• 688 syf.
    ·7/10
    http://kitablogum.com/...ikanli-kitap-yorumu/
    Dostoyevski'nin ölümünden altı yıl önce, 1875 yılında yayımlanan Delikanlı -her ne kadar Suç ve Ceza ya da Karamazov Kardeşler'deki metafizik ve varoluşsal derinliği yakalayamamış olsa da- Dostoyevski'nin diğer bütün eserleri gibi anlamlı bir "vicdan muhasebesinin meyvesi"dir.

    Sadece eserleri mi?
    Dönemin baskıcı rejimine karşı yürütülen bazı faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle tutuklanıp idama mahkûm edilen, ardından da affedilip cezası kürek mahkûmluğuna ve hapse çevrilen Dostoyevski, hapisten çıktıktan sonra, önceden gururla dillendirdiği ve tutuklanmasına neden olan ateist, devrimci ideolojiden (Fransız edebiyat eleştirmeni René Girard'a göre "kopya edilmiş, taklit ideoloji"den) kendisine zaten ait olmadığı gerekçesiyle vazgeçerek farklı bir kişiliğe bürünür. Değişiminin temelinde de, hiç kuşku yoktur ki -eserlerinde olduğu gibi- tarifi pek de mümkün olmayan bu vicdan muhasebesinin izleri vardır.

    Aksi olsaydı eğer, her biri ayrı bir vicdan hesaplaşmasının yansıması olan bu muhteşem eserler yazılabilir miydi?

    Nitekim başkahramanı Arkadyeviç Makaroviç olan Delikanlı adlı roman da, genç bir adamın, "kendini yargılamak" amacıyla, belleğinin en karanlık köşelerinden bulup ışığa çıkardığı anılarından oluşuyor.
  • 592 syf.
    ·38 günde·7/10
    Nöbet günüm kafamda bu kitabın finali
    incelemeye başlayayım dedim
    Yazarın fi ci pi üçlemesini okumadım açıkçası ben elime aldığımda kitabı bir not kağıdı edineyim diye düşündüm (malum 500 kusur sayfa) karekter leri ilk bir kaç bölümde sayıca fazla gelmişti tabi not işi yarıda kaldı okudukça karekterleri hızla çözüyor kodluyor insan

    Ama ben biraz da sizlere ana karekterlerden bahsetmek istiyorum

    Ülkü romanının ana karekter lerin den biri aydın ilinin küçük bir kasabasından kurtuluş savaşı sonrası evin tüm erkeklerini kaybedip İstanbula gelen cumhuriyetin değerini anlamis eve erkeklik yapan güzel asıl bir o kadar da fedakar kız

    Selim osmanlı sadrazam torunu olan cumhuriyetin amacını anlayamamış tek isteği padişahlık döneminde yaşadığı rahata saygınlığa dönmek olan yakışıklı eğitimli biraz da çapkın bir delikanlı

    Bu iki farklı karekteri birbirine aşkını bağlayan yazarımız aradaki zorlukları

    ailedeki bireyleri çok güzel açıklamış

    Ben kitapta en çok ülkü nun kardeşlerinin öğretmeni fred in bölümlerini beğendim
    Fred çanakkale de oğlunu kaybeden Atatürk ün mektubu ile bu vatana gönüllü hizmet eden Avustralya li bir öğretmen ve gerçekten insanlık tarihi bilgileriyle bizi düşündürüyor

    Kitapta o dönemde ülkemiz üzerine yürütülen yabancı politikalardan ve gizli çalışmalardan da bahsediliyor ve bu ajanların karekterlerimizle bağlanışiyla bizlere keyifli bir okuma serüveni sunuyor

    Son bir sözüm de yazarımız in şehvetten kokan misralarina belki bu noktalar onun kaleminin süsü olsa da bence daha az değinse tadından bişey kaybetmezdi herkese keyifli okumalar dilerim
  • Çiçeklideresinin beri yanı Şahinin kayası...Şahinin kayası sarp, yüce, dümdüz, göğe ağmış yosunlu bir kayadır. Şahinin kayası efsanelere karışmıştır. Destanlarda söylenir.Şahinkaya pınarı...Dört bir yanı yeşil, küçük ağaçlar, kokulu yarpuzlar sarmıştır. Üç kavak boyu yukardan, sarptan kokular gelir. Köpüklü su iner, kayanın duvar dibi yüzünden.
    Şahin meraklısı bir genç varmış eskiden. Kayanın yüzündeki delikler, şahin yuvası. Şahinlerin civciv çıkarma zamanı bir şahin yavrusu almak ister. Şahin yuvası duvar gibi düz kayalığın orta yerinde. Ne alttan çıkılır, ne üstten inilir. Delikanlı uzun, kalın bir ip bulur, tepedeki en kalın ağaca bağlar. Şahin yuvasına doğru sarkar. Yavruyu alır koynuna koyar. Bu sırada ana şahin işten haberdar olur. Hışımla gelir, kanadıyla ipe çarpar, ipi kılıç gibi keser. Delikanlı, koynunda şahin yavrusu, aşağı düşer, parça parça olur.
    Kaya bu yüzden Şahinin kayası olmuştur.
    Yaşar Kemal
    Sayfa 363 - YKY
  • Kuş omzuna tünemişti. Silahşor, "Katır?" diye sordu. "Onu yiyeceğim." "Pekâlâ." Brown elini uzattı. Silahşor de bu eli sıktı. Delikanlı başıyla güneyi işaret etti. "Dikkatli ol." "Öyle yapacağım." Birbirlerine başlarıyla selam verdiler. Silahşor yürümeye başladı. Beline tabancalarını ve su tulumlarını takmıştı. Bir tek defa dönüp geriye baktı.