Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

~~~DostoyevskiKülliyatı~~~
8/10
·768 syf.··
2022 215. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2022 00:12
~~~"Siz prens misiniz?" sorusuna kesin olarak: Ben sadece Dolgorukiy'im, eski efendim Sayın Versilov'un evlilik dışı oğluyum, ben azat edilmiş 1kölenin, çiftlikte çalışan 1köylünün oğluyum~~~ Dostoyevski'nin diğer kitaplarıyla bağ kurduğum romanı Delikanlı, zira okurken illa diğer kitaplar akla hemen geliyor, yer yer saflığıyla Budala ve baba-oğul olaylarından Karamazov Kardeşler, kumar durumunda kendisinin de bağımlı olduğu Kumarbaz akla hemen geliyor (en azından benim öyle oldu), anlatıcısı ve kahramanı, hırs ve fikirlerle dolup taşan 19 yaşındaki saf 1çocuk olan Arkady Dolgorukiy'dir. 1toprak sahibinin gayri meşru oğlu... Babasının yanlışını ortaya çıkarma arzusu ile aşkını kazanma arzusu arasında kalır. Henüz tam olarak tanımadığı babasıyla yüzleşmek için St. Petersburg'a seyahat eder, henüz tamamlanmamış 1rüyadan ilham alır ve kendisine başkaları üzerinde gizemli 1belgenin verdiği güce inanır... ~~~inanın bana, gerçekten liberal, gerçekten doğru ve yüksek ideallere sahip, insanlık dostu insanlarımız, sandığımız kadar çok değildir~~~ Delikanlı, rastlantı sonucu meydana gelmiş 1ailenin bireyi Arkady Dolgorukiy, koruyucu ebeveynler ve öğretmenler tarafından büyütülür ve babası Versilov'u ve Versilov'un nikahsız karısı olan annesini neredeyse hiç görmez. Arkady, bu "tesadüfen aile" ile tanışmak için hayal gücüne hükmeden, hem küçümsediği hem de etkilemek için can attığı babasıyla yüzleşmek için Petersburg'a gider. Dostoyevski, ikilemler içindeki ergenliği!!! 1belirsizlik, cehalet ve eksiklik durumu olarak ustaca tasvir ederken aynı zamanda coşku hali ve zenginlik olarak da görür, buarada delikanlı konuyken yaşı ilerlemiş olanlara da cümleler savurur:))(( para üzerine laf etmeden de geçemez, yarı Tanrı diyerek... ~~~bu dünyada tek gerçek insan ve tek sahici davranış
Edebiyat
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
10/10
·768 syf.·
Beğendi
·
2022 19. kitabı
Dostoyevskinin son 3 romanı - Ecinniler - Delikanlı - Karamazov Kardeşler. Daha önce diyen oldu mu? bilmiyorum, bu bir üçleme. Gerçi, yazarımızın ; sürgün yıllarından sonraki bütün eserleri bir biriyle bağlantılı ya, ben gene de bu son 3 eseri ayrı değerlendirmek istiyorum. Üçleme derken kastettiğim, klasik bağlantılı üçlemelerde ki gibi karakterlerin birbirini takip eden maceraları değil. Bu üçleme ; yazarın haykırışının Üçlemesi. Burda ortak payda yazarın haykırışı...Çığlığı. Ecinniler kitabı yazarın şah-eseri Karamazov Kardeşler' e giriş niteliğinde. Ecinnilerden sonra Karamazov Kardeşler yazılmalı idi. Peki o zaman bu Delikanlı kitabı niye araya girdi. Yazar Ecinnileri yazdı, arkasından bir parantez açtı Delikanlıyı yazdı, parantezi kapadı ve Karamazov Kardeşleri yazdı. Ecinniler ve Delikanlıda ortak olan her ikisinde ki Baba-Oğul öğesidir. İlkinde Verhovenskiler ikincisinde ise Versilovlar. Soy isim benzerliğini fark etmişsinizdir. İki kitaptaki bir diğer ortak özellik ; baba-oğul ilişkisinde ki ortak payda şudur: Baba, oğul birbirlerini sokakta görseler tanımazlar.Her iki Baba da,evlatlarını doğar doğmaz, çevresinden uzaklaştırmış, başlarından atmıştır. Cüzdan babalığı yapmışlardır. Her iki kitapta da Babalar kötü olmasalar da zayıf karakterlidir. Ecinnilerde ki Oğul Verhovenski, içinde bulunduğu çevre tarafından kıymet verilen, sayılan ama özünde kötü karakterli bir cani iken Delikanlı da ki Oğul Versilov ise tam tersi olarak içinde bulunduğu çevre tarafından hakir görülen, saygı görmeyen ama özünde iyi biridir. Ne yalan söyleyeyim ilk başlarda bayağı gıcık olmuştum bu delikanlıya. Dostoyevski haykırıyor, çığlık atıyor dedim ya. Ama nafile çığlık bunlar. Yeterli olmadı, yetemedi. İnsanlık ve Rus halkı için. Bu son 3 romanında sesini Halkına, özellikle
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
8/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2020 13:49
Merhaba kitapseverler, Dostoyevski yolculuğunda 18. kitap olan Delikanlı'yı okuduk. Bana sürekli aynı yazarı okumak sıkıcı olmuyor mu şeklinde sorular geliyor. Belirtmeliyim ki araya başka kitap almadan sürekli aynı yazarı okumak sıkıcı hatta bunaltıcı bir yöntemdir. Üstelik böyle bir yöntem benimsek gereksizdir de. Bu yüzden ben aralarda ya da eş zamanlı olarak başka kitaplar okudum. Ama bunları sırf Dostoyevski serisini bozmamak adına paylaşmadım.Zaten Dostoyevski kitaplarını ard arda araya başka kitaplar almadan devamlı okumayi önermem. Delikanlı'nın kahramanı Arkadiy Makaroviç Dolgorukiy, Soylu bir aileden gelen baba(Versilov) ile köylü bir köle olan Annenin(Sonya) evlilik dışı çocuğudur. Cocuklugunda yatili olarak okulda ailesinden tamamen ayrı yaşamış, evlilik dışı olmanın yükünü omuzlarında taşımiş, soylu ailelerin çocuklarının arasında ayrimciliga maruz kalmış, aşağılanmış, ötekilestirilmistir. 19 yaşına geldikten sonra ailesinin yanına gelmesiyle başlayan,babasiyla, annesiyle, kardesleriyle yaşadığı olaylardan bir kesit kitabın konusunu oluşturuyor. Kitabın başlangıç kismi yeratindan notlarin başlangıcıni andırıyor. Arkadiy budalalığını ise prens Mışkinden almış. Sevdikleri arasinda mekik dokuyarak koşuşturması ise Ezilenlerdeki Vanya'ya benziyor.Yani Dostoyevski bir nevi geçmiş roman kahramanlarıni delikanlı bünyesinde harmanlamış.  Kitap beni çarptı diyemem ama Dostoyevski'nin klâsik psikolojik derinliğiyle, alıştığım üslubu ile  severek okuduğum bir eseri oldu.Leyla Soykut'un güzel çevirisi ve kitabın başında Hasan Ali Ediz'in Dostoyevski ve Eserleri hakkındaki geniş değerlendirmesi ile birlikte severek okudum. Tavsiye ederim.Hosçakalın...
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
Bir Psikolog Olarak Dostoyevski
10/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2022 92. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2022 13:34
Dostoyevski'nin babası eşi öldükten bir süre sonra kendi serfleri tarafından vurularak öldürülmüştü. Neredeyse bir yüzyıl sonra 1939'da ortaya çıkan belgelere göre babası çiftlikteki 16 yaşlarında bir kadına aşık olur ve onunla evlenmeyi tasarlar. Bunun üzerine kadının akrabaları tarafından öldürülür. Bence Dostoyevski Delikanlı'da iş bu olay üzerinden yola çıkarak hepimizden acımamızı istediği, anlayış bekleyen bir genci betimler. Ama bir farkla ki kadın bir köleyle evlidir ve Arkadiy Makoroviç Dolgurukiy Arkadiy Petroviç Versilov'un evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. Yasal olarak başkasıyla evli olan kadın Versilov ile hiçbir zaman evlenemez ve soy adını bu gence veremez. Dostoyevski psikolog yönünü en çok bu romanında göstermiştir. Arkadiy Makoroviç(delikanlı) anne babasından uzakta Moskova'da büyümüştür. Jimnazyumda iyi bir eğitim alır, bakımverenleri son derece ilgili ve sevecendir. Yine de üniversite eğitimi almak istemez ve Petersburg'a ailesinin yanına büyük ülküsüsüyle( Rothschild olmak) birlikte gelir. O her şeyden önce anne babasını derin bir tutkuyla sevmektedir. Hayatında birkaç kez gördüğü annesine dair anıları derinlemesine hatırlar, babasına kendisinin bile hatırlamadığı detaylar vererek onu şaşırtır. Ne var ki hem annesine hem de babasına karşı bu sevgisini göstermez ve tam tersi kaçınmacı bir tavır sergiler. Bir nevi onlardan alamadığı aynalanma ihtiyacını dönüştürerek ülküsüne aktarmış onunla annesi için babasıyla rekabete girmiş görünmektedir. Görünmektedir diyorum çünkü neredeyse hiç tanımadığı babasının ona karşı ilgisiz tavırlarına rağmen babasını amansız bir şekilde sevmektedir. Kısa zamanda babasının da onu sevdiğini ama karakteri gereği ilgisiz davrandığını öğrenmeye başlar. Roman üç kitaptan oluşmaktadır. İlk kitapta bunlar olurken
Edebiyat
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
8/10
·768 syf.··
2022 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 10:38
Çok uzun bir zaman sonra bir Dostoyevski eseri daha okudum. Özlemişim gerçekten. Kitaba gelirsek, Suç ve Ceza, Budala ve Ecinniler'den sonra yazılmasına rağmen bence bunların gölgesinde kalmış. Ne var ki, Dostoyevski'nin tüm felsefesi, yaşamı ve eserlerinden de izler taşıyor. Öteki adlı kitabında bulunan kişilik bölünmesi, Suç ve Ceza'da olduğu gibi burada da bulunuyor ama çok daha belirgin bir şekilde. Dostoyevski aklımda hep iyi bir yazar izlenimi bırakmıştır ama bu kitabını okurken de anımsadım; hep dedikodu, kim ne yapmış, kimle neredeymiş gibi uzun uzun açıklamalar olayı takip etmekte zorluyor okuyucuyu ve şahsen bana hep itici gelir bu kısımlar. Ama bilgiye hiçbir zaman kolay ulaşılmadığı gibi, sabretmesini de bilmek gerekli. O satır aralarında söylediği vurucu cümleler Dostoyevski'yi olduğu kişi yapıyor. Biraz düşününce hayatın kendisi de böyle değil mi zaten? Bir sürü gereksiz ayrıntı, boş yere çaba... hepsi ne için, bir anlık bir mutluluk ve sonrasında ne olduğunu merak etme dürtüsü. Fazlası değil. Dostoyevski hayatın kendisini anlatıyor. Düşüncelerini daha iyi anlayabilmek için felsefeye giriştim ve şimdi de roman okuyamaz oldum :D Bir tek şaheseri Karamazov Kardeşler kaldı okumadığım. Sona geldim. Okumamış olmama rağmen kafamda öyle iyi canlandırabiliyorum ki. Delikanlı, o büyük eserin habercisi gibi... İyi okumalar.
Edebiyat
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
9/10
·768 syf.·
2023 320. kitabı
Evlilik dışı doğan bir çocuk olan Dolgorukiy'in, ancak ergenlik ve gençlik dönemine geldiği zaman yakından tanıma imkânı bulabildiği biyolojik babası Versilov ile olan ilişkileri, kitabın ana konusu. Tipik bir Dostoyevski kitabı "Delikanlı". Kitaptaki tüm kahramanların kişilik tahlilleri uzun uzun yapılıyor. Psikolojik tahliller ve süreçler bolca mevcut. Diğer Dostoyevski kitaplarından tek farkı, kahramanların çok yoksul ve alt sınıftan değil de orta sınıftan olmaları, sefalet ve yoksulluk temasının bulunmaması idi bana göre. Daha çok insan ve aile ilişkileri ile biyolojik babasının renkli aşk hayatı ve ikili kişiliğinin yarattığı karmaşa zemininde gelişen olaylar konu ediliyordu. Kitabı 1 ayı aşkın bir zamanda okuyabildim. Nedeni ise, hacimli bir kitap olması ve yazılan her şeyin bir sonraki bölümler için bilinmesi gereken şeyler olduğu için dikkatli okunması gereken bir kitap olmasıydı. Dostoyevski severlere öneririm.
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
10/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2025 270. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2025 19:56
Dostoyevski, Delikanlı’da baba-oğul arasında yaşanan değer çatışması ekseninde, 19. yüzyıl ortası Rus toplumunun geçirdiği ideolojik dönüşümün izini sürüyor. Delikanlı, kadın düşkünü bir toprak sahibinin gayrimeşru çocuğu olan on dokuz yaşındaki Dolgorukiy’in, St. Petersburg’da bir araya geldiği babası Versilov’la yaşadığı çatışmaların anlatısıdır. Baba ve oğlun duygusal, ideolojik ve ahlâki tartışmaları etrafında şekillenen uyuşmazlıklar, Dolgorukiy’in zıtlıklarla dolu yaşam öyküsünü ortaya koyar. Dostoyevski’nin son romanı olan Karamazov Kardeşler’den önce kaleme aldığı Delikanlı, yazarın diğer eserlerindeki felsefi ve politik sorunlardan uzak olmakla birlikte, odağındaki insanlar arası ilişkilerle ve psikolojik incelemelerle öne çıkıyor.
Hayata Dair
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
7/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2024 134. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2024 22:35
Merhaba arkadaşlar. Hepimize iyi geceler. Bugün sizlerle beraber Dostoyevski’nin delikanlısını geride bıraktık. En baştan tavsiye olarak, elimde 2 farklı baskı olduğunu; 597 sayfalık İletişim Yayınları baskısı yerine son dönemde okuduğum ve baskıları dikkatimi çektiği için listelerime eklediğim 767 sayfalık Yordam Edebiyat baskısını tavsiye ederek başlamak istiyorum. Bir kült olarak tarihte yerini almış Karamazov Kardeşler’den evvel kaleme alınan roman olarak da bilinir. Biraz daha roman havasından çok mektup havası taşıması ise uzun sayfalardan yorulan arkadaşlar için iyi bir alternatif. Mola yerleri ise epey fazla ve okurken bu sebeple yormuyor. Hikayeye odaklandığımızda ise bizlerin karşısına ismi belirtilmeyen ve sadece Dolgorukiy olarak adını öğrendiğimiz Arkadiy Makarovich Dolgorukiy karakteri çıkıyor. Kendisini içten içe oldukça çatışmalı, kendisini öğrenmeye açık bir araştırmacı karakter. Özellikle babası Andreid Petrovich Versilov ile alakalı araştırmaları kitabın konusunu oluşturuyor. Bizim karşımıza çıkan en temel olgu ise -sanırım- idealler ve gerçekler arasındaki uçuruma odaklanması ve çatışmayı gözler önüne sermesi diyebiliriz. Diğer yandan eseri incelemeye devam ettiğimizde bizlerin karşısına enteresan bir durum çıkıyor. Yazarın, kitaplarında Rus toplumunu epey sert biçimde eleştirdiğini hepimiz biliriz ancak bu defa Dolgo’nun bizler gayrimeşru çocuk olması ve yaşamını araştırmaya odaklanmasını değil daha ilginç bir konuyu da öğreniyoruz. Öncelikle Petersburg’a gelir. Burada Prens Sokolskiy ile tanışır. Onun kız kardeşi Liza ile de tanışacaktır. Bu tanışıklığın ardından yaşanan gelişmelerle beraber aşk, dostluk ve sadakat üzerine adım adım sınanan bir karakter okuruz. Yine burada Rus toplumunun ahlaki çöküşü ve toplumsal sorunları kendine yer edinir ve
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
Puan vermedi·768 syf.··
2020 3. kitabı
En sonda söyleyeceğimi şimdiden söyleyeyim de okuyacak arkadaşlar önlem alsın. Dostoyevski'nin okuduğum en sıkıcı eseri oldu benim için. Bir arkadaşın söylediğine göre de Türkiye'de en az okunan Dostoyevski eseri. Konu genel anlamda baba-oğul ve kısır çevresi arasında geçen aklınıza gelen her türlü çekişmeyi içeriyor. Para, şeref, aşk, kıskançlık, merhamet ve daha niceleri. Dostoyevski eserlerinde genellikle değinilen Rus toplumunun eleştirisi sisli bir çerceve içerisinde değiniliyor. Ne yalan söyleyeyim eseri bitirmekte çok zorlandım. Bana göre çok gereksiz olan bir konu çok çok fazla uzatılmış öyle ki kitabın bütününü kapsamış. Keyifli okumalar.
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma
Lisa sen ben misin ya?
Puan vermedi·768 syf.··
2023 9. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 05:06
Baskıcı komünizm ve dar milliyetçi düşünceleri eleştiren daha harika bir kitap olduysa ben bilmiyorum. Yazarın Dostoyevski olması zaten beğenime mukabil. Hayatını düşünce özgürlüğü için mücadeleye adamış bir yazar Dostoyevski. Anlattığı karakter benim fotoğrafımı çekmiş sanki.. Kitabın içeriği ile bilgi vermenin saçma olduğuna inanıyorum. Bunun yerine okumanız daha doğru olur. Dostoyevski'nin kalemini ayrı bir sevmemin nedeni de dilini evrensel bulmam. Kendisi de epilepsi hastası olan ve zaman zaman beyin humması geçiren antijeni bulunmayan acılar çeken ve bunu kitaplarında da lanse eden bir yazar olan Dostoyevski; 'Her şeyi işittim, her şeyi biliyorum. Ne korkunç gece! Kim bilir, ne kadar acı çekmişşinizdir.' diye ona acıyarak bakanlara bile. 'Doğrusu bana karşı gösterdiğiniz bu sıcak ilgiyi hangi davranışımla hak ettim? Bilmiyorum' diyerek mütevazılığını sergileyen sözler söylüyor ama kendisi de bu dünyada yapayalnız olduğunu kimsenin onu anlamadığını çok iyi biliyor. Kesinlikle çok zeki bir yazar. Aklın mutlulukla ters orantılı olduğunu bir kez daha anladım. Depresif ruh haliyle yazıyor. Hâlâ okumadıysanız mutlaka okuyun. Zamana yayarak okumanızda fayda var, kalın ve kafa yorarak okunması gerekiyor. Duygusal. İlgi çekici. #Delikanlı #Dostoyevski Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
DelikanlıFyodor Dostoyevski · Yordam Edebiyat · 20204,353 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.