1000Kitap Logosu
Burada Gömülüdür 1. Cilt
Burada Gömülüdür 1. Cilt
Burada Gömülüdür 1. Cilt

Burada Gömülüdür 1. Cilt

Bütün Şiirleri

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.2
298 Kişi
839
Okunma
390
Beğeni
11,9bin
Gösterim
576 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 16 sa. 19 dk.
Adı
Burada Gömülüdür 1. Cilt (Bütün Şiirleri)
Basım
Türkçe · Türkiye · Kırmızı Kedi Yayınları · Kasım 2017 · Karton kapak · 9786059908375
Nefret ediyorum ve seviyorum seni Girdiğin bütün kapıları açık bırak Birazdan git diyebilirim çünkü.. Çağım yalnız bırakmıyor beni, ellerini Tutuşumda, usulca öpüşümde dudağını Çağım aramızda çekilen kanlı bir bayrak Uzayan, akan bir irin yolu gibi. Sözcükleri güden çobanları var kalbimin Beynimin yaşamı saran kıskaçları Bitsin dediğim yerde bunun için başlıyorum Yitirdiğim her şeye dönüp de bakmam bundan Sensin yalnızlığa uzanan yolların düğüm yeri Ama şu anda içimde öyle çoğulsun ki Böyle irkilmezdim dünyayı kucaklasam.
6 mağazanın 6 ürününün ortalama fiyatı: ₺29,42
9.2
10 üzerinden
298 Puan · 38 İnceleme
Gülşan Hilal Çelik
Burada Gömülüdür 1. Cilt'i inceledi.
576 syf.
"Anne ben geldim, ağdaki balık Bardaktaki su kadar umarsızım Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın." Yıllar önce, liseye giden, şiir konusunda bilgisi olmayan toy bir kız çocuğunu etkileyen dizelerdi bunlar. Ne oldu da o zamanlar gidip edinmedim ki bulunduğu şiir kitabını, diye arada kızıyorum kendime. Fakat sonra her şeyin bir zamanının olduğunu, insanın bazı yollardan geçip piştikten sonra bir şeyleri daha iyi anlayacağını kendime itiraf ettikten sonra o kızı affediyorum. Akdeniz'de doğup büyümekten daha güzel bir şey varsa o da Akdeniz'de doğup büyümüş ve Akdeniz'i anlatan bir şairi okumaktır. Mersin... Cennet şehir... Ki içinde "Cennet Mağarası" da vardır, bilen bilir. Bu sebeple bu güzellememe kızmazsınız herhâlde? :) Mersin... Denizi, portakal çiçeği kokan sokakları ile Akdeniz'in incisi. Dizeleri okurken sanki o deniz yanı başınızdaymış gibi, o portakal çiçeklerini kokluyor, yalınayak denize giren çocuk sizmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Sonra birden karşınıza "acı, teneşir, toprak" kelimeleri çıkıyor ve ölüm gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. "Bugün oturdum ölümü düşündüm Yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken" Ahmet Erhan'ın yirmi yaşında hayat güzelken düşündüğü ölümü, yirmi yaşında ve hayat -her şeye rağmen- güzelken ben de düşündüm. Nefesi şu anda dünyayı işgal etmeyen bir adamın sözleri bugün zihnimi işgal ediyor. Ve nefes almayan bir adamın, bugün, nefes alanlara bıraktığı -üstü kapalı da olsa- ölümü unutma uyarısını dikkate almak gerek diye düşünüyorum. Çok şey yazabilirim Erhan hakkında. Ama bugün burada konuşmak değil önce onu ve şiirini hissetmenin daha uygun düşeceğini söyleyip sizi onunla baş başa bırakıyorum (Gidin ve şiir kitabını bulun :) ). Belki bir yaz akşamında Akdeniz'in o güzel kentinde -tanışmıyor olsak bile- birbirimize denk gelirsek oturup onun hakkında konuşuruz, çünkü ben bundan sonra Akdeniz'in o güzel kentinde denizin kenarında portakal çiçeğinin kokusu gelirken burnuma, dostlarımla Ahmet Erhan'dan konuşuyor olacağım.
Burada Gömülüdür 1. Cilt
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
56
Mete Özgür
Burada Gömülüdür 1. Cilt'i inceledi.
Uzun sayılabilecek bir incelemenin ilk satırındayım... Ahmet Erhan için inceleme yazmak benim için fazlasıyla zor. Ne yazsam eksik kalacak, biliyorum. “Yazsam olmuyor, yazmasam olmaz” yani. Darılmaca gücenmece olmasın diye belirtmek istiyorum. Yazacaklarım daha çok benim Ahmet Erhan’la olan hikayemdir. Dileyen okumayı burada bırakabilir.   “Her şey bir acının bilincine varmakla başladı ” (s.89 burada gömülüdür 1. Cilt) Herkes gibi bir sürü insan tanıdım ben de, otuzuma son sürat tırmandığım şu ana kadar, bir dünya kitap, bir dünya şiir okudum. İnsanlardan kaçıp kitaplara sığındım ya da kitapları insanlardan daha çok sevdim gibi aforizmalara hiç girmeyeceğim merak etmeyin. Zira hep şiiri daha çok sevdim. Buna ilintili olarak elbette insanı çok sevdim. Bunu Metin Abi’den (Altıok) öğrendim. Tam da dediği gibi: Şiir, insanları sevmeye yaradı.   Hiç unutmuyorum, sene doksandört ve yaz ayları, yaşım henüz çocuk... Hayatında ilk kez gittiği hastane dönüşünde babam kısacık bir cümle etti: “İçimde bir ağrı dolanıyor.” Babamın içinde dolanan o ağrı o an itibariyle benim içimde de voltaya çıktı. Kolay mı? Hayatımın kahramanının canı yanarken ben rahat edebilir miydim? Edemedim. Birkaç gün içinde babamı tedavisi için başka bir şehre götürdüler. Tabi kimse durumun vehametinden haberdar olmadığı için beni ya da kardeşlerimden herhangi birini babamın yanına götürmedi. Yaşımız itibariyle belki biz durumu kavrayamayabilirdik ancak en azından babam için bir şeyler ifade ederdi. Elbette kızamıyorum kimseye. Herkesin, babamın iyileşerek döneceğine  dair sonsuz bir inanç beslediğine inandım hep çünkü aksi bir durum en başta babama yakışmazdı. Neticede, babamın içinde dolanan o ağrı birkaç ay içinde babamı bizden aldı kendine sakladı. Hali hazırda birkaç ay göremediğim babamı dünya gözüyle bir daha da göremedim. Babam başka bir şehre gittiğinde mevsim yazdı, dönmediğinde ise henüz sonbahar. Bu yüzden hiç sevmedim haziranı temmuzu ağustosu eylülü ekimi kasımı. Sonrası hep kış... Kendi sesinden en net şekilde hatırladığım o kısacık cümle kaldı geride, köy evinde bir soba yanında boş bir çay bardağını tuttuğu bir fotoğraf, bir de annemin terliğinden kaçıp sığınıp saklandığım kucağının sıcaklığı...Hiç unutmadım ben o cümleyi. Duyduğum günden bu yana bir acı dolanır içimde, başucu acımdır bu benim... Şiire ilgimin başladığı ortaokul yıllarımda kulağıma çalınan bir şiir bir adamla tanıştırdı beni. “Bugün de ölmedim anne” diyordu Ahmet Kaya. Sordum soruşturdum Ahmet Erhan diye bir adam çıktı karşıma. Birkaç şiirini okudum ilkin. Birinde “Bugün de ölmedim anne” diyen Ahmet Erhan, diğerinde “Bugün oturdum ölümü düşündüm” diyordu... Ölümü erkence tanımış biri olarak şiirleri beni içine almıştı. Sanırım sonraki yıl gittiğim bir kütüphanede, hani şu sebebini bir türlü anlamadığımız şekilde asabi abilerin görevli olduğu kütüphanelerden birinde tesadüfen karşılaştığım bir kitabı kucakladım. Kapağı her ne kadar beni ürkütse de o zaman, ben şairi referans aldım. 1993 basımı “Sevda Şiirleri/Zeytin Ağacı” kitabı. Hiç abartmıyorum bir süre soluksuz okudum ta ki “bir baba için” şiirine gelene kadar. Bunu orada yapamayacağımı biliyordum. Yanlış hatırlamıyorsam kimliğimi bırakıp kitabı aldım. Baktım ki, bendeki yaranın aynısı Ahmet Erhan’da var. Yaradaş olduk ve bir daha da ayrılmadık. Şöyle diyordu şiirinde: “Senin ölümün baba, bende Bir anafora kapılarak  Yeniden doğuma dönüşüyor  Köklerini toprak altında saklama Baba, oğlun daha yaşıyor...”  (s.246, burada gömülüdür 1. Cilt)   Asıl adı Erhan Bozkurt’tur şairin. Ahmet adını yarasından yani babası Ahmet İzzet Bey’den alır. Bozkurt soyadını ise davasına kurban verir. Neticede Ahmet Erhan olur. Nedir ki bu adamın davası? Davası memlekettir, ‘Alacakaranlıktaki Ülke’sidir. Nitekim Ahmet Erhan diye bir gerçeği ortaya koyan kitabı da budur. (s.13 burada gömülüdür  1. Cilt) Ağlamamak için paltosunun yakasını ısırarak marşlar söyleyen bir devrimcidir. Hepsinden önemlisi o bir mağluptur. Yenilmeyi en iyi o bilir. 12 Eylül faşist darbesinde yenilir ilkin, sonra Sivas’ta, Maraş’ta  defalarca yenilir. Bu sebepledir ki, çağdaşı olan bütün mağlupların ansiklopedisini yazmıştır. (s.139 burada gömülüdür 2. Cilt) En yakın dostlarından Behçet Aysan’ın Sivas’taki hazin ölümü onda kapanması mümkün olmayan yaralar açmıştır. Sivas’taki en büyük yenilgisi bu olmuştur. Fakat Sivas’taki yenilgisi bununla sınırlı kalmayacak ve 32 kez daha yenilecektir. Behçet Aysan’ın ölümü üzerine o’na ithafen yazdığı  ‘son düello’sunda şöyle der: “Kaybettim ömrümün son düellosunda Şimdi ayağımın altından kayıyor dünya  Gökyüzü aklıma bir kefen oluyor Cunda’daki mezarlığa, selvilerin altına gömün beni Buna dayanamam, bu yalnızlığa”  (s.209 burada gömülüdür 2.Cilt)   Ahmet Erhan şiiri de yenilgiler silsilesidir. Tekilliğe yenilir zamanla, nihilizme yenilir ya da evrilir. Ancak lirizminden hiçbir şey yitirmez. Şiir marjinallikten uzak, tam aksine oldukça yalındır. Bu yalınlıkla özgün olabilmek ve özgün kalabilmek de her babayiğidin harcı değildir. Ahmet Erhan; şiirin, ‘hayat çizgisi’nden uzaklaşmaması gerektiğine inanır ve hayat çizgisinde şiirler yazar ömrü boyunca. Hayat varsa elbet ölüm de olacaktır. Bu sebeple hemen bütün şiirleri ölüme dayanır. Gerek hayatla gerekse de ölümle hep büyük hesaplaşmaları olmuştur. Tahmin edeceğiniz üzere hemen hepsinde mağlup olmuştur. Pavese’den Yasenin’e, Atilla Jozsef’ten Mayakovski’ye, sevdiği bütün şairler intihar etmiştir mesela. Bunca intihara karşın intiharı da düşünmüştür elbette. Neticede deliliğinin çimentosu Mayakovski’den gelir ve onun yöntemini düşünür. “Mutfakta şiir yazmaktan bıktım, her şeyden bıktım 7.65 Magnum satılık, yazıyor küçük ilanlarda Bir silahım olsa, ne güzel kendimden soyunurdum.”  (s.145 burada gömülüdür 2.Cilt)   Yalnız Pavese’yi, Mayakovski’yi, Jozsef’i, Yasenin’i sevmez tabii ki. İnsanları sever. Nazım’ı sever, Altıok Metin’i sever, Turgut Uyar’ı, Cemal Süreya’yı, Ahmed Arif’i , Edip Cansever’i sever. Oğlu Deniz’i bir başka sever. Ülkesini çok sever. Ülkesinin çelişkilerini bile sever hatta yalnızca bu çelişkilerin tek başına dahi şiirin sebebi olduğuna inanır. En çok da babasını sever. Babasının mirası alkolü de sever. Bayrağı babasından alıp meyhanelere koşması da, 3 bardak Tuborg’la karaciğerini sıvazlaması da bundandır. Bir bar taburesi üstünde babasının öldüğü yaştayken hem sarhoş hem de yastadır. O günden karşı kıyılara yelken açtığı güne kadar da babasından fazla yaşamasının mahçubiyetini yaşamıştır. Neticede ellibeşinde ilk olarak babasına sonra da dostlarına kavuşmuştur. Geriye ne mi bıraktı? Yalnızlığını bıraktı bana, hüznünü, acısını, yenilgilerini ve boğulmalarını da. Üç beş şiiri de kaldı geride, bir de sıcacık gülüşü asılı kaldı semada. Babam gibi...   “Bitiriyorum burada Artık hiçbir şey sorma.”  (s.82 1. Cilt)
Burada Gömülüdür 1. Cilt
OKUYACAKLARIMA EKLE
35
261
Gökhan Önsever
Burada Gömülüdür 1. Cilt'i inceledi.
576 syf.
·
10/10 puan
Değerli 1k üyeleri, Ahmet Erhan yakın zamanımızın çok değerli şairlerindendi. Toplu şiirlerinin yer aldığı bu kitap serisi şiir sevenlerin kitaplığında olması gereken kitaplardandır. Şiirleri herkeste bir yer bulabilir. Herkes şiirlerinde bir yer bulabilir, dünyadan uzak veya dünyanın içinde. Okumanız, anlamanız ümidiyle sevgilerimle...
Burada Gömülüdür 1. Cilt
OKUYACAKLARIMA EKLE
8