Metin Pir

Metin Pir
@Manuelbeckett
#24952229 Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok...( Dost Beckett) #68590428
Nobeli boşuna almamış zahar.
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2020 20:47
Mo Yan. Küçük yaşlarda okulunu bırakıp çiftçilik yapmaya başlar. Zorlu bir yaşamın içinde çırpınır. Bu kitabında Çin Halk Cumhuriyeti' nin Büyük Atılım adıyla başlattığı ikinci beş yıllık kalkınma planını çocuk gözüyle eleştiren hikayeler yazmıştır. Yine Silahlı İşgücü Müfrezesinin de katliamlarını konu edinen öykü de yer almakta. NOT: Büyük Atılım: 1958- 1963 yıllarında köylüyü, işçilere ya da moden köylüye dönüştürmek için çıkarılan kalkınma planıydı. Fakat plan büyük bir kıtlığa yol açar. İnsanlar yok yere öldürülür ya da zor şartlar yüzünden hastalıktan ölür. Çocuklarından uzak, Nazi Tarımı gibi birşeydir bu zulüm. Ancak kendi insanına yapar bunu Çin. Ve bu dönemde tarımdan sanayiye geçiş programı nedeniyle metal eşyalar bütünüyle toplatılır. Hikayeler genel itibariyle çocuksu hislerle yazılmış, bir çocuğun iç dünyasını çok iyi tasvir eder. Çin toplumunun erkek çocuk sahibi olabilmek için bir çok kız çocuğu sahibi olmalarını, bu uğurda çektikleri çileleri güzel bir üslupla anlatır bize. Hikayeler genel olarak çok güzeldi. Farklı bir yazar tanımak istiyorsanız Mo Yan Can dır. Aşağıda hikayeler ile ilgili kısaca yazdım. 1 SAYDAM TURP (KARA ÇOCUK) Küçük yaşta annesini kaybeden ve bir süre sonra da babası tarafından terkedilip üvey annesiyle yaşamak zorunda kalan o çocuk. Kara çocuk. Dilsiz değil ancak küçük yaşına rağmen insanlara karşı dilsiz gibi davranmanın rahatlığını kavramış. Sen susunca insanlar da artik üstelemez konusmak için, öyle biraz. Sırtı yaralarla dolu, küçük yaşı küçük bedeniyle küçücük işçi. Önce taş kırıcı sonra, demirci fırınında çalışır. Kendisine piç denir sürekli ancak onu garip görünüşü nedeniyle seven duvar ustası ve onun sevdiği Juzi. Faulkner'in Ağustos Işığı romanındaki Christmas geldi gözlerimin önüne. Acıya dayanaklı çocuk, inatçı
Saydam TurpMo Yan · Can Yayınları · 2019297 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
80' leri AN-I-LAMAK
10/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 22:54
Devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştür. Azîz Türk milleti, işte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri.... Böyle başlardı bildiğimiz bütün darbe gerekçe bildirileri.. Bir kitap bitince anlamsız bir şekilde sağa sola kafa çevirebiliyormuş insan.. Ah Muhsin yırtık devrimci, sosyalist ve sen bir ağaoğlu. Yani bir sömürücün oğlu. Selim Temo ' nun bir şiirinde " Yani bir sömürgede doğan kırılgan olur " Şiirindeki kırılgan. Ama zengin bir ağanın oğlu. 80 darbesi öncesi Türkiye' sinin karmakarışık ortamı. Kimler ölmedi, kimler vurulmadı, kimler asılmadı ki bu kitapta. Denizler asıldı, Server Tanili vuruldu. Kemaller, Salihler, öldürüldü... Üç nokta koyarken insanın içinin cız ettiği bir yer burası. Bakmayın kolay yazıldığına... Sağın solu, Solun sağı kana buladığı dönemler. Gözaltına alınanın bir daha gelemediği, köylüyü amip gibi emen ağaların olduğu, kütüphanelerin bombalandığı dönemler... Ne garip biz bunları düzyazı gibi yazıyoruz, oysa ne analar ağladı bizim buralara yazdıklarımızı yaşarken, kaç çocuklar babasız kaldı Sağdan , Soldan... İşte Muhsin tüm bunların içinde devrimci olmaya çalışan ve babasının himayesini kabul etmek istemeyen ama yine de ondan gelen parayla Ankara ya felsefe okumaya gider. Burada bilgin mı bilgin Nedim hocayla tanışır. Reyhan' ı vardır, severler birbirlerini. Ve tabii ki Salih' le. Salih onun en yakın dostu, en yakınıdır kısaca. Hayaloğlu ' nun Rıza' sıdır o Muhsin için. Ve yanıbaşında öldürülür... Şu iki satırı da Salih için koyuyorum buraya. ""Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, Yani bir daha olmayacak mısın? Yani bir daha borç vermeyecek, Bir daha bira ısmarlamayacak mısın? Peki, beni kim kızdıracak, Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? Peki, beni bu köhne dünyada Senin anladığın kadar kim anlayacak? Ulan Rıza... ne
Yalancı Tanıklar KahvesiVedat Türkali · Turkuvaz Kitap · 01,217 okunma
ZİHNİN DÖKTÜĞÜ KABUKLAR...
10/10
·446 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 21:04
William Faulkner 25 Eylül 1897 yılında ABD nın Mississippi eyaletinde dünyaya gelmiştir. İlk gençlik yıllarında şiire merak salmış olsa da 23 yaşında vazgeçer bu sevdasından. "Şiirin söylemek istediklerime uygun olmadığının farkına vardığımda mecramı değiştirdim. Yirmi bir yaşındayken şiirlerimin çok iyi olduğunu düşünürdüm. Yirmi iki yaşında fikrim değişmeye başladı. Yirmi üç yaşındaysa şiir yazmayı bıraktım. Ama yazılarımda şiirsel nitelikleri kullanıyorum. Neticede düzyazı da şiir." Böyle söyleyerek yönelir romana, öyküye... Bir yandan da okur ve iş bulur. Posta müdürü olarak çalışmaya başlar. Mississippi Devlet Üniversitesi'nde özel öğrenci olarak bir yıldan fazla zaman geçiren Faulkner, daha sonra posta müdürü olarak döndüğü bu üniversiteden mesai saatlerinde kitap okuduğu için işten atılır. Kendini bütünüyle yazılarına verme fırsatı bulur, kendi deyimiyle, posta pullarıyla uğraşmaktan kurtulmuştur. Eserlerinin genel teması, beyaz- zenci ayrımı içinde debelenen iyi kötü bireylerdir. Ona göre insan ayrım gözetmeksizin insandır. AĞUSTOS IŞIĞI Olayların değil, kişilerinin piskolojik kronolojisi sunar bize Faulkner. Onun eserlerinin benimce en tatlı yanı, inandırılması çok zor , durgun, kıpırtısız o inatçı insanların iç betimlemesini yaparken , bu kahramanların dış dünyalarında gerçekleşen olayları da bir o kadar başarılı bir şekilde, ilişkili kişinin iç dünyasına yansıtabilmesi. Ve bunu yaparken anlatmak için yapmaz, onu bize göstermek için yapar. Kitabındaki kahramanların içini görürüz. Bunalımını, inatçılığını, bazen de umutla yolculuğunu... Christmas kitaptaki modern İsa ' dır. Damarlarındaki kan yarı beyaz yarı siyahtır. Rengi beyaz olsa da damarında o kan olduğu için kendini hep dışlanmış hisseder. Beyazın yanında siyah, siyahın yanında beyazdır. Yaşam onu
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · Cem Yayınları · 1983397 okunma
" Herkes kendi derisi içinde en iyidir "
Puan vermedi·642 syf.··
2020 28. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2020 20:55
Böyle yazar oyunlarının sahnelendiği sahnelerde. O tiyatro ustası, şiirler ve roman yazan, dolu dolu yaşayan, arı gibi, sanat dokuyan bir insan, güzel insan... "Sanat, dünyayı yansıtan bir ayna değil, dünyanın onunla şekillendirildiği bir çekiçtir." Dünyayı böyle görür. Bu kadar çok tiyatroyu bu yüzden mi yazmıştır. Sadece dünyayı şekillendirmek için çekiç olarak mı kullanmıştır tiyatroyu? Elbet ki değil... Bu kitabının 319. sayfasında "Gecede Trampet Sesleri" nin notlarında şöyle söyler. " Oyunumun konusunu seçerken parasal kaygılar etkili olduğundan, kamunun ilgisi sebebiyle mutlaka bir aşk hikayesi bana zorunlu göründü. " Çünkü toplumcu, sosyalist, marksist Brecht, bu oyunu maddiyatı düşünerek yazmıştır. Çünkü toplumsal duyar, her zaman acı olaylarla kasılsa da , içe döndüğünde yine aşka, elbiselere, takılara, dedikodulara yönelecektir. Brecht de bunun farkındadır ve aşka da böylece oyunlarında yer vermiştir. Tabiki yine taşlayarak. 1920 ' li yıllarda Yeni Nesnelcilik edebiyatında büyük kentler ve o büyük kentlerin sorunsalıyla mücadele eden yada bizzat içinde debelenen karakterler belirir oyunlarında. Bu karakterler kendisiyle beraber karşı bireyci yazımı da yaratır. En belirgin olanları şüphesiz ki " Baal, Kragler, Garga, Shlınk, Paduk, Balıkçı... 1- BAAL , Gerçek bir karakterdir aslında. Gece alemlerindeki bir berduş. Villon... Savruk yaşamın müzikalcisi, şiirler yazan derbeder. Bütün ömrü orospuların ve bıçkınların arasında, tavernalarda geçen bu adamın öyküsünü duyan Brect, onu Baal olarak tiyatrosuna kazandırır. Tabiki Villon ' u görememiştir aslında. Duyduğu kadarıyla. Tuvalete yazılan o kadar içten bir şiirle tanıtır ki bize onu Brecht, şöyleki; Hayatta en sevdiğim yer, derdi Orge: Yüz numaradır, yani heladır be! Orada keyiflenirsin her yerden
Bütün Oyunları 1Bertolt Brecht · Agora Kitaplığı · 201354 okunma
Kafada Tuhaflık..
9/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 16:49
Faulkner... Seni okumak, anlamak niye bu kadar zor be adam ... Onu okumak, bir kere okuduktan sonra okumamak kadar zor. Karmaşık hayatların, iç içe geçmiş yaşamların anlatı ressamıdır o. " Döşeğimde Ölürken" kitabıyla başlamıştım onu okumaya. En çok da o zaman etkilenmiştim yazarlığından. Sonra "Abşalom Abşalom" ile gelip kafamı allak bullak etmişti. Yine de onu okumak, okuyucunun kendi sabrını sınaması için birebir. KURTAR HALKIMI MUSA. Bu kitabında Faulkner aslında hikaye yazmamıştır. Kendisi de bunun bir roman olduğunu vurgular. Zaten hikayelerdeki herkes birbirinin amcası, dayısı, teyzesi , halası, kardeşi, oğlu , babası,.., Kitaptaki kişiler , siyasiler ve beyazlar dahil aynı soydan gelen insanlar. Olaylar hep aynı mekânda geçiyor. McCaslin lerin köleleri ve onlarla olan ilişkileri. Kitaptaki bireyler aile büyüklerinin huyunu suyunu kapa kapa çoğalıyorlar. Kim kimin çocuğuydu diye düşündürse de olaylar geliştikçe karakterler bir kalıba oturmaya başlıyor. Faulkner okurken, onun kahramanlarını gözlerimde her zaman çok kolay canlandırırım. İnatçı zenci karakterleri özellikle her zaman daha bir başarılı aktarır sanki. Ya da bana öyle geliyor. Ne kadar zor olursa olsun, Faulkner okumak, onun o ince zekasına şahit olmak şarttır. Biri size beddua ettiyse gidin Faulkner okuyun, onu okumayı göze alana hiçbirşey olmaz. Zaten belanızı da bulmuş olursunuz. İyi okumalar...
Kurtar Halkımı MusaWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2019135 okunma