Kinyas ve Kayra

8,7/10  (624 Oy) · 
1.557 okunma  · 
654 beğeni  · 
11.644 gösterim
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı'nın yüzü. Bilmiyorum... Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım.
  • Baskı Tarihi:
    2000
  • Sayfa Sayısı:
    567
  • ISBN:
    9789759917951
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 05 May 22:37 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

İncelememin daha detaylı ve kitapla ilgili çizimler içeren hali için blog'uma bakmanızı öneririm : https://kitapciziyorum.blogspot.com.tr/...ra-hakan-gunday.html

Taedium vitae = Yaşamın amaçsızlığı, hayatın boşluğu, yaşam bıkkınlığı, hayattan usanma anlamlarına gelebilen Latince bir söz öbeği. Kayra'nın Zippo çakmağında yazan bu söz öbeği bütün romana ve karakterlerine ışık tutabilecek bir öbek aslında.

Kitapta sosyolojik yönden harika eleştiriler bulunmakta. Sorgulamayan insanlara bir savaş açmış kitap neredeyse! Yaşamı ararken sayısızca ölümle karşılaşmış insanların bıkkınlığının kitabı sanki.

Öncelikle Yeraltı Edebiyatı'nın Türkiye'deki bir temsilcisiyle tanıştığım için Hakan Günday'la gurur duyuyorum, son zamanlarda en çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu Kinyas ve Kayra, haliyle ben de çok doldum anlatmak istediklerim için. Devrikleşti cümlelerim bile onun yüzünden!

Yeraltı Edebiyatı'ndan biraz bahsetmek gerekirse; bazı kişilerin böyle romanları sevmemesini anlayabilirim. Çünkü size duymak istediklerinizi anlatmaz bu tür romanlar, kaçmaya çalıştığınız, toplum içerisinde görmek, duymak ve konuşmak istemediğiniz her türlü konuyu edebiyatın bu türünde bulabilirsiniz. Eğer Whatsapp'taki üç maymundan biriyseniz okumayın bu kitabı! Sonuç olarak, tam bir üç maymun kesildiğiniz edebiyattır diye nitelendirebiliriz Yeraltı Edebiyatı'nı.

Kayra'yı uzun saçlarından, uzun bıyıklarından ve zihniyle verdiği o çetin savaşından, Kinyas'ı ise mermi izlerinden, dövmelerinden ve vücudundaki izlerle ters orantılı bir şekilde üstünde duran cezbedici kafasından, her ikisini tanımak istersek de doymak bilmeyen uçkurlarından tanıyabiliyoruz aslında! Kinyas ve Kayra adlarının bu yüzden her harflerinin dahi çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Yeraltı Edebiyatı'nı gerçekten de yerin altında geçen bir edebiyat türü olarak düşünebiliriz aslında. Bundan dolayı da romanın başlarında Kayra'nın uykucu olması özelliğinden dolayı ve Kinyas'ın beyninin çıkmazlarında volta atmasından ve uykusuzluğundan dolayı Kinyas'ın Kayra'dan daha da derinlerde ve yerin daha da altlarında olduğunu düşündüm ister istemez. Çünkü Kinyas'ın düşünceleri ilk başta benim için Yeraltı Edebiyatı'nın o karanlık yapısına daha uygun geliyordu. Bu nedenle onu daha fazla aşağılarda, derin düşüncelerde ve Kayra'dan daha düşünceli görüyordum. Bununla beraber yukarıda olmak isteyenlerin değil, aşağı tırmananların edebiyatıydı Yeraltı Edebiyatı.


Başlarda Kayra'nın realizmi, Kinyas'ın ise sürrealizmi temsil ettiğini düşünüyordum. Kayra uyumayı seviyordu, Kinyas uyumamayı seviyordu. Kayra yalancı ve ikna ediciydi, Kinyas günahkardı ve cesurdu. Ama bu karşıtlıklardı onları bu kadar da yakın yapan! Karşıtlıklara rağmen ikisi de hayatı ve kendilerini karşılarına çıkan her olay sırasında sorguluyordu, hem de ölümüne. Bu yüzden kitapta bir paragraf kitabın konusuyken diğer paragraf harika alıntıların bulunduğu bir paragraf oluyordu! En sevdiğim şeylerden biri olarak, bizim de günlük hayatlarımızda her gün yaptığımız ve iki karakterin de buluştuğu ortak noktalardan biri olarak karşılarındaki insanlara aslında çok şey demeye çalışıp fakat sonra vazgeçip de onları demeyip, karşılarındaki insanların tam da duymak istediği şeyleri demeleriydi. İşte biz de bunu yaklaşık olarak her gün yapıyoruz, evet, her gün. Her gün karşımızdaki insanlara onların duymak isteyeceği şeyleri söylemek zorunda gibi hissediyoruz.

Kayra'nın 250. sayfada dediği gibi yalnız kalabildiği ve bedeninin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğu beynine ait bir yalnızlık katedrali vardı. Bunun tersine Kinyas'ın ise artık fazla sayıda insanla etkileşime geçmekten oluşmuş bir insan kalabalığı katedrali vardı resmen!

Kinyas ve Kayra genel olarak beyinleriyle telekinezi yoluyla konuşuyorlardı sanki, bazen aynı bizlerin yaptığı gibi. İkili bir araya gelince neredeyse hiç konuşmuyorlardı fakat akıllarından esas geçenler günlük hayatlarımızda başka insanlarlayken düşündüğümüz şeyler kadar çeşit çeşit ve daha gerçeklerdi!

Ayrı bir parantez olarak, 540 sayfalık romanda Alp adında kendisine sadece 4 sayfa verilmiş karakterin geçtiği kısımdaki hikayeyi arada açıp açıp okuyorum. Sırf bu Alp adlı karakterin yaşadığı şeylerden bile mükemmel kitaplar yazılır, mükemmel filmler çekilir diye düşünüyorum. Gerçekten harika bir hayalgücü.

--- İncelememin bundan sonraki kısımları spoiler içerebilir, kitabı okumayanlar ya da okumayı düşünenler incelememin devamını okumasa daha iyi olur kendileri için. ---

Bu romanla ilişkilendirdiğim şarkılardan ilki "Yüzyüzeyken Konuşuruz - Kalabalık" adlı şarkı.
https://www.youtube.com/watch?v=OF12dQUZ_IU Kayra'nın Yolu'nun son sayfalarında hissettiğim ve Kayra'nın beynindeki zihinsel kalabalığa tam olarak oturan sözleri var bence. Ayrıca Kinyas'ın Yolu'nda Kinyas'ın dönüştüğü son hal olarak kaçamadığı fiziksel kalabalıktan dolayı altı milyar sıradan insandan birine dönüştüğü için de bu şarkı aklıma geldi.
"Kalabalık kalabalık evin içi, kaçamadık kaçamadık bir gün için, izin ver sana gelim ben." Gerçekten de Kayra, Kinyas'ın beynine ziyarete gitmek istiyordu. Kinyas da Kayra'nınkine!

Romanla ilgili ilişkilendirdiğim şarkılardan ikincisi romanda bir kaç yerde adı geçen "Alpha Blondy" adlı grup. Ben bu grubu dinlemeyi zaten çok seviyordum ve romanda adının geçtiğini görünce şaşırmakla birlikte çok sevindim. https://www.youtube.com/watch?v=WcqK9Ls7Eos adlı şarkısını Kinyas ve Kayra'yı okuduğunuz sırada Afrika'nın sıcağını ve reggae ruhunu hissederek de dinlemenizi tavsiye edebilirim.

Romanda her iki yolun sonuna giderken başta demiş olduğum Kinyas ve Kayra'nın yerin altlarındaki yerleri değişmişti. Kayra, Kinyas'ın üstünde uyuyorken zamanla yeraltına inişe geçerek zihinsel ölümüne doğru sonsuz bir yol almıştı. Çünkü 205. sayfada onun da dediği gibi:
"En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın." Kinyas ise tam tersine başta Kayra'nın altında beynindeki düşünsel paranoyalar ve uykusuzluğuyla birlikte voltalar atıyorken yerin altından kafasını çıkarmaya karar vermişti ve dünyanın altı milyar sıradan insanından biri haline gelmeyi tamamen kendisi istemişti! Aslında kendi dedikleri gibi, Kayra yazarak ve zihniyle kendi aydınlığı olan zihinsel ölümüne ulaşmıştı. Kinyas ise sıradan insanların arasına karışarak ve Kinyasi özelliklerini kaybederek kendi aydınlığına ulaşmıştı. Onun için Kayra'nın zamanla beynindeki bilgiler uçarken, Kinyas kendine gereksiz de olsa sürüsüyle sıradan bilgi sokuyordu!

Bu hayatta herkes Kayra ya da Kinyas'tan biri olabilir. İstediklerimizi sorgulamalıyız her gün. İstediğimiz ve amaçladığımız ölüm çeşidi zihinsel ölüm mü yoksa fiziksel ölüm mü diye sormalıyız kendimize.

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.

insan_okur 
 06 Ara 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle herkese merhabalar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri….

Uzun bir yorumda bulunacağım baştan söyleyeyim. Kızanlar olabilir, yarıda bırakanlar ama bu kitaba böyle bir yorum yapmam şart. Kitabı okuyacak olan arkadaşlara ön bilgi olmasından dolayı yazmam gerektiğini hissediyorum.

İlk Hakan Günday kitabım ve çok etkilendim. Kitabın her okuma listesinde bulunması beni aslında alıp okumaya yöneltti. Hakan Günday’ın bu kadar başarılı bir yazar olduğundan hiç mi hiç haberim yoktu. Simyacı, Martı, Küçük Prens gibi içerisinde güzel alıntılar olan kitaplardan sonra bu kitabı okumak o kadar vurucu ve şaşırtıcı ki. Kesinlikle herkesin harcı değil bu kitap. Gerçekten çok başarılı bir yazar. İçerisinde o kadar altı çizilecek kelimeler, cümleler, paragraflar var ki sadece altı çizilen yerleri okusanız bir kitap olacak zaten. Bunu derken en sitemizdeki kitaplar arasında fazla alıntı yapılan 4. Kitap olduğunu da belirtmek isterim. İlk defa bu kadar uzun süren bir kitap okudum. Başta dedim bu nasıl bir şey okuyamıyorum. Sıkılıyorum. Ama içimde bir his bu kitap güzel devam et diye dürtüyordu. Tekrar başlıyorum. O kadar ağır edebi içerikler var ki anlamlı, mesaj veren. Okuyorum anlamıyorum tekrar okuyorum. Hırslanarak okumak için zorluyorum kendimi çünkü biliyorum devamında çok güzel bilgiler var.
İçeriğe geçersek kitapta ana karakter olarak malum isminden de belli Kinyas ve Kayra var. Bu iki isim üzerinden felsefe, psikoloji, yaşam, insanlık, özellikle karamsarlık, umut, hüzün ne bulduysa anlatmış Hakan Günday. Bu karakterler üzerinde bir çok eleştiri, sorgulama, analiz ve iç hesaplaşma yapmamızı sağlamış. Afrika’da başlayan roman Gambiya ve Ankara’da son buluyor. Roman kendine yeraltı edebiyatı denilen türden yazılmış. Çünkü içinde şiddet, cinsellik ve her türlü illegal faaliyetler içeriyor. Bazı kısımları içerik dolayısıyla beğenmedim bu kadar illegallik yüzünden. (Uyuşturucu, sex, şiddet, vb.) Ama yazar gerçekten bunları da unutturdu kurgularıyla. İlerledikçe ne kadar çok okumuşum diyebilirsiniz. Sürükleyicilik artıyor. Çok etkili aforizmalar da satırlar arasına serpiştirilmiş ve anlatıma güç katmış. Çok fazla karamsarlık içeriyor. Bu yüzden sıkılabilirsiniz katılıyorum ama içerikteki anlamlı metinler bunu öteye atabiliyor. Hikayeler içindeki karakterlerin içsel konuşmaları harikaydı. İnsanın derinliklerinde gizlediği karanlık doğasını ve hiçliğinde kayboluşunu, içten içe ruhuyla hesaplaşmasını anlatan bir eser. Çok da fazla içerikten bahsetmek istemiyorum.
Övgüyü hak eden bir eser. Okuduktan sonra kişisel algı ve edebi zevkte değişiklik oluşturabilir. Hissettirdikleri ile başka bir kitap yazılabilir. Ağır bir kitap roman okumak isteyenler ilk başlarda okumasını tavsiye etmem. Elinden atıp sıkılabilir. Beklentiyi de artırıp size çok dehşet bir kitap deyip üzmek de istemiyorum. Zor okudum, çok sevdim. Tavsiye ederim.
Son alıntılarla bitiriyorum.
Hayatın bir anlamı olmalı buda insanın mutlu olmasıdır. İnsan neden bile bile kendini kör kuyulara atsın ki. Önemli olan mutluluğu aramaktır mücadele etmek. Hayat reddedemeyeceği kadar güzel ve gerçek. Bu hayatta umut, sevgi, dostluk, insanlık var! Ölümse boş bir kağıt !
İyi okumalar ve mutlu pazarlar 1000Kitap Ailesi…

Mâsiva 
 14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çok azıcık spoiler!
Çok çok uzun zamandır inceleme yapmadığım için kusurlarım olursa affola diyerek başlıyorum sözüme...
Kinyas ve Kayra artık sanırım hayatımdaki olağanüstü kitaplardan. Hakan Günday'ın okuduğm ilk kitabı lâkin son olmayacak gibi. Şu anda bütün kitaplarını bir solukta okumak istiyorum. Her sözünden içinden beni bulup çıkardım. Kimi zaman Kinyas kimi zaman Kayra oldum çıktım.
Kayra'nın,benim için yeri sanırım Kinyastan biraz farklı. Kayra'nın o terk edilmişliği içimi ayrı bir parçaladı.
Kinyas'ın yolunu okurken gözyaşlarımı tutamadım. Verdiği hayat mücadelesine yaptıklarına hayran kaldım. Zoru başardı.
Ama aklım Kayrada kaldı...

BİROL COŞKUN 
18 Eki 2015 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yoldan tamamen çıkmış, hayattan beklentileri kesilmiş iki kafadarın genelde Afrika'da geçen maceraları ve ayrılan yolları... Kitap ikinci bölümüyle beraber zirve yapıyor. Dünyaya, insanlara ve özellikle kendilerine eleştirileri, yaklaşımları sizi kitaba bağlıyor, üzerine düşünme ihtiyacı duyuyorsunuz.

Dilanur 
 09 Nis 00:33 · Kitabı okudu · 20 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikli şunu söylemeliyim ki hayatımda okuduğum en enteresan kitap olabilir bu kitaptan sonra yazarın tüm kitaplarını kesinlikle okumaya karar verdim. Hakan Günday'a hayran kalmamak mümkün degil. Alıntı yapmaya doyulmayan, kurgusuyla büyüleyen bir kitapti benim icin. Ama ben ne kadar bayilsamda  her insanin sevebilecegi bitirebilecegi bir kitap oldugunu düşünmüyorum. Karakterlerin ruhsal durumu kimilerine  çok sıkıcı yorucu  gelebilir. Kitabın içeriğinden de biraz bahsedeyim. Kinyas ve kayra adinda iki dost, yoldas kendilerinden ve hayatlarindan hiç memnun degiller ve birlikte kacip ülke ülke gezip oldukça pis işlere bulasiyorlar yapmadiklari kötülük kalmiyor nerdeyse ama yine de iç hesaplaşmalarindan kurtulamiyorlar, bir turlu hayata anlam veremiyorlar. Kimi zaman Kinyas'i kimi zaman Kayra'yi yakın görsem de kendime nedense Kinyas'ı daha çok sevdim ve onun hayatı, fikirleri bana daha ilgi çekici geldi. Kitabin başında sıkıcı gelse de anlatilanlar, Kayra ve Kinyas'i tanıdıkça kitap sizi içine çekiyor sonunu merak ediyorsunuz. Daha da çok sey yazilabilir bu kitap hakkinda ama ben uzatmak istemiyorum. Bence herkes en azından hayatında bir kez bu kitabı okumayı denemeli şayet severseniz sizin için yeri bambaşka kitaplardan olacaktır. İyi okumalar :)

Fatma Akyüz 
 24 Kas 2016 · Kitabı okudu · 5 günde

“Bu nasıl bir kitaptı böyle?” Kitabın sonlarına doğru düşüncemi anlatan cümle bu olsa gerek. Kendi hayatlarından kaçıp dünyadaki bütün kötülüklere bulaşan iki adamın hikâyesi. Kendilerini bilerek bataklığa sürükleyen iki adam...

Kitabın konusunu beğenmesem de yazarın anlatımı, cümleleri okumaya devam etmemi sağladı. Hakan Günday’ın kendine has bir anlatımı olduğu tek bir kitabından bile anlaşılıyor. Kitap üç bölümden oluşmakta ve bence son iki bölümü kitabın değerini ortaya koyuyor.

Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Aklımdan geçen her söz spoiler gibi geliyor. Ama kitabı puanlama konusunda zorlandığımı belirtmeliyim. Ayrı puanlar verebiliyor olsam ilk bölüme 5, diğer iki bölüme 9 verirdim. Burada yazarın muazzam cümlelerini hesaba katıp bir puan belirledim.

Hakan Günday’ın diğer kitaplarını okur muyum bilemiyorum. Diğer kitaplarında da hayata karşı karamsar karakterler göreceğimi tahmin ediyorum ve ben hayata karamsar bakmayı sevmiyorum. Eğer bir gün başka bir kitabını okursam, bu da özgün cümlelerini yeniden görebilmek için olur.

Evrim Sezer Şirin 
08 May 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Oldukça yoğun..

Kitaba başladığım da devrik anlatımı ile başlarda kitaba alışamadım bir türlü.. ilk 150 sayfa buhranlı bir düşünce
yapısına sokuyor okuyucuyu. Doğru şekilde sindirmek için bazen iki kere okumak gerekiyor cümleleri,paragrafları.
Ama sonra ki sayfalarda yazarın anlatımının değişmesi ile benimde kitaba bakış açım değişti. Alışıyorum dedim anlatımına. Ama sonra araştırdığımda kitabı yazmaya lisedeyken başlamış 24 yaşında tamamlamış Hakan Günday.
Sanırım, bu nedenle başında ki anlatımla sonraki anlatım arasında dağlar kadar fark var.

Okuması zor bir kitap. Kısa sürede okuyabileceğinizi zannetmeyin.Oldukça yoğun düşünceleri okuyup bunları hazmetmek gerçekten yorucu oluyor.

Furkan 
26 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Vay canına, bu kitapta bitti. Çok iyi dediğim kitaplardan biri oldu. Ve artık benden kitap tavsiyesi isteyenlere rahatlıkla önereceğim kitaplar arasına girdi.

Kinyas ve Kayra yitik hayatlarının unutulmuş insanları.
Hissetmekten, sevmekten, acı çekmekten ve daha birçok insani özellikten mahrum, ruhları bozuk adamlar.
Hayatın anlamı, ölüm ve yaşam konusunda kendi felsefelerinden şaşmayan ve körü körüne bağlı olan iki ruh hastası.
Kim sırf pişman olup olmayacağını anlamak için masum bir insanı gözünü kırpmadan öldürür?

Kişiliklerini kaybetmiş adamlar 21 yaşlarında haritanın en ucuna, kan ve güneşin harmanlandığı kıtaya, Afrikaya gelerek bozuk ruhlarına uygun şekilde hayal edilemeyecek kötülükler yaparlar. Ama kime göre?

İçlerinde birden fazla kişilik taşımaları kendilerinden, dünyadaki herşeyden daha çok nefret etmelerini sağlamada en büyük etken.
Kim günün her saati kendini en kötü şekilde nasıl öldüreceğini düşünerek yaşar? Kim en yakın dostlarının bile hiçbir pişmanlık duymadan beynini dağıtır?
Bu adamların en çok istedikleri şey bedenleri ölmeden önce kendilerine bunca acıyı çektiren, her şeyin sorumlusu zihinlerini öldürmek.

Kitabın başları bana fikir açısından 'Dövüş Kulübü' ve 'Kaybenler Kulübü' filmlerini hatırlattı. Ama ilerledikçe bu adamların olaylarının daha farklı olduğunu anladım.
Ve merak etmeyin yukarıda katil uşak gibi büyük bir spoiler vermedim. :) Rahat olun kitapta bahsettiklerimden çok daha fazlası var.

Bence bu kitap yazarın en büyük eseri, her ne kadar diğer kitaplarını okumasamda öyle hissettiriyor. Sanırım çok uzun bir sürede yazmış ve daha gençken yazmaya başlamış. Kitap üç bölümden oluşuyor ve eminim her bölümden keyif alacaksınız, bazı yerlerde dehşete düşeceksiniz ve bazen de üzüleceksiniz.
Ama size şunu söyleyeyim, alın okuyun birşey kaybetmezsiniz ama birşeyler kazanırsınız.

Çok uzattım, bu kadar yeter :) hadi bayramın keyfini çıkarın.
Keyifli okumalar...

Yksl 셀아 
04 Eyl 10:34 · Kitabı okudu · 35 günde · Beğendi · 8/10 puan

Uzun soluklu okuma geçmişimin ardından nihayet kitabı bitirebildim. Bir çırpıda okunabilecek bir kitap olmaması okunanların hazmedilmesi gerekiyordu. Sonuç olarak okuduklarım arasında en çok alıntı yaptığım kitap oldu.
Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde olaylar Kinyas ve Kayra'nın gözünden büyük bir soğukkanlılıkla ayrı ayrı anlatılırken yollarının ayrılması sonucu kitap da ikinci ve üçüncü bölümlere ayrılıyor.
Kayra'nın kendi için hazırladığı sondan Anita'nın sevgisi sayesinde vazgecmesini ümit ederek, Kinyas'ın da yaptığı tercihinden pişman olup geri döneceğini zannederek okuyup bitirdim kitabı.
Ne diyordu Kinyas?
"Biz insanlar, sadece iyi bir performans gösterip öyle ölmek istiyoruz. Yoksa, başka yapacak bir şey yok!"

Merve 
26 Şub 18:47 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bazı kitapları okurken her noktadan hatta her virgülden sonra soluklanmamız gerekebilir. Cümleler üzerinde kafa yormak boşuna. Onları sindirmek gerek. İlk bölüm olan Kinyas, Kayra ve Hayat'ı okurken ürpermemek veya hayret etmemek elde değil. Onların zihinlerine girmek ve içindekilerden bir ısırık almak...
Başlarda Kayra'da kendimi daha fazla gördüm. Kiyas ise bana uzaktı. Ama bazı kısımlarda Kayra'dan uzaklaşıp Kinyas'a kayıyordum. Çevirdiğim sayfa sayısı arttıkça ne tam Kayra ne de tam Kinyas olmadığımı anladım. Ben her ikisinden de birkaç tutamdım. Belki de sırf bu yüzden okumaya devam etmiş de olabilirim.
Onların kalemlerinden zihinlerinde volta atan düşünceleri okurken kendinizi bulabilirsiniz. Ve tabii ki bulmanız ümidiyle...

"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
lila 
01 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

''Ne yapmak istediğini bilmiyorsan, ne yapmamak istediğini düşün!''

Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 162)Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 162)

"Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım, küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü. “Kendini karşındakinin yerine koy” ve ilk başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu yani kendimi bulamadım.

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
BİROL COŞKUN 
11 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa!

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday

"Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi.."

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Oğuz Aktürk 
02 May 11:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Truman show arayışları.
Anladım bir yangın merdiveni olmadığını. Hayatın arka kapısı yoktu.

Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 111 - Doğan Kitap, 52. Baskı, 2016)Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 111 - Doğan Kitap, 52. Baskı, 2016)
Dilanur 
11 Nis 13:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük : yarın.

Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 443 - Kinyas)Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 443 - Kinyas)
Derya Yalınkılıç 
27 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hiçbir şey hayatın sonu değildir. Hayatın sonu bile hayatın sonu değildir! Çünkü sen ölürsün, başkaları yaşar!

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
127 /