Yusuf Hayaloğlu

Yusuf Hayaloğlu

8.8/10
108 Kişi
·
301
Okunma
·
111
Beğeni
·
5.090
Gösterim
Adı:
Yusuf Hayaloğlu
Unvan:
Zaza Şair, Şarkı Sözü Yazarı ve Ressam
Doğum:
Tunceli, Türkiye, 15 Aralık 1953
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 3 Mart 2009
Yusuf Hayaloğlu (1953 - 3 Mart 2009), Zaza şair, şarkı sözü yazarı ve ressam.

1953 yılında Tunceli'de doğdu. Parasız yatılı sınavında Türkiye ikincisi oldu ve Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı okudu. Bir kısmı Elâzığ’da geçen lise eğitiminden sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim eğitimine başladı. Bir yandan da Cağaloğlu matbaalarına grafik işleri ve bijuteri atölyelerine takı-aksesuar modelleri yapıyordu. 1972 yılında, üniversite eğitimine ara vererek evlendi. Askerliğini Bornova, Burdur ve Konya 2. Ordu Karargahı'nda ressam olarak yaptıktan sonra Elazığ’da ulusal bir gazetede muhabirlik yaptı.

İstanbul’a geri döndü. Yılmaz Güney ile tanışıp Güney Filmcilik’te çalışmaya başladı. Üç yıl boyunca burada senaryo, öykü, roman, afiş, poster ve kartpostal hazırlanmasında görev aldı. Güney dergisiyle yolculuğu sürerken gelen 12 Eylül sürecinde o da geçti Nizamiye kapılarından. Çıktığında, Cağaloğlu'nda açtığı atölyesinde, matbaa ve yayınevlerine resim-grafik işleri yapmaya devam etti.

Kız kardeşi Gülten'in 1986 yılında Ahmet Kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. Ahmet Kaya'nın, onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla, aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. Bu süreçte “Yorgun Demokrat”, “Adı Bahtiyar”, “Ayrılık Hediyesi”, “Hani Benim Gençliğim”, “Başım Belada” gibi pek çok esere imza atarak, bir döneme damga vurdular. Hayaloğlu ayrıca “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Nankör Kedi”, “Sen Ağlama Yar” gibi şarkılar yapıp Ferhat Tunç'tan, Fatih Kısaparmak, İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses'e kadar pek çok sanatçı ile çalıştı. 1999 yılında Ahmet Kaya için yazdığı “Giderim” yılın şarkısı oldu.

Ahmet Kaya'nın Türkiye'den ayrıldığı yıl Ah Ulan Rıza isimli ilk albümünü çıkardı. 2002'de Gözleri İntihar Mavi isimli ilk şiir kitabını yayınladı. Kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza attı. Fakat üst üste gelen ağabeyinin, Ahmet Kaya'nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetti. Her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.

İkinci albümü Bir Acayip Adam'ın da ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez Flash TV, Radyo Barış, Kral TV ve Su TV'de programlar yapmaya başladı. Bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı.
Akciğer kanserine yakalanan Hayaloğlu, 3 Mart 2009’da tedavi gördüğü Bakırköy Acıbadem Hastanesi'nde sabaha karşı çoklu organ yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Küçükarmutlu Cemevi'nde ve Yeniköy Merkez Camisi'nde düzenlenen iki törenin ardından Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Mine Hayaloğlu ile evli olan Yusuf Hayaloğlu, Deniz, Hazan ve Can adında üç çocuk babasıydı. Vefatından sonra ailesi tarafından derlenen Dur... Ağlama Gözlerim adlı şiir kitabı 2010 yılında yayımlandı.
Mezarcı kardeş;
Bir çukur da bana kaz elin değmişken.
Ah, hiçine harcadım güzelim yılları hiçine!
Hiçine harcadım ben bu sevdaları hiçine!
Belki bu akşam, gelip uzanabilirim içine.
Ölümse korktun
Savaşsa hep kaçtın...
Vur kendini kuşkularda hadi all
Sen bir suydun oysa
Sen bir ilaçtın
Hoşçakal
Canımın içi
Hoşçakal
Belki son bir sey soylemek isterdin birilerine
Dert etme... Ben soyledim iste senin yerine.
Aşk dedik, aşk da bitti
Dost dedik , dost da gitti
Yol dedik , yol da bitti
Ah ömrüm...
Galiba ben yolun sonuna geldim
Seni andım bu gece
Bir çay buğusu, bir deniz kıyısı
Ve hasretin ince sızısı göğsüme yürüdü
Soruyorum sana ah ulan Yusuf Hayaloğlu , seni böyle şiirler yazabilecek kadar dertlendiren nedir. Nasıl bir isyanın mısralarıdır bunlar. Acaba neler yaşadın, neler gördün, neler hissettin de acıyı böyle yudum yudum içtin.

Şiirler sert, çok sert, darbe darbe iniyor beyninize yüreğinize.
Şiirler tutkulu ve acı dolu yıkıyor kahrediyor. Kesinlikle ayık kafa ile okunmamalı çünkü çok etkiliyor.

Bir intikam, bir dağılma, bir yok oluş barındırıyor insan bünyesinde. Dur ağlama diyor ama erkek olan bile ağlıyor bu şiirlere...

Şaire sordular: Hep gezersin de yerin yurdun neresidir?
Meskenin, mekanın yok, bu böyle neyin nesidir?
Şair dedi: Mekansızım ki hiçbir kötülük kapımı çalmaya
Çal kapısını şiirimin ki orası mekansızın adresidir!

Şaire sordular: Hep yazarsın da nedir bunun değeri?
Yahut değer mi bu kadar parçalamaya ciğeri?
Şair dedi: Halkım için koşturdum ben şiirin atını sevda yoluna
Atın bir değeri yok ama altındandır eğeri

Şaire sordular: Ne kattın bunca yıldır çocuklarının aşına
Birkaç mısra için koca ömrünü harcamadın mı boşuna?
Şair dedi: Kendi çocuklarıma ekmek bulamadım ama
Sebep olmadım asla hiçbir çocuğun göz yaşına!
Son bir şiir daha düşerdi namlunun ucundan yüreğime.
Yine yaralardı beni derinlerden.
Yüzümde gün ışıkları sancımaya başlarken, ben yeni bir isyan daha başlatırım yeryüzünden güneşe doğru.

Dönmesin isterim dünya,
gün aydınlanmasın.

Kulağıma şehrin gürültüsü dolmaya başlardı ağır ağır
Tan yerindeki mavilik gitgide solardı.
Hüzünlerimi bir kuşun kanadına bağlayıp gökyüzüne salıverirdim.
Ardından kapatırdım usulca gecenin kapılarını.

Ve sen gözlerinden şiir akan adam.
Sadece ölüm müydü etrafını ısırgan otu gibi saran.
Acında, yağmurunda dinmedi bir türlü
Senin için sevgi bile kaldırımda tökezlemişti.
Bir mutluluk fotoğrafı çektirmeye izin vermedi hayat.


Şiirler lirizmin ateşini fena körüklemiş. İsyanlar cayır cayır yanıyor. Okurken zorlanabilirsiniz adamcağız çok dertli yüreğinin yanık konusu burnunuzu sızlatıyor. Sanki karşınıza geçmiş size dertlerini anlatıyor. Kızıyor, bağırıyor, küfrediyor. O kadar gerçekçi o kadar bizden, kendimizden.
Öncelikle uzun zamandır okumak istediğim -pek çok kısmını ezbere bilsem de- bu kitabı bana yollayan sayın DUA ya çok teşekkür ederim. Kendisi hiç üşenmeden kitabı bana yollamış ve oldukça sevinmeme vesile olmuştur.

Kitap bana göre en başarılı şiir kitaplarındandır. Efsanedir. Muazzamdır...
Her bir satır insanın duygularına hitap eder. Ve aşka işarettir. Aşkın umutsuz, acı dolu, ayrılıklarla bezenmiş o garip, kimsesiz, mahzun tarafını anlatır.

Eğer giden bir vapurla biten bir ayrılık hikayesi ise sevdan, Yusuf Hayaloğlu senin hislerinin tercümanıdır. Eserde tebessüm edeceğiniz, neşeli şiirler belki yoktur, ama kendinizden bir acı hatıraya dokunan pek çok satır vardır. Hırçınca söylenmiş, sokaklara sinmiş türkü tadında şiirler vardır...

Eser üzerine söylenecek çok şey olsa da, okuyucuya en güzel cevabı sanırım gene eserin kendisi verecektir, kendisini tanıtacaktır. Keyifli bir okuma vadeden bu eseri tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Ey gözyaşı damlası...
Gencecik karımın bakışlarındaydın,
Ve körpecik çocuklarımın dokunuşunda;
Mapusanenin kanlı parmaklıklarından,
Ve yol arkadaşım Yılmaz Güney'in,
Ve can yoldaşım Ahmet Kaya'nın;
Sızarken o sürgün güzeli yanaklarından...

Can yoldaşımdı, canı sevgide, sevinçteydi...
Şimdi sürgünde, yargısız infazda, linçteydi...
Bir telefon rakı kokar mıydı, kokuyordu;
"Benim yerime de iç Yusuf Abi..." diyordu...
Bin tane Paris'in bir İstanbul etmediğini görüyordu;
Milyonları bir şarkı ile ağlatan adamım; Ahmedo'm;
Şimdi şarkısız akşamları ağlıyordu...

Ey benim adamım, Yılmayanım, Yılmaz'ım...
Ey benim ecele mihnetim, bin zahmetim, Ahmed'im...
Oy benim yaşama sevincim, gururum, ay parçası nurum;
Vay benim, çekilmez güç kahrım, iftiharım, vefala karım...

Okuyun arkadaşlar okuyun her mısrasinda yeni bir yaşam umut dolu güzel ve güneşli günlerin sürprizi var
Şiirler okundukça eskimiyor daha bir anlam kazanıyor daha bir vuruyor sözler alıp götürüyor seni "o"ralara. Bu güzel kitabı okuduğumu işaretlemeyi unutmuşum affet beni Hayaloğlu. Türk şiirinde önemli bir yeri olan Yusuf Hayaloğlu'nun en güzel şiirlerinin olduğu okunası, bir daha okunası ve her zaman okunası kitabıdır. Şiirler Ahmet Kaya'nın sesiyle şarkı olmuş,destan olmuş ve her biri zihnimize kazınmıştır.
Acı kimseye yakışmıyor, zaten yakışacak bir şey de değildir acı. Ama bu abilerimizin acıları çok fiyakalı be! Üstad boşuna dememiş "acı çekmek ruhun fiyakasıdır" diye. Yıllarca her hüzünlü anımızda, gecenin en kör noktasında yardımımıza koşan bu yüreği yanık söylemleri hep dinlerdim, şimdi okumak ve okurken dinlemek ayrı bir güzel.
Bu abilerimizin acıları yanında bizim yaşadıklarımız özentinin ötesine gidemez belki. Adamlar o kadar acı çekmiş ki okurken acı çekmezsen utanıyorsun. Neyse o güzel atlara binip giden abilerimizden biri olan Hayalin Oğlu Yusuf kalbimizdesin. Biz seninle yeri geldi 3 kişi kaldık, yeri geldi sövdük Nalan'a ama seni hiç unutmadık..
Bir başka güzel abimizin lafıyla sonlandıralım: "Sen yine de benden yana ferah tut yüreğini, benim hüznüm yakasından eksik etmez çiçeğini."
"Dokunma bana ellerin tutuşur yanarsın....
Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun..
Saati ayrılığa kurmuşum olmaz teslimiyet Ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket! .
Kurşunlara geleyim istiyorum
Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet ......"

  Aslında kitabın içindesiniz. Çünkü yıllarca içinde yazan şiirleri Ahmet Kaya'dan dinledik. Ezbere okudum bir çoğunu okurken. Her satırında aklıma parçaları dinlerken olduğum yerler geldi. Usta bir kalemden muhteşem şiirler.
Herkesin aşina olduğu bir kitap aslında, şiirlerini okumamış kitabın varlığından bile heberdar olmamış olabiliriz ama kitabı okudukça; aaa ben bunun şarkısını biliyorum diyorsunuz...
İşte kitapta o birbirinden güzel şarkıların ilk halleri ve daha fazlası yer alıyor.
Bayıldım...
Gözleri intihar mavi.. En sevdiğim kısım da Nâlan şiirinde

Sen benim neler çektiğimi bilsen,
Bunu bilmekten ölürdün...
Şu kadarını söyleyeyim:
Hani taş olsan,
Yani taş olsan;
Ortadan ikiye bölünürdün...

Aynen öyle sen benim neler çektiğimi bilsen ortadan ikiye bölünürdün .
Ahmet Kaya'nın şarkılarına girmiş, insanın duygularını coşturan, kimi zaman da hüzünlendiren her dönemin insanına hitap eden etkileyici bir yazar Yusuf Hayaloğlu.
Bu dünyada yerim yokmuş, keşke bir yalan olsaydım...

Yazarın biyografisi

Adı:
Yusuf Hayaloğlu
Unvan:
Zaza Şair, Şarkı Sözü Yazarı ve Ressam
Doğum:
Tunceli, Türkiye, 15 Aralık 1953
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 3 Mart 2009
Yusuf Hayaloğlu (1953 - 3 Mart 2009), Zaza şair, şarkı sözü yazarı ve ressam.

1953 yılında Tunceli'de doğdu. Parasız yatılı sınavında Türkiye ikincisi oldu ve Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı okudu. Bir kısmı Elâzığ’da geçen lise eğitiminden sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim eğitimine başladı. Bir yandan da Cağaloğlu matbaalarına grafik işleri ve bijuteri atölyelerine takı-aksesuar modelleri yapıyordu. 1972 yılında, üniversite eğitimine ara vererek evlendi. Askerliğini Bornova, Burdur ve Konya 2. Ordu Karargahı'nda ressam olarak yaptıktan sonra Elazığ’da ulusal bir gazetede muhabirlik yaptı.

İstanbul’a geri döndü. Yılmaz Güney ile tanışıp Güney Filmcilik’te çalışmaya başladı. Üç yıl boyunca burada senaryo, öykü, roman, afiş, poster ve kartpostal hazırlanmasında görev aldı. Güney dergisiyle yolculuğu sürerken gelen 12 Eylül sürecinde o da geçti Nizamiye kapılarından. Çıktığında, Cağaloğlu'nda açtığı atölyesinde, matbaa ve yayınevlerine resim-grafik işleri yapmaya devam etti.

Kız kardeşi Gülten'in 1986 yılında Ahmet Kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. Ahmet Kaya'nın, onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla, aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. Bu süreçte “Yorgun Demokrat”, “Adı Bahtiyar”, “Ayrılık Hediyesi”, “Hani Benim Gençliğim”, “Başım Belada” gibi pek çok esere imza atarak, bir döneme damga vurdular. Hayaloğlu ayrıca “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Nankör Kedi”, “Sen Ağlama Yar” gibi şarkılar yapıp Ferhat Tunç'tan, Fatih Kısaparmak, İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses'e kadar pek çok sanatçı ile çalıştı. 1999 yılında Ahmet Kaya için yazdığı “Giderim” yılın şarkısı oldu.

Ahmet Kaya'nın Türkiye'den ayrıldığı yıl Ah Ulan Rıza isimli ilk albümünü çıkardı. 2002'de Gözleri İntihar Mavi isimli ilk şiir kitabını yayınladı. Kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza attı. Fakat üst üste gelen ağabeyinin, Ahmet Kaya'nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetti. Her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.

İkinci albümü Bir Acayip Adam'ın da ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez Flash TV, Radyo Barış, Kral TV ve Su TV'de programlar yapmaya başladı. Bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı.
Akciğer kanserine yakalanan Hayaloğlu, 3 Mart 2009’da tedavi gördüğü Bakırköy Acıbadem Hastanesi'nde sabaha karşı çoklu organ yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Küçükarmutlu Cemevi'nde ve Yeniköy Merkez Camisi'nde düzenlenen iki törenin ardından Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Mine Hayaloğlu ile evli olan Yusuf Hayaloğlu, Deniz, Hazan ve Can adında üç çocuk babasıydı. Vefatından sonra ailesi tarafından derlenen Dur... Ağlama Gözlerim adlı şiir kitabı 2010 yılında yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 111 okur beğendi.
  • 301 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 141 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları