Devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştür. Azîz Türk milleti, işte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri....
Böyle başlardı bildiğimiz bütün darbe gerekçe bildirileri.. Bir kitap bitince anlamsız bir şekilde sağa sola kafa çevirebiliyormuş insan..
Ah Muhsin yırtık devrimci, sosyalist ve sen bir ağaoğlu. Yani bir sömürücün oğlu. Selim Temo ' nun bir şiirinde
" Yani bir sömürgede doğan kırılgan olur "
Şiirindeki kırılgan. Ama zengin bir ağanın oğlu. 80 darbesi öncesi Türkiye' sinin karmakarışık ortamı. Kimler ölmedi, kimler vurulmadı, kimler asılmadı ki bu kitapta.
Denizler asıldı, Server Tanili vuruldu. Kemaller, Salihler, öldürüldü...
Üç nokta koyarken insanın içinin cız ettiği bir yer burası. Bakmayın kolay yazıldığına...
Sağın solu, Solun sağı kana buladığı dönemler. Gözaltına alınanın bir daha gelemediği, köylüyü amip gibi emen ağaların olduğu, kütüphanelerin bombalandığı dönemler... Ne garip biz bunları düzyazı gibi yazıyoruz, oysa ne analar ağladı bizim buralara yazdıklarımızı yaşarken, kaç çocuklar babasız kaldı Sağdan , Soldan...
İşte Muhsin tüm bunların içinde devrimci olmaya çalışan ve babasının himayesini kabul etmek istemeyen ama yine de ondan gelen parayla Ankara ya felsefe okumaya gider. Burada bilgin mı bilgin Nedim hocayla tanışır. Reyhan' ı vardır, severler birbirlerini. Ve tabii ki Salih' le.
Salih onun en yakın dostu, en yakınıdır kısaca.
Hayaloğlu ' nun Rıza' sıdır o Muhsin için. Ve yanıbaşında öldürülür...
Şu iki satırı da Salih için koyuyorum buraya.
""Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?
Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?
Ulan Rıza... ne