%0.6 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları