ismet Sönmez

ismet Sönmez
@ismetsnmez
En yüce duygularımızı körelterek bizi tatlı uykulara salan değil; parmak uçlarımızda, usulcacık yaklaşarak kendisine en diri, en uyanık anlarımızı adayabileceğimiz bir okuma!
Rüyaların yorumlanması, psikanalitik teorinin en temel konularından biridir. Freud'un Rüya Teorisi: Bilinçdışı Rüya Düşğnceleri ve Bilinçdışı Hayal Gücü Freud'a göre rüyaların oluşumunda iki temel unsur vardır: bilinçdışı rüya düşünceleri ve bilinçdışı hayal gücü. Bilinçdışı rüya düşünceleri daha soyut ve kavramsal bir düzeyde yer alırken, hayal gücü bu düşünceleri duyusal rüya görüntülerine dönüştürür. Bu sürecin felsefi temelleri Kant'a kadar uzanır. Kant'ın "Einbildungskraft" (hayal gücü) kavramı, duyusallık ile anlama yetisi arasında köprü kurar. Temel aksiyom şudur: "İnsan zihni iki farklı yeti arasında köprü kurmak zorundadır: Duyusallık ve Anlama Yetisi." Lacan'ın Müdahalesi: Her Şey Bir Gösteren mi? Lacan, bu yapıyı radikal biçimde değiştirir. Saussure'ün göstergebiliminden yola çıkan Lacan, bilinçdışı rüya düşüncelerinin de birer gösteren olduğunu öne sürer. Bu müdahale, rüya yorumunu temelden değiştirir. Freud'un sisteminde: - Bilinçdışı rüya düşünceleri (mutlak anlam) - Hayal gücü (çevirmen) - Rüya görüntüleri (çevrilmiş hal) Lacan'ın müdahalesiyle: - Her şey bir gösterendir - Her gösteren başka gösterenlere işaret eder - Mutlak anlama ulaşmak imkansızdır Soyutluk Düzeyleri ve Gösterenler Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Rüya düşüncelerinin gösteren statüsüne yükseltilmesi, onların soyutluk düzeyini değiştirmez. Rüya düşünceleri hala daha soyut, rüya görüntüleri hala daha somuttur. Değişen şey, bu soyut düşüncelerin "nihai anlam" statüsünü kaybetmesidir. Sonuç: Rüya Yorumunun İmkansızlığı mı? Bu durumda rüya yorumu çok daha karmaşık bir hal alır. Freud'un "kazı" metaforu (derine inip gerçek anlamı bulma) artık geçersizdir. Bunun yerine, sürekli hareket halinde olan bir gösterenler ağında dolaşırız. Bu, rüya yorumunu imkansız kılar
Reklam

ismet Sönmez

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
2026 10. kitabı
Firdevs Candil Erdoğan
8.9/10 · 60 okunma
Ayrıca, "açlık kaygısının motive ettiği yeme dürtüsünün" işlendiği bazı vakalardaki "iştah artışından" da söz eder. Özne sadece kaygılı olduğu için tıkınmaz; kaygısını yer, onu kendi yiyeceği haline getirir ...
Psikanaliz
Aşk, bildiğimiz tüm üstbenlik (surmoi) kaygılarının altüst olduğu, sarsıcı bir "istisna hali"dir. Öteki'nin varlığının ürettiği bu yoğun duygu, orgazm ile kaygı arasındaki derin bir dayanışmanın da temelini oluşturur. Assoun, Paul-Laurent. 2025
Psikanaliz