Bir Acıya KiracıMetin Altıok

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.332
Gösterim
Adı:
Bir Acıya Kiracı
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
444
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054764112
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
BİR ACIYA KİRACI


Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz surgunu,
Katlanan göğsundeki kayaya.
Sen orda şimdi bir huznu köpurt,
Ben bir çocuğa su vereyim burda.

Ben ki kiracıyım bir acıya.
Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık
Eğer isteseydin.
Metin Altıok şiirleri genel anlamda bir iletişim aracıdır onun için. İnsana yada insanın özüne ulaşabilmek, insanı anlatabilmek ve elbette anlayabilmek için kullandığı bir araç. İmgeleri, izlekleri insana dairdir. Şiir onu insana ulaştırır ve hatta insanı sevdirir. Her şiirin görsel bir yanının da olduğunu düşünen Altıok, resme olan yeteneğinin eseri olacak ki, şiirden resimler çizer.

Adına ister öngörü deyin, ister kehanet, hiçbir döneminde sıradanlaşmayan hayatının sıradan bir şekilde bitmeyeceğini de bilir şair. Şiirlerinde bütün bu öngörü veya kehanetlerine de önemli ölçüde yer verir, ki okudukça gözleriniz büyür.(Sis ve Zamanlı Gazel şiirleri) Hayatın, hüzün ve acı yükünü Metin Altıok 'un omuzlarından hiçbir zaman eksik etmediğini görür ve fakat bütün yükünü gururla taşıdığına şahitlik edersiniz. "

1. BÖLÜM: Uzaydan gelen Sivaslılar

Hangi akrabamın hangi kızı tam olarak anımsayamadım ama ben küçükken Sivaslılarla bir kız alıp verme durumumuz olmuştu. Tüm ahali toplanmış böyle filmlerdeki aşiret meclisi gibi istişare ediliyor. Dışarı kız alıp verme konuları hassastır her zaman ama bu kez durum farklıydı. Ben meraklı Melahat böyle şeylerden elbette eksik kalmazdım. İlkokulda okuyorum ama söylenenleri hala hatırlıyorum.

"Sivas'lıya kız mı verilir onlar adamı diri diri yakıyor" demişti bir tanesi.

Öteki ise

-Belki Sivas'ın iyilerindendir. Sivas komşumuzdur demeyin öyle diyordu.

Bir diğeri;

-Tamam bizde dinsiz Azizi sevmeyiz ama zaten eceliyle öldü gitti. Sivaslıların böyle yapmaları şerefsizliktir dedi.

Sonunda ağız birliğine vardılar ve Sivaslıları davet edip durumlarına bakarak kızı verip vermeyeceklerini kararlaştırdılar.

İlerleyen günlerde yine tüm akrabalar toplanıp köydeki aile büyüklerinin yanına gitmişiz. Meclis kuruldu. Sivaslılar geliyor. Büyük bir fikir sınavından geçecekler.

Sivaslının ne olduğunu bilmediğimiz için uzaylılar gelecekmiş gibi heyecanla bekliyoruz çocuklarla. Hayal gücümüzde geniş tabi. Oğlanın biri "Kafalarının üstünde gözleri var." diyor. Bense "Ağızlarından ateş çıkıyor adamı yakıyorlar." diyorum. Bir önceki toplantıdan öğrenmişim Sivaslının ne olduğunu caka satıyorum. (Çocukların yanında ne konuştuğumuza dikkat etmek önemli. Hem yanlış anlıyorlar hemde kesinlikle unutmuyorlar.)

Yine aynı günlerde öğretmenimden de sağlam bir azar yemiştim. Sinir olduğum bir çocuğa "ben Sivaslıyım seni yakarım" dediğimi duyan öğretmenim çok kızmıştı bana. Her gün kaç kez asarım, keserim gibi laflar ederdim öğretmenim çoğunlukla dikkate bile almaz yada kaşını kaldırarak göstermelik kızardı. Asarım, keserim sorun olmuyor, yakarım deyince neden sorun olmuştu, neden böylesine çok bağırmıştı anlamamıştım.

Ve o önemli gün geldi çattı. Aşırı merak ve heveslerle beklediğim Sivaslılar, uzaylı garip yaratıklar değilde normal vatandaşlar çıkınca büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Bu hayal kırıklığı sonrası Sivaslılar ilgimi çekmemiş olacak ki sonrasında neler oldu bilmiyorum. Şu an bir Sivaslı eniştemiz olmadığına göre demek ki kızı vermediler. Demek ki o Sivaslılar Adam yakıyormuş.

2. BÖLÜM: Adamım sende mi isyankarsın

Yine bir gün küçüktüm. Akşam haberleri seyreden babam seslendi bana '' Adamın öldü, başın sağ olsun'' dedi.
Sene 1996 Aziz Nesin ölmüş. Banane der gibi bakınca ''sende onun gibi isyankarsın bayan AzizE Nesin'' dedi. Bu açıklamaya rağmen yine anlamamıştım.

Sonra biraz büyüdüm. Lise dönemlerinde bir Aziz Nesin kitabı ilişti gözüme. Hemen hatırladım adamımın adını. Acaba babam bana neden bayan Azize Nesin dedi diye merak edip araştırdım. Hayat hikayesinde Madımak'ı Sivas'ı, 35 kişinin yanarak can verdiğini öğrendim. Bu durum çocukluğumdaki gibi ağzından ateş çıkan uzaylı Sivas hayaletlerden ibaret değilmiş meğer. Öğretmenim bana, Sivaslıyım yakarım dediğimde hak ettiğim için kızmıştı.

Suçluların hepsinin Sivaslı olup olmadıklarını bilemediğim için sadece Sivaslıları suçlar gibi konuşmak istemiyorum elbette. Her evin bile iyisi kötüsü oluyor. Sırf alevi veya ateist diye insanların kendi gibi düşünmeyenlere böyle bir vahşet uygulayabilmelerine şaşıyorum. İnsanlık yaşasın istiyorum. Ateşte yanmanın nasıl bir şey olduğunu düşünüp içim ürpermesin istiyorum.


3. BÖLÜM: ''Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek''

Bir şair olarak Metin Altıok ismini duymuştum. Herkes okuyor bende okuyayım demiş ve bir kaç ay önce listeye almıştım. Ama hakkında pek bilgim yoktu. Sitedeki yazar profilininde 1993 Sivas yazısını görünce içim cız etmişti. Yanarak ölmüştü. Yakılmıştı zalimler tarafından. O gün o düşünceler o kadar acı geldi ki bana daha fazlasına yüreğim elvermez diye kitabı okumaktan vazgeçmiştim.

Geçen gün şairlerle ilgili bir şeyler araştırırken okuduğum sevdiğim bir şair Behçet Aysan 'ında madımak vahşetinde yanarak öldüğünü öğrendim. İkinci bir yıkım daha oldu benim için. Ben Behçet Aysan'ı okumuşsam Metin Altıok 'uda okuyabilirim diye cesaret verdim kendime ve sonunda zor olsa da bitirdim.

Ben bu kadar üzüldüysem eğer Zeynep neler hissediyordur. Beni gülerek hatırla demiş babası ama gülebildiği hiç düşünmüyorum.

4. BÖLÜM: ''Yaşamak görevdir bu yangın yerinde, Yaşamak, insan kalarak''

Kitaba gelince gerçekten büyük bir sınavdan geçtim. Tam olarak adapte olamadım. Çünkü her acı satırında cayır cayır yandım madımakta mahsur kalmışcasına. Üzerinden zaman geçince tekrar okuyacağım.

Bu kitabı oku diye ısrar eden kankim °° Vaveyla °° ve yorum konusunda yine her zamanki gibi yardımını esirgemeyen diğer kankim Mete Özgür e teşekkürler. Bir Acıya Kiracı kalmamanız dileğiyle.
Metin Altıok diye yazılır, Bir Acıya Kiracı, Yerleşik Yabancı diye okunur.

Tanıyanlar bilir, tanımayanlar da bilsin! Metin Altıok, hayatını; acıdan, sevgiden, hüzünden temellere dayanan şiirleriyle inşâ etmiş bir abimizdir. Metin Altıok'a göre; şiir, insanları sevmeye yarar.

Metin Altıok'un, çocukluk yaşlarından itibaren, annesiyle sağlıklı bir ilişkisinin bulunmadığı yazılır ve anlatılır hep. Bu sebeple ki, annesi onun sevgisizlik imgesi olmuştur. Öyle ki, "Anamın bıraktığı yerden sarıl bana." dediği şiiri okurken, 270. sayfaya bir kaç damla gözyaşı bırakabilirsiniz.

Acıları bununla sınırlı kalmaz -ki anne sevgisizliği yeterince büyük bir acıdır- işinden ayrılır, eşinden ayrılır. Onun tek dayanağı kızı Zeynep'e ithafen şiirler yazar.(s.104,121gibi) İkinci kez evlenir. Ankara'da öğretmenlik için başvuru yapar ancak Bingöl'e atanır. Ailesinden ve dostlarından ayrı kaldığı bu süre içinde iki kez de sürgün edilir. Sezen Aksu'nun sesinden dinlediğimiz ve o çok sevdiğimiz "Kavaklar" öndeyişi, Metin Altıok Bingöl'de iken vücut bulur.
"Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar!" (s.135)

Ancak 90 yılında emekli olup Ankara'ya döner.
1993 yılının, hâlâ daha karanlık, 2 Temmuz'unda Sivas'ta yaşanan Madımak Katliamı'ndan ağır yaralı olarak kurtulur (!) Fakat çok geçmeden, 9 Temmuz'da yangınlarına yenik düşer ve hayata veda eder.
İlginç olan; sanki bütün olacakları önceden görmüş ve yaşamışcasına şiirinde kendisine kefenler dikmiştir Metin Altıok. Aynen şunları der şiirinde;
"Heybesinde yılan
İşaretleri,
Baldıran zehiri
Yüzüğünün içinde
Ve yanında
Kav taşıyan ben;
Tekinsizim size göre
İbret için
Yakılması gereken." (s.177)

Arabeske kaçmak istemem ancak "Bir Acıya Kiracı" Metin Altıok'un sevinçlerinin, hüzünlerinin, özlemlerinin, en çok da acılarının bir derlemesidir. Bu derlemede daha önce yayınlanmış şiirlerinin yanısıra yayınlanmamış şiirleri de yer almış.
Şiirler biçimsel olarak çeşitlilik arzediyor.Hatta alışılmışın dışında, şahsına münhasır biçimlerde şiirler de sunuyor. Bunun yanında ressamlık yönü de bulunan Metin Altıok'un çizimlerinden örneklere de yer veriliyor ki, kapak resmi de onlardan biridir.

Benden bu kadar dostlarım.
Herkese iyi kitaplar... :)
Madımak Katliamı'nda kaybettiğimiz büyük şair, şiirlerinde ona özgü olan romantizm ve hüznü bazen özel teknikleriyle bazen mecazlarıyla oldukça çarpıcı şekilde yansıtmış. Kesinlikle okunması gereken bir kitap . Okumadan önce Carina'nın Günlüğü'nü de izlemenizi tavsiye ederim.
"Ördüm de ilmek ilmek sırtıma giyemedim ömrümü.." İlk kez bu sözünü okumuştum tesadüfen bir yerde ve çok dikkatimi çekmişti. Bu söz ile bana apayrı bir dünyanın kapıları açıldı. Bir söz ile hayatımın seyri, yaşama bakışım, insana verdiğim değer bambaşka bir boyut aldı. Yüreği çok güzel bir insan.

Hissiyat olarak da kendime en yakın hissettiğim kişilerden birisidir. Hislerini içten, samimi bir sadelikle ancak en vurucu şekilde açıklayan bir yazar.. Keşke o yangın sonrası ölmeseydi, daha çok şiirini okuyabilseydik..

Şükrü Erbaş'ın Metin Altıok'u anlattığı bu cümlelerle bitiriyorum incelememi;
Bir kendine sürgün: Metin Altıok
Türk şiirinin, bedeni yüreğinden, yüreği bedeninden ince bu soylu şairi, acı ve ölümle eşitlediği aşk, gurbet ve yalnızlıktan bize güzellikler dokuyarak ayrıldı aramızdan.
Çok sade, çok naif, hüznün başımı döndürdüğü bir şiir kitabı oldu. Çok iyiydi yahu. İnanın diyecek bir şey bulamıyorum. Şiir seven - sevmeyen ya da şiirden nefret eden herkesin okuması gerek. Hele ki o "Sarıl bana" şiiri yok mu, bitirdi beni. Işıklar içinde uyu üstat. (Kitabın rengine de bayıldım)

"Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana."
Bazen bazı şair veya yazarlarla tamamen şans eseri tanışırsınız ve hayatınıza bu kadar geç girdikleri için kendinize kızarsınız... Metin Altıok'ta benim için bu şairlerden biri Çağdaş Türk Edebiyatının son dönem yetiştirdiği şairler arasında ve en iyiler içinde yer alması gereken bir şahsiyet henüz okumadıysanız bence daha fazla geç kalmayın ...
Akrabayız biz , acılarımız akraba bizim , aynı acılara tabii aynı yoklukların açıyız , Metin abiyi (abi diyorum çünkü harflerimiz samimidir kalemin ucuyla diil gövdesiyle yazanlarız biz , ben yamağı dahi olamam ama izine bastığım doğrudur ), Sıradan bir okul sabahı Din Kültürü öğretmenimin avuclarında tanıdım Metin abiyi o gün bu gün akrabayız ve selamlaşırız cümlelerde , ne hazindir ki tanıdığım kendi sonunu tahmin eden tanıdığım tek adamdır ..
Bir acıya kiracı ,
Sevgi açlığının verdiği binlerce acıdan oluşmuş cümleler bütünü , Her şiirin de , 'kalbinizden sizin adınıza bir cümle kurmuş' hissine kapılıcağınız bir bütün , Acı nın bir dili varsa , hasretin , sevda adına varolan nerdeyse tüm cümlelerin , o dile belki ben bir isim koyamam ama o isimsiz dilin anlatımı bu kitaptadır , Onlarca cümle kurabilirim kitap hakkında ama okuyacak olan insanların cümlelerine engel olmak istemem , kurduğum cümleler birazda benim penceremeden bakmanızı sağlar oysa ben kendi pencerenizden de irdeleyin isterim kitabı
Yolu sevda dan geçmiş ,Acıyı hatm etmiş insanların uğrak yeridir bu kitap , Anlayana ...

Dipnot : 2 Temmuz 1993 Madımak
Ateş ateşliğinden utandı, insan insanlığından utanmadı o gün .
Unutmadım , Unutmayacağım ,
Buram buram hüzün kokar mısraları.
Hak etmediği bir şekilde öldürüldüğü için de siz zaten o mısraları hüzünlü okursunuz.
Çok başka bir dili var sevgili Altıok'un.
Hele Cemal Süreya'ya yazdığı şiirleri bambaşkadır.
Hayatımda ilk kez bir kitabın rüyasını gördüm.İncelememi en beğendiğim şiirle yapmak isterdim ama rüyamda gördüğüm sayfa sayısı beni çok etkiledi.İncelememi o satırlarla sonlandırmak isterim.Belki geç kaldım bu satırlara ,şiire..Ama büyük bir hevesle devam edeceğim,buna eminim.Daha farklı satırlar,yazarlar,düşünceler edinme fikrim gibi.Hediye aldığım bu kitap için ayrıca teşekkürler bayım :)


...
Bekliyorum bir kapının önünde,
Cebimde yazılmamış bir mektupla.
Bana karşı ben vardım
Çaldığım kapıların ardında,
Ben açtım,ben girdim
Selamlaştık ilk defa
....Dağlar dağlarla
...Karlar karlarla
..Acılar acılarla aşılır
.Unutma, unutma sakın
Metin Altıok
Sayfa 350 - Kırmızı Kedi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Acıya Kiracı
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
444
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054764112
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
BİR ACIYA KİRACI


Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz surgunu,
Katlanan göğsundeki kayaya.
Sen orda şimdi bir huznu köpurt,
Ben bir çocuğa su vereyim burda.

Ben ki kiracıyım bir acıya.
Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık
Eğer isteseydin.

Kitabı okuyanlar 187 okur

  • Ahmet Aydın
  • Gökçen Işık
  • gökhan demiryürek
  • Comodine
  • Miyase Baysal
  • Ayşe Deniz
  • S.D. Şahin
  • Sarya
  • Meltem bozkurt
  • Leyl Hurra Die Welt Geht Unter

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.8
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%19.4
25-34 Yaş
%48.6
35-44 Yaş
%15.3
45-54 Yaş
%2.8
55-64 Yaş
%2.8
65+ Yaş
%6.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.5
Erkek
%37.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (45)
9
%17.3 (13)
8
%18.7 (14)
7
%2.7 (2)
6
%1.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0