Agnes kendini istenmeyen, uygunsuz, fazla esmer, fazla uzun, gereğinden fazla itaatsiz, dik başlı, sessiz, garip biri gibi hissederek büyüyor. Ona yalnızca tahammül edildiğini; can sıkıcı, işe yaramaz, sevilmeyi hak etmeyen biri olduğunu; evlenmek istiyorsa kendini bütünüyle değiştirmek, bastırmak zorunda olduğunu hissederek büyüyor. Aynı zamanda insanın olmak zorunda olduğu kişi olabildiği için değil, olduğu gibi, koşulsuz şartsız sevilmesinin nasıl bir şey olduğunu hatırlayarak büyüyor.
Oradan çekip gitme, isyan etme, kaçıp kurtulma ihtiyacı öyle bir büyüyor ki ağzına kadar doluyor: Oradan çıkma, kaçma, başını alıp başka bir yere, olabildiğince uzağa gitme isteğiyle öylesine dopdolu ki...