John Verdon

John Verdon

Yazar
8.3/10
10,3bin Kişi
·
40,9bin
Okunma
·
1.819
Beğeni
·
35,3bin
Gösterim
Adı:
John Verdon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bronx, New York, Amerika Birleşik Devletleri, 1 Ocak 1942
John Verdon 1 Ocak 1942 doğumlu Amerikalı bir yazardır.

Yazar, başlangıç kariyeri olarak Manhattan'daki birçok reklam şirketinde yöneticilik pozisyonunda çalıştı. Emekli olduktan sonra, hikâyesindeki kahraman gibi, eşiyle birlikte New York merkezinden uzak, kırsal bir kesim olan Catskill Dağları'na taşınmaya karar verdiler.

Aklından Bir Sayı Tut, Gözlerini Sımsıkı Kapat, Şeytanı Uyandırma ve Peter Pan Ölmeli adlı romanlarıyla adından söz ettiren yazar, yazmış olduğu seride kendi iç dünyasında da fırtınalar kopan, işkolik dedektif Gurney'in Amerika'da işlenmiş korkunç, esrarengiz ve büyük ses getiren cinayetleri başarılı ve soğukkanlı bir şekilde çözümünü ele almaktadır.

Eşi Naomi, yazdığı romanlara ilham kaynağı olmuştur. Taşınırken taslak halinde olan Aklından Bir Sayı Tut romanını, taşındıktan iki yıl sonra tamamladı. Birçok eleştirmen olumlu yorum ve teşvikleriyle, ona ikinci romanı olan Gözlerini Sımsıkı Kapat adlı eserini yazmaya ikna etti. Bu başarılı romanları sırayla takip eden Şeytanı Uyandırma Peter Pan Ölmeli ve Kurt Gölü adlı kitaplar, Dave Gurney polisiye/dedektif serisinin oluşmasında önemli roller oynadı.

Dave Gurney polisiye serisi yayınlandığı 25 ülkede ilgi topladı. Serideki kitaplar, iki düzineden fazla dile çevrilmiş ve birçok ülkede çok satanlar listesine girmiştir.
480 syf.
·Puan vermedi
Matematikten nefret ederim. Sayılar hiç ilgimi çekmez. Üzerinde sayı olan bir kitap mı asla dokunmam. Sayılar rakamlar sadece paranın üzerindeyken değerlidir benim için.

Çok satanlarda kapak resmini görünce kesinlikle benlik değildir deyip eledim bu kitabı üzerinde kocaman rakamlar var ne kadarda ürpertici. Kesin matematikten bahsediyordur diye düşündüm.

Aradan zaman geçti. Bir gün arkadaşım bu kitabı bende unuttu. Kapağında Tess Gerritsen kıskandım diye yazmış. Tess Gerritsen bile kıskanmışsa vardır bir hikmeti deyip açtım. Açtım ve bir daha kapatamadım. Sabahın 4ünde kitap elimde uyuyakalmışım. Arkadaşım kitabım sende mi kalmış diyerek arayıp uyandırdı. Bilmem bakarım dedim. Daha okunacak 200 sayfa var diyemedim. Arkadaşım yine aradı baktın mı buldun mu. Ne var kudurdun diyecektim ayıp olurdu. Gerçekten meraktan kudurtan bir kitaptı.
O soğuk karlı günde hemen kitapçıya koştum. Yoğun merakım yarım kalmamalıydı. Bulmacayı çözemiyordum aklımda bir sürü şüpheli vardı. Dave Gurneyden bile şüphelendiğim oldu. Heyecanla sonunu bekliyordum acaba ne oldu. 3 kitabını birden aldım o gün ve Madeleine bana kahve yapsa bende keyifle kitabı okusam diyerek eve koştum.

Ben kitap hakkında inceleme yazacaktım değil mi? Zaten herkesin bildiği, okuduğu, beğendiği bir kitap. Yazılması gerekenler çoktan yazılmıştır. Ben inceleme yazmak için geç kaldım. Evet Dave Gurney harika, çok zeki bir adam. Anlamsız basit olaylardan değişik anlamlar çıkartabilen biri ancak kitabın tek kahramanı Madeleine idi.

Emekli dedektif Gurney'e bir arkadaşı bir mektup aldığını aklından bir sayı tutmasını istediğini söyler. Arkadaşı 658 tutar zarftan çıkan diğer kâğıtta da 658 yazmaktadır. Bir süre sonra arkadaşı öldürülür ve Gurney bu cinayetin peşine düşer. Katilinde Gurney'inde zekasına hayran kalacaksınız.
480 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Yazarın, katili büyük bir ustalık ve kurgu ile işlemesi bana katil anlaşılana kadar acaba dedirtti. Okuyucuyu mantık yürütmeye zorlayan bir kitap. Roman böyle bir yapıya sahip olunca da büyük bir merak, istek, şüphe, heyecan, ürperti içinde okudum. Polisiye romanlarindan zekice yazilmis okumanizi tavsiye ederim.
528 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Aklından Bir Sayı Tut kitabı ile yazarın kalemini çok beğenmiş ve diğer eserlerini de okumuştum en son kitabı olan Fırtınada Yanacaksın kurgusu ve üslubu çok iyi bir şekilde kaleme alınmış.Konu olarak Dave Gurney emekli bir dedektiftir dört yıl geçtikten sonra dedektiften White River’da olaylar çıkaran nişancıyı bulmak,beyaz ve siyahi polislerin birbirini öldürdüğü bir ortamda güvensizliğin dehşetin olduğu bir ortamda Dave Gurney’e başvururlar.Gurbey kanıtların yetersiz ve şüpheli olduğunu düşünerek üzerlerinde düşünmeye karar verir.Araştırmalarının sonucu olarak beyaz bir polisin siyahi bir polisi öldürmesiyle başlayan ırkçılık,kaos,cinayetlere yer verilmiştir.Ahmet Ümit’in Kırlangıç Çığlığı’nda olduğu gibi katil çok akıllı ve Dave Gurney Nevzat Başkomiser gibi tam katili yakaladım derken olaylar tam içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.Kitabı ilk 30 sayfadan sonra elinizden bırakamayacaksınız
Kitapta en beğendiğim alıntı ;
“Saygısızlık öfkenin anasıdır.”
Keyifli Okumalar Dilerim
480 syf.
·10/10
Spoiler İçermektedir
Merhabalar en iyi polisiye yazarlardan John Verdon’un okuduğum ilk kitabı olan Aklından Bir Sayı Tut şimdiye kadar okuduğum en iyi polisiye kitaplardan biridir.Yazarın hem dili hemde kurgusu gerçekten muhteşemdi.Kitap çok akıcı ve okurken kendinizi kahramanların yerinde hissediyorsunuz.Gizem,heyecan ve gerilim konuların çok iyi bir şekilde işlendiği bir kitaptır.Konu olarak Mark Mallery posta kutusunda imzasız bir mektup almasıyla her şey başlar.Zarfta aklından bir sayı tutmasını ister.Mark sayısı tutar ve bilir.Zarfı okurken aklından tuttuğu sayısı nasıl bilebilirdi ? Bu imkansız soruları sorarak olayların gizemini çözmeye çalışıyor.Merak,gizemin ve gerilimin had safhada olduğu olaylarda Mark Mallery dedektif arkadaşı Gurney’e yardım ister.Dedektif Gurney olayları çözmeye çalışırken cesetler,gizemler ve sırlarla dolu notlarla karşılaşır.Okurken heyecandan ve akıcılığından dolayı bir an olsun elimden bırakamadım.Psikolojik gerilim yaratan katilin notlarını çözmeye çalışacaksınız.
En beğendiğim alıntı : “İnsan ne kadar görmezden gelirse gelsin ölüm kendini fark ettirmenin bir yolunu buluyor.Hislerinin arkasına bodrum dairesine sızan su gibi sızıyor.”
Keyifli Okumalar Dilerim
480 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Uzun zamandır okuma listemde olan bir kitaptı. Kitaba başladığımda Tess Gerritsen, John Katzenbach, Joseph Finder gibi yazarların görüşlerini okuyunca kitaba olan merakım ve beklentilerim daha çok arttı, kitabı daha bir dikkatli ve ilgiyle okumaya başladım.

Kitap elli üç bölümden oluşsa da okurken siz onu iki ana bölüme ayırıyorsunuz. İlk bölüm oldukça sıradan geçerken ikinci bölüm sizi içine çekiyor. Olayları okurken kendinizi kaptırabiliyorsunuz.
Ana karakterimizin -emekli cinayet dedektifi - bulmacaların parçalarını birleştirip olayları çözmeye çalışmasına zihnen yardım ediyorsunuz. (Kahramanımızın olayları çözerken eşinin fikirlerinden çok faydalanması "Her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır" sözünü bir kez daha kanıtlıyor :) )

Bana göre olayların failinin ortaya çıkışı, kitapta anlatılan gizemli cinayetlerin failiyle çok örtüşmedi. Fail ve ortaya çıkış şekli vasat kaldı.

İtiraf etmeliyim ki kitaba başlarken duyduğum heyecanı okurken duyamadım. Bir polisiye romanı olarak başarılı ama daha fazlası yok...

Bir insanın çocukluğunun nasıl geçtiğinin onun hayatını nasıl etkilediğini kitabın ana teması olarak alabiliriz.

İyi okumalar
528 syf.
·10/10
Bu serinin ilk kitabında John Verdon ne yazsa okurum diyordum. Artık bu düşüncemi gözden geçirmem lazım.

John'cum benim bildiğim bir yazarın en kötü kitabı ilk kitabı olur zamanla kendini geliştirir. Sen tem tersini yapmışsın. Kitapların baştan iyiyken gitgide kötü katlanılmaz bir hal alıyor. Kendine çeki düzen vermezsen bir daha seni okumam.
566 syf.
·Puan vermedi
Bir kitap size kendini aşık edebilir mi. John Verdon yazmışsa bu mümkün.
Çılgın ve asi dedektifimiz Gurney yine iş başındaydı. Kitabın kapağında Gözlerini Sımsıkı Kapat denilse de siz gözünüzü dört açın. Kaçıracağınız ufak bir ip ucu olaydan kopmanıza neden olur. Olayın işleniş tarzı ilk kitaptaki gibiydi. Kitabın başı bol betimlemelerle dolu serüven yolculuğu, ortalarda yine heyecan doruğa çıkıyordu. Sonlarında ise o kadar merak uyandırıyor ki sokakta bile okumak istiyorsunuz merakınızdan.

Ve yine bu kitapta da asıl düğümü çözen kadınlar oldu. İlk kitapta Madeleine bu kitapta Peggy Meeker. Bende çözdüm tabi ki ilk başta katil budur dedim ve yanılmadım.

Kitabın ilerleyişi çok güzeldi ve o kadar gerçekçi yazılmış ki Gurneyin mutfak masasında Madeleinenin hazırladığı ilginç isimli yemekleri tadıp, mikrodalgada hazırladığı kahveyi içip sonra Gurney önde siz arkada kulübede, ormanda cinayete dair izler arıyorsunuz gibi geliyor insana. Polisiye kitaplar bir zaman sonra insana sıkıcı gelebiliyor. Yani bana öyle geliyor. Her dakika silah katil parmak izi olay yeri ancak bu seride gurneyin özel hayat hayatı da anlatıldığı için o ağır psikolojiden çıkıp biraz ferahlayabiliyorsunuz

Cevapsız sorularımda kaldı. Neden Gurney'i bayıltıp 30 sene önce okuduğu okulun kapısına bıraktılar ve mesajlarda bahsedilen kızlar kimdi. Hiç olaya dahil olmadılar. O kısım 100 150 sayfa sürdü ve bir sonuca bağlanmadı. Kitap 550 sayfaya çıkmış. Tek sıkıntım alakasız karakterler konuya dahil olup kafa karıştırdı. Konu gereksiz yere uzatılmış. Bu gereksiz yere uzatılma durumu çok fazla karakter barındırmış belki de karakter sayısı normaldi ama bazen isimleri bazen soy isimleri kullanılarak bahsedilince karakter sayısı 2 katına çıktı kafa karıştırdı. Yahu bu kimdi bu hangisiydi deyip durdum. Baş kahramanın bile 3 adı var Dave, Davey, David birde Gurney.

En çok güldüğüm kısım Madeleine'nin kedi hikayesi idi. Her ne kadar kitaplar birbirinden bağımsız dense de okumak isteyenler serinin ilk kitabından başlamalı çünkü Gurney'in yaşadığı hayat orada anlatılıyor. Sonradan bu karakter kim burası neresi diyebilirsiniz. Sonuç olarak Güzeldi.
480 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Kütüphanemde okuduğum kitaplar arasına bir yenisi daha ekledim. Bu kitabın diğerlerine göre bir farkı var, ilk dedektif tarzı okuduğum roman oldu. Sherlock Holmes yazarı Arthur Conan Doyle umarım ilk tercihim onun olmamasından dolayı alınmamıştır.

Kitabın dış kısmı ilgi çekici değildi. Kişiden kişiye değişir, bu bakış açısı. Söylediklerinizi duyar gibiyim, tabikide haklısınız kitabın içeriği daha önemlidir.

Bütün roman karakterlerinin roman içinde bir koltuğu olur. Bizler ilk sayfaları okumaya başlayıp, karakterle tanışmadan sonra ilerleyen sayfalarda roman kahramanı ve okuyucu yavaş yavaş bir tek beden içinde olmaya başlar. Okuyucu karakterin duygusunun alır ve karakterin ismiyle birlikte o koltuğa kendisi oturur. Ben bu kitabı okuduğum ilk andan itibaren "Gurney" koltuğunu bana bıraktı. Gurney'e cömert ve nazik davranışı için teşekkür ediyorum.

Kitap ilk başlarda yavaş tempoda yazılmış. ilk cinayetle birlikte, kitap; okuyucusunu diğer sayfalara sürükleyici bir zaman dilimine geldiğini hissettirdi, hissettim.

Kitabın bende ayrı bir his oluşturdu tek yönü var. Genellikle tek kahraman üstünden ele alınarak içerik ilerletir ama diğer karakterlerin bazı yerlerde ön plana çıkarılarılmıştır. Gurney'in bazı yerlerde geri planda kalması ve diğer karakterleri dinlemesi ve yorumlaması ayrı bir haz katmıştır romana. Kitap Gurney'i bazı yerlerde dinlendirmiş olmalı ki ; zaten Gurney uzakta ve geri planda durmayı seven bir karakter.


Kitap içeriğinde, yok yok!
Polisiye(dedektif), macera, aşk , dram, aile bağlantısı-sorunları, psikoloji, teknoloji (sistem), heyecan, karamsarlık, sürükleyicilik... ve mutlu son.

Yazarın ilk romanı olması ve böyle bir kitap kazandırması dünya'ya çok başarılı buluyorum.

Şuan benden en önemli sorunun cevabını almak istiyor olabilirsiniz .
Tavsiye edilecek bir kitap mı diye soruyorsanız ?
Bence kesinlikle okunmalı. Çünkü; daha önce bu kadar geniş kapsamlı bir içeriği olan kitap okumadım.
472 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kurt Gölü Dave Gurney Serisi'nin 5. kitabı. Polisiye türü çok seviyorum ve bu türde bazı yazarların ismi oluşturdukları karakterlerle bir nevi özdeşleşmiş durumda. Dan Brown denildiğinde akla  Robert Langdon'un gelmesi, Tess Gerritsen denildiğinde Jane Rizzoli, Harlan Coben denildiğinde Myron Bolitar, Mario Mazzanti denildiğinde akla Claps'ın gelmesi gibi John Verdon denildiğinde de zihnimizde Dave Gurney beliriveriyor. Dave Gurney, seriyi okuyanların bileceği, okumayanların şu anda öğreneceği üzere emekli bir dedektif. Mesleğini paza kazanmak için icra edilen bir zorunluluktan ötede gören Dave Gurney, merak duygusu, adalet isteği, uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirmeyi çok sevmesi gibi özelliklerinin etkisiyle emekliliğine rağmen son derece karmaşık olayların çözümünde anahtar rolü oynuyor.

Serinin ilk 4 kitabında olduğu gibi Kurt Gölü'nde de olaylar Gurney'in polis arkadaşı Jack Hardwick'in, yaşanan gizemli ve karmaşık bir olayda Gurney'den yardım istemesi ile başlıyor. Zengin kesime hitap eden, özellikle eski suçluların gittiği Kurt Gölü isimli rehabilitasyon merkezi gibi bir tesis vardır. Son derece başarılı ve ünlü bir psikolog olan Richard Hammond'un görev yaptığı Kurt Gölü'nün sahibinin de aralarında bulunduğu 4 kişi belirli aralıklarla, bilekleri kesilmiş bir halde bulunur. Farklı yerlerde yaşayan, farklı hayat şartlarına sahip bu dört kişinin ortak noktaları ise; ölmeden önce Richard Hammond ile hipnoz terapisi görmüş olmaları ve kabuslarında kurt başlı hançer kullanan biri tarafından öldürüldüklerini görmeleridir. Polisler intihar süsü verilmiş bu olayları aydınlatmak için psikoloğu hedef gösterirken sizce hipnoz gibi yöntemler kullanılarak kişilere intihar etmeleri gibi bir telkinde bulunulabilir mi?

Kurt Gölü benim açımdan gayet başarılıydı. Kitabı okurken gerildim, şaşırdım korktum ve sürekli merak içerisindeydim. John Verdon bu kitabında diğer kitaplarına göre korku ve gerilim öğelerine daha çok yer vermişti. Kitabın geçtiği Kurt Gölü tesisi başlı başına bir gerilim unsuru zaten. John Verdon yaptığı başarılı çevre betimlemeleri ile okurda, kitabı okurken o bölgelerde geziniyormuş hissi yaratmayı başarıyor. İlk 4 kitapta Gurney'e olayları çözümlemek konusunda yardımcı olmayan, hattâ bu tür şeylerden vazgeçmesini isteyen Bayan Gurney'e ise bu kitapta ısındım, çünkü bu kez olayların başından sonuna kadar o da bu gizemin içinde.

John Verdon kitapları ile ilgili bazı okulların yaptığı "Verdon, kitaplarında gereksiz detaylara yer veriyor" yorumuna kesinlikle katılmıyorum. Kitaplar dışında da detay seven biriyim, bu nedenle Verdon kitaplarında verilen detaylar bana oldukça eğlenceli geliyor. Kaldı ki gereksiz detay diyebilmek için o detayın okuyucuyu olaylardan anlık olarak uzaklaştırması, "bu ne şimdi" dedirtmesi gerekir. John Verdon kitaplarında gereksiz detay veriyor, çok uzatıyor demek bana doğru gelmiyor. Zira "Her detay gereksiz değildir ve detaylardan bu kadar korkmamalıyız." İşin içinde olayı derinleştiren detaylar, detaylı kişi ve çevre betimlemeleri olmasa hepimiz 150-200 sayfalık, olayların anında sonuçlandığı polisiyeler okurduk ki bence bu polisiyenin doğasına aykırı. Detay istemeyenler hikaye okumaya yönelebilir diye düşünüyorum.

Kitabı bitirdikten sonra 470 sayfa boyunca kafamı kurcalayan hipnoz-intihar ilişkisi hakkında birkaç makale ve haber okudum.  Geçmişte ve günümüzde bireyin rahatlama veya bir alışkanlığından kurtulmak gibi amaçlarla başvurduğu hipnozun intihara neden olabileceği çeşitli kişiler tarafından nedenleriyle birlikte ortaya konulmuş. Ayrıca 2015 yılında ABD'nin Florida eyaletinde bir okul müdürü öğrencilerin kaygılarını gidermek ve onları rahatlatmak amacıyla hipnoz uygulamış ve bunun sonucunda 3 öğrenci intihar ederek hayatını kaybetmiş. Bu konunun üzerinde düşünebilecek, dikkat çekici ve şaşırtıcı bir konu olduğunu düşünüyorum.

Ve son olarak umarım John Verdon Dave Gurney Serisi'ne devam eder. Seri 10 kitaptan oluşsa bile severek okuyacağıma eminim. Dave Gurney sevdiğim kitap karakterleri arasında üst sıralardaki yerini çoktan almış bulunuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Verdon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bronx, New York, Amerika Birleşik Devletleri, 1 Ocak 1942
John Verdon 1 Ocak 1942 doğumlu Amerikalı bir yazardır.

Yazar, başlangıç kariyeri olarak Manhattan'daki birçok reklam şirketinde yöneticilik pozisyonunda çalıştı. Emekli olduktan sonra, hikâyesindeki kahraman gibi, eşiyle birlikte New York merkezinden uzak, kırsal bir kesim olan Catskill Dağları'na taşınmaya karar verdiler.

Aklından Bir Sayı Tut, Gözlerini Sımsıkı Kapat, Şeytanı Uyandırma ve Peter Pan Ölmeli adlı romanlarıyla adından söz ettiren yazar, yazmış olduğu seride kendi iç dünyasında da fırtınalar kopan, işkolik dedektif Gurney'in Amerika'da işlenmiş korkunç, esrarengiz ve büyük ses getiren cinayetleri başarılı ve soğukkanlı bir şekilde çözümünü ele almaktadır.

Eşi Naomi, yazdığı romanlara ilham kaynağı olmuştur. Taşınırken taslak halinde olan Aklından Bir Sayı Tut romanını, taşındıktan iki yıl sonra tamamladı. Birçok eleştirmen olumlu yorum ve teşvikleriyle, ona ikinci romanı olan Gözlerini Sımsıkı Kapat adlı eserini yazmaya ikna etti. Bu başarılı romanları sırayla takip eden Şeytanı Uyandırma Peter Pan Ölmeli ve Kurt Gölü adlı kitaplar, Dave Gurney polisiye/dedektif serisinin oluşmasında önemli roller oynadı.

Dave Gurney polisiye serisi yayınlandığı 25 ülkede ilgi topladı. Serideki kitaplar, iki düzineden fazla dile çevrilmiş ve birçok ülkede çok satanlar listesine girmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 1.819 okur beğendi.
  • 40,9bin okur okudu.
  • 748 okur okuyor.
  • 12,8bin okur okuyacak.
  • 826 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları