Metin Pir profil resmi
#24952229
Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok...( Dost Beckett)
#68590428
Lisans
Van
Bitlis, 23 Ağustos
Erkek
1041 okur puanı
28 Mar 2017 tarihinde katıldı.
  • Metin Pir paylaştı.
    Göğe kadar yükselen yangının önünde sevinç naralarıyla zıplıyorlardı. Tanrının adını anarak böğürüyordu, şairleri kıstırdıkları otelin çevresini saran zebaniler. Az ötede rap rap tempo tutuyordu, üniformalı bostan korkulukları. Kimi kendince yukarıdan almış yakma talimatını, kimineyse güya yukarıdan emir gelmemiş, engellemeleri için... Tanrının gerçekten de rızası var mıydı ki? Sevap mıdır insan yakmak? Normal midir seyretmek? Kimin ayetleri, kimin emri? Şeytan mı doldurmuştu yoksa?
    Yiğit Bener
    Sayfa 35 - Can Yayınları
  • Metin Pir paylaştı.
    Tarih arzu ettikleri gibi işlemediğinde, politikacılar hafıza kaybına uğrar.
    Michel Ragon
    Sayfa 382 - Ayrıntı Yayınları
  • Metin Pir paylaştı.
    Ne makina şu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. İmalathane! Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var.
    Nikos Kazancakis
    Sayfa 348 - Ataç Kitabevi
  • Metin Pir paylaştı.
    Dostum, ben göründüğüm gibi değilim.
    Görüntüm ise, üzerimde taşıdığım, beni senin merakından ve seni benim ihmalimden koruyan, özenle örülmüş bir giysiden başka bir şey değildir.
    Halil Cibran
    Sayfa 5 - İş
  • Ölüm iyi olmasına daha iyi ya, yaşamak inadına yaşamak...
  • Asla aşk acısı çeken birine aşık olmayın.
    O kişi yaralıdır ve yara bandı olarak sizi kullanır.

    Pablo Neruda
  • Metin Pir paylaştı.
    280 syf.
    Hiç bilmediğimiz, görmediğimiz bir yer hakkında bilgi sahibi olabilmemiz için yapmamız gereken şeyler hemen hemen bellidir. Orada olma amacımıza göre “ düşüncemizde dahil “ bir rota çizebiliriz… Tatil için gitmişsek şayet pekala hoşça vakit geçirmek üzerede ve özellikle de hiç kimsenin bilmediği yerlerin ağırlığında mekanlarla olmak isteriz. Tesadüfen keşfettiğimiz bir sokak arasındaki o koparılmış, bir köşeye atılmış, kirletilmiş bir kaldırım çiçeğinin dahi sahibi olabilmek… Her şey tek bir fotoğrafa ve onu en albenilisinden allanıp pullanıp bir güzelde yumurtalanıp – sarısı olacak, birazda toz şeker pembelik için, - çörek otunu unutma!! – fırınla, pardon sosyal alemdeki takipçilerimizle, takip ettiklerimizle, nispet ettiklerimizle dahi – kabartma tozunuda unutmayın. – paylaşmayı isteriz. Öyle ki mucidi bizizdir, o kaldırım çiçeğini bulan Baş Kaşif. O sokağın adının bizim adımızı taşıması dahi gerekir ve içten içe bilinçaltımızın kuytularında da onu kutsal atfederiz. Kim bilir belki o ilk ve elbet son olacak aşkımızı götüreceğimiz bir mekan yahut yine kim bilir kendimizi belki hiç bulmayı dahi ummadığımız, kendimizle tıpkı koparılıp bir köşeye atılan, kirletilmiş o kaldırım çiçeğinin diyelim ki yanında biriken bir başka unutulmuş “kirli” bir yağmur suyunda, aksimizi, bizzat aksimizi dahi görebiliriz. Ve hatta, ürkedebiliriz….

    İşte bahsimiz bir şiir üzerinden, hiç doğmamış, hiç yaşamamış belki, bir tebessüm üzerinden, o gülüş üzerinden ki Özdemir Asaf Gülüşü diyorum ben; tatilden de erkenden apar topar geldiğimizi varsayalım, düşlerimizide en ince ayrıntısına kadar toplayıp, konuşmanın bahsidir.

    Bir şehri, hiç bilmediğimiz o bir yeri tanımak için bunca plana gerek varken;
    Bir insanı tanımak için; ona yolculuk yapmak için ne yapmak gerekir peki?
    Açık adres: Özdemir Asaf'ın Gülüşü
    Eser: “Benden Sonra Mutluluk”
    Doğru yerdesiniz.


    Doğru yerde misiniz?
    Peki kimsiniz,
    Siz?
    ……

    Özdemir Asaf'ın Benden Sonra Mutluluk adı verilen, gazete küpürleriyle, o ilk yazılarıyla da oluşturulmuş olan bu eserinde ipin ucunda Nazi gizli ve de pek gizemli dostu, yeterince etik olamamış yüksek vicdan haysiyetli elit kişisi Heidegger bulunuyor. Egzistansiyalizm'in akıl babalarından. Özdemir Asaf'ında içerisinde yer aldığı ve kelimelerinde de çokça düşünceyi bir oyun, bir körebe olarak kıldığı yitik sessiz harfler ülkesi. Tebessümüyle de anlaşılacağını umuyor Şair, anlayacağımızı da üstelik…
    Ve yine Şair,
    “ Herkesin bir öyküsü vardır ama herkesin bir şiiri yoktur “ derken ne söylemektedir?
    Üstelik Kime? Ve Şair, kimdir?
    Nedir?
    …..

    Egzistansiyalizm, İkinci Dünya Savaşının bir buhran paranoması olmakla birlikte bir sonuç odaklı sonuçsuz bir muhtevatınıda içerisinde barındırmaktadır. Merkezinde insanı alan bu düşünce Heidegger'in izinde ve Sartre'nin aklıyla da “Bir düşüş” psikolojisini harmanlar. Varlık, özden önce gelmektedir ve insan dünya üzerinde de deyim yerindeyse buruşturulup o bir köşeye atılmış olan kağıt müsveddesini tanımlar. Mürekkep onundur, mürekkep elleriyledir ve yazgısı budur. Kalem de onundur, kaleminin tanrılığı ve hükümranlığı yine bizzat kendisiyledir. O halde insana düşen tek ve başlıca şey, esas sorumluluk, bu hiçliği ve terk edilmişliği ortasında, katlarını açarak ve aslında kendini aşarak, keşfederek “topluma faydalı bir birey” olması ve bir saygınlık edinmesidir; Akıl ile de var olan bir fayda ve faydacılık da üzerine…


    Albert Camus'un iki uç dikenli bir yol olarak eserlerinde bizlere sunduğu ve bizlerin eserlerindeki hiçlik ve yokluk üzerinden tadına doyamadığımız, günlük yaşamda da çok daha gerçek kurgularıyla da karşılaştığımız İntihar ve Cinayet görseli ve de seyri kendi içerisinde bir başka iki ucu ve aslında çıkmazı oluşturmaktadır. Egzistansiyalizm içerisindeki Absürd'ü. Normaldeki o anormal oluşu; Normalden sıyrılan dengeyi. Ve bir İnsanı dahi suçlu kılabilen bir seyri. Değil midir ki Camus da son seçenek olan ve geri dönüşü pek mümkün olmayan İntihar düşüncesi, varlığı tanımlar. Kıymetsiz bir hayat, anlamsız bir hayat, üzerinde intihar düşüncesi edinilecek kıymette değildir. O halde intihar ve ölüm ve absürd hayatın kıymetini ortaya çıkarır. Peki ya cinayet? Sanırım orada da var olmaya çalışan başka bir insanlık görselidir, şansı varsa Absürd'de hayatta kalmayı başaracak ve intiharın eşiğinden de dönüp hayatı pekala anlamlı kılabilecektir….

    Ve yine Camus'un “Zamanımızın tek bilge” ruhu olarak belirttiği, Nobel ödülünü almadan önce tıpkı bir azizeyi ziyaret eder gibi, o bir ruhu ve insanı arayışa dönük olarak da andığı Simone Weil, şöyle der:
    “Bir yıldızın uzaklardaki parıltısı, denizdeki dalgaların çıkardığı ses, tan ağarırken ortaya çıkan sessizlik kaç kez insanların dikkatini çeker? Dünyanın güzelliklerine dair kayıtsızlığın sonunda varacağımız yer, sıradan bir hayattır “
    Yineler; İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş olan paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük hata onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir.
    Yineler; İnsan hayatını ilgilendiren tüm kararlar, kaybedecek bir şeyi olmayan insanlar tarafından alınır. “
    Simone Weil, Egzistansiyalizm'in o en buhranlı zamanlarında, başlangıçlarında ve mutlak doğumunda kendini köşesine çekebilen evet bir azizedir. Albert Camus'u dahi belki O yapan, bizzat elleriyle de yakasına yapıştığı berrak bir vicdanın temsili. Bir başka çağ. Ve bir panzehir…


    Nietzsche, “Tanrı, Öldü!!” diyor, Bir Zerdüşt'ün gölgesinde de. Aslında ölen Tanrı değildi ve bu tam olarak da Nietzsche'nin sözleri. Ölen, insanın içindeki Tanrı'ydı, ölen ve unutulan, yitirilen, bulunması umulan, hala umut edilen İnsandı. İnsanın içindeki Tanrıydı, Nietzsche'nin ruhunda da aranan ve elbet onunda bizzat aradığı…


    Salt aklın yeterli olamadığı bir Akıl çağında, üstelik Akıla tapınılan bir akımla da Akıl, kendi başına ve kendi içerisinde ne denli yeterli olabilirdi? Aklımızda varken ve başımızdayken üstelik….


    Bu Varoluşçu akımın düşüncesinden etkilenen yalnızca Özdemir Asaf değildir, elbet. Oğuz Altay'ın Olric'inde, Sait Faik'in o salaş ve bir o kadar toplumcu, derli toplu kaleminde, Tezer Özlü'nün tanımlanamayan ağır kimsesizliğinde, Yusuf Atılgan'ın çekimser ve de ketum karamsarlığında, karanlığında ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur'u arayan o huzurunda da izler bulabiliriz.
    Peki Özdemir Asaf'ı tüm bunlardan da ayrı kılabilen, bir düşüncede özgün olarak atfettiren, onu Şiir ve Şair olarak da belirten nedir?
    Düş/ünce.
    Nietzsche'nin bıyıklarını dahi bir Hulisi Kentmen edasında keyifle ve İnsana duyduğu o hasretle büktüren Düşünce. Belki Heidegger'in suretinde dahi bir tebessüm bırakan,
    Tebessümüyle de….

    Lavinia'sında, neredeyse yarım asır sonra bestelenecek olan şiirinde, aslında bir kişiden ve bir kadından daha çok ve muhakkak Aşktan da onu şahıslara, şahısların özgürlüğüne, beden ve zihin kalıbına koymayı reddeden bir düşünce. Yalnızca ve yalnızca Aşk'a ve duyguya seslendiği bir saygı ve de saygınlıkla da….


    “ Konu sevimsiz,
    Şiir de öyle olsun. “ diyor Asaf, - samimiyetimizdendir mutlak. -
    Öyle olmasın diyorum ben de. Hiçbir şey öyle olmasın, kalmasın bir durgun su gibi, acı.
    “Benden Sonra Mutluluk” deyişininde kulakları çınlasın…
    İnsan(lık) nefes alsın….

    #75685789 “ Eğer bir şiir olsaydım, konu: …. :)) “ diye yineliyor Mavi,
    Eğer bir Şiir olsaydım, konu: Özlem, olurdu, diyorum. Yenilenerek :)
    O İnsan'a, Kardeşliğe, Sevgiye ve gerçek bir Akıl'a, Özlem…


    ….
    Mustafa Kemal Atatürk'ün Şura-ı Devlet'in kurulması üzerine Mülkiye Müfettişi olarak Ankara'ya çağırılan Mehmet Asaf Bey 'in oğludur Özdemir Asaf yani Halit Özdemir Arun. R'leri söyleyemez imiş, bu bir kusur mudur? Hayır. Ve bunun bir kusur olmadığını dostluğuyla da yineleyen Oktay Akbal, kalemi üzerine bir kolaylık için Özdemir Asaf imzasını kullanmasını ister. Özdemir Ören ve Özdemir Yasaman olur, zamanla, Özdemir Asaf. Kusur mudur peki R' ler, küçük olsalar dahi?
    Hayır, kusur, kusuru görenin gözlerindedir… Her şey ayan beyan nettir ve eşittir.

    1942'de İstanbul Hukuğu, 1945'de İktisat Fakültesini kazanır daha sonra da gazeteciliği dener, geniş ufuklu, çok nazarlıdır. “Özgür”dür, Özgündür, şahsına münhasırdır. İncecik bir adamdır ÖzdemiR Asaf…

    Bakışıyla, duruşuyla, suskunluğuyla, zihnindeki o med-cezirlerle bir başka Ülke.

    Aşktır, Aşıktır.
    Aşktanda şansı pek olmayandır, üstelik. Ben'i ve ben içerisinde benliğini ben'liğinde oyar oyar. Arayan, bulandır. Yitiren, tekrar arayan… İnsandır.

    “Sayılardan korkuyorum” demişti ya son kez, röntgeninin arkasına yazdığı o bir şiirin düşüncesinde de Jak Deleon'un kulağına sessizce dile getirerek de halini. Sayılar kayıptı. Özdemir, tuhaftı. Özdemir bir başkaydı… Her insanın çağlar boyunca da varlığını yazdığı, kendi elleriyle de çizdiği, asla müsvette bir kağıdın kıymetinde de olmadığı ve belki yazarın bunu yeterince de bilemediği bir kıymet….

    Özdemir Asaf, evet düşünceydi.
    Ve sual o ki, biz kendimizin ne olduğunu,
    Ben kendimin ne olduğunu “henüz dahi” bilmiyorum
    Akıl çağında ve aklımla da üstelik.
    Sokrates'in küpeleri kulaklarımda çınlıyor.
    Teki, mutlak, kayıp…
    Siz de mi?
    Pardon,
    Kimdiniz, Siz?

    https://youtu.be/77ygz-MC6_8
    https://youtu.be/P1exPQEzqm8


    Özdemir Asaf kalemine yeni yeni aşina olduğum bir yazar diyebilirim. Ve eseri Sevgili arkadaşım Mavi ile birlikte okuduk. Çok keyif aldığım, öyle ki yazarla kırk yıllık ahbapmışız gibi eğlendiğim, yanıbaşında, satırlarının o dizinin dibinde hüzünlendiğim bir İnsan'dı… Birbirimizi anladığımıza ve anlaşılacağımıza ise inanıyorum :)

    Ve eser dahil yazarla beni tanıştıran, zamanıma ruhunun aydınlığıyla ve maharetlerinden bir maharettir ki Kaptan'lığıyla da eşlik eden (#76840405)
    Mavi Kelebek 'e buradan ayrıca teşekkür ediyorum.
    Ve sizlere elbet; Vaktiniz, varlığınız için teşekkür ederim :)


    Sevgilerimle...
#24952229
Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok...( Dost Beckett)
#68590428
Lisans
Van
Bitlis, 23 Ağustos
Erkek
1041 okur puanı
28 Mar 2017 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 6 kitap

  • Demirciler Çarşısı Cinayeti
  • Sinek Azabı
  • Korku ve Yakarış
  • Toplu Şiirler 1
  • Huzursuzluğun Kitabı
  • Bütün Oyunları - 3

Okuduğu kitaplar 118 kitap

  • Pulbiber Mahallesi
  • Saydam Turp
  • Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi
  • Yalnızlık
  • Yedinci Meleğe Dair Yedi Bahis
  • Mahalle Kahvesi
  • Günlük
  • Döşeğimde Ölürken
  • Yalancı Tanıklar Kahvesi
  • Yalnızlığımın Çinisi

Okuyacağı kitaplar 10 kitap

  • Yenilmeyenler
  • Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer
  • İmbilim Ders Notları
  • Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
  • Dünya Ağrısı
  • Kağıt Ev
  • Bir Acıya Kiracı
  • Palto
  • Sayın Başkan
  • Tehlikeli Oyunlar

Kütüphanesindekiler 16 kitap

  • Özgürlüğün Son Oğlu : Poemalar
  • Gizemli Bir Maske
  • Deniz Küstü
  • Kızıl Darı Tarlaları
  • Dünya Lekesi
  • Taksitle Ölüm
  • Polonya'da Bir Kuş Var
  • Gertrud
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
  • Otuz Yaşındaki Kadın

Beğendiği kitaplar 50 kitap

  • Saydam Turp
  • Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi
  • Bütün Oyunları - 2
  • Günlük
  • Yalnızlık
  • Mahalle Kahvesi
  • Yalancı Tanıklar Kahvesi
  • Döşeğimde Ölürken
  • Öteki Kabuslar
  • Ağustos Işığı

Beğendiği yazarlar 15 kitap

  • Herman Melville
  • Hermann Hesse
  • Romain Gary (Emile Ajar)
  • Elias Canetti
  • Furuğ Ferruhzad
  • Janet Frame
  • Didem Madak
  • Samuel Beckett
  • Yiğit Bener
  • Vedat Türkali