Adı:
Fakir Kene
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160359
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir 
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, 
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, 
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
(Tanıtım Bülteninden)

 
Bu kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum ama kendime de hatıra olarak kalsın bu yazım. Bu kitap bir şiir kitabı. Tür olarak öyle geçiyor ama bence şiir kitabı değil. Şiir gibi. Nesir gibi. Öykü gibi. Deneme gibi. Bunların hepsi gibi, ara tür desek yeri: ŞİİRİMSİ. Asla başarılı bir kitap da değil. Öyle kaliteli şiir kitapları gördü ki bu gözler, buna hmm çok iyi diyemem. Lakin başarı, hissettirmek değil midir? Benim için öyle. Birhan Keskin ne yazsa okurum diyeceğim insanlardan olalı uzun zaman geçmiş. Onun kaleminde, okuruna hissettirdiklerinin farkında olup olmadığını bilmediğim, ama onu okurken hissettiklerimi onun da bilmesini istediğim bir şeyler var. Hani böyle mideniz karıncalanır, peki kalbiniz? Sizin, bazı kalemlerin kelamlarını okurken kalbiniz karıncalanır mı? Göğsümde karınca yuvası meydana geliyor benim. Yuvalarını, 12'den vururcasına, kalbimden başlıyorlar kurmaya. Sonra ben öksürmeye korkar geziyorum ortalıkta. Ya öksürür de yuvalarını sarsarsam, varsın onlar beni sarssın diyorum. Yine içimde bir yerlerde hareketlilik var. Midemde ateş yakıp marshmallow pişiriyor olamazlar. Galiba Birhan Keskin etkisi bu.

Kitabın ilk şiiri Kargo adlı şiir. Belki 37 kere okumuşumdur. Bir şiir neden 37 kere okunur? Ben bu kitabı da 37 kere okumuş olabilirim bu süre içerisinde. Çünkü.. Söyletme işte hayat. Karınca yuvası diyorum daha ne söyleyim sana. Kışları dünyada olduğunu daha iyi anlayan bu kadının, ilkokula başlarken her gün taraması zor olur diye saçlarını kısa kestiren annesi, acaba hayatı boyunca saçlarını kısa tutacağını bilebilir miydi? İlk arkadaşı Nurcan esmer diye geceyi sevmiş misal. Lan dediğine, ağzının biraz bozuk olduğuna bakmayın. Şu incelik kimde var? Geceyi sevmek, daha güzel hangi sebeplere bağlanabilir?

''Anne bak ben kime yazılmış çok eski bir mektubum'' cümlesi gözümün önüne sararmış, elimde dağılmasından korktuğum, yer yer mürekebi dağılmış bir mektubu getirdi. İnsan, bir mektuptur, zamana bağlı da dağılır mürekkebi. Kırışmamız, boşunu mı sandınız?

''Hayat bazen katırlara sümbül vermek filandı.'' :) Evet Birhan Keskin. Hayat katırların sümbülleri bazen ezdiği, bazen çiğnediği bir metropoldür. Şaşırdınız mı? Uzun kulaklarını, beyünlerünün içüne içüne kıvıran katırlar, daha nelerin üstünde mel mel bakarak gezindiler, ah. Ya da vah. Belki de peh. Daha çok tüh. Bazen de tın. Artık en çok tın. İnsanlık olmuş vın. Ben hayatımda hiç böyle bir inceleme de yazmadımdı. Kendimi de bir farklı gördüm şimdi. Hoşuma gitmedi desem yalan olur. Ve şu an hissettiğim sarı sarı buğday tarlalarında Eti Burçak püskevitimi çaya bandırırken, ilerde gördüğüm koca asırlık çınara bakarken, derin bir iç geçirerek tebessüm ettiğim. Halbuki masamdayım. Evde. Yan komşutatlişkoloşlarımız torun seviyor. Zeytin gözlü bir kız bebek. Köpekler ve bebekler popolarını dıgıl dıgıl sallayarak yürürler. Sanırım onları bu yüzden seviyorum. Bebek severken önceden insan gibi sevmezdim. Sarılırken bebekler şaşakalırdı. Gözleri yuvalarından uğrardı gariplerin. Annem de öyle sever. Sonra dedim ki bir gün evladıma biri böyle sarılırsa... O gün bugündür insan gibi seviyorum. Da. Konu buraya nasıl geldi?

Artık kış eski fotoğraflar gibi dediği anda bayılmışım. Belki de bayılır gibi oldum. Belki de o an şuurum kapandı. Belki de hiç bu kadar gerçeğin içinde olmamıştım. Olmuşumdur. Yalan olur olmadım dersem. Yazsam roman olacak hayatımda, neler neler gördük geçirdik. En güzel günler, babamın ellerini tuttuğum, ponpon örgü şapkalı küçük bir kızkenki kış günleriydi. Yine neden o demlere uzandı ki bu zihin. Yine Birhan Keskin etkisi. Kış artık sahiden fotoğraflarda mı kaldı? Üzülürüm..

Koyu yeşil gözlü Zehra teyzesi ve kızı Lan Hayriş'e yazdığı öykümsü şiirimsi yazıda, birden baharın geldiği ama hüznü de içinde barındıran, güneşli bir eve gittim. O evi hiç görmemiştim. Sanırım resim kursuna gitmeliyim. 26 yaşında da insanın eli fırça tutabilir mi? Eğer mümkünse, şu kitapta uçtuğum yerleri resmetmek isterdim. Ne de güzel olurdu. An'ı dondurur, duvarıma asardım.

Toparlamalıyım artık. Çok tuhaf şeyler yazar oldum. İnsan kendinin tekrarıdır. Ama ilk defa böyle garip bir şey yazdığım için "tekrar" şimdi uzaklarda. Mevzu en çok ne biliyor musunuz? Ruhların rengi var. Her nasıl oluyorsa, onlar birbiriyle bir ahenk içinde buluveriyorlar kendilerini daha ilk karşılaşmalarında. Öyle hissediyorum. Yaşayan şairler içinde İbrahim Tenekeci benim için bu dönemin şair-i azamıdır. Furkan Çalışkan tanışırsam yüreğim titrerse ya diye asla tanışmayacağım, en sevdiğim şairdir. Muzaffer Serkan Aydın adam gibi adam, mükemmelin karşılığı satırlarda neden daha fazla kitabı yok diye üzüldüğüm şairdir. Ahmet Telli Belki Yine Gelirim'i aklıma her geldiğinde, hele bir daha okumalı, o neydi o dediğim değerli şair. Didem Madak, saç tellerin kadar yazmadan gitmemeliydin dediğim, yürek değil merhamet taşıyan kadın. Ne çok severim onun satırlarını. Metin Altıok okuyup, adamlık ve sevmek nedir öğrenilecek insan. Gönlümün göğüne öyle süzüldü ki asil bir kuş gibi. Hangi sözle onu övebilir şu yüreğim, bilmiyorum. Son olarak https://1000kitap.com/yazar/Birhan-Keskin. Kısa saçlarında, neşeyi ve öfkeyi taşıyan, ince kadın. Varlığın ne de güzel bir bilsen. Ama yaz, daha çok. Yaz ki, şu dimağlar şenlensin.
Kitaba başlarken inceleme yazmayı düşünmüyordum, demiştim ki kitap zaten kısa inceleme yazmayayım ama yanılmışım dolu dolu geçti sayfalar. Yer yer düz yazı şiire dönüştü şiir düz yazıya... Sıkıldım okurken bunaldım bir de ağladım gerçekten ağladım çünkü kanayan yarama tonlarca tuz döktü ... Sizinle de paylaşmak istiyorum bitirdiğim saatten beri
http://www.anitsayac.com
Bu linkte takılı kaldım açıp açıp ağlıyorum yazık olan hayatları gördükçe, siz de görün ki utanalım ayıbımızdan. Siz de görün ki acım yalnızlık çekmesin. Şiiri de bırakıyorum buraya siz de okuyun belki kitabı okuyamazsınız ama şiir yer etsin belliğinizde...
Giydiğimiz etek boyuna, doğuracağımız çocuğa karar verenler kim
Kadınlar ilk sevişmesinde neden babasının yüzünü gördü
Küçücük kızlar dedesi yaşındaki adamlarla neden
Neden genelevler var neden hep bir kadın otobanda
Ütü reklamında bir kadın çıplak
Otomobil fuarında bir kadın öyle arabalar üstünde, neden
Doğum günlerimizde bize mutfak robotu hediye edenler kimlerdi
Şakağımıza silahı dayayanlar kimler, kimlerdi Birhan?
...
Zıvanalı geçme tekniği nedir Aslı bilir misin?
Bak öğren bunu.
Çünkü bu şiir birbirine geçmiyor.
Acıyor, soğuyor, acıyor, soğuyor, acıyor, soğuyor.
Bitişmiyor. Birinin acısı öbürüne geçmiyor.
Bütün kadınlara bundan böyle başka türlü "ateşli" olmayı
"şiddetle" öneriyorum Aslı
Çıkıp iki oda bir salondan
Ateşli silahlar elimizde, Uma'nın kılıcı belimizde,
Savunma ve dövüş sanatlarında ustalıklı.
Anitsayac'ta bu kadar kadın ismi yeter,
Yeter artık, yeter çıkalım zıvanadan.

**Biz bu şiiri yazarken, Özgecan henüz katledilmemişti. http://www.anitsayac.com
sitesine ve son yıllarda hızla artan erkek şiddetine dikkat çekmek amaçlı böy­le bir işe girişmiştik. Son bölüm Özgecan' ın vahşice katledilmesinden sonra yazıldı. Ve anladık ki artık bu şiire devam etmek başka türlü bir acizliğe dö­necekti. Çünkü yaklaşık iki ay süren bu şiir çalışmasında hemen her gün bir
kadın cinayetine tanık olduk. Çok üzgünüz ama yasta değiliz. Hiçbir devlet
"büyüğünden" ve hiçbir saraydan adalet beklemiyoruz. "Kadınlar savaşçıdır"
diyen Didem Madak'ı selamlayarak, içimizdeki yerlileri dürtüyoruz. Biliyo­ruz ki kadın cinayetleri politiktir. Ama unutmasınlar ki meydanlar, sokaklar
bizimdir. - 16 Şubat 2015, Birhan Keskin-Aslı Serin.
Fakir Kene; bu da ne be ? Birhan Keskin; o kim ya ? Hiç duymadım… Bu kitabı duyduğunuzda ya da gördüğünüzde bunları dediyseniz hiç beklemeden okuyun. Çünkü tarzını ve ismini bilmeden direk başladım ben esere. İyi de nerden buldun bu kitabı ? dersenizde; en iyi şiir kitapları diye aratırsanız kesinlikle karşınıza çıkacaktır.

Neyse kitabı başladım ilk sayfadan Kargo isimli şiiri okudum ya… Tamam dedim bu kitap okutacak kendini. Haydi bakalım deyip başladım. Vay arkadaş diye bitirdim.

Kitap Metis Yayınları’ndan ve 77 sayfa. Şimdi çok kısa diyenler olabilir evet kısa ama bir o kadar da dolu. Yazar israf etmek istememiş sanırım. Coşkulu, akıcı, eleştiren bir dil. Olumsuzlukları tek tek ortaya sermiş. Yer yer düzyazı, yer yer şiir karıştırmış. Son hikâye çok acıklıydı, etkilendim. Şiddete maruz kadınlar için bir şiir yazmış; merak edenler için linki paylaşayım: Birhan Keskin-Aslı Serin’e ait

http://160incikilometre.com/...i-serinden-bir-siir/

Dili soyadı gibi çok keskin. Siyasi yönden bakmak istemedim ama baya işin içine girmiş. Toplumsal olayların direk içinden anlatmış. Kadına şiddet konusu adına çok başarılı değinmiş. Terör ve siyaset başta ama en başta bence hüzün dolu mısralar var.

Sayfasına göre etkileyici,doyurucu bir eser. Bence en iyilerin arasında olmayı hak ediyor. Tavsiye ederim.
Birhan Keskin, adını duyardım hep sağda solda. Ama dilinden Turgut Uyar'ı Cemal Süreya'yı ya da Sabahattin Ali'yi düşürmeyen tayfadan değil de, başka daha kenarda sessiz sakin kalan bir kısımdan duymuştum. Evet dedim bu! Henüz popüler olmamış bir şair. Henüz dillere pelesenk olmamış bir yazar. Sonra bir cümle okudum kitabından " Göğsündeki ağrılar nasıl?". Biliyordu, şair okurunun ağrılar içinde olduğunu biliyordu.
Okul ve ilçe kütüphanesinde hiçbir kitabını bulamamam bile mükemmel üstü şiirler okuyacağıma işaretti.
Bir şiir kitabını okumak, yazarını anlama yolunun ilk adımıdır. Sayfalar ilerledikçe yazarı kendine daha yakın hissedersin. Birhan Keskin, tam da böyle hissedebildiğim yazarlardan. Bazı yerlerde çözmeye çalıştığımız .. Yani kafasının içinde ne/neler biriktirmiş, dünyaya nasıl bakıyor, bunları az da olsa görmüş bulunuyorum. Güzel ve okunası bir kitap.
Kitabı bir arkadaşım hediye etmişti. Tam da uzun bir uçak yolculuğu yapacağım sırada Kargo şiirini okumak beni kendimden geçirmişti açıkçası. Sırf bu şiir için bile okunmaya değer diyebilirim. Ki zaten Birhan Keskin'in şiirlerinde önemli saptamalar ve göndermeler olması da şiirlerine ayrı bir tat katıyor.

O zaman buraya o çok sevdiğim ve sürekli açıp açıp okuduğum Kargo şiirini yazıp kararı size bırakıyorum. :)

KARGO

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem
zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri
eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim
kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa
nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat
midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama
müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun.
Birhan Keskin okumak,dünyanın merkezine oturtulmuş bir jiletten daha keskindir..
"Taşta saklandım ben yıllarca taşta
Bu yüzden anlamıyorsun öfkem nasıl sert" dizeleriyle düşündürdükçe kalbimize saplanan hançeri daha derinleştiren son kuşak şair ve eşsizliği
Şu kitaba ufacık bir bilinç olmaksızın başladım, hatta öyle ki okumaya kısa bir ara bile verdim başlarda, diyorum ki şu kısacık kitaba ara bile verdim. Bırakın kitabı, Birhan Keskin’i de adı dışında hiçbir şekilde bilmiyordum. Bu kadar olumsuzluktan sonra, bilin bakalım, ne diyeceğim? Yine tüm coşkunluğumla söyleyeceğim ki ben böyle şey görmedim! Yetmiş yedi sayfa nasıl bu kadar dolu olabilir, nasıl böyle içten olabilir; zorlayarak sorayım: Bu nasıl böyle olabilir? Birhan Keskin insan olmayabilir, belki de hepimizden de öte insan olabilir... Güzel insan, çok ama çok güzel insan ve insanı en kendini paraladığı yerlerden vuran insan; her şey olabilir.

Ben yine çılgınlar gibi önereceğim bunu da. Çılgınlar gibi “Okuyunuz!” diyeceğim. Okuyunuz!
Dikkatli okumalar.
Beni anitsayac sitesinden ve öldürülen yüzlerce masum kadından haberdar eden eşsiz şiir kitabı. Defalarca kez okusam da her seferinde aynı tadı veriyor. Birhan'ın "ah benim bir boşluğu yoklayan bu elim" dizesiyle boşluğu yoklamaya başlıyor elleriniz. Zehra Teyze'ye onunla birlikte üzülüyorsunuz. Tattığı duyguları size de tattırmayı başarıyor Birhan.
Buraya,küçük mutlu güneşler koydum.
Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar,ısınırsın.
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
(Tanıtım Bülteninden)
Kalbi yanmıştı bunu yüzünde isi kalmış karanlıktan anlıyordum. Yüzüne bakıyordum ve kalbinin yandığını anlıyordum. Bu kadarcıktı..

Kısa ve öz anlatımıyla Birhan keskin kendi duygularının yanında toplumsal konularıda değinmiş çabuk biten ama düşündüren kitaplardan..
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun.
Bunca katlı yol bunca kavşak
Kavuşturmuyor bu şehirde insanı birbirine

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fakir Kene
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160359
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir 
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, 
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, 
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
(Tanıtım Bülteninden)

 

Kitabı okuyanlar 380 okur

  • Caner CEYLAN
  • Elif Yirmidokuz
  • Su
  • Emine Gökkaya
  • İbrahim Truhan
  • Gul dk
  • Şeyma
  • zeynopotamya
  • Mert Balcıoğlu
  • Ahmet Türkben

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%8
18-24 Yaş
%36.3
25-34 Yaş
%36.3
35-44 Yaş
%9.7
45-54 Yaş
%3.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.7
Erkek
%24.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.5 (36)
9
%18.6 (22)
8
%26.3 (31)
7
%14.4 (17)
6
%5.9 (7)
5
%2.5 (3)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.8 (1)