Kim Bağışlayacak Beni?

8,9/10  (64 Oy) · 
215 okunma  · 
77 beğeni  · 
2.198 gösterim
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan. 
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak. 
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından 
içeri, durgun, sessiz ve hep öyle kalacakmış gibi yayvan 
odaya vuracak. Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek 
açılacak, mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
 
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    178
  • ISBN:
    9789753425131
  • Yayınevi:
    Metis
  • Kitabın Türü:

Birhan Keskin, keskin dizlerin sabihi şairimiz...
Şiirleri yazmak kadar şiirlere inceleme yazmak da zordur, zaten şiir incelemenmez her zaman ki gibi şuralara duygulu yazılarımdan bırakıyorum...

"Hiç kimse durup dururken şiir yazmaz. Bilakis, düzenle ilgili ve genel olarak bir rahatsızlığı olduğu için yazar. Yoksa, kendini dünyayla son derece barışık hisseden bir insanın şiir yazmasını beklemeyiz" diyor ve dünyaya ayak uyduramadığı için yeni bir dünya uydurduğunu söylüyor. Ne yaşadığını bilmediğimiz ama acıyla bir güzel mayaladığı şiirleri önümüze sunuyor...
"
Şiir denen şeyle hayatınızın sonuna kadar uğraşacak mısınız, uğraşmayacak mısınız? Yani bu hakikaten bir karar bana göre. Şiir, diğer yazım türleri gibi değil. Romancı olacağım, hikâyeci, gazeteci olacağım diyebilirsiniz ama şair olacağım diyemezsiniz. Yani o zaten bir kader gibi gelir bulur sizi ama yırtabilirsiniz de ondan.” diye tanımlıyor şairliği ve ben 3. kitaptan sonra şair olacağım değil de şiir'de kalacağım dedim diyor...

Şiir denince Türkiye’de akla hep aşk şiiri, aşk geliyor. Oysa aşklar hiç de şiir gibi yaşanmıyor. Hatta, insanlar doğru düzgün aşk yaşayamadıklarını söylüyorlar. Bir şair olarak şiir’in bu konuda haksızlığa uğradığını düşünüyor musunuz? Diye bir soru soruluyor Birhan Keskin'e ve o da şu enfes cevabı veriyor.
"Aynen öyle. Haksızlık ediliyor. ”Şiir gibi aşk”, ya da ”şiir gibi bilmem ne” gibi söylemleri kullanıyoruz. Daha önce de söylemiştim, bir daha söyleyeyim: Şiir herhangi bir sözcüğün önüne ya da arkasına takılacak bir sıfat değildir. Mesela ”şiir gibi kadın” diye, şiir biraz kavranmadan, anlaşılmadan söyleniyor. Oysa şiir, kendi başına bir şeydir. Bir şeyin önüne ya da arkasına takılamaz. Aslında burada şiir’i bir nevi yüceltme de var tabii. Şiir gibi kadın derken övgüyle bahsetmek söz konusu ama bunu yapanlar şiir bile okumuyorlar ki! Hem okumadığın, hem de hiç takip etmediğin bir şeyi böyle kullandığın zaman evet, o zaman şiire haksızlık olur. Dillerine pelesenk olmuş bir şey. Ama gelgelelim ki okumuyorsun, anlamıyorsun. Bir ”şiir gibi” dir gidiyor. Çok saçma bence."

Ortak bir payda olarak şiirlerde buluştuğumuzu ve bu ortak paydada olan kesimin şiirlerini benimsediğini söyleyen birisi o :)
Yazı hiç sevmiyor ve yalnızlığı da dizelerine yansıtmış bunları dizelerinde yerlerini almış uzun saçı ve yazı sevmediği de.
" Ne kıştan yakınacak ne yazı özleyecek sebebim vardı" (40) her şeyi açıklıyor
Hayalleri dik tutmak gerekir diyerek dizelerini dik ve kayalıklı bırakıyordu bize ama biz onu bu kadar o dik yamaçların dizelerinde sevdik bilemiyor mutlu olsaydım yazamadım diyor o yüzden utanıyorum kendimden bir insanın acılarını bu kadar sevdiğim için...

"Sustum. Yeryüzü olacağı gibi olsun. " 22