Bir Acıya Kiracı

9,5/10  (49 Oy) · 
113 okunma  · 
55 beğeni  · 
2.247 gösterim
BİR ACIYA KİRACI


Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz surgunu,
Katlanan göğsundeki kayaya.
Sen orda şimdi bir huznu köpurt,
Ben bir çocuğa su vereyim burda.

Ben ki kiracıyım bir acıya.
Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık
Eğer isteseydin.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    444
  • ISBN:
    9786054764112
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
DUA 
 28 Oca 16:53 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Metin Altıok şiirleri genel anlamda bir iletişim aracıdır onun için. İnsana yada insanın özüne ulaşabilmek, insanı anlatabilmek ve elbette anlayabilmek için kullandığı bir araç. İmgeleri, izlekleri insana dairdir. Şiir onu insana ulaştırır ve hatta insanı sevdirir. Her şiirin görsel bir yanının da olduğunu düşünen Altıok, resme olan yeteneğinin eseri olacak ki, şiirden resimler çizer.

Adına ister öngörü deyin, ister kehanet, hiçbir döneminde sıradanlaşmayan hayatının sıradan bir şekilde bitmeyeceğini de bilir şair. Şiirlerinde bütün bu öngörü veya kehanetlerine de önemli ölçüde yer verir, ki okudukça gözleriniz büyür.(Sis ve Zamanlı Gazel şiirleri) Hayatın, hüzün ve acı yükünü Metin Altıok 'un omuzlarından hiçbir zaman eksik etmediğini görür ve fakat bütün yükünü gururla taşıdığına şahitlik edersiniz. "

1. BÖLÜM: Uzaydan gelen Sivaslılar

Hangi akrabamın hangi kızı tam olarak anımsayamadım ama ben küçükken Sivaslılarla bir kız alıp verme durumumuz olmuştu. Tüm ahali toplanmış böyle filmlerdeki aşiret meclisi gibi istişare ediliyor. Dışarı kız alıp verme konuları hassastır her zaman ama bu kez durum farklıydı. Ben meraklı Melahat böyle şeylerden elbette eksik kalmazdım. İlkokulda okuyorum ama söylenenleri hala hatırlıyorum.

"Sivas'lıya kız mı verilir onlar adamı diri diri yakıyor" demişti bir tanesi.

Öteki ise

-Belki Sivas'ın iyilerindendir. Sivas komşumuzdur demeyin öyle diyordu.

Bir diğeri;

-Tamam bizde dinsiz Azizi sevmeyiz ama zaten eceliyle öldü gitti. Sivaslıların böyle yapmaları şerefsizliktir dedi.

Sonunda ağız birliğine vardılar ve Sivaslıları davet edip durumlarına bakarak kızı verip vermeyeceklerini kararlaştırdılar.

İlerleyen günlerde yine tüm akrabalar toplanıp köydeki aile büyüklerinin yanına gitmişiz. Meclis kuruldu. Sivaslılar geliyor. Büyük bir fikir sınavından geçecekler.

Sivaslının ne olduğunu bilmediğimiz için uzaylılar gelecekmiş gibi heyecanla bekliyoruz çocuklarla. Hayal gücümüzde geniş tabi. Oğlanın biri "Kafalarının üstünde gözleri var." diyor. Bense "Ağızlarından ateş çıkıyor adamı yakıyorlar." diyorum. Bir önceki toplantıdan öğrenmişim Sivaslının ne olduğunu caka satıyorum. (Çocukların yanında ne konuştuğumuza dikkat etmek önemli. Hem yanlış anlıyorlar hemde kesinlikle unutmuyorlar.)

Yine aynı günlerde öğretmenimden de sağlam bir azar yemiştim. Sinir olduğum bir çocuğa "ben Sivaslıyım seni yakarım" dediğimi duyan öğretmenim çok kızmıştı bana. Her gün kaç kez asarım, keserim gibi laflar ederdim öğretmenim çoğunlukla dikkate bile almaz yada kaşını kaldırarak göstermelik kızardı. Asarım, keserim sorun olmuyor, yakarım deyince neden sorun olmuştu, neden böylesine çok bağırmıştı anlamamıştım.

Ve o önemli gün geldi çattı. Aşırı merak ve heveslerle beklediğim Sivaslılar, uzaylı garip yaratıklar değilde normal vatandaşlar çıkınca büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Bu hayal kırıklığı sonrası Sivaslılar ilgimi çekmemiş olacak ki sonrasında neler oldu bilmiyorum. Şu an bir Sivaslı eniştemiz olmadığına göre demek ki kızı vermediler. Demek ki o Sivaslılar Adam yakıyormuş.

2. BÖLÜM: Adamım sende mi isyankarsın

Yine bir gün küçüktüm. Akşam haberleri seyreden babam seslendi bana '' Adamın öldü, başın sağ olsun'' dedi.
Sene 1996 Aziz Nesin ölmüş. Banane der gibi bakınca ''sende onun gibi isyankarsın bayan AzizE Nesin'' dedi. Bu açıklamaya rağmen yine anlamamıştım.

Sonra biraz büyüdüm. Lise dönemlerinde bir Aziz Nesin kitabı ilişti gözüme. Hemen hatırladım adamımın adını. Acaba babam bana neden bayan Azize Nesin dedi diye merak edip araştırdım. Hayat hikayesinde Madımak'ı Sivas'ı, 35 kişinin yanarak can verdiğini öğrendim. Bu durum çocukluğumdaki gibi ağzından ateş çıkan uzaylı Sivas hayaletlerden ibaret değilmiş meğer. Öğretmenim bana, Sivaslıyım yakarım dediğimde hak ettiğim için kızmıştı.

Suçluların hepsinin Sivaslı olup olmadıklarını bilemediğim için sadece Sivaslıları suçlar gibi konuşmak istemiyorum elbette. Her evin bile iyisi kötüsü oluyor. Sırf alevi veya ateist diye insanların kendi gibi düşünmeyenlere böyle bir vahşet uygulayabilmelerine şaşıyorum. İnsanlık yaşasın istiyorum. Ateşte yanmanın nasıl bir şey olduğunu düşünüp içim ürpermesin istiyorum.


3. BÖLÜM: ''Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek''

Bir şair olarak Metin Altıok ismini duymuştum. Herkes okuyor bende okuyayım demiş ve bir kaç ay önce listeye almıştım. Ama hakkında pek bilgim yoktu. Sitedeki yazar profilininde 1993 Sivas yazısını görünce içim cız etmişti. Yanarak ölmüştü. Yakılmıştı zalimler tarafından. O gün o düşünceler o kadar acı geldi ki bana daha fazlasına yüreğim elvermez diye kitabı okumaktan vazgeçmiştim.

Geçen gün şairlerle ilgili bir şeyler araştırırken okuduğum sevdiğim bir şair Behçet Aysan 'ında madımak vahşetinde yanarak öldüğünü öğrendim. İkinci bir yıkım daha oldu benim için. Ben Behçet Aysan'ı okumuşsam Metin Altıok 'uda okuyabilirim diye cesaret verdim kendime ve sonunda zor olsa da bitirdim.

Ben bu kadar üzüldüysem eğer Zeynep neler hissediyordur. Beni gülerek hatırla demiş babası ama gülebildiği hiç düşünmüyorum.

4. BÖLÜM: ''Yaşamak görevdir bu yangın yerinde, Yaşamak, insan kalarak''

Kitaba gelince gerçekten büyük bir sınavdan geçtim. Tam olarak adapte olamadım. Çünkü her acı satırında cayır cayır yandım madımakta mahsur kalmışcasına. Üzerinden zaman geçince tekrar okuyacağım.

Bu kitabı oku diye ısrar eden kankim °° Vaveyla °° ve yorum konusunda yine her zamanki gibi yardımını esirgemeyen diğer kankim Mete Özgür e teşekkürler. Bir Acıya Kiracı kalmamanız dileğiyle.