Vincent Van Gogh

Vincent Van Gogh

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.5
1.142 Kişi
okuyor-dolu
3.743
Okunma
v3_begen_dolu
744
Beğeni
goz
15,3bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Hollandalı ard izlenimci ressam
Doğum
Zundert, Hollanda, 30 Mart 1853
Ölüm
Auvers-sur-Oise, Fransa, 29 Temmuz 1890
Yaşamı
Hollandalı ard izlenimci ressam. Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı[2] eserleri arasında yer alır. Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra da Belçika'da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880'den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Paris'te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş; Güney Fransa'da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir. Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resmi ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888'de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. Kimi sanat tarihçileri Gauguin ile yaptıkları hararetli bir tartışma sonucu Gauguin'in isteyerek ya da kendini gard amaçlı olarak Van Gogh'un kulağını kestiğini de iddia ederler. Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theo'dan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872'den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir. Van Gogh'un, Theo'ya yazdığı mektup sayısı 600'den fazla iken; Theo'nun, Van Gogh'a yazdığı sadece 40 mektup bulunabilmiştir. 20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve Empresyonizmin öncülerinden kabul edilmektedir.
252 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
‘’Sanat sevgisi gerçek sevgiyi ortadan kaldırır.’’
Sitede yaptığım ilk inceleme, Van Gogh aşığı olduğum için bu kitabı puanlayarak geçmem çok büyük vefasızlık olurdu, dolayısıyla uzun bir inceleme olacak… En başta söyleyebilirim ki sayısız kaynak okudum, video izledim Van Gogh’la ilgili, ancak bu eser tamamen birinci dereceden bir kaynak, o yüzden onu başkalarından değil, kendinden tanımanızı öneririm, açıkçası onunla ilgili okuduğum ilk kitap bu olmadığı için biraz suçluluk hissettim. Kitap Van Gogh’un Theo’ya 18 sene boyunca yazdığı mektuplardan oluşuyor. (Bunların aşk mektupları olmadığına dair bir açıklama yapmak istiyorum, bu şekilde kitabı alıp sonrasında yarım bırakan çok kişi var çünkü.) Vincent’in 200’e yakın mektubu bulunabilmiş, Theo’nunsa 40 civarı (Theo’ya kötü laf edilmesin lütfen eminim daha fazladır ama Vincent’ın göçebe yaşam tarzından dolayı -37 sene 38 farklı adres- mektupları kaybettiğini düşüyorum  ). Theo’nun yazdıklarını da görmek isterdim kitapta ancak Vincent çok düşünceli adam, mektuplarında Theo’nun bahsettiği konulara da yer vererek bizi iyice aydınlatıyor. Aralarındaki sevgi beni çok etkiledi. Normalde abiler kardeşlerine yardımcı olur ama Theo senelerce abisini maddi manevi desteklemiş, sık sık ziyaret etmiş. Ne isterse yerine getirmeye çalışmış ve belki de 30 değil de 37’sine kadar yaşayabilmesinin tek sebebi. Zaten abisi vefat edince o da acıya dayanamayıp 6 ay sonra vefat etmiş, geride çok sevgili eşi Jo’yu, Van Gogh’un da gözdesi küçücük oğlu Vincent’ı bırakarak… Van Gogh, Hollanda kökenli bir ressam. Ondan önce onunla aynı isimde bir erkek kardeşi oluyor ancak çok küçük yaşta vefat ettiği için ailesi yeni doğan çocuklarına öncekinin anısına ‘’Vincent’’ (Zafer) ismini veriyor. Araştırmacılar, ölen çocuğunu hatırlattığı için annesinin Vincent’ı pek sevmediğini, anne ilgisinden mahrum kalarak büyüdüğünü söyler. Babası koyu bir din adamı ve oğlunun da maalesef bir din adamı olmasına sebep oluyor. ‘Maalesef’ diyorum çünkü Van Gogh’un resme geç başlaması bu yüzdendir. Çok okuyan, kendini geliştiren, sanata fazlasıyla düşkün bir adam görüyoruz. ‘Adam zaten ressam tabi ki sanata düşkün olacak’ diye düşünülebilir ama Van Gogh’un hayatında 27 yaşına kadar resme dair tık yok, tam bir din adamı ve eğitmen. Zaten kitabın ilk sayfalarında hissettiği ilahi aşkı, İncil’den sayısız alıntısını görünce de anlayacaksınız bunu. Zamanla Van Gogh, vaizlikten kopuyor ve kendini resme yönlendiriyor, yaş 27. 37 yaşında dünyadan ayrılan bir sanatçı için gerçekten çok geç bir yaş. Fazlasıyla duygusal, naif bir adam. Hevesinin kırılmasından, anlaşılmamaktan, yeteneklerine inanılmamasından fazlasıyla yorgun. ‘’Elimden gelen işi yaptım, çalıştım. Sözcüklere gerek kalmadan beni anlayacaklarını sandım.’’ (syf. 66) Ama o, tüm bu kötü zamanlarında kendini sıkı çalışmaya veriyor, ‘’… insan melankoliye kaptırmamalı kendini, başka yerlerde avuntu aramalı, en iyisi çalışmalı, çalışmalı.’’ (syf. 118) Belki de resimle geçirdiği 10 yıl içinde 2000’e yakın eser üretmesini bu karanlık hayatına borçluyuzdur. Ayrıca çalışanlara, köylülere duyduğu sevgi ve saygı çok derin. İlk eskizlerinde madencilere, çiftçilere fazlasıyla yer veriyor. Hevesinin kırıldığı zamanlarda vaizken yardım amaçlı gidip vaaz verdiği maden işçilerini düşünerek onları idol alıyor kendine ‘’bir madenci gibi inançla çalışmaya devam etmeli.’’ Çünkü onların yolu da karanlık ama elmasa, altına, madene ulaşabilme çabasıyla gece gündüz kürek sallıyorlar, belli ki onlarda kendini görüyor. Millet ve Rembrandt Van Gogh’un çok etkilendiği sanatçılar. Özellikle Millet. (Millet’nin eserlerine bakarsanız bu etkinin ne çaplı büyük olduğunu göreceksiniz.) Mektuplarında Millet sevgisini açık açık görüyoruz; ‘’Bana bak Theo, Millet ne büyük adammış.’’ (syf. 63). En başta ünlü tabloların kopyalarını çıkararak başlıyor, bahsettiği tüm tablolara 2 dakikanızı ayırıp bakın lütfen, Van Gogh’un çizimlerinin çok daha başarılı olduğunu göreceksiniz siz de  ‘’Çünkü gözümün önündekini olduğu gibi tuvale yansıtmaya çalışacağıma kendimi daha güçlü bir biçimde ifade edebilmek için renkleri daha keyfi kullanıyorum. ‘’ (syf. 187) Van Gogh renklere ve uyumlarına gerçekten çok dikkat ediyor, renk seçimini ve hangi rengi neden kullandığını çok güzel anlatmış, o çok sevdiği sarının, kırmızı ve yeşil tonların onun için ne anlama geldiğini bir de kendisinden dinleyin. Hollanda’da sarı ‘hüzün’ anlamına geliyor, sarıyı bu derece kullanmasının sebebinin bu olduğunu iddia edenler olacaktır ama magazinden tamamen uzak olarak sarı ve turuncunun Van Gogh için ne anlama geldiğini bir de kendinden dinlemek lazım. ‘’Ah Theo, tonlar ve renkler ne büyük şeyler! Bunları hissetmeyi öğrenemeyen birisi ise gerçek yaşamdan ne kadar uzakta kalacak.’’ (syf. 52). Tabloları analiz edilebilir ama duygularını da analiz etmeye kalkışmak mantıksız bir hareket. Sonsuz teorimiz olabilir ama biz onu hiçbir zaman yeterince anlayamayacağız. Sayısız eskizler, çalışmalar yapıyor ve her taslağı Theo’ya gönderiyor. Theo sanat simsarı ve çok geniş bir çevresi var. Van Gogh’un çizimlerini dönemin ünlü sanatçılarına gösteriyor, galerilere götürüyor, Van Gogh‘u tanıtıyor bir nevi. Theo’dan başka mektup arkadaşları da var, ancak Theo haricinde hiçbiri gönderdiği eskizleri doğru düzgün değerlendirerek ona yol göstermiyor. Hatta ‘’yakın’’ arkadaşı saydığı kişilerden acımasız hakaretler duymuşluğu da var, hele Teersteg diye bir şahıs var, neyse okuyunca siz de cümleye nasıl devam etmek istediğimi anlayacaksınız. ‘’… kendi payıma diyorum ki: Eğer şimdi değersizsem ilerde de değersiz olacağım, ama ilerde değerli olacaksam, şimdi de değerliyim. Çünkü mısır mısırdır, her ne kadar kentliler onu ilk bakışta ot sansa da…’’ (syf. 41) Gazeteci Eduardo Galeano’nun bu konuda gerçekten çok güzel bir sözü var; ‘’Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hapishanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.’’ Ne kadar da acı! İçinde bulunduğu ciddi maddi sıkıntıya rağmen - tek geçim kaynağı kardeşi Theo’nun yaptığı yardımlardı, onları da temel ihtiyaçlarına değil yağlı boyalara harcıyordu – azimle, inançla çizmeye devam ediyor ‘’Resimlerimin harcamalarımı karşılayacağı noktaya varmam, hatta geçmişte yaptığım harcamalar göz önünde tutulursa, bu noktayı geçmem gerek. Neyse, günün birinde olacak elbet. Her yaptığım başarılı olmuyor, kabul, ama ilerliyorum.’’ (syf. 174) her biri mükemmel olan o tabloların başarısız olduğunu sanıyor, ne kötü. Maddi imkânsızlıklar yüzünden model bulamıyor kendine, o da sık sık postacı arkadaşı ve ailesini çiziyor, portrelerini çiziyor, peyzaj resimleri yapıyor. İyi ki de peyzaj resimleri yapmış, her biri baharı andıran çiçekli bir sürü güzel eseri var, (detay vermeden geçemem; İrisler, Çiçek Açan Badem Ağacı, Ağaç Kökleri, Gelincikler, Provence Çiftlik Evi, Auvers’teki Evler) yaz güneşinin altında çalışan çiftçileri (Arles’te Kırmızı Bağ, Siesta) izlerken siz de sıcaktan bunalıyorsunuz, ‘Tohum Saçan Adam’a gidip yardım etmek istiyorsunuz. Yaşarken sadece bir adet tablosunun satıldığını görebiliyor. Tablosu ‘Arles’te Kırmızı Bağ’, bu muhteşem tabloya bir göz atmanızı öneriyorum. Theo’nun başka bir satış yaptığı da kayıtlara geçmiş ancak hangi eseri olduğu bilinmiyor. Ne yazık ki ölümünden 10 sene sonra parlıyor yıldızı. Belki bu mektupların yavaş yavaş intihara gidişinin yazılı belgesi olduğunu düşünenler olabilir. Sayfalar ilerledikçe Van Gogh’un yükünü kendi omuzlarınızda hissetmeye başladığınız doğru - duygularını bu kadar güzel yansıtan çok az yazar var, Van Gogh’un kalemi gerçekten çok kuvvetli - ama son sayfalarda iyileşmeye çalışan bir adam görüyoruz. Çünkü hastalığının resim yeteneğini elinden almasından ‘çok korkuyor’, ölümden, hastalıktan, sevdiklerini üzmekten değil; resim yeteneğini kaybetmekten. Böylelikle daha çok anlam kazanıyor ‘’Sanat sevgisi gerçek sevgiyi ortadan kaldırır.’’ sözleri. Artık öğünlerini aksatmıyor, doktoruyla düzenli olarak görüşüyor, kısa yürüyüşlere çıkıyor. İyileşme çabasını gördükten sonra gerçekten inanamadım intihar etmiş olduğuna, gerçi hala inanmıyorum orası ayrı. Ne kadar melankolik yaşamış olsa da hayatı seven bir adam. Kardeşlerini çok seviyor, arkadaşlarını çok önemsiyor. Gaugin onu Arles’da ziyaret edeceği zaman günler öncesinden hazırlıklara başladı, duvarlarına asmak için 20 adet ayçiçeği tablosu yaptı (Çünkü Gaugin bir mektubunda ‘Ayçiçekleri’ tablosunu beğendiğini söylemişti.). Kardeşinden tekrar borç alarak odasına yeni mobilyalar aldı, sırf arkadaşı onun yanında rahat etsin diye, sırf onu terk edip gitmesin diye. İçindeki insan sevgisini görüyor musunuz? Yalnızlık ve anlaşılamamak yavaş yavaş tüketti Canım Vincent’ı. Van Gogh gerçekten çok aydın bir adam. Belki de her şeyin farkında olmak bu derece üzmüş, kendi içine kapatmıştır onu. Sıfırdan başlayan resim yolculuğunda yaşadığı zorlukları, kendini teselli edişlerini, insanların ‘’küçücük’’ sandığı sözlerinin karşısındakine ne denli zararlar verebileceğini, her şeye rağmen inanıp kimseyi dinlemeden devam etmenin önemini çok iyi anlıyorsunuz. Okuyanlar mutlaka Mektuplar’da kendine ait bir parça bulacak. ‘’İnsan kötü zamanlarında neler yapmalı, kurtuluşu nerelerde aramalı’’ gibi birçok soruya da yanıt bulacaksınız. Dönemin insanlarına, siyasetçilerine de çok güzel taşlamaları var her okuduğunuzda ‘’bunlar o zamanın insanları mı yoksa günümüzden mi bahsediyor’’ diye şüpheye düşebilirsiniz, gelecek için de çok güzel analizler yapmış. Sanki hala aramızda, bizimle yaşıyor gibi… Van Gogh’u anlamamız için en sağlam, en temel kaynak. Ancak derin bir Van Gogh hayranıysanız kitap sizi fazla etkileyebilir, sindire sindire okuyun. Son sözlerini okurken duygulanmayacak çok az insan vardır. Her mektubun sonunda Vincent’ı karşıma alıp ‘’Korkma, devam et, ben sana inanıyorum.’’ diyerek sıkı sıkı sarılmak istedim. Biz çok güzel bir sohbet geçirdik, bazen o beni anladı, bazen ben onu. Bitirmeye kıyamadığım bir eser oldu. Birçok alıntı paylaştım, paylaşmaya kıyamayıp kendime sakladığım ders niteliğinde bir sürü sözü var kitapta. Ne güzel olurdu bu aydın, pırıl pırıl düşüncelere sahip adamla Kafe Teras’ta oturup 2 çift laf edebilmek… Benden çok farklı bir zamanda yaşamış ama benimle aynı şeyleri hissetmiş, en iyi arkadaşım, sırdaşım olmuş olan bu büyük sanatçıya selam olsun! ‘’Böyle işte, ben kendi çalışmalarım için yaşamımı tehlikeye atıyorum. Bu çalışma uğruna yarı deli bir insan oldum, olsun.’’
kamera
Theo'ya Mektuplar
kamera
Vincent Van Gogh
kamera
Theo'ya Mektuplar
kamera
Vincent Van Gogh
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.5/10 · 3.710 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
252 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Van Gogh eserlerini çok sevdiğim ve beğendiğim bir sanatçı, bu konuda yalnız olduğumu da sanmıyorum. Hayatına dair bilgiler ve eserlerinde kullandığı renkler, şekiller hakkında bilgi almak için başvurulacak en güvenilir kaynaklardan birisi elbette kardeşine yazdığı mektuplardan oluşan bu eserdi. İçinde yoğun şekilde sanatlı ve anlamlı cümleler bulacaksınız, yıllar içinde yaşadıklarına, eserlerinin oluşum sürecine de tanıklık ediyorsunuz bir bakıma. Sanatına ve hayatına ilgisi olanların okumaları gerektiğini düşünüyorum. İyi okumalar.
kamera
Theo'ya Mektuplar
kamera
Vincent Van Gogh
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.5/10 · 3.710 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;