Kim Bağışlayacak Beni?

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,9bin
Gösterim
Adı:
Kim Bağışlayacak Beni?
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425131
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan. 
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak. 
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından 
içeri, durgun, sessiz ve hep öyle kalacakmış gibi yayvan 
odaya vuracak. Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek 
açılacak, mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
 
178 syf.
·Beğendi
BİRHAN KESKİN ŞİİRLERİNİN BANA FISILDADIKLARINA DAİR
Birhan Keskin şiirlerini Eser Gökay’ın okumalarıyla tanıdım. “Hüzünlü Gezinti Güvertesi”ni ve “Kışın Bana Yaptıkları”nı ezber edinceye kadar defalarca dinledim ve hala da dinliyorum. Öncelikle ifade edeyim ki bu bir şiir kitabı tanıtımı yazısı değil, inceleme, tahlil hiç değil, zira bana göre şiir anlatılabilir bir şey değil. Müzik gibi, rüya gibi, hayal gibi soyut bir şey şiir. Bu sebeple bu yazının okuyucuya verdiği, vereceği tek şey Birhan Keskin şiirlerine dikkat çekmek olabilir ki bu yazının bunun dışında bir amacı da yok zaten.
Ben şiir tahlili konusunda Ahmet Haşim gibi düşünürüm hep. Üstat, şiirin soyut bir şey olduğunu, musiki gibi ruha dolacağını, şiiri tahlil etmeye kalkışmanın bülbülü eti için öldürmeye benzeyen nafile bir iş olduğunu ifade eder ki bence çok da haklıdır. Bazı şiirler okundukları anda nettirler, üzerinde düşünmeye gerek yoktur, ama bazı şiirler önce ruhu doldururlar öyle ki şiir bize musikinin verdiği zevke yakın bir lezzet verir. Ve böyle şiirler okundukça derinleşir, okundukça anlam kazanırlar. İşte Birhan Keskin şiirleri de böyle. Şair, bize çok tanıdık gelen hisleri öyle başka türlü anlatıyor ki okudukça içinizde bir yerlere dokunuyor ve mısralar ruhunuza yerleşiyor adeta.
"Ömür boş yere çıkılan bir yolculuğu anlatır /yanlış bir yere uğramaktır sonbahar
hışırdayan rüzgârdır / yaprak hışırdamaz."(s.90)diyor mesela ve sonbahar ve yapraklar konusundaki tüm kalıplaşmış düşüncelerimizi yerle bir ediyor.
"Anı olacak bir şeyim yok /her şeyin dünündeyim."(s.116) diyor ve uzun uzun düşündürüyor. “Her şeyin dününde olmak” diye tekrar edip duruyorsunuz içinizden ve anısızlığın iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi olduğuna bi türlü karar verememiş olarak sayfayı çeviriyorsunuz.
"Uçurumu anladım / inadım bitti artık / uçurumu anlayan haklıdır / uçurumu anlayan susar."(s.87) diyor mesela. Bazı durumlarda susmanın ne de zor olduğunu hatırlıyorsunuz ve acaba diyorsunuz kendi kendinize, susmak, susabilmek için illa uçurumun dilini mi anlamak lazım? Kim bilir belki de öyledir…
"umarım bağışlarsın kederimi, haylazlığımı, /umutsuzluğumu, dalgınlığımı; /yani benden geçtiğinde anlamı sarsılan ne varsa..." (s.71) diyor sonra. Keder, haylazlık, umutsuzluk ve dalgınlık kelimeleri nasıl böyle büyüleyici şekilde bir araya getirilir ve insan geride bıraktığı sevdiğine kendisini bu kadar zarif şekilde nasıl ifade eder diyor ve tutulup kalıyorsunuz.
“Sana böyle akmaktan çok korktuğum için / oldu her şey, /şelaleler de bu yüzden ilgilendiriyor beni” diye başlıyor bir şiire ve modern çağın insanının tüm korkularına tercüman oluyor. Acılarını mısralar boyunca anlattıktan sonra “Neyse, / sevgilim telefonun öbür ucunda ruffles yiyordu.” Derken hem gülümsetiyor hem de aşkta bir tarafın hep daha fazla yandığını, diğerinin ise acıya yalnızca seyirci kaldığını kısacık bir dizeyle zihnimize kazıyıveriyor.
"Biliyorsun, / bir baş dönmesi gibi sürüyor hayat,"(s.56) diyor mesela ve hayatın ve yaşamanın insan ruhuna yaptıklarını kısacık iki mısrayla en veciz şekilde özetleyiveriyor. Sonra "Serin bir rüyanın hatırınadır Çektiğim dünya ağrısı."(s.13) diyor ve dünyaya dair çektiğimiz tüm ağrılar bir anda diniveriyor. “Madem serin bir rüyanın hatırına çekelim bari”, deyiveriyorsunuz, içiniz umutla doluyor.
Birhan Keskin şiirlerini anlatmaya kalkışmak haddim değil. Benim aciz kalemimin elinden gelen bu şiirlere dikkat çekmektir sadece. Umarım bu yazı böyle bir amaca hizmet edebilmiştir.
BU YAZIYI BLOGUMDAN ALTI ÇİZİLİ DİZELER VE FON MÜZIĞİ EŞLİĞİNDE OKUMAK İSTERSENİZ:
https://hercaiokumalar.wordpress.com/...sildadiklarina-dair/
178 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
"Sevgilim sen bunu aldığında
-ki mektup denemez buna-
umarım bağışlarsın beni:
yazamadığım mektuplarda biriktirdim kederimi."

Söze nereden başlayacağımı bilmiyorum, her zamanki gibi ama buraya öyle bir şair bırakmak istiyorum ki, her içinizde bir dem hüzünle birarada olduğunuzda, aklınıza gelecek ve sizi bir rüzgar gibi alıp götürecek, bilmediğiniz o diyarlara. Edebiyatımızın eşsiz kadınlarından, oysa kadın mı erkek mi olduğunu bile bilmeyen bir toplumun, şairi ne üzücü... Nasıl olur da tanımayız böylesine bir şairimizi. Nasıl? Bizim herkese sahip çıkan yanımız neden sarmaz biricik Birhan' ımızı, neden bilmeyiz böylesine kırılmış, acılarını mısralarında anlatmış, şiirlerinden kan damlayan ve yüreğimizin rengi olmuş olan yanımızı.
Her sayfasında "bu kadına kim ne yaptı, bu kadar da böyle yazdı" diyeceğiniz, kimi yer de kitabı bir kenara bırakıp kendinizi sükunete bırakıp düşüneceksiniz, "kalbim ölü mevsimler gibisin". Bir iç çekmeyi hatırlayarak yeniden hayata döneceksiniz. Demem o ki, sevgili gönül dostları, "acı mıhlanıp bir kalpte durmasın" hem sevgili gönül dostları şiir ne diye var?
"bırak, acımızı birileri duysun."
Hayatınızdan izi silinmeyecek bir eser olarak kalacak bundan o kadar çok eminim ki. Nasıl, insan kırıldığı yeri unutmazsa, arada dönüp bakarsın ya da soğuk havalarda sızlayan dişinin acısı gibi bu şiirlerde bu kırgın kadında ne unutturacak kendini ne de sızısız bırakacak sizi,"meğer dalından düşecek kadar büyümüşüm".
Artık sahip çıkalım bizim olan ve bunu hak eden yaşayan, kırılmış, kırgın ve "keskin" yanımızı.
"Asla ağlamamalısın
der bir şarkı.
Onun dışında bir şey diyen
kimse yok"
Sevgili 1k okurları, benim gönül dostlarım, bu kitap raflara süs değil, çorak yüreklere değil, hele hele başkalarına hiç değil, yalnızca sizlere.
"oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür,"
178 syf.
Birhan Keskin, keskin dizlerin sabihi şairimiz...
Şiirleri yazmak kadar şiirlere inceleme yazmak da zordur, zaten şiir incelenmez her zaman ki gibi şuralara duygulu yazılarımdan bırakıyorum...

"Hiç kimse durup dururken şiir yazmaz. Bilakis, düzenle ilgili ve genel olarak bir rahatsızlığı olduğu için yazar. Yoksa, kendini dünyayla son derece barışık hisseden bir insanın şiir yazmasını beklemeyiz" diyor ve dünyaya ayak uyduramadığı için yeni bir dünya uydurduğunu söylüyor. Ne yaşadığını bilmediğimiz ama acıyla bir güzel mayaladığı şiirleri önümüze sunuyor...


'Şiir denen şeyle hayatınızın sonuna kadar uğraşacak mısınız, uğraşmayacak mısınız?' diye sorulduğunda;
"Yani bu hakikaten bir karar bana göre. Şiir, diğer yazım türleri gibi değil. Romancı olacağım, hikâyeci, gazeteci olacağım diyebilirsiniz ama şair olacağım diyemezsiniz. Yani o zaten bir kader gibi gelir bulur sizi ama yırtabilirsiniz de ondan.” diye tanımlıyor şairliği ve "ben 3. kitaptan sonra şair olacağım değil de şiir'de kalacağım dedim" diyor...

'Şiir denince Türkiye’de akla hep aşk şiiri, aşk geliyor. Oysa aşklar hiç de şiir gibi yaşanmıyor. Hatta, insanlar doğru düzgün aşk yaşayamadıklarını söylüyorlar. Bir şair olarak şiir’in bu konuda haksızlığa uğradığını düşünüyor musunuz?' diye bir soru soruluyor Birhan Keskin'e ve o da şu enfes cevabı veriyor.
"Aynen öyle. Haksızlık ediliyor. ”Şiir gibi aşk”, ya da ”şiir gibi bilmem ne” gibi söylemleri kullanıyoruz. Daha önce de söylemiştim, bir daha söyleyeyim: Şiir herhangi bir sözcüğün önüne ya da arkasına takılacak bir sıfat değildir. Mesela ”şiir gibi kadın” diye, şiir biraz kavranmadan, anlaşılmadan söyleniyor. Oysa şiir, kendi başına bir şeydir. Bir şeyin önüne ya da arkasına takılamaz. Aslında burada şiir’i bir nevi yüceltme de var tabii. Şiir gibi kadın derken övgüyle bahsetmek söz konusu ama bunu yapanlar şiir bile okumuyorlar ki! Hem okumadığın, hem de hiç takip etmediğin bir şeyi böyle kullandığın zaman evet, o zaman şiire haksızlık olur. Dillerine pelesenk olmuş bir şey. Ama gelgelelim ki okumuyorsun, anlamıyorsun. Bir ”şiir gibi” dir gidiyor. Çok saçma bence."

Ortak bir payda olarak şiirlerde buluştuğumuzu ve bu ortak paydada olan kesimin şiirlerini benimsediğini söyleyen birisi o :)
Yazı hiç sevmiyor ve yalnızlığı da dizelerine yansıtmış bunları dizelerinde yerlerini almış uzun saçı ve yazı sevmediği de.
" Ne kıştan yakınacak ne yazı özleyecek sebebim vardı" (40) her şeyi açıklıyor
Hayalleri dik tutmak gerekir diyerek dizelerini dik ve kayalıklı bırakıyordu bize ama biz onu bu kadar o dik yamaçların dizelerinde sevdik bilemiyor mutlu olsaydım yazamadım diyor o yüzden utanıyorum kendimden bir insanın acılarını bu kadar sevdiğim için...

"Sustum. Yeryüzü olacağı gibi olsun. " (22)
178 syf.
·Beğendi·10/10 puan
“İnsanoğlundan beklediğim her şeyi
şiirden bekliyorum.”

“Edebiyat sanatının hemen hemen bütün milletlerin tarihindeki en temel, en eski, en estetik ve en asli türü şiirdir. Şiir, ilk edebi söyleyişlerden bugüne, insanoğlu için en sıcak, en etkili ve en lirik bir söz sanatı olagelmiştir. Peki şiir nedir? Arapça’dan girip yerleşmiş ve Türkçeleşmiş bir kelimedir. Kelime mânâsı “anlama, fehm, idrak, sezme, sezgi yoluyla bilmedir” Kavram anlamı olarak ise “Edebi değeri olan nazımlı ve kafiyeli söz”, demektir. Edebiyat bilimcileri ve şâirlerin şiir tarifleri ise şöyledir.
“Şiir bir hikaye değil, sessiz bir şarkıdır.”
“Şiir,sırrın dilidir.”
“Şiir, bütün hususiyeti edasında olan bir söz sanatıdır.”
“ Şiir kelimelerin bir araya gelemesinden hasıl olan büyük bir kelimeden başka bir şey değildir.” “İsmail Çetişli

Adeta terapi kitabı gibi de görülen Kim Bağışlayacak Beni. Söyleyemediklerimizi, dilimizin ucuna gelipte sustuklarımızı söylüyor, yazmıyor ağlıyor satırlara.Tavrını koyamadığımız şeylerin tavrı oluyor. Bununla da kalmayıp bütün içtenliğiyle çıkıyor karşımıza...Nitekim Tarhan’nın da dediği gibi “En güzel, en doğru, en büyük şiir bir hakikati müthişenin tazyiki altında hiçbir şey söyleyememektir. Yani, ne estetik haz veren bir şiir ne de sembolik simgelerle örülmüş bir şiir değil asıl şiir. Asıl şiir, müthiş bir gerçeklik karşısında dilini tutmaktır, hiçbir söz söyleyememektir. Ya da “kalemini ayağının altına alıp ezmektir.” Ondandır ki Kim Bağışlayacak Beni bizleri susturabilmiştir. “Sardunyalarla konuşarak çoğalttım aramızdaki ayrılığı/Sayarak çoğalttığım günleri tamamladım/Kirpiklerimin arasına çektiğim tülde/Yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor/ Oysa kimse yokmuş dışarda/ İçim dışıma vuruyor.”

“Aşar-ı edebiyede de ve bilhassa şiirde üç nevi güzellik takdir olunur ki birincisi mehasin-i fikriyye ikincisi bedayi’-yi hayaliye üçüncüsü de sünuhat-ı kalbiyeye mahsûstur.” Yani şiirde his, hayal ve fikir örmüş olduğu güzellik anlayışının olmazsa olmazıdır. Kim Bağışlayacak Beni’de de bu üç özelliğin ne kadar güzel örtüştüğünü görmekteyiz. “Yüzümü ve anılarımı çıkaracak kadar güneşi yoktu yazların. Ağır ve nazlı, ben sizi develer tellâl değilken de sevdiydim. Var ettinizdi beni hem de yok ettinizdi, bense bir çocuğun rüyasındaki kartopu kadar gerçek olmak mı istedim.”

“ Şiir hadd-ı zâtında âli olduğundan tabiatı süfli olan müteşa’irlerden sadır olamaz.( Recaizade Mahmut Ekrem) Yani her şair geçinen güzel şiir yazamaz, yazsa da ruhsuz ve cansız olur, şiir yazmak yetenek işidir.” Şiir Mallarme’nin de dediği gibi “Kelimeler dinidir” Şiir Birhan Keskin’deki gibi hüner ve marifet işidir.
“Bahsetmediğim çok şey var daha/yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor/ Akşamın altını gümüşe dönüyor/ Bunlar da önemli elbette/ En az/ Bana ihaneti öğrettiniz/ Bana kanatlarımı bıraktığınız kadar. “

Şiir Cahit Sıtkı Tarancı’nın da söylediği gibi samimiyet ister. Kim Bağışlayacak Beni de şair gerçekten duyduğunu, hissettiğini, inandığını, yaşadığını ve intibalarını bütün samimiyetiyle anlatmıştır. “Unutmak için verdiğim bunca çabadan/geçtiğim bunca yıldan sonra/ tam unutmaya alıştırmışken kendimi/artık unutmak istemediğimi fark ettim./ Artık unutmak istemiyorum!/ Artık unutmak istemiyorum.”

Kim Bağışlayacak Beni’yi okuyan insan, şairle arkadaş olmak ister. Şairin akrabası, halası teyzesi amcası, kızı, oğlu ya da herhangi bir şeyi olmak ister. Bilmek ister: “Bana ihaneti öğrettiler derken de parktaki salıncağa binmeyi beceremedim bugün ben de “ derken de Birhan Keskin, nasıl bir psikolojidedir. Kim Bağışlayacak Beni’yi yazdıran nedir?

“Biliyorsun,
bir baş dönmesi gibi sürüyor hayat,
yazların yanına yazlar ekleniyor
zaman uzun bir sıcağa dönüyor burada
ağırlığına duygunun, taşınamazlığına
ve yazlar hatıraya...”
184 syf.
Bir kadın , bir şiir ...

İnsan kendini anlatmak için sözcüklere ihtiyaç duyar . Bazen anlatmak için size sözcükler yetmez.. Sözcüklerin birleşimi olan "şiirler" anca size yetebilir..

Şiiri yaşamın bir parçası zannederim. Kendini sözcüklere dökerken , sözcüklerde kendini görürsün . Bazen şiir, bir insan olur gözünüzde, duygularınızda . Sözcüklere canlılığı veren şiirdir...
Uzağı yakın eden şiir değil miydi ?

https://1000kitap.com/yazar/birhan-keskini 'i öz olmasa da , bana şiirler okuyan Seda ablam sayesinde adını öğrenmiştim.
"Ronahî bir kadın bazen bir şiir de saklıdır , onu görmek gerek",derdi .

(...)
ben büyüdüm
akasyalar öldü ,
üzgünüm.

dışınız çok kalabalıktı
beni içinizde ki zindana atınızdı
olur ya bir gün
suyu hatırlar şelale
şeytan utanmayı öğrenir ve
yüzleşir yüzünüz mevsimlerle

sırf bu yüzden büyüdümdü ,
Akasyalar öldü...

Bu şiir onun en sevdiği şiirdi ve bana okumuştu buruk bir sesle ...
--------------------

Birhan Keskin , kendini arayan bir kadın...
Kendini aşkın kollarına atan bir kadın ...
Yazdığı şiirlerle ;kadını ,doğayı , çocukluğu samimi bir dile yazması , güzel duygular hissettirmesine sebep oluyor. Bir kadının hissettirdiği duygular, her zaman bana güven vermiştir. Birhan Keskin' in yazdığı şiirler gibi.
Yazarın yazdığı şiirlerin arasında , sıkıştırılmış olan bir geçmişi , yorgunluğu görüp kendinize benzetmeniz , bu şairin ruhuna dokunduğunuz anlamına gelir..

Edebi türlerde şiir, anlatılacak bir tür değildir.
Okumaktan ziyade , hissetmek gerekiyor...

Tanıdık hislerin , insanlara kavuşma eyleminin gerçekleştirmesini yürekten isteyen Birhan Keskin' in belki de anlaşılmaya ihtiyacı vardır ...

Belki de bazı şiirlerin okunması için bir yüreğin denizini görmek gerekiyor...

O deryayı görmek ...
178 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Bu inceleme okumuş olduğum son üç kitabın (Ba, Soğuk kazı, Kim bağışlayacak beni) yazarı Birhan Keskin'in kalemiyle, diliyle ilgili düşüncelerimden bahsettiğim genel bir inceleme olacaktır. Okuyacaklara şimdiden teşekkürlerimi sunarım...
  Birhan Keskin'i yıllardır hep duyardım, her zaman okumak istediğim ve şiirleriyle de sıkça karşılaştığım bir yazar/ şairdir. Hatta öyle dizeleri vardır ki aklıma mıh gibi kazınmış olan. Bunu nasıl yazabilmiş dedirten, hayran bıraktıran. Üç kitabını ardarda okumuş olmakla birlikte kalbimdeki yeri ve kendisi hakkında düşüncelerim daha çok pekişti diyebilirim.
  Kalemi öyle enteresan, öyle başka ki. Diğer hiçbir şaire benzemiyor. Hani bazı şiirler vardır ki nettirler, okuduğumuz anda anlarız anlatılmak isteneni, üstüne çok düşünmeye gerek yoktur. İşte Birhan Keskin'in yazdıkları tam tersi etki yaratıyor okuyucuda. Bir kez okumakla bir anlama varamıyor okur. Fakat defalarca okumakla birlikte bambaşka bir yer ediniyor yazılanlar.
Kendisi bize tanıdık gelen ve bildiğimiz hisleri öyle bambaşka, öyle özgün harmanlayarak yazmış ki okudukça dilinin, kaleminin büyüsünden etkilenmemek mümkün olmuyor.
Birhan Keskin; soyadı gibi keskin bir kaleme sahip çok kıymetli fakat bir o kadar değeri bilinmeyen bir yazar ve şair.
Daha çok okuyanı, tanıyanı ve anlayanı OLMALI !..
178 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Şiir benim için kapısını aralamaya çalıştığım bir tür. Bu demek değil ki yabancıyım.. sadece bazen birisi hakkında ısrarla tanıman gerektiğine dair o garip, bildik duygu benim için şiire karşı geçerli. Tanımalıyım diyorum, daha iyi tanımalıyım bu türü.

Ben kısmi zamanlı aylak bir okurum ne yazık ki. Kütüphanede gezerken anlık halimin yansıttığı, beni ötelediği kitaplara kolayca çekilen biriyim. Karşımda bulduğum yazarlardan biri Birhan Keskin oldu. Ne kafayla yaptığımı bilmediğim şekilde kitabın ortasından bir sayfa açıp dünyasına girebilecek miyim şiirin, merak ettim. Şiir benim elimden tutmadı beni yanına çekti hızlıca. İşte böyle bir yanyanalık yaşadım bu kitapla.

Karşılaşmamızı uzuuun uzadıya anlattıktan sonra kitabın içeriğine geleyim biraz.

Birhan Keskin’in bu kitabı 2005 yılında basılmış ilk. Şairin diğer kitaplarını okumadığım için bir kıyaslama yapamayacağım ama elbette tarzına dair bazı şeyler belirdi aklımda.

Okurken bazılarını çok havada kesik, anlık duygulara atfedilmiş bulduğum şiirler oldu. Bu şiirlerin en ortak özelliği, okurken hissettiğim bi’ izlenim duygusuydu. Tüm şiirler okunduktan sonra bi’ izlenim, bir hava bırakmaz mı diye sorulabilir. Evet, bırakırlar belki ama bazı kokular hafiftir, bazılarıysa ağırdır. İşte Keskin’in bu ‘’kimi’’ şiirleri kolayca uçabilen nitelikte bulduğum şiirlerdendi. Bu ifadeye, etkileme yetisine ise asla rastgele ulaşıldığına inanmıyorum. Çünkü bu ‘’uçucu’’ şiirler gerilerinde kişiye bi’ soru işareti bırakacak türdelerdi. Hafifliğiyle, yankısız, gündelik sözleriyle nasıl bu kadar kişiyi kendine döndürebilir şiir? Belki de gizem burada.

"Rüzgârlar... pansiyon... teras
Blue cult.
Akşam yürüyüşleri. Akşamın batısına
Meleğimin kanatlarını da oraya götürerek.
Metropollerin asi özlemi sonra
Ah benim kaçık sevgilim: İstanbul.
Fincanlarda yol görünmedi bana yaz boyunca."
(syf.131)

Şairin ‘’kimi’’ şiirlerinde ise yankılı, yeri yönü belli, amaçladığına ulaşan kelimeler, ifadeler vardı. Önceki kesik esintiden çok kestiği yeri kanatan, kanın akışını göstermeye çalışan ifadelerle doluydu bu şiirler de. İfadelerdeki netlik ve kesinlik uçuşma yaratacak, izlenime yer bırakacak cinsten değil aksine yaşanmışlığın vurgusuyla dolu, geleceğe dair net bi’ yolda olduğunu ifade eden cinstendi.

"Yağmur: Sessizliğiniz huzursuzluğunuzun sesi
diyormuş size. Yankılanıyormuş yağmur:
Ömrün bir şey anlatıyor sana, ama sen anlamıyorsun!
Yağmur durmadan yağıyormuş:
Hiçbir şey rastgele değildir.
Hiçbir şey rastgele değildir."
(syf.59)

Bu ‘’uçuşan’’ ve ‘’ayakları yere basan’’ şiirlerdeki en ortak yön ise Birhan Keskin’in doğayı yazınsal düzlemdeki eşsiz kullanım tarzı. Doğa kelimelerde bile ne renkli, ne can
lı! Rüzgar, çöl, gül, kuş, yağmur, fırtına, güneş… Pek çok can, şiirin havasına uygun ton ton renklendirilmiş Birhan Keskin’in kalemiyle. Ve okurken şiirden çıkıp o ifadedeki uyuma şaşmamak, şiirin içindeyken de bunu nasıl böyle bi'uyumla şiire yerleştirebildiğine hayret etmemek mümkün değil.

Tüm bu yazdıklarımdaki "okurun bireysel hisleri" gerçeği unutulmamalı. Şiir okurun kafasindakiyle, ruh haliyle, yaşamıyla, düşünce yapısıyla bin bir ton anlama kombinasyona, renk dünyasına girebilen bir tür. Bu yüzden bence bi' şiir en iyi okunarak tanınır. Şiir hakkında yazılan yazı sanırım şiirin kendi hissettirdiği gücün, hissin onda birini bile vermez. An'a bir karalama niteliğini giyinen bu yazının en temel amacıysa böyle güzel bir şiir kitabının daha çok okunması gerektiğine dair bir etkileşimdir.

Herkese şiirli günler dilerim.
178 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Birhan Keskin ile tanıştım bu kitapta ve iyi ki tanıştım. Kitabı okurken "iyi ki şiir var" ve "iyi ki Birhan Keskin bir şair" diye yineleyip durdum kafamda. Yazdığı şiirler öylesine içine çekiyor ki insanı bir oturuşta bitirilebilir. Biten her sayfada daha çok hayran kaldım kendisine. Seninle geç tanıştık ama iyi ki tanıştık Birhan Keskin.
"Seni bir yabancı gibi karşıma alıp
Bunun dayanıklı bir şey olmadığını
Sürekli kılınmadığını, çünkü aşkın
Yapılan bir şey olmadığını,
Başlangıçta bir melek konduğunu
Sonunda bir kelebek öldüğünü,
Yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın,
Bir korkular ve alışkanlıklar bütünü olduğunu,
Bütün bunları sana
Nasıl anlatacağım?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kim Bağışlayacak Beni?
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425131
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan. 
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak. 
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından 
içeri, durgun, sessiz ve hep öyle kalacakmış gibi yayvan 
odaya vuracak. Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek 
açılacak, mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
 

Kitabı okuyanlar 1.680 okur

  • Mevlüt Can Ersergin
  • Cenaheyn
  • Betül Mine Çiftci
  • h
  • Engin
  • Ada
  • Güler Yurdungüzeli
  • Hivda
  • melisa coşkun
  • Nurdan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.5
13-17 Yaş
%4.4
18-24 Yaş
%30.1
25-34 Yaş
%38.1
35-44 Yaş
%16.8
45-54 Yaş
%1.8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%4.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.3
Erkek
%28.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.3 (197)
9
%23.8 (111)
8
%21 (98)
7
%8.6 (40)
6
%2.8 (13)
5
%0.2 (1)
4
%0.4 (2)
3
%0
2
%0.4 (2)
1
%0.4 (2)