DelikanlıDostoyevski

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.844
Gösterim
Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
768
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051722153
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Podrostok
Çeviri:
Leyla Soykut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Edebiyat
"Jüpiter’in silahı yıldırımlardır, ama öyleyken o ne yapıyor, rahat duruyor. Gök gürültüsünü uğuldattığı sık sık işitilmez; öyle ki aptal biri Jüpiter’in uykuda olduğunu sanır. Oysa Jüpiter’in yerine bir edebiyatçıyı ya da bir köylü kadınını oturtun, bakın gök nasıl gürlüyor!"

Delikanlı, diğer Dostoyevski eserleriyle benzer izleklerin peşine düşen, Dostoyevski anlatısının temel motiflerini içeren tipik bir Dostoyevski romanı olmanın yanı sıra, derdi ve sözü başka, özgün bir anlatı olma özelliğindedir.

Gençliği ve saflığıyla Budala’nın Prens Mişkin’ini hatırlatan, kolaylıkla Yeraltından Notlar’ın kırklı yaşlarındaki kahramanıyla bağı kurulabilecek Arkadiy Dolgorukiy’i, onlarla benzer düşünce ve çelişkiler arasında, yakından tanıma olanağı buluyoruz. Artık bir çocuk değil belki ama henüz bir yetişkin de olmayan Arkadiy Dolgorukiy’in, irin gibi taşıdığı çocukluk öfkesi ve delikanlılık heyecanıyla attığı adımları izlerken, bir Dostoyevski anlatısından beklemediğimiz şekilde, şefkat duygusuna kapılıyoruz. Belki başka hiçbir eserinde kahramanı için bu denli yoğun bir şefkat talebi olmayan Dostoyevski, bir açıdan, Arkadiy Dolgorukiy karakteri nezdinde geçmiş tüm roman kahramanlarını anlamamızı sağlamaya çalışıyor gibidir.

Dostoyevski, Arkadiy üzerinden, karmaşanın hüküm sürdüğü, ahlaki temelleri sarsılmış, iyi ile kötü arasındaki sınırı belirsizleşen Rus toplumsal yaşantısına açık bir eleştiri yapmaktadır. Arkadiy bir yandan geleneğin simgesi Makar Dolgorukiy’e hayranlık duyar, diğer yandan bir entelektüel olan Versilov’a öykünürken; Rusya için iki gelecek timsali çiziliyor gibidir önümüzde. Ama Dostoyevski, Arkadiy’e yaşattıklarıyla, Rusya’nın geleceğini bambaşka bir şeyin şekillendireceğini gördüğünü söyleyecektir.
Unutulmaz Versilov karakteri ve çerçevesi çizilen baba-oğul ilişkisi ile Delikanlı, Karamazov Kardeşler’in de müjdecisi gibidir...

Klasik edebiyat tutkunları için, Leyla Soykut Türkçesiyle…
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.120 Oy)17.512 beğeni39.558 okunma2.120 alıntı165.643 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.097 Oy)4.811 beğeni16.031 okunma2.811 alıntı102.724 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.872 Oy)8.156 beğeni26.060 okunma628 alıntı126.917 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.239 Oy)8.158 beğeni24.020 okunma1.937 alıntı102.675 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (3.900 Oy)3.770 beğeni14.333 okunma1.028 alıntı69.345 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.260 Oy)5.368 beğeni18.171 okunma689 alıntı92.443 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.160 Oy)10.823 beğeni26.588 okunma1.386 alıntı139.899 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.019 Oy)12.495 beğeni31.798 okunma2.797 alıntı132.762 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.984 Oy)8.374 beğeni23.272 okunma1.151 alıntı113.109 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.489 Oy)8.434 beğeni22.891 okunma1.456 alıntı105.854 gösterim
Bambaşka insanlarla tanışıp bambaşka hayatların içine girmek isteyenler için bir seçenek daha. Tıpkı her Dostoyevski kitabı gibi. Biraz kalınca ve karmaşık, yorucu. Bir o kadar da güzel. Kahramanların aralarındaki ilişkilere sasiracagiziniz, olay orgulerinde kaybolup, beklenmedik sonuçlarla karsilasacaginiz, baş kahramanın kendi ağzından yazdığı güzel bir roman.
Not: Elbette tavsiye ederim!
Eveeet!, yazarında sıkça ifade ettiği gibi evli bir kadının yasal olarak illegal, gönül olarak legal birlikteliğinden dünyaya gelen bu delikanlı oldukça zeki ve bir ülküsü bulunan gençti. Çocukluk döneminde ebeveyn yokluğunu sıkça çeken delikanlımız yaş ilerledikçe "okuma yazma" öğrenişiyle karakteri oturmaya başlıyor.. Yatılı bir okula yazılarak devam eden macerası orada soylu ailelerin çocuklarıyla birleşince bir ayrım ortaya konuyor yatılı okulun sahibi tarafından.. Okulda kalmasına izin verirken aynı zamanda kendi zevklerini ve el ayak işlerini yerine getirttiren bu sahip onu tam bir genç bir uşak konumuna sokuyor. Arkadaşları tarafından fark edilen bu ayrım hemen alay ve dayak ile küçük çocuklarda tepkimeye yol açıyor.. Yer yer dayak ve alaycı hatta aşşağılayıcı sözlere fazla dayanamayan delikanlımız, " Yetti canım bu saçmalık deyip " , annesini de bu karardan önce görüp, yatılı okul sahiplerine yalvararak " Onu yetiştirin, merhamet edin ve onu okutun, Tanrı sizinle olsun " diyerek yerlere eğilmesiyle bir hayli körükleniyor ve bir akşam şimsekli bir gecede okuldan çok çok uzakta başlıyor hikaye...


Dediğim gibi gayet zeki bir çocuk olduğu için delikanlımız, hayıflanıp sızlanacağına ailesinin yokluğunun sebebini öğrenmeye çalışıyor, bilgiler topluyor. Karşılaştığı bu gerçeklere üzülmeyip kendi ülküsünü oluşturuyor. İleride bu ülküye ihaneti görülüyor fakat hala peşine düşebilecek bir genç olarak kalıyor. Zaman sizlere kendi yalanlarınızı söyletir..
Bir çok yerde sahidi oldum bu saheserde de olduğum gibi ve ne üzücü kendini beğenmişlik, ne üzücü yokluğunu hissettiğimiz çocukluk dönemi hatıralarını büyüyünce yakalamaya çalışmamız, oluşan zaafımız. Yazar bir çok yerde gözümde defalarca alçalıyor fakat gururlu bir genç olduğunu düşünmekten vazgeçmiyor.
Belki de alçaklığı benim vicdan duyguma göreydi pek tabiki bu daha mantıklı bir açıklama! Üniversite hayatına başlamadan ülküsu adina yollara düşen bu genç gerek intaharlarla karşılaşsada aslinda güçlü bir karakter olduğunu segiliyor, fakat ülküsünün aslinda aile özleminin doğurduğu inanılmaz açlık olduğunu görmüyor onlar ne yapsarsa yapsın unutuyor , affediyor ve bir kulp bulup bizlere sunuyor.. saygilar bu gerçekleri görenlere saygilar..
Dünden beri beynimi zorlayan sorular var. Okumak, özellikle de klasik okumak bize ne kazandırır? Çeviriler ne kadar verir romanların tadını? Sadece Türkçe yapıtlar okumak daha mı mantıklı? Bütün bunlar aklımı karıştırdı durdu fakat yukarıdaki cümleyi okuyunca anladım ki çeviri de olsa böyle bir öğüt veriyorsa bir kitap asla burun kıvırmamak gerekir. Hele hele bu kadar büyük bir yazarın kitabına çeviri diye uzaklardan bakmak büyük hata. Şimdilik çevirmenlerin ellerinden tutup onların feneriyle yolu bulmak da aslında hiç fena bir iş sayılmaz. Tabi ki edebi hazzı tartışmak söz konusu değil ama ne mümkün...
Ancak tükenmişsek, artık acı çekme yetimizin sonuna değin acı çekmişsek ve yaşamın bütününü kor gibi yakan tek bir yara olarak duyumsuyorsak, eğer çaresizlik soluyorsak ve umutsuzluğun ölümlerini ölmüşsek işte o zaman okumalıyız Dostoyevski'yi. Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşama felce uğramışcasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiçbir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açız demektir... Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz.
İlk öncelikle bu kitabı okuyacaksanız baştan dikkatlice ve derin bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Yoksa anlamakta bayağı güçlük çekersiniz.Onun dışında sevebileceğiniz bir kitap.
Kitap çok güzeldi. Tabii okumak için büyük bir çaba harcadım ilk önce. Ama sonra kitabı elimden bırakamadım. Eğer okumadıysanız okumanızı öneririm.
Gerçekten okurken yoruldum. Belki benim ıskaladığım bir şeyler vardır. Yazan Dostoyevski olmasa yarım bırakırdım. Yine tekrar ediyorum belki benim yakalayamadığım şeyler olmuştur kitapta. Ama yine de bazı psikolojik durumları anlatması çok hoştur , altını çizdim etkilendim.
Belki hatıra olarak ele alınması kitabı sıkıcı yapmıştır. Yahut suç ve ceza , Karamazov kardeşler gibi kitabın sonuna kadar sizi merak ettiren büyük bir olay olmaması da bir problem olabilir.
Özgürlüğü para ile satın alma fikri oldukça ilginçti. Düşününce insanlar aslında bunu istiyorlar. Ama bu asla bitmeyen bir mücadeleye dönüşüyor. Dostoyevskinin tahlilleri her zaman sağlamdır zaten. Karakterlerine ayrı ayrı bayıldığım başarılı bir kitaptı
Baba ve oğul arasında yaşanan çatışmaların anlatıldığı sade bir dille yazılmış kitap. Diğer kitaplarına nazaran dış olaylar değil iç olaylar anlatılmış. Heyecan da zaman zaman o denli yükseliyor ki; elinizden bırakamıyorsunuz. Zaten Dostoyevski yoruma bile gerek yok..
Kitabın başlarında okuması zor gelmişti. Cümleler arası geçişleri kavramak güç. Bir de üstüne karakter fazlalığı ve isimlerin zorluğu eklenince daha da isteğim azaldı. Şu an yavaş bir biçimde düzenli olarak okumaya devam ediyorum. Aslında bu rus edebiyatında arka kapakta karakter ad ve açıklamaları yer almalı. Bir de karakterin 3 ismi bir takma adı ve her yerde kullanırken bunlardan herhangi birini kullanarak karakterden bahsediyor. Belki de rus edebiyatı bana göre değildir.
Deyirsiniz:"Bəşəriyyətə qarşı ağıllı münasibət də mənim mənfəətimdir"; bes eger bütün bu ağıllı şeyleri,bütün bu kazarmaları ağılsız hesab edirəmsə,onda necə?
Əlbəttə,cəmiyyətə alışmamışam,hətta heç nəyə alışmamışam...
En basit düşüncelerin en zor anlaşıldığını söylemiştim size...
Dostoyevski
Sayfa 145 - İletişim
İnsan kendinden utanmasını ve övünmesini bilmeli, çünkü kişi kendinin yargıcıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
768
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051722153
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Podrostok
Çeviri:
Leyla Soykut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Edebiyat
"Jüpiter’in silahı yıldırımlardır, ama öyleyken o ne yapıyor, rahat duruyor. Gök gürültüsünü uğuldattığı sık sık işitilmez; öyle ki aptal biri Jüpiter’in uykuda olduğunu sanır. Oysa Jüpiter’in yerine bir edebiyatçıyı ya da bir köylü kadınını oturtun, bakın gök nasıl gürlüyor!"

Delikanlı, diğer Dostoyevski eserleriyle benzer izleklerin peşine düşen, Dostoyevski anlatısının temel motiflerini içeren tipik bir Dostoyevski romanı olmanın yanı sıra, derdi ve sözü başka, özgün bir anlatı olma özelliğindedir.

Gençliği ve saflığıyla Budala’nın Prens Mişkin’ini hatırlatan, kolaylıkla Yeraltından Notlar’ın kırklı yaşlarındaki kahramanıyla bağı kurulabilecek Arkadiy Dolgorukiy’i, onlarla benzer düşünce ve çelişkiler arasında, yakından tanıma olanağı buluyoruz. Artık bir çocuk değil belki ama henüz bir yetişkin de olmayan Arkadiy Dolgorukiy’in, irin gibi taşıdığı çocukluk öfkesi ve delikanlılık heyecanıyla attığı adımları izlerken, bir Dostoyevski anlatısından beklemediğimiz şekilde, şefkat duygusuna kapılıyoruz. Belki başka hiçbir eserinde kahramanı için bu denli yoğun bir şefkat talebi olmayan Dostoyevski, bir açıdan, Arkadiy Dolgorukiy karakteri nezdinde geçmiş tüm roman kahramanlarını anlamamızı sağlamaya çalışıyor gibidir.

Dostoyevski, Arkadiy üzerinden, karmaşanın hüküm sürdüğü, ahlaki temelleri sarsılmış, iyi ile kötü arasındaki sınırı belirsizleşen Rus toplumsal yaşantısına açık bir eleştiri yapmaktadır. Arkadiy bir yandan geleneğin simgesi Makar Dolgorukiy’e hayranlık duyar, diğer yandan bir entelektüel olan Versilov’a öykünürken; Rusya için iki gelecek timsali çiziliyor gibidir önümüzde. Ama Dostoyevski, Arkadiy’e yaşattıklarıyla, Rusya’nın geleceğini bambaşka bir şeyin şekillendireceğini gördüğünü söyleyecektir.
Unutulmaz Versilov karakteri ve çerçevesi çizilen baba-oğul ilişkisi ile Delikanlı, Karamazov Kardeşler’in de müjdecisi gibidir...

Klasik edebiyat tutkunları için, Leyla Soykut Türkçesiyle…

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları