Yıldız Ecevit, Türk edebiyat dünyasının en çok konuşulan ve okunulan ismi olan Orhan Pamuk'un Yeni Hayat romanını merkeze alarak aslında Türk okurunun yeni roman geleneğini neden anlayamadığını ortaya koyar.
Eski tip romanlar, Newton fiziğinin bir yansımasıdır: düz bir zaman çizgisi üzerinde ilerler. Olaylar başlar gelişir ve biter: geçmiş, şimdi ve gelecek belirgindir. Bunların birbirlerine geçmesi söz konusu olmaz. Yeni tip romanlar ise görecelilik ve kuantum fiziğinin etkisindedir: belirsizlik tema olmuş, ışık hızına bağlı değişen zamandan hareketle, edebiyatta da düz zaman çizgisinden kopulur ve birkaç satırda okur artık geçmiş-şimdi-gelecek arasında herhangi bir sıralamaya tabi olmadan gezinmek zorunda kalır.
Eski tip romanda, kahraman bir birey olma yolunda ilerler. Zira roman türü, Avrupa'da burjuvanın gelişimiyle paralellik gösterir. Burjuva devriminde de özgürlük, bireyin gelişimi ve bağımsızlığı ön plandadır. Kahraman bundan dolayı güçlü bir figürdür. Yeni tip romanda ise kahraman daha çok romanda sıradan bir karaktere dönüşerek okurun gözüne güçsüz, silik, kafası karışık gelir. Yabancılaşan ve bundan da öte kimliksizleşmeye evrilen bir karakterdir. Bundan dolayı Orhan Pamuk'un yeni tip romanlarında, karakterler birbirlerine dönüşür veya böyle bir his duyarız: "Özellikle de 'Beyaz Kale', 'Kara Kitap' ve 'Yeni Hayat'ta kendisi olamamak, başkası olmakla sonuçlanır. Bu üç romanın ana kişileri, sonuçta bir diğerine dönüşür; Hoca ve İtalyan köle birbirlerinin yaşamlarını yaşamaya başlarlar, Galip Celal'in yerine geçer, Osman ise Nahit/Mehmet'in özelliklerini göstermeye başlar; Nahit/Mehmet'in son kullandığı isim ise Osman'dır, o da yaşamının son döneminde Osman'a dönüşmüştür. 'Sessiz Ev'de bu motif, Faruk'lu bölümlerde düşünce düzleminde tartışılır; insanın