Okuduğumda umursamaz başı boş ruh halimin ayyuka çıktığı dönemlerdi sanırım…sanırım diyorum çünkü orta yaşlarda ve belli başlı sorumlulukları hayat sırtınıza yüklediğinde anlıyorsunuz tam olarak tutunamayan bir insan olduğunuzu .Her ne kadar çabalasanızda yalnız kalındığında anlıyorsunuz aslında kalabalıklar içinde bir tutunamayan olduğunuzu …
Sanat kelimesinin şu tanımlamasını bir dinle, daha iyisi yapılamaz bence: “Sanat doğaya eklenmiş insandır.” Evet, doğayı, gerçeği, hakikati dile getirmektir sanat ama sanatçının doğaya kattığı, ayırıp belirttiği, özgürleştirdiği, aydınlatıp renklendirdiği bir anlam, bir görüş ve bir özellikle dile getirmektir
İsa’ya
gelince, o çetin bir hayat süren bir işçiyi avutabilecek, gönlünü rahatlandırıp pekleştirebilecek güçte bir Tanrıysa, kendisinin de sonsuz acılar görmüş, insanın bütün çilelerini çekmiş, Tanrının oğlu olduğu halde, bir marangozun oğlu olarak yaşamış ve Tanrı buyruğunu yerine getirmek için otuz yıl
fakir bir marangozhanede yaşamış olduğundandır. Tanrı insanın da yeryüzünde İsa gibi yaşamasını ister, yoksulluğa katlanıp büyük şeylere göz dikmekten sakınmasını ve İncil’den
ders alarak iyi yürekli ve alçakgönüllü olmasını buyurur.
Ne çok güzellik var sanatta! İnsan gördüğünü aklında tutabilirse, her zaman yapacak, düşünecek bir iş bulur kendine,
yalnız kalmaz hiç, gerçekten yalnız sayılmaz