Giriş Yap

Birhan Keskin

Yazar
Derleyen
Editör
8.3
3.487 Kişi
Unvan
Türk Şair, Yazar
Doğum
Kırklareli, Türkiye, 1963
Yaşamı
Türk şair, yazar. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. İlk şiirini 1984 yılında yayımladı. 1995-98 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte Göçebe dergisini çıkardı.Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. 1991 ile 2002 arasında beş şiir kitabı yayımladı.
Y'ol
Fakir Kene
Ba
Soğuk Kazı
Yeryüzü Halleri
Daha Fazla

İncelemeler

Tümünü Gör
80 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Y'ol - Birhan KESKİN (Yerini yadırgayan eşyalar gibiyiz hepimiz!)
"Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata." (s. 21) Acılarmış insanı güçlü kılan? Öyle mi sahiden? Yoksa her bir acı bir puzzle parçaları gibi eksiltiyor ve böyle böyle mi yol alıyoruz bir hiçliğe doğru? Yaşarken anlaşılmaya mecburum, diyor
Oğuz Atay
Biliyorum ölsek bile kimse anlamayacak bizi. Tıpkı yaşarken kıymeti bilinmeyen, üstüne bir de ölünce unutulan şairler gibi. Yaşarken de unutuluyoruz ya neyse o konuya hiç girmeyelim. Hiçbir konuya girmeyelim aslında. Zira herkesin üstünde ölü toprağı var bugünlerde. Girdiğim her konu sahipsiz kalıyor. Tamam tamam yine içimi dökmeye başladım. Ortalık fazla kirlenmeden topluyorum ve esere dönüyorum. İlk kez
Birhan Keskin
okuyorum. Farklı bir üslubu var. Kelimelere ruhundan üfleyerek yaşadığı duyguları okura hissettirmeyi başarmış. Hele yaptığı benzetmeler takdire şayan: "Bir su aygırı kadar yaralıyım dünyadan Anlıyor musun?" (s. 41) Anlamazlar. Dinozorlardan önce benim ruhum tükendi. Ben anlatamadım. Kendini ifade edebilmek edebiyat yapmak sayıldı bu alemde. İster istemez edebiyatçı olduk çıktık. Aklıma rahmetli Erdal Tosun geldi yine: Hüzünlü değilim, mizacım böyle. Aslında bal gibi hüzünlüyüz de kabul etmek zor geliyor. Hüzün zayıflık sayılıyor güzelim ülkemde. Kısa, Bir oturuşta bitecek bir eser. Hatta oturup bu incelemeyi okumak yerine esere başlasanız epey yol alırsınız diye düşünüyorum. Hani derler ya, başlamak bitirmenin yarısı diye. En azından yolun yarısını kat etmiş olursunuz. "Her şey daha acı olacak." diyor şair. İçinizi karartmak istemem ama her şey günden güne daha kötü oluyor sanki. En Pollyannalar bile kötü yola düşüyor günden güne. Yaşamak direnmektir ama, direneceğiz mutlu olmak adına. "Gelemem artık yanına. Ben kaybettiğime ağlayayım sen kaybettiğine ağla." (s. 42) Ağlamak çözüm olsa barajlardaki doluluk oranlarını artırırdık topluca. Gözyaşının sel olması "abartma" sanatı olarak geçmezdi Türkçe dersi müfredatlarında. Ağlayan çocuğa da meme vermiyorlar artık. Onu da zararlı ilan ettiler dünyada. Eser çok güzel bir "sunu" ile başlamış. Ben de ondan bir parça ile son vereyim incelememe: "Her gün bir kez bu kitabın başına geçtim. Her gün bir kez dışa­rı çıktım kırık bir bulutla yürüdüm, her gün bir insana bakıp, yüzümü yere eğdim. Her gün bir gazeteye boş gözlerle baktım. Her gün birileri konuştu, onları dinliyor gibi yaptım. Her gün bir kez "neredeyim" diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın." Şiire başlamak da zor, şiirden ayrılmak da. İkinci durumdayım son günlerde. Şiir tadında günleriniz olsun derdim ama hep bir acı, bir yalnızlık var içlerinde. İyi bakın kendinize kıymetli kitap dostlarım.
Y'ol
8.2/10 · 3.887 okunma
·
5 yorumun tümünü gör
Reklam
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.47