·
Okunma
·
Beğeni
·
6.500
Gösterim
Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
768
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051722153
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Podrostok
Çeviri:
Leyla Soykut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Edebiyat
"Jüpiter’in silahı yıldırımlardır, ama öyleyken o ne yapıyor, rahat duruyor. Gök gürültüsünü uğuldattığı sık sık işitilmez; öyle ki aptal biri Jüpiter’in uykuda olduğunu sanır. Oysa Jüpiter’in yerine bir edebiyatçıyı ya da bir köylü kadınını oturtun, bakın gök nasıl gürlüyor!"

Delikanlı, diğer Dostoyevski eserleriyle benzer izleklerin peşine düşen, Dostoyevski anlatısının temel motiflerini içeren tipik bir Dostoyevski romanı olmanın yanı sıra, derdi ve sözü başka, özgün bir anlatı olma özelliğindedir.

Gençliği ve saflığıyla Budala’nın Prens Mişkin’ini hatırlatan, kolaylıkla Yeraltından Notlar’ın kırklı yaşlarındaki kahramanıyla bağı kurulabilecek Arkadiy Dolgorukiy’i, onlarla benzer düşünce ve çelişkiler arasında, yakından tanıma olanağı buluyoruz. Artık bir çocuk değil belki ama henüz bir yetişkin de olmayan Arkadiy Dolgorukiy’in, irin gibi taşıdığı çocukluk öfkesi ve delikanlılık heyecanıyla attığı adımları izlerken, bir Dostoyevski anlatısından beklemediğimiz şekilde, şefkat duygusuna kapılıyoruz. Belki başka hiçbir eserinde kahramanı için bu denli yoğun bir şefkat talebi olmayan Dostoyevski, bir açıdan, Arkadiy Dolgorukiy karakteri nezdinde geçmiş tüm roman kahramanlarını anlamamızı sağlamaya çalışıyor gibidir.

Dostoyevski, Arkadiy üzerinden, karmaşanın hüküm sürdüğü, ahlaki temelleri sarsılmış, iyi ile kötü arasındaki sınırı belirsizleşen Rus toplumsal yaşantısına açık bir eleştiri yapmaktadır. Arkadiy bir yandan geleneğin simgesi Makar Dolgorukiy’e hayranlık duyar, diğer yandan bir entelektüel olan Versilov’a öykünürken; Rusya için iki gelecek timsali çiziliyor gibidir önümüzde. Ama Dostoyevski, Arkadiy’e yaşattıklarıyla, Rusya’nın geleceğini bambaşka bir şeyin şekillendireceğini gördüğünü söyleyecektir.
Unutulmaz Versilov karakteri ve çerçevesi çizilen baba-oğul ilişkisi ile Delikanlı, Karamazov Kardeşler’in de müjdecisi gibidir...

Klasik edebiyat tutkunları için, Leyla Soykut Türkçesiyle…
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.399 Oy)19.161 beğeni43.699 okunma3.023 alıntı184.292 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.339 Oy)5.128 beğeni17.072 okunma3.578 alıntı109.836 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.601 Oy)8.887 beğeni28.914 okunma842 alıntı140.612 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.943 Oy)8.907 beğeni26.500 okunma2.696 alıntı115.671 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.268 Oy)4.158 beğeni15.898 okunma1.404 alıntı77.096 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.693 Oy)5.798 beğeni19.803 okunma838 alıntı101.998 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.775 Oy)13.496 beğeni34.772 okunma3.443 alıntı147.106 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.751 Oy)11.493 beğeni28.660 okunma1.591 alıntı150.167 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.619 Oy)9.119 beğeni25.520 okunma1.535 alıntı127.871 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.342 Oy)9.304 beğeni25.842 okunma1.847 alıntı119.699 gösterim
Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var.

İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim.

İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık.

Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız.

Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze biraz göz gezdirdim ve yararlı şeyler var gibi duruyor. Oradan daha iyi açıklamalar bulabilirsiniz.

Pek de okumanız gerekmiyor bence. Yine de benim gibi bir Dostoyevski takıntılısı iseniz okumadan geçmeyin.
Hayatımda okuduğum en ağır kitaplardan biriydi. Dosto bu romanında olayları uzatmış da uzatmış gibi geldi bana. Bir ara yarıda bırakmayı bile düşündüğüm oldu.
Bambaşka insanlarla tanışıp bambaşka hayatların içine girmek isteyenler için bir seçenek daha. Tıpkı her Dostoyevski kitabı gibi. Biraz kalınca ve karmaşık, yorucu. Bir o kadar da güzel. Kahramanların aralarındaki ilişkilere sasiracagiziniz, olay orgulerinde kaybolup, beklenmedik sonuçlarla karsilasacaginiz, baş kahramanın kendi ağzından yazdığı güzel bir roman.
Not: Elbette tavsiye ederim!
Dostoyevski'nin her kitabı sanki birbirleri ile bağlantılı gibi hisseterim, Delikanlı kitabı mesela Yeraltından Notlar kitabındaki karakterin delikanlılık döneminde bazı anılarıymış gibi geldi bana biraz, Kitabın bazı bölümleri sıkıcıydı yada çeviriden dolayı bana öyle geldi bilemiyorum, Ama her zaman ki Dostoyevski tadı var....

Keyifle Okumanız Dileklerimle...
Eveeet!, yazarında sıkça ifade ettiği gibi evli bir kadının yasal olarak illegal, gönül olarak legal birlikteliğinden dünyaya gelen bu delikanlı oldukça zeki ve bir ülküsü bulunan gençti. Çocukluk döneminde ebeveyn yokluğunu sıkça çeken delikanlımız yaş ilerledikçe "okuma yazma" öğrenişiyle karakteri oturmaya başlıyor.. Yatılı bir okula yazılarak devam eden macerası orada soylu ailelerin çocuklarıyla birleşince bir ayrım ortaya konuyor yatılı okulun sahibi tarafından.. Okulda kalmasına izin verirken aynı zamanda kendi zevklerini ve el ayak işlerini yerine getirttiren bu sahip onu tam bir genç bir uşak konumuna sokuyor. Arkadaşları tarafından fark edilen bu ayrım hemen alay ve dayak ile küçük çocuklarda tepkimeye yol açıyor.. Yer yer dayak ve alaycı hatta aşşağılayıcı sözlere fazla dayanamayan delikanlımız, " Yetti canım bu saçmalık deyip " , annesini de bu karardan önce görüp, yatılı okul sahiplerine yalvararak " Onu yetiştirin, merhamet edin ve onu okutun, Tanrı sizinle olsun " diyerek yerlere eğilmesiyle bir hayli körükleniyor ve bir akşam şimsekli bir gecede okuldan çok çok uzakta başlıyor hikaye...


Dediğim gibi gayet zeki bir çocuk olduğu için delikanlımız, hayıflanıp sızlanacağına ailesinin yokluğunun sebebini öğrenmeye çalışıyor, bilgiler topluyor. Karşılaştığı bu gerçeklere üzülmeyip kendi ülküsünü oluşturuyor. İleride bu ülküye ihaneti görülüyor fakat hala peşine düşebilecek bir genç olarak kalıyor. Zaman sizlere kendi yalanlarınızı söyletir..
Bir çok yerde sahidi oldum bu saheserde de olduğum gibi ve ne üzücü kendini beğenmişlik, ne üzücü yokluğunu hissettiğimiz çocukluk dönemi hatıralarını büyüyünce yakalamaya çalışmamız, oluşan zaafımız. Yazar bir çok yerde gözümde defalarca alçalıyor fakat gururlu bir genç olduğunu düşünmekten vazgeçmiyor.
Belki de alçaklığı benim vicdan duyguma göreydi pek tabiki bu daha mantıklı bir açıklama! Üniversite hayatına başlamadan ülküsu adina yollara düşen bu genç gerek intaharlarla karşılaşsada aslinda güçlü bir karakter olduğunu segiliyor, fakat ülküsünün aslinda aile özleminin doğurduğu inanılmaz açlık olduğunu görmüyor onlar ne yapsarsa yapsın unutuyor , affediyor ve bir kulp bulup bizlere sunuyor.. saygilar bu gerçekleri görenlere saygilar..
Dünden beri beynimi zorlayan sorular var. Okumak, özellikle de klasik okumak bize ne kazandırır? Çeviriler ne kadar verir romanların tadını? Sadece Türkçe yapıtlar okumak daha mı mantıklı? Bütün bunlar aklımı karıştırdı durdu fakat yukarıdaki cümleyi okuyunca anladım ki çeviri de olsa böyle bir öğüt veriyorsa bir kitap asla burun kıvırmamak gerekir. Hele hele bu kadar büyük bir yazarın kitabına çeviri diye uzaklardan bakmak büyük hata. Şimdilik çevirmenlerin ellerinden tutup onların feneriyle yolu bulmak da aslında hiç fena bir iş sayılmaz. Tabi ki edebi hazzı tartışmak söz konusu değil ama ne mümkün...
Ancak tükenmişsek, artık acı çekme yetimizin sonuna değin acı çekmişsek ve yaşamın bütününü kor gibi yakan tek bir yara olarak duyumsuyorsak, eğer çaresizlik soluyorsak ve umutsuzluğun ölümlerini ölmüşsek işte o zaman okumalıyız Dostoyevski'yi. Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşama felce uğramışcasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiçbir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açız demektir... Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz.
İlk öncelikle bu kitabı okuyacaksanız baştan dikkatlice ve derin bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Yoksa anlamakta bayağı güçlük çekersiniz.Onun dışında sevebileceğiniz bir kitap.
Bu defa da Arkadiy Makaroviç Dolguriky’n inişli-çıkışlı, değişken ruh halinin yansıtıldığı, tam bir delikanlı (yeni yetme) romanıyla karşı karşıyayız. Her ne kadar uçarı hareketleri olsa da Arkadiy bir ‘Amacı, ülküsü’ olduğunu sık, sık belirtir. Ve kitabın sonunda da bu yolda ilerlediğini gösterir.
Dostoyevski’nin romanlarında sıkça görülen baba sorunu, burada da karşımıza çıkıyor. Gayri meşru bir çocuk olan Arkadiy, babası Versilov’a (Andrey Petrovic) hayranlıkla karışık bir geçmiş hesaplaşması içindedir. Karakterlerin detaylı kişilik analizleri ve betimlemeleri; Dostoyevski’nin ne kadar iyi bir ruh bilimci olduğunu tekrar gözler önüne seriyor.
Kitap çok güzeldi. Tabii okumak için büyük bir çaba harcadım ilk önce. Ama sonra kitabı elimden bırakamadım. Eğer okumadıysanız okumanızı öneririm.
Deyirsiniz:"Bəşəriyyətə qarşı ağıllı münasibət də mənim mənfəətimdir"; bes eger bütün bu ağıllı şeyleri,bütün bu kazarmaları ağılsız hesab edirəmsə,onda necə?
İnsan kendinden utanmasını ve övünmesini bilmeli, çünkü kişi kendinin yargıcıdır.
En basit düşüncelerin en zor anlaşıldığını söylemiştim size...
Dostoyevski
Sayfa 145 - İletişim
...şimdi, tüm dürüst insanlar çıldırmış durumda. yalnızca vasat ve yeteneksizler yaşamdan keyif alıyor...
Əlbəttə,cəmiyyətə alışmamışam,hətta heç nəyə alışmamışam...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
768
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051722153
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Podrostok
Çeviri:
Leyla Soykut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Edebiyat
"Jüpiter’in silahı yıldırımlardır, ama öyleyken o ne yapıyor, rahat duruyor. Gök gürültüsünü uğuldattığı sık sık işitilmez; öyle ki aptal biri Jüpiter’in uykuda olduğunu sanır. Oysa Jüpiter’in yerine bir edebiyatçıyı ya da bir köylü kadınını oturtun, bakın gök nasıl gürlüyor!"

Delikanlı, diğer Dostoyevski eserleriyle benzer izleklerin peşine düşen, Dostoyevski anlatısının temel motiflerini içeren tipik bir Dostoyevski romanı olmanın yanı sıra, derdi ve sözü başka, özgün bir anlatı olma özelliğindedir.

Gençliği ve saflığıyla Budala’nın Prens Mişkin’ini hatırlatan, kolaylıkla Yeraltından Notlar’ın kırklı yaşlarındaki kahramanıyla bağı kurulabilecek Arkadiy Dolgorukiy’i, onlarla benzer düşünce ve çelişkiler arasında, yakından tanıma olanağı buluyoruz. Artık bir çocuk değil belki ama henüz bir yetişkin de olmayan Arkadiy Dolgorukiy’in, irin gibi taşıdığı çocukluk öfkesi ve delikanlılık heyecanıyla attığı adımları izlerken, bir Dostoyevski anlatısından beklemediğimiz şekilde, şefkat duygusuna kapılıyoruz. Belki başka hiçbir eserinde kahramanı için bu denli yoğun bir şefkat talebi olmayan Dostoyevski, bir açıdan, Arkadiy Dolgorukiy karakteri nezdinde geçmiş tüm roman kahramanlarını anlamamızı sağlamaya çalışıyor gibidir.

Dostoyevski, Arkadiy üzerinden, karmaşanın hüküm sürdüğü, ahlaki temelleri sarsılmış, iyi ile kötü arasındaki sınırı belirsizleşen Rus toplumsal yaşantısına açık bir eleştiri yapmaktadır. Arkadiy bir yandan geleneğin simgesi Makar Dolgorukiy’e hayranlık duyar, diğer yandan bir entelektüel olan Versilov’a öykünürken; Rusya için iki gelecek timsali çiziliyor gibidir önümüzde. Ama Dostoyevski, Arkadiy’e yaşattıklarıyla, Rusya’nın geleceğini bambaşka bir şeyin şekillendireceğini gördüğünü söyleyecektir.
Unutulmaz Versilov karakteri ve çerçevesi çizilen baba-oğul ilişkisi ile Delikanlı, Karamazov Kardeşler’in de müjdecisi gibidir...

Klasik edebiyat tutkunları için, Leyla Soykut Türkçesiyle…

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları