Fakir Kene

·
Okunma
·
Beğeni
·
8398
Gösterim
Adı:
Fakir Kene
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160359
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir 
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, 
bırak patronlar seni kovsun!

Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, 
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun. 
77 syf.
"AH DOKTOR!!! NEVRİM DÖNÜYOR, DÜNYA DÖNMÜYOR!!"
Tıkır tıkır, tıkır tıkır... Tahta beşik sallar gibi. Bir, iki, üç, dört, beş.. On ikiye kadar. Sonra bir dakika susuyor, yeniden başlıyor.

Ah o hidrofor yok mu?! Delireceğim uykusuzluktan...

..............

Bahçeli, iki katlı, müstakil bir evde doğdum ben. Babamın kendi elleriyle diktiği gül fidanlarıyla dolu küçücük bir bahçesi vardı. Küçücük dediysem, içinde erik, incir hatta hambales ağacı bile olan şirin mi şirin bir bahçe.

Mis gibi toprak kokusu, annemin ektiği nanelerin kokusuna karışırdı. Uyanıp balkona çıktığımızda ilk o koku günaydın derdi bize.

Okula beş dakika, dolmuş durağına üç dakika, Cemil Amcalara iki dakika. Cemil Amca kim mi? Dur anlatacağım.

Çevre evlerde birçok komşu, sokakta cıvıl cıvıl çocuk sesleri, balkonlarda çay keyfi yapan annelerimiz.. Ayakkabılar dışarıda kalmış, bisikletler bahçede bırakılmış, kapı önlerinde oyuncaklarımız.. Hiçbiri problem değildi. Çünkü emniyet vardı, güven vardı, insanlık vardı.

Bir de Cemil Amcalar vardı tabi. Hemen yanımızdaki evde oturuyorlardı. Zerrin Teyze, tarifini alsanız bile aynı tadı tutturamayacağınız kurabiyeler yapardı bize. Zerrin Teyze kurabiyeleri. :)

İyiydiler, hoştular da o kadar neşeli olur muydu insan? Gece yarılarına hatta ikiye, üçe kadar kahkahalar, konuşmalar, muhabbetler.. Sanki yıllardır görüşmemiş gibi edilen uzun uzun sohbetler..

Hele yaz günüyse, pencere açıksa, çarşıda ne olmuş bitmişse hepsinden haberdar olurdunuz Cemil Amca sayesinde. Eee Zerrin Teyze durur mu, mahalle de onun mıntıkası sonuçta.

Ah babacığım ah!!! Saatin tik taklarından bile rahatsız olan, uyuyamayan babam, elinde yastık, tüm evi dolaşırdı sabaha kadar.

Ama nafile, ardı arkası gelmezdi kahkahaların. Üstelik her an, her yerde haksızlığa ve bekletilmeye gelemeyen babam, saatli bir bomba olurdu sabaha kadar.
Patladı patlayacak!

Yok, dedi, bu böyle olmayacak. O şirin mi şirin bahçesinden vazgeçip, sattı evimizi. Bir apartman dairesine taşındık.

Neyse gel zaman git zaman, oraya da alışmak üzereyken, üst katımıza taşınan komşunun çocukları, bizim evin içinde koşar gibi patırdamaya başlayınca daha fazla dayanamadı babam. Ufaktan ufaktan uyarmaya başladı önce. Bahçeye yapılan kamelyalarda geç saatlere kadar çay keyfi yapan, sitemizin teyzeleri, bardağı taşıran son damla oldu.

Zaten hiç sevmedim bu binayı diyerek, babam o evimizi de sattı. Ve başka bir binadan daha büyük, daha ferah bir eve taşındık. Her şey babamın istediği gibiydi. Birinci kattaydık, altımızda dükkanlar vardı sadece. Yani ailecek toplandığımızda rahat rahat eğlenebilecektik.

Küçük bir de hobi bahçesi vardı babamın. O çok sevdiği gülleri orada yetiştirebilecekti. Hatta hatta çeri domatesi bile ekmeye karar verdi.

Ta ki hidroforun ritmik gürültüsüyle tanışana kadar. :))

Ah o hidrofor yok mu?!
Bu şiir tam olarak babamın şiiri. O yüzden o kadar çok sevdim ki defalarca okudum.

Birhan Keskin 'in bitirdiğim üçüncü kitabı olmasına rağmen sanki yeni tanışıyor gibiyim kendisiyle. Orijinal anlatımıyla yerini hemen aldı kalbimde.

Kargo
İşte bu da benim şiirim.
Birhan' ca okuyup bir canca yorumladığım birkaç satırı ekleyerek bitiriyorum incelememi.

Keyifli okumalar şimdiden.. :)

Sana, buraya, mahcup bir merhaba bırakıyorum.
Karnını doyurmaz, susuzluğunu gidermez belki ama içini ısıtır.
Sıcacık, sımsıcacık olursun..

Sabahsız geceler, gecesiz sabahlar bırakıyorum pencerene. Bir şeyi, hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamanın hazzına varırsın.
Bir parça kaybolursun zamansızlıkta. Ama merak etme, yeni bir gün doğar ve sen, ansızın uyanırsın..

Bak, baş ucuna da kitaplarımı bırakıyorum. Öyle eskimiş, yıpranmış gözükmelerine aldanma. Emin ol, altlarını çizdiğim cümleler, çok memnunlar seçilmişliklerinden.
Sen de oku, en azından çizdiklerimi oku. Benimle aynı kelimeleri konuşur, aynı sesleri duyarsın..

Bir buket nergis ısladım vazoya. O da dursun şurada. Kokusu sarsın rüyalarını. Ciğerlerin bayram edecek inan bak.
Cennetteyim sanırsın..

Bir de çay hazırladım. Bir tutam umut, bir tutam azim ve bolca unutuş kattım içine. İyice de demledim. Hele bir yudum al bakalım. Nasıl, aydınlık yarınlara inandığımı anlarsın..

Ha anahtar mı? Çekmecede. Ben çekerim giderken kapıyı. Uyu, dinlen, oku, düşün..

Özledin mi?.. Olmadı ararsın..
77 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Bu kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum ama kendime de hatıra olarak kalsın bu yazım. Bu kitap bir şiir kitabı. Tür olarak öyle geçiyor ama bence şiir kitabı değil. Şiir gibi. Nesir gibi. Öykü gibi. Deneme gibi. Bunların hepsi gibi, ara tür desek yeri: ŞİİRİMSİ. Asla başarılı bir kitap da değil. Öyle kaliteli şiir kitapları gördü ki bu gözler, buna hmm çok iyi diyemem. Lakin başarı, hissettirmek değil midir? Benim için öyle. Birhan Keskin ne yazsa okurum diyeceğim insanlardan olalı uzun zaman geçmiş. Onun kaleminde, okuruna hissettirdiklerinin farkında olup olmadığını bilmediğim, ama onu okurken hissettiklerimi onun da bilmesini istediğim bir şeyler var. Hani böyle mideniz karıncalanır, peki kalbiniz? Sizin, bazı kalemlerin kelamlarını okurken kalbiniz karıncalanır mı? Göğsümde karınca yuvası meydana geliyor benim. Yuvalarını kurmaya, 12'den vururcasına, kalbimden başlıyorlar. Sonra ben öksürmeye korkar geziyorum ortalıkta. Ya öksürür de yuvalarını sarsarsam düşüncesiyle, varsın onlar beni sarssın diyorum. Yine içimde bir yerlerde hareketlilik var. Midemde ateş yakıp marshmallow pişiriyor olamazlar. Galiba Birhan Keskin etkisi bu.

Kitabın ilk şiiri Kargo adlı şiir. Belki 37 kere okumuşumdur. Bir şiir neden 37 kere okunur? Ben bu kitabı da 37 kere okumuş olabilirim bu süre içerisinde. Çünkü.. Söyletme işte hayat. Karınca yuvası diyorum daha ne söyleyim sana. Kışları dünyada olduğunu daha iyi anlayan bu kadının, ilkokula başlarken her gün taraması zor olur diye saçlarını kısa kestiren annesi, acaba hayatı boyunca saçlarını kısa tutacağını bilebilir miydi? İlk arkadaşı Nurcan esmer diye geceyi sevmiş misal. Lan dediğine, ağzının biraz bozuk olduğuna bakmayın. Şu incelik kimde var? Geceyi sevmek, daha güzel hangi sebeplere bağlanabilir?

''Anne bak ben kime yazılmış çok eski bir mektubum'' cümlesi gözümün önüne sararmış, elimde dağılmasından korktuğum, yer yer mürekebi dağılmış bir mektubu getirdi. İnsan, bir mektuptur, zamana bağlı da dağılır mürekkebi. Kırışmamız, boşunu mı sandınız?

''Hayat bazen katırlara sümbül vermek filandı.'' :) Evet Birhan Keskin. Hayat katırların sümbülleri bazen ezdiği, bazen çiğnediği bir metropoldür. Şaşırdınız mı? Uzun kulaklarını, beyinlerinin içine içine kıvıran katırlar, daha nelerin üstünde mel mel bakarak gezindiler, ah. Ya da vah. Belki de peh. Daha çok tüh. Bazen de tın. Artık en çok tın. İnsanlık olmuş vın. Ben hayatımda hiç böyle bir inceleme de yazmamıştım. Kendimi de bir farklı gördüm şimdi. Hoşuma gitmedi desem yalan olur. Ve şu an hissettiğim sarı sarı buğday tarlalarında Eti Burçak bisküvimi çaya bandırırken, ilerde gördüğüm koca asırlık çınara bakarken, derin bir iç geçirerek tebessüm ettiğim. Halbuki masamdayım. Evde. Yan komşutatlişkoloşlarımız torun seviyor. Zeytin gözlü bir kız bebek. Köpekler ve bebekler popolarını dıgıl dıgıl sallayarak yürürler. Sanırım onları bu yüzden seviyorum. Bebek severken önceden narince sevmezdim. Sarılırken bebekler şaşakalırdı. Gözleri yuvalarından uğrardı gariplerin. Annem de öyle sever. Sonra dedim ki bir gün evladıma biri böyle sarılırsa... O gün bugündür insan gibi seviyorum da konu buraya nasıl geldi?

Artık kış eski fotoğraflar gibi dediği anda bayılmışım. Belki de bayılır gibi oldum. Belki de o an şuurum kapandı. Belki de hiç bu kadar gerçeğin içinde olmamıştım. Olmuşumdur. Yalan olur olmadım dersem. Şu fani hayatımda, neler neler gördük geçirdik. En güzel günler, babamın ellerini tuttuğum, ponpon örgü şapkalı küçük bir kızkenki kış günleriydi. Yine neden o demlere uzandı ki bu zihin. Yine Birhan Keskin etkisi. Kış artık sahiden fotoğraflarda mı kaldı? Üzülürüm..

Koyu yeşil gözlü Zehra teyzesi ve kızı Lan Hayriş'e yazdığı öykümsü şiirimsi yazıda, birden baharın geldiği ama hüznü de içinde barındıran, güneşli bir eve gittim. O evi hiç görmemiştim. Sanırım resim kursuna gitmeliyim. 26 yaşında da insanın eli fırça tutabilir mi? Eğer mümkünse, şu kitapta uçtuğum yerleri resmetmek isterdim. Ne de güzel olurdu. An'ı dondurur, duvarıma asardım.

Toparlamalıyım artık. Çok tuhaf şeyler yazar oldum. İnsan kendinin tekrarıdır. Ama ilk defa böyle garip bir şey yazdığım için "tekrar" şimdi uzaklarda. Mevzu en çok ne biliyor musunuz? Ruhların rengi var. Her nasıl oluyorsa, onlar birbiriyle bir ahenk içinde buluveriyorlar kendilerini daha ilk karşılaşmalarında. Öyle hissediyorum. Yaşayan şairler içinde https://1000kitap.com/yazar/Ibrahim-Tenekeci benim için bu dönemin şair-i azamıdır. Furkan Çalışkan tanışırsam yüreğim titrerse ya diye asla tanışmayacağım, en sevdiğim şairdir. Muzaffer Serkan Aydın adam gibi adam, mükemmelin karşılığı satırlarında olan, neden daha fazla kitabı yok diye üzüldüğüm şairdir. Ahmet Telli Belki Yine Gelirim'i aklıma her geldiğinde, hele bir daha okumalı, o neydi o dediğim değerli şair. Didem Madak, saç tellerin kadar yazmadan gitmemeliydin dediğim, yürek değil merhamet taşıyan kadın. Ne çok severim onun satırlarını. Metin Altıok okuyup, adamlık ve sevmek nedir öğrenilecek insan. Gönlümün göğüne öyle süzüldü ki asil bir kuş gibi. Hangi sözle onu övebilir şu yüreğim, bilmiyorum. Son olarak https://1000kitap.com/yazar/Birhan-Keskin. Kısa saçlarında, neşeyi ve öfkeyi taşıyan, ince kadın. Varlığın ne de güzel bir bilsen. Ama yaz, daha çok. Yaz ki, şu dimağlar şenlensin.
77 syf.
Kitaba başlarken inceleme yazmayı düşünmüyordum, demiştim ki kitap zaten kısa inceleme yazmayayım ama yanılmışım dolu dolu geçti sayfalar. Yer yer düz yazı şiire dönüştü, şiir düz yazıya... Sıkıldım okurken bunaldım, bir de ağladım... Gerçekten ağladım çünkü kanayan yarama tonlarca tuz döktü ... Sizinle de paylaşmak istiyorum bitirdiğim saatten beri
http://www.anitsayac.com
Bu linkte takılı kaldım, açıp açıp ağlıyorum yazık olan hayatları gördükçe, siz de görün! Görün ki utanalım ayıbımızdan. Siz de görün ki acım yalnızlık çekmesin. Şiiri de bırakıyorum buraya siz de okuyun belki kitabı okuyamazsınız ama şiir yer etsin belliğinizde...
Giydiğimiz etek boyuna, doğuracağımız çocuğa karar verenler kim
Kadınlar ilk sevişmesinde neden babasının yüzünü gördü
Küçücük kızlar dedesi yaşındaki adamlarla neden
Neden genelevler var neden hep bir kadın otobanda
Ütü reklamında bir kadın çıplak
Otomobil fuarında bir kadın öyle arabalar üstünde, neden
Doğum günlerimizde bize mutfak robotu hediye edenler kimlerdi
Şakağımıza silahı dayayanlar kimler, kimlerdi Birhan?
...
Zıvanalı geçme tekniği nedir Aslı bilir misin?
Bak öğren bunu.
Çünkü bu şiir birbirine geçmiyor.
Acıyor, soğuyor, acıyor, soğuyor, acıyor, soğuyor.
Bitişmiyor. Birinin acısı öbürüne geçmiyor.
Bütün kadınlara bundan böyle başka türlü "ateşli" olmayı
"şiddetle" öneriyorum Aslı
Çıkıp iki oda bir salondan
Ateşli silahlar elimizde, Uma'nın kılıcı belimizde,
Savunma ve dövüş sanatlarında ustalıklı.
Anitsayac'ta bu kadar kadın ismi yeter,
Yeter artık, yeter çıkalım zıvanadan.

**Biz bu şiiri yazarken, Özgecan henüz katledilmemişti. http://www.anitsayac.com
sitesine ve son yıllarda hızla artan erkek şiddetine dikkat çekmek amaçlı böy­le bir işe girişmiştik. Son bölüm Özgecan' ın vahşice katledilmesinden sonra yazıldı. Ve anladık ki artık bu şiire devam etmek başka türlü bir acizliğe dö­necekti. Çünkü yaklaşık iki ay süren bu şiir çalışmasında hemen her gün bir
kadın cinayetine tanık olduk. Çok üzgünüz ama yasta değiliz. Hiçbir devlet
"büyüğünden" ve hiçbir saraydan adalet beklemiyoruz. "Kadınlar savaşçıdır"
diyen Didem Madak'ı selamlayarak, içimizdeki yerlileri dürtüyoruz. Biliyo­ruz ki kadın cinayetleri politiktir. Ama unutmasınlar ki meydanlar, sokaklar
bizimdir. - 16 Şubat 2015, Birhan Keskin-Aslı Serin.
77 syf.
·2 günde·2/10
Fakir Kene… İsmin kaynağını bilemem, lakin cümlelerin yetersizliği ve acizliğine istinaden verilmiş ise kitap ismi, çok manidar bir yaklaşım olmuş.

Bu tarz kitaplarda en sevmediğim şey ise; şairin kendi kişisel/içsel durumunu beyan etmesidir. İster siyasi olsun ister dini, şiir dediğimiz evrensel kitaplarda olmaması gerekendir. Daha kitabın başında Firdevs Teyze – sanırım kendi öz yaşamından bir kesit - adlı düzyazısında geçen “ben agnostik” birisiyim. Senin ne olduğunu bilmek istesem şiir kitabını değil de hayatını konu alan bir kitap alır, okurdum.

Kitap içerisinde karışık bir durum söz konusudur. Normal bir şiir kitabı bekleyenler ise içerik olarak üzülebilirler. Şahsen okurken kitabı şiirsel bir tını yakalayamadım. Şairin toplumsal güncel konulara, şiddete ve anarşiye olan serzenişleri konu edilmiş genel olarak. Şiddetin ise ne acı bir şey olduğunu hepimiz biliriz.

Sayfa 43’te başlayıp, sayfa 50’de biten “Küçük Şeyler” adlı - sanırım şiir demeliyim – yazısı ise bir şair için düşündüğüm utanç verici unsurlardan birisidir. Gönül dostu, kalp okşayıcı insanların 8 sayfayı 3 satırla ziyan etmesi insanın tahayyül sınırlarını dahi zorlamaktadır. Hele ki 50. Sayfada bulunan koca sayfadaki “Bir küfür gibi evde oturuyorum.” cümlesi şairin doğaya olan en büyük küfrüdür. İsrafı normal sıradan insanlar yapsa, bunu metanetle karşılayabilirim. Lakin şair bir adamın kâğıt sayfalarını bu şekilde kullanmalarına tahammülüm asla olamaz.

KÜÇÜK ŞEYLER – 1 Sayfa –

Denizde bir şey var
Deniz bembeyaz bir dan!
Köpürdela
Köpürcük
Köpürgan. – 1 Sayfa –

Ne benim ellerim çalışkan eskisi gibi
Ne senin kalbin benimkiyle sıcak
Sevgilim sadece fakirlik
Her şeyi bir iken ayırmak – 1 Sayfa –

Ben bunu gözlerimle gördüm, yalan yok, kendi balkonumda!
-Bir acı biber bile yanındaki bibere sarılıyordu. – 1 sayfa –

… - arada geçen bu şekilde birkaç sayfa daha –

Bir küfür gibi evde oturuyorum. – 1 ve son sayfa –

Bu şekilde sayfaları hunharca kullanan bir insana ben şair naifliğini yakıştıramam.

İçerik olarak bana hiç hitap etmeyen bir kitaptı. Sevdiğim bir kısım var mı bilmiyorum. Kardeş Payı adlı yazısı ise bana bir ergen döş böğürmesi olan “Sen bilezik takmışsın iz olmasın, bende kolumdan kelepçeyi saklarım söz olmasın.” anımsattı ve biran tebessüm ettirdi.

Kitap kapağı ve renk seçimi gerçekten çok hoş. Kişide doluluk hissiyatı yaratıyor ve kesinlikle okunulması gereken kitap gibi duruyor. Metis Yayınları’nın kalitesinden söz etmeye zaten gerek yoktur. Okurun 1 saat içerisinde bitirebileceği bir kitaptır.

Sözün özü; kesinlikle beğenmediğim ve şiir kitabı kategorisine alamayacağım bir eserdi. Okunulası bulmadım ve tavsiye edeceğimi ise hiç sanmıyorum. Farklı deneyimler yaşamak isteyen şiir severler var ise okuyabilirler. Lakin şiirden çok düzyazıyla karşılaşacaklarını bilmeleri gerekmektedir.

Sevgi ile kalın.
80 syf.
·1 günde
“Giydiğimiz etek boyuna,doğuracağımız çocuğa karar verenler kim
Kadınlar ilk sevişmesinde neden babasının yüzünü gördü
Küçücük kızlar dedesi yaşındaki adamlarla neden
Neden genelevler var neden hep bir kadın otobanda
Ütü reklamında bir kadın çıplak
Otomobil fuarında bir kadın öyle arabalar üstünde,neden
Doğum günlerimizde bize mutfak robotu hediye edenler kimler
Şakağımıza silahı dayayanlar kimler,kimlerdi Birhan?”

Protez bacaklara bile bakılan bu ülkede böyle sormuş işte Birhan Keskin..NEDEN?! Cinsel açlığın Afrika’sı işte burasıydı,tam olarak burası.Her şeyin bastırıldığı,hep bir tabuların hüküm sürdüğü,namus bekçilerinin asla susmadığı,binlerce kadının öldürüldüğü yer işte tam burasıydı..Dekolteniz varsa,tayt giyiyorsanız,alkol alıyorsanız aman diyim ha “yollusunuz” siz bu ülkede.Komik değil sevgili kadınlar ve rica ediyorum sessiz gülün.Kahkaha da ağır tahrik icabında..

“Çömelmek yani pişmanlık yasası,kendimde değildim içmiştim safsatası
Çömelmek:törelerimiz böyleydi ben istemezdim filan
Çömelmek:bana karılık yapsaydı
Çömelmek:telefonla konuşmasaydı
Çömelmek:boşanmasaydı
Onlar koca onlar baba onlar sevgili onlar devlet
Eşitlik istediğimizi sananlar yanılıyor
Kim eşitlenmek ister hırsızlar ve katillerle Birhan”

Sen kısacık kestin saçlarını ama halen bir et parçasına sahipsin canım Birhan Keskin..Halen kadınsın,halen bir objesin sen de bu ülkede benim ve diğer kadınların olduğu gibi..He biraz da böyledir işte burası...Öldürülen,hapsedilen,dövülen,aşağılanan her kadın için yazdığın ellerinden öperim.Keyifli okumalar
80 syf.
Böylesi naif bir şiiri paylaşmalıydım diye düşündüm. Birhan Keskin muhteşem bir şair bence.

''Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun...''
80 syf.
·1 günde
(..)
gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
bilemem,
belki bu yüzden
ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
yine de döneyim döneyim istedim.
ah benim sesimle
söylesem de, inanmazlar
benzemiyor çünkü bir dile.
döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
döndüğüm bu sema sensin. döndüğüm.
sen benim kara ömrüme vuran
suyumu harelendiren sevincimdin.
onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
titreme daha fazla kalbim.
bağışla kendini artık onu da ,
bırak gitsin.
o senin en ezel gününden kaderin
sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin.
(..)

Bu dizelerle tanıdım ilk, "taş sesleri". Sonuna kadar okuyuverdim bir çırpıda.. Sevdim, şiiri ve uslubunu.. Bu okuduğum ilk Birhan Keskin kitabı seksen sayfa bir çırpıda bitti. Ferdevs teyzelerimizi hatırlattı biraz, biraz aşkın kekremsi tadını hissettik ağzımızda. Biraz hayattan biraz kadından biraz ölümden biraz da dostluktan dem vurdu satır aralarında. Cok edebi cok derin birseyler aramadım ya da inancı ile ilgilenmedim hepimiz kendimize yontarak okuyoruz sonuçta ne kadar şahsi anlatimlar olsa da. Bir taş sesleri siiri kadar olmasa da beğendim şiir kıvamında şiir olmayan öykü olmayan ama içinden o anindan gecirip satirlara döktüklerini... Keyifli okumalar
77 syf.
·10 günde
Birhan Keskin’in okuduğum ikinci şiir kitabı. İyi ki de tanışmışım dediğim şairlerden oldu. Hayata farklı bakmayı sevenlerdenseniz tavsiye ediyorum, şiddetle :)
O kadar naif bir kalemi var ki... Her şiiri de sohbet ediyormuşuz hissi veriyor. Sonundaki Zehra Teyze’si ile konuşması gerçekten yüreğinize dokunacaktır.
77 syf.
·4 günde·8/10
Fakir Kene; bu da ne be ? Birhan Keskin; o kim ya ? Hiç duymadım… Bu kitabı duyduğunuzda ya da gördüğünüzde bunları dediyseniz hiç beklemeden okuyun. Çünkü tarzını ve ismini bilmeden direk başladım ben esere. İyi de nerden buldun bu kitabı ? dersenizde; en iyi şiir kitapları diye aratırsanız kesinlikle karşınıza çıkacaktır.

Neyse kitabı başladım ilk sayfadan Kargo isimli şiiri okudum ya… Tamam dedim bu kitap okutacak kendini. Haydi bakalım deyip başladım. Vay arkadaş diye bitirdim.

Kitap Metis Yayınları’ndan ve 77 sayfa. Şimdi çok kısa diyenler olabilir evet kısa ama bir o kadar da dolu. Yazar israf etmek istememiş sanırım. Coşkulu, akıcı, eleştiren bir dil. Olumsuzlukları tek tek ortaya sermiş. Yer yer düzyazı, yer yer şiir karıştırmış. Son hikâye çok acıklıydı, etkilendim. Şiddete maruz kadınlar için bir şiir yazmış; merak edenler için linki paylaşayım: Birhan Keskin-Aslı Serin’e ait

http://160incikilometre.com/...i-serinden-bir-siir/

Dili soyadı gibi çok keskin. Siyasi yönden bakmak istemedim ama baya işin içine girmiş. Toplumsal olayların direk içinden anlatmış. Kadına şiddet konusu adına çok başarılı değinmiş. Terör ve siyaset başta ama en başta bence hüzün dolu mısralar var.

Sayfasına göre etkileyici,doyurucu bir eser. Bence en iyilerin arasında olmayı hak ediyor. Tavsiye ederim.
77 syf.
Birhan Keskin, adını duyardım hep sağda solda. Ama dilinden Turgut Uyar'ı Cemal Süreya'yı ya da Sabahattin Ali'yi düşürmeyen tayfadan değil de, başka daha kenarda sessiz sakin kalan bir kısımdan duymuştum. Evet dedim bu! Henüz popüler olmamış bir şair. Henüz dillere pelesenk olmamış bir yazar. Sonra bir cümle okudum kitabından " Göğsündeki ağrılar nasıl?". Biliyordu, şair okurunun ağrılar içinde olduğunu biliyordu.
Okul ve ilçe kütüphanesinde hiçbir kitabını bulamamam bile mükemmel üstü şiirler okuyacağıma işaretti.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir kaç gündür kitaplar da sarmıyor artık. Ruhum daralıyor. Okumak istediğim kitapların ilk sayfalarını okuyorum devam et diyorum. Devam ediyorum. Devam edemiyorum... Bırakıyorum. Başka zaman tekrar başa sarıyorum. Yine sarmıyor. Ruhum daralıyor bu aralar. Okuyamıyorum hiçbir şeyleri...

Şiir okusam diyorum, biraz iyi gelir. Huzur verecek bir kaç kitap arıyorum. Sonradan anlıyorum şiir her türlü huzur veriyor zaten. Bir Birhan Keskin kitabı görüyorum. Pdf olarak okumaya karar veriyorum. Bu ilk Birhan Keskin okuyuşum. Doğrusu daha önce bir şiirini okumuştum sadece. Orada yeterince sevmiştim kendisini. Bu kitapta da şiirlerini görmek istedim. Okudum.

İlk okuyuşum oldu. Ruhum daralıyordu biraz iyi geldi. Sevdim Birhan Keskin'i iyice... Fakat şiirler hep şiir değil. Kitapta her şey var. Şiirler böyle bazen düzyazı şeklinde. Bazen deneme tadı da veriyor. Oturup bir sempozyumu dinler gibi de olmuş olabilirim. Bilemedim. Ama yine de Birhan Keskin okuduğum için mutlu oldum. Kitapta bahsettiği konular da benim için güzeldi
Yine söylemem gerekir ki kitap biraz dil olarak beklentimin altında. Yani daha farklı bir şey bekliyordum. Farklıydı aslında. Ama beklediğim yönde değil. Bu daha çok basit dille ama güzel olarak devam etmiş yazmaya. İçerik olarak başarılı ve çekici bir kitap.

Ruhum daralıyordu ve şiirler ne olursa olsun etkiliydi. Bundan sonra Birhan Keskin'in başka şiirlerini de okumak isterim. Ve okunmasını da isterim.

Şiir ile kalın :)
Giydiğimiz etek boyuna, doğuracağımız çocuğa karar verenler kim
Küçücük kızlar dedesi yaşındaki adamlarla neden
Neden genelevler var neden hep bir kadın otobanda
Ütü reklamında bir kadın çıplak
Otomobil fuarında bir kadın öyle arabalar üstünde, neden
Doğum günlerimizde bize mutfak robotu hediye edenler kimlerdi Şakağımıza silahı dayayanlar kimler, kimlerdi Birhan?
Sevmek dedin ya, aklıma Oscar Wilde'nin bir dizesi geldi bak;

" Çünkü herkes öldürür sevdiğini" diye

Ama öldüreceksek sevdiğimizi Oscar sevmek niye?
Birhan Keskin
Sayfa 37 - Metis yayınları 1. Baskı
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var?Dünyanın acısını başkalarıda duysun!
Birhan Keskin
Sayfa 9 - Metis yayınları 1. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fakir Kene
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160359
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir 
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, 
bırak patronlar seni kovsun!

Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, 
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun. 

Kitabı okuyanlar 1.147 okur

  • Gülşah
  • Bella Ciao
  • Salih Eren Karalar
  • Sosruko
  • Kadir Bulut
  • Ayşegül
  • Bulut
  • KadiR yeşiler
  • M.
  • Julide Aydın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%8
18-24 Yaş
%36.3
25-34 Yaş
%36.3
35-44 Yaş
%9.7
45-54 Yaş
%3.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.7
Erkek
%24.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.1 (90)
9
%18.8 (58)
8
%24.3 (75)
7
%15.9 (49)
6
%6.8 (21)
5
%1.9 (6)
4
%0.6 (2)
3
%0.6 (2)
2
%1.3 (4)
1
%0.6 (2)