Uğur profil resmi
Uğur kapak resmi
"Son öpüşmemiz
Anılarda donuk
Bir sevda kartpostalı
Sevenler gönderecek birbirine"
Aziz Nesin
İstanbul
Dünya
441 okur puanı
09 Kas 2016 tarihinde katıldı.
"Son öpüşmemiz
Anılarda donuk
Bir sevda kartpostalı
Sevenler gönderecek birbirine"
Aziz Nesin
İstanbul
Dünya
441 okur puanı
09 Kas 2016 tarihinde katıldı.
  • ”Değilsek de yakın birbirimize
    Uzak da sayılmayız büsbütün
    Gökyüzünde iki uçurtma başıboş
    Yanyanayızdır sadece.”
  • Uğur tekrar paylaştı.
    Yeryüzünden sersem insanların tamamen yok olup gitmesine ve herkesin, ne kadar açık olursa olsun, her hakikati görmesine imkân olmadığını; ve sakat işleyen kafalar her zaman kendilerine yoldaş bulabileceği için bu nevi acayiplikler daha da devam edecektir.
  • 616 syf.
    ·Beğendi·9/10 puan
  • 174 syf.
    ·Beğendi·8/10 puan
  • 426 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
  • Uğur tekrar paylaştı.
    556 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
    Selamlar canolar .. "Tanıtım" yazısı az uzun , o yüzden hoşbeşi boş vererek hemen girizgah yapıyorum olaya .. Her tanıtım yazısında belirtiyorum .. Bir daha belirtmekte fayda var .. Ben kitap özeti şeklinde bir anlatımdan yana değilim .. Romanı okuyacaklar için sebepler ve sonuçları belirteceğim .. Okuduğunuzda kimi gerçekler kafanızda yer etsin diyerek .. Zaten okuyacaklar , küçük bir ön hazırlık ve araştırmayla bu kitabın bir "emek - sömürü" romanı olduğunu kendileri de göreceklerdir .. Ha yine de iki üç noktaya da değineceğim ..O yüzden spoiler yerim korkusu olanlar meraklanmasınlar ..

    Efenim, hepimizin bildiği gibi tarihteki büyük olaylar , sanattaki büyük artistik eserleri yaratmıştır.. Misal verecek olursak Avrupa'daki Rönesans hareketi ...17. yüzyılda başlayıp , 18. yüzyılda büyüyen ve 19. yüzyılda son halini alan Sanayi devrimi .. Diğer yandan 1789 ' da Fransız Devrimi ve burjuvazinin yükselişi .. Ki bu devrim Amerika'daki ayaklanmaların devamıdır esasen ... Tüm bu saydıklarım, tarihin gidişatını değiştiren büyük momentler .. Ve bu saydıklarımın tümü üstün nitelikli yapıtların doğmasına neden olmuş .. Sanat bunlarla beslenmiş .. Konuyu bu noktalardan almış .. Felsefe , müzik , resim ve burjuvazinin yükselişiyle gelen roman geleneği .. Eleştirel gerçekçilik ile dünyanın en büyük roman geleneğini yaratmış bu insanlar.. Bu bahsettiğim dönemlerden öncesine baktığımızda ise karşımıza Perikles ve Atina kent devletleri dönemi çıkıyor .. Marx' ın " Bir daha böylesi yapılmayacak , bir daha böylesi gelmeyecek" dediği .. İçinde Phidias ve öğrencileri Alkamen, Agorakrit gibi heykeltraşların , Parthenon Tapınağı' na şekil veren Ictinus ve Callicrates gibi mimarların , "İnsan her şeyin ölçüsüdür" diyen Protagoras gibi filozofların , “Yaşamın amacı erdemdir. Erdem iyilik çabasıdır" diyen Sokratlar'ın içinde yer aldığı .. Öylesine büyük ve ihtişamlı ki!! Gelgelelim içinde çelişkileriyle var olmuş , doğmuş bir toplum bu.. Her şeyden önce "köleci" toplum!! Ama rahat bir toplum .. Tarihte ilk kez demokrasinin filizlendiği , romanımızın başlığı olan Germinal'in , yani tohumun ilk kez toprağa düşüp yeşerdiği ve olgunlaştığı bir toplum.. Düşünün ki halk meclisleri kuruluyor ve bunlar kura ile seçiliyor.. Ve bunlar karar veriyor gidişata.. Krallar saraylarda yaşamıyor!! Böylesine büyük bir devir.. Sophokles ' i var , tanrılarının arasında dünyanın en büyük savaşçısı olarak kabul edilen Akhilleus' u ( fransızcası hepimizin bildiği Achille ) var , Oidipus var.. Bugün futbol manyaklığı ile stadyumları dolduranlar o dönemlerde tiyatroları dolduruyor .. Çeşitli yarışmalar yapılıyor.. Olimpiyatların hikayesini açın okuyun misal .. Her neyse .. Çok da uzatmak istemiyorum .. Ekonomik refah zirvede ve Troçki' nin dediği gibi, "sanat ekonominin öz suyunda yeşeriyor".. İşte ilk başta bahsettiğim toplum, temellerini , can suyunu burdan almış .. Şuraya bağlamak istiyorum ; dünyanın en büyük uygarlığı olarak göz önünde bulundurulan, kabul edilen ve örnek alınan Avrupa uygarlığının temelinde ne var ? Kan var , gözyaşı var , ırkçılık var , sömürü var , cinayet var , kıyım var !! Bütün bir dünyayı , tüm insanlığı sömürmüşler kardeşim ! O yukarda saydıklarım para olmaksızın , işgücü olmaksızın olacak işler mi ? Pek tabiidir ki HAYIR !! Emperyalizm kitabında Lenin bakın ne diyor.. "1911 senesine gelindiğinde , Dünya üzerinde sömürülmeyen bir (sayıyla 1) santimetre kare kalmamıştı." Türkçesi hepimizin sevdiği o Ankara oyun haavalarından birinin dizelerinde saklı : "Oy tatarım , tatarım , SEN ÇALIŞ BEN YATARIM!! " Bkz: Ankara Oyun Havalarının Didaktik ve Emperyalizme Karşıt Olma Özelliği .. Bunu sana baban yapmaz !! =)) Neyse efenim .. Devam edelim .. Şimdi , düşünün ki , 1853 - 54 lerde , bugün demokrasi havariliğini kimselere kaptırmayan Fransa' nın Çin Hindinde ne işi var ?!? 18. yüzyılda , demokrasi ve insan hakları diye yeri göğü ayağa kaldıran bugünki İngiltere' nin Hindistan' da ne işi var ?!?! Pablo Escobar' ın adı çıkmış ...Tarihin görüp görebileceği en büyük kartel , en büyük uyuşturucu TRÖST'ü İngiltere'nin ta kendisi !!! Ordan cukkaladıkları afyonu , bir de SİLAH ZORUYLA Çin' e zorla satanlar babam mı ? İster kabul edelim, ister etmeyelim ama burdan sağlanan kapital ile sanat , sanat olmuş .. En basitinden konusunu bu ve buna benzer noktalardan almış .. Latin Amerika edebiyatı bunun örnekleri ile dolu .. Vargas Llosa' lar Teke Şenliğini niçin yazdı .. Marquez, Muz üzerinden dönen sömürüyü ve sömürülen işçileri ,Ajdar Çikita Muz parçasını aranje etsin diye mi yazdı ? Eduardo Galeano , Tepetaklak ve Latin Amerika' nın Kesik Damarları' nı boşuna mı yazdı ? Bahsettiğim yukardaki etki , tepkileri doğurdu .. Tüm bunlardan evel , kendini , terazinin sömürülenler kısmında yer alanların kefesine yerleştiren Zola , hem bu eseri hem de SUÇLUYORUM'u kaleme aldı .. İsme bir bak !! Kısacık bir kitap .. Bahsetmek istemiyorum yazı uzamasın diyerek .. Manifesto denen kavramın karşılığı işte o kitap .. Sömürüyü görmüş bir yazar Zola .. Hangi sömürüyü dersen , buyur böyle devam edelim şekerim..

    "Naturalizm akımıyla kaleme alınan bu romana konu olan Fransa' ya uzanalım " diye başlayacakken es vermek ihtiyacı hissediyorum .. Kusuruma bakılmasın .. Naturalizmi de açıklayalım , sonra yola devam edelim .. En başından, naturalizm denince bizim okura bir irkilme geliveriyor ..Bana geldi de diyorum .. Ama size gelmesin canım kardeşim .. Korkmayın .. Korkulacak bir durum yok .. Kendim ne ola ki bu naturalizm diye türlü türlü makale ve yazı okudum .. Başım beynim döndü .. Ben ne anladım dersen .. İster kınayın , ister topa tutun beni ama bu şekilde anlatırsam daha akılda kalıcı oluyor .. Akıllardan çıkmıyor kolay kolay .. Şimdi efenim .. Diyelim ki bahse konu olan romanda bir küçük çocuk var .. Bu çocuk eğer ki , - "allah beterinden saklasın " - romanda "zart" diye osuruyorsa romanı kaleme alan şahıs size o gaz sevkiyatını "Fıs" sesine müteakip , aman neşemiz kaçmasın edasıyla vermiyor .. Zart sesini ve gaz partiküllerini , kulağınızla hem duyuyor hem de burnunuzda hissediyorsunuz .. Tamamıyle "doğal" anlatım anlayacağınız .. Bu bağlamda romandaki cinsel içerikli kısımların, Rtük 'ün engeline takılmadan kütür kütür gözünüzün önünde bir Tutti Frutti edasıyla canlanmasının sebebi diyebilirim ki işbu naturalizm akımı ..

    Artık romanın yazıldığı döneme uzanalım ve kalkan mideleri müreffeh günlere kavuşturalım değil mi ? =))

    Yukarda size devrimlerden bahsetmiştim .. Hatırladınız mı ? Roman orda saydığım iki devrimi kapsıyor .. 18 . yüzyıl insanlık tarihine yön veren iki büyük devrime sahne oldu .. İlki Endüstri devrimi .. Buharlı makinaların icadı ile üretilip işlenecek pamuğun dünya evine girmesiyle vuku bulan Endüstri devrimi .. İkincisi Fransız Devrimi .. Ki romanda o döneme de bol bol atıfta bulunuluyor .. Endüstri devrimini ele alırsak .. Oradaki mamülü yani pamuğu neyle işleyecekler .. Kömür ile .. Enerji kömür .. Daha petrolün işlenmesine çok var .. Ve giderek daralan sömürü alanı ile gözünü sınırlar içerisine diken dönem Fransa' sının hedefindeki kitle kim ? İşçiler! Emekçiler .. Maden işçileri cicim .. Tarımsal üretime dayalı bir toplumdan , meta üretimine dayalı bir dönemsel geçiş ile işçi sınıfı var olmuş .. Hal böyle olunca patron - işçi olgusu oluşmuş .. Üretimin arttırılmak istenmesiyle , daha çok üretim olgusu devreye giriyor .. Ve durum buna evrilince kulaklarımıza güzel güzel tınılarla gelen çalışma kelimesi gün geliyor işçi vs. patron arasındaki ÇATIŞMAYA evriliyor .. Sermaye payına düşenden paylaşmak istemiyor .. İşçi de hakkının peşine düşüyor .. Pek tabii Fransa' nın o dönem gütmüş olduğu liberal ekonomi planlaması bunda başat oynayan etkenlerden akla ilk geleni .. Ortada bir liberalizm söylemi var ama keseri kendine yontanından .. Şaşırmanın alemi yok .. Keser elindeyse , salladığın ağaçtan yonttuğun kısımlar her türlü senin önüne düşecek ! Paylaşmak sana kalmış .. Pek tabii bu liberalizmi şimdiki neoliberalizm olgusuyla karıştırmamak lazım .. Benzerlik varsa da çok çok daha ilkeli ..

    Nedir liberalizm ? O dönemde yapılanlarla açıklayacak olursak , "Bırakınız yapsınlar , bırakınız etsinler" kafası .. İşçiye bu hak veriliyor mu? Hayır ! Peki işçinin önüne getirilen opsiyonlar neler ? Buyrun bakalım neler !!

    16 saat ve üstü çalışma zorunluluğu ..
    Reşit olmayan bireylerin , maden sahası gibi yıpranma payının hesaplanması gereken alanlarda çalıştırılması ..Misal Hector Malot ' un Kimsesiz Çocuk romanı bu yüzden kaleme alınmıştır ..
    Olmayan sendikal haklar ve sendika olgusu ..

    Bakın .. Bugün sermaye, küreselleşme çağı olarak adlandırdığımız şu devirde , Londra borsasından kalkıp saniyeler içinde Tokyo borsasının kapısını çalarak suşileri wasabilere banaraktan GÜP GÜP yiyebilmektedir !! Dünya piyasalarında ve hisse senetlerinden devlet tahvillerine uzanan bir genişlikte, bir bilgisayar ya da akıllı telefon marifetiyle, günün 24 saati adeta ışık hızında dolanabilmektedir. İnternet var olsun !! =))

    O dönemlerdeki liberalizmin araçları bunca çok ve çeşitli değildi pek tabi.. Ama amaç aynıydı .. Sermayenin hiçbir sınıra ve engele dayanmaksızın dünya üzerinde dolaşımı .. Fiber optik kablolar yoktu o günlerde ellerinde ama işçinin kanı ve canı sınırsız idi .. Ulus-devletin bariyerleri... Gümrük duvarları...Vergiler, parlamenter karar alma süreçleri, kamu mülkiyeti, sendikalar, işçi örgütleri, yargı denetimi, bürokrasi… Bunların hepsi aşındırılmalı ve olabildiğince yozlaştırılarak zayıflatılabilmeliydi ki, sermaye pürüzsüz bir bağlamda, akışkan bir şekilde ve en yüksek hızda hareket edebilsin. Bu süreç bağlamında işçiler , yani emekçiler öldükleri ile kaldılar ama bir yerden sonra artık buna bir "DUR" deme kararı aldılar .. Romanımızın konusu ile açıklayacak olursak , yerin bilmem kaç km altına inmeme kararı aldılar .. DUR dediler bu sürece .. Dediler dediysem sanma ki bir kurgu bu !! Zola öylesi büyük ve efsane bir isim ki kalemini gerçeklere bandırmış .. Mürekkebi işçi kanıyla karıştırılmış kömür tozu !! Romanda verilen rakamların hepsi dönemin sayısal değerleri ile BİREBİR örtüşmekte .. Adam ne oluyor , ne bitiyor diye o madenlere inmiş .. Yüzlerce gün hem de.. Bir dolu işçi ile röportaj yapmış .. Haksızlık ve hukuksuzluğu örtbas etmeye kalkanlara inat o madenlerin en ücra köşelerine dek inmiş .. Ve konuşmuş onun söylemleri ile "karanlıkta sadece göz akları ve güldüklerinde ortaya çıkan beyaz dişleriyle" var olan maden işçileri ile .. Tek tek not almış tüm sorunlarını .. Çok büyük bir araştırma örneği bu .. Öyle büyük ve öylesi doğru ki , ölümünde tabutunu sırtlamaya binlerce madenci gelmiş ..Deniyor ki şu ana kadar yapılmış en iyi sistem eleştirisi bu kitaptır .. Eğer ki Şikago Mezbahaları' nı okumasaydım kesinlikle katılırdım .. Kitabı okurken , kalemini toplumdan yana oynatan pek çok ismi gördüm kitapta .. Jack London ' ın kendisinden yola çıkarak yarattığı Martin Eden ve bu romanda Etienne Lantier ismiyle okuduğum karakter bunlardan biriydi .. Yine işlenen maden olgusu Jack London ' ın Uçurum İnsanları' nda yer alan İngiltereden pek de farklı değildi .. Zola' nın yolundan gidip Şikago ' da mezbahalara giren Upton Sinclair ...

    Herşey iyi hoş ... Çok güzel falan da .. İşin asıl garip yanı ne biliyor musunuz ? Bu romanları bizim okuyor olmamız ! Bu romanları işçi sınıfı okumuyor kardeşim .. Eşitlikten , haktan , hukuktan , sosyalizmden bahsedenler bizleriz !! İşçilerin bunlardan haberi dahi yok !! Ölen öldüğü ile , sömürülen karşılığını alamadığı emeği ile kalıyor Türkiye' de .. Türk okur için sarsıcı ve okuru acı acı düşündüren bir eser Germinal .. Niye dersen .. Şuraya bir resim bırakayım ... Biz henüz buradayız çünkü .. Her sabah bu resme bakarak biniyorum ben otobüse .. Bizdeki TOHUMLAR maalesef hep ASFALTA düşüyor .. Yeşerme imkanı yok ..

    https://hizliresim.com/0qsdTx
  • Uğur tekrar paylaştı.
    Muhtemelen Dünya'daki en takdire şayan DNA dizilimi şudur: GTG CCA GCA GCC GCG GTA ATT CCA GCT CCA ATA GCG TAT ATT AAA GTT GCT GCA GTT AAA AAG. Yaşayan her canlıda, hatta dev mimivirüsler gibi teknik olarak canlı sınıfından sayılmayan kimi organizmalarda bile bulunur. Dizilimin bu yaygınlığının nedeni, tüm yaşamın ortak atasından geliyor olmasıdır. Hayati bir süreci yerine getiren bu dizilim, 3 milyar yıldır değişmeden kalmıştır. İşte size vücudunuzdaki en eski fosil.
  • "Belki bir görümlük yaşamın tadı
    Vurup pencereme gidecek
    Belki tat bile değil, sanrı
    Bu alışılmış vakit böyle her gün geliyor Sabahla öğle arası"
  • 460 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
  • Uğur tekrar paylaştı.
    Sonunda, bu şekilde ve biz farkında olmadan, sö­zünü ettiğimiz bu kanaatler, bizim belki de çok az bir hazırlı­ğımız varken zihinlerimize süzülüp girdikleri ve biz ne bu du­rumun ne de zamanın farkında değilken kalplerimizde kök saldıkları, keza üzerimizdeki otoritelerini de sosyal ilişki içinde olduğumuz insanların genel rıza ve tasdikleriyle kurdukları için, biz hemen, onların kalplerimize Tanrı ve tabiat tarafından nakşedildikleri sonucunu çıkarmamız gerektiğini düşünüyo­ruz; çünkü onlar için başka bir kaynak görmüyoruz. Yine, günlük uygulamalarla, bu kanaatleri, kendilerine göre yaşa­mamız gereken kurallar olarak sıkıca sağlamlaştırmaya devam ettiğimiz için, onların tabiat kanununu temsil ettiklerinden bir an olsun şüphe edecek olursak, hem gelecek hayatımız hak­kında endişe duymamız hem de geçmiş hayatımızdan dolayı tövbe etmemiz gerekeceğini düşünüyoruz. Zira tabiat kanunu şimdiye kadar tasvir ettiğimiz şekilde olmadığı takdirde, içinde bulunduğumuz ana kadar kötü bir şekilde ve akılsızca yaşamış olduğumuz sonucunu çıkarmamız zorunlu hâle gelecektir. Bu nedenle, bize başkaları tarafından aşılanmış gençlik yıllarımıza ait kanaatlere mümkün olduğu kadar sıkı sarılıyor, onlara daha çok kıymet veriyor ve onlara olan inancımızı inatla sürdürüyo­ruz; onların herhangi bir kimse tarafından tartışma konusu yapılmasına dayanamıyoruz. Bu kanaatleri vazgeçilmez pren­siplerimiz olarak ilân ettiğimizden dolayı, kendimizin onlardan şüphe etmesine veya onları inkâr eden biri ile onlar hakkında tartışmasına müsade etmiyoruz (çünkü, onların ilk prensipler olduğuna inanıyoruz). Bütün bu söylenenlerden açıkça anla­şılmaktadır ki, herhangi bir kimsenin doğuştan ruhuna nakşedildiğine inandığı, bununla birlikte, başka bir kaynaktan çıkmış olan birçok şey olabilir; çıktığı kaynak hakkında bilgimiz olmamasına rağmen, yalnızca kuvvetle inanıyor ve gö­nülden sarılıyor olmamıza dayanarak bir şeyin kalplerimize doğuştan yazılmış tabiat kanunu olduğu sonucunu çıkarmak doğru değildir.
"Son öpüşmemiz
Anılarda donuk
Bir sevda kartpostalı
Sevenler gönderecek birbirine"
Aziz Nesin
İstanbul
Dünya
441 okur puanı
09 Kas 2016 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 2 kitap

  • Denemeler
  • Çocukluğun Soğuk Geceleri
2021
18/100
18%
18 kitap
5,4bin sayfa
21 alıntı
3 günde 1 kitap okumalı.

Okuduğu kitaplar 787 kitap

  • Sonrası Kalır 2
  • Atatürk Ne İdi?
  • Hangi Atatürk
  • Mahrem
  • Yokuş Yukarı
  • Markopaşa Yazıları ve Ötekiler
  • Dünya’ya Düşen Adam
  • İfşa
  • Euro Dolar Savaşı
  • Metastaz 2

Kütüphanesindekiler 777 kitap

  • Sonrası Kalır 2
  • Atatürk Ne İdi?
  • Hangi Atatürk
  • Mahrem
  • Yokuş Yukarı
  • Markopaşa Yazıları ve Ötekiler
  • Dünya’ya Düşen Adam
  • İfşa
  • Euro Dolar Savaşı
  • Metastaz 2

Beğendiği kitaplar 609 kitap

  • Sonrası Kalır 2
  • Atatürk Ne İdi?
  • Hangi Atatürk
  • Mahrem
  • Yokuş Yukarı
  • Markopaşa Yazıları ve Ötekiler
  • Dünya’ya Düşen Adam
  • İfşa
  • Euro Dolar Savaşı
  • Metastaz 2

Beğendiği yazarlar 21 kitap

  • Aziz Nesin
  • İlhan Arsel
  • Jean Meslier
  • Haruki Murakami
  • Ümit Yaşar Oğuzcan
  • José Mauro de Vasconcelos
  • Karin Karakaşlı
  • Ahmed Arif
  • Şükrü Erbaş
  • Murathan Mungan
Okur takip önerileri
Daha fazla