·
Okunma
·
Beğeni
·
48,3bin
Gösterim
Adı:
Az
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050900682
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Az...

Küçük bir kelime, büyük bir roman. Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...

11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu "mezarlık çocuğu" Derda'nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) Yazı'nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi. Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A'dan Z'ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman...
(Tanıtım Bülteninden)
360 syf.
·4 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda en güzel 5 Hakan Günday alıntısını yorumladım:
https://youtu.be/JmdpUMv0zK0

Mies van der Rohe'nin mimarlıkta başlattığı "Less is more" denen bir akım vardır, bilir misiniz? Bu akıma göre, az çoktur. Yine aynı mimarın bir sözüne göre de "Tanrı detaylarda gizlidir."

Aslında hepimiz A'dan Z'ye bütün tatları yaşayabileceğimiz hayatlarımızın olmasını isteriz. Fakat o kadar harfin arasında işte tam da bu iki harfin değerini unuturuz. Çünkü zaten bugüne kadar yazılmış ve çizilmiş bütün eserler, denilmiş bütün sözler bu iki harfin arasındadır. Bunun A’dan Z’ye magazin gibi olmasını da istemeyiz, çünkü bir hayat, magazin olamayacak kadar düşünmeye ve yeraltına konu olmaya değerdir.

Derdâ'nın, içinde doğup doğmamayı seçemediği Yatırca Köyü, kendi isteğinin dışında hiç tanımadığı birilerine satılması, birileriyle evlendirilmesi, cinsel tercihleri ve tarikatler arasında sıkışıp kalması, uyuşturucu bağımlılığı ve kafasını kazıtması gibi olaylar bize kişisel hayatlarımızın noktalığı içerisinde çok gelse de evrenin tarihi için aslında ne kadar da azdır.

Derda'nın mezarlık sulama işiyle büyüyüp Oğuz Atay tutkusuyla birlikte bir Tourette sendromlusuna dönüşen halleri uzaktan bakılınca çok karmaşık gözükse de Tanrı'nın detaylarda gizli olması gibi keşfe muhtaçtır. Detaylar genelde azdır fakat bu detaylar keşfedenler için esas çokluktur.

Az kelimesi, Günday'ın da dediği gibi ne kadar küçücük bir kelime olarak gözükse de, aralarında koca bir alfabenin olduğu, birisine söylemek isteyip de yazamadığımız bütün cümleleri kapsayan, başlangıç ile son arafında kalmış bir kelime.

2 puanı romanın bazı yerlerinin önüne geçmiş tesadüflüklerden dolayı kırdım. Bu kadar gerçekçiliğin üstüne bu kadar tesadüfün olması beklenemez. Gerçek hayat, tesadüflere yer vermeyecek kadar gerçektir, acıdır.
360 syf.
·1 günde·Puan vermedi
- İstismar, töre,tarikat, aldatmaca, ihanet, katliam, vahşet, çocuk gelinler ve daha niceleriyle dolu olan bir Hakan Günday kitabını daha bitirdim. Zaten bunalım geçen kış günleri kapımıza geldi, neden ben bu kitabını da okuyup aşırı doz aldım diye soruyorum kendime.

- Kitabımızın olayları sanki bir hortumun içine atılmışız gibi, bizi çekip içine alıyor. Hangi birinden dem vuracağımızı şaşıracağımız ülkemizin doğusundaki olaylar ile başlıyor serüvenimiz. Töre cinayetleri, tarikatlar ve çocuk gelinlerin göbeğinde açıyoruz gözlerimizi. Henüz 11 yaşında Derda'' bir gün okuldan annesi tarafından, geriye dönmemek üzere alınıyor ve macera başlıyor. Bundan sonra olanlar ne mi? Tam bir pembe dizi kuşağı ama yabancı versiyonu. Ne ararsan var tarzında ve filmi çekilse başrolünde Müjde Ar olur ve muhakkak Erol Taş & Nuri Alço ile sahneleri olurdu. Olaylar gerçekleştikten sonra (iş işten geçince) durun siz kardeşsiniz diye bağırarak biri içeri girerdi. Öyle bir bahtsız bedevi hikayesiydi okuduğum.

- Hafif Spoiler !!!

- Derda okuldan alındıktan sonra tahmin edeceğiniz üzere birine satılıyor ve soluğu İngiltere'de alıyor. Hayır olay bundan sonra başlıyor. Burada başından geçecek şeyler ortalığı kasıp kavuruyor. Kitabın devamında çok değişik şeyler var. Sado mazo ilişkiler, dayak, ırkçılık ve yurtdışında olsa dahi yakamızı bırakmayan tarikatçılık ile uyuşturucu batağında sürüklenen çarpık bir hayat zinciri. Hepsinin de halkaları birbirine geçmiş. Öyle bir bağlantı kurmuş yazar, yok artık demeden olmuyor. Herkes birbiriyle bağlantılı ve geçmişi olmasa da geleceğinde mutlaka bir noktada birleşiyorlar. Bu çok can sıkıcı hale geliyor maalesef, kitabı sıradanlaştırıyor.

- Kitabın 2. karakteri sürpriz bir şekilde yine Derda''. Ama bunun cinsiyeti erkek. 13 yaşında mezar temizliği yaparak hayatını kazanmaya çalışan, annesi hasta, babası hapishane köşelerinde çürümeye terk edilmiş birinin hayatı ne kadar güzel olabilirse onunki de o kadar güzeldi. Nasıl bu kadar daracık yere böyle hikayeler sığdırdı yazar diye merak etmedim çünkü şunu anladım; söz konusu bunalım olunca Hakan Günday çok yetenekli :).

- Değinmeden edemeyeceğim ve çok hoşuma giden bir nokta kitapta Oğuz Atay'a yer verilmesi. Hatta 2. karakterimizin baya baya sahiplenmesi yazarımızı. Siz bir şeyi sahiplenirseniz neler yapabilirsiniz? Bence Derda(erkek) kadar sahiplenemezsiniz..

- Kitabın sonu da keşke öyle değil de fırtınalı bir yolculuğa çıkıpta sonunu göremeyecek şekilde adım atarak bitseydi diyorum.

- Bir hafta arayla iki Hakan Günday kitabı okuyarak bu aylık bunalım dozumu aldım ve daha güzel kitaplara yönelmeye karar verdim.
  • Kinyas ve Kayra
    8.7/10 (3.693 Oy)4.112 beğeni11bin okunma13,1bin alıntı147,6bin gösterim
  • Daha
    8.8/10 (1.902 Oy)1.930 beğeni6,2bin okunma3.767 alıntı28,4bin gösterim
  • Ruhi Mücerret
    8.3/10 (2.453 Oy)2.302 beğeni8,4bin okunma5,4bin alıntı40,5bin gösterim
  • Aylak Adam
    8.1/10 (7,1bin Oy)6,7bin beğeni25,6bin okunma9,6bin alıntı120,4bin gösterim
  • Tehlikeli Oyunlar
    9.2/10 (3.806 Oy)5,3bin beğeni12,4bin okunma15,5bin alıntı108,1bin gösterim
  • Masumiyet Müzesi
    8.3/10 (3.944 Oy)3.732 beğeni13,8bin okunma4.614 alıntı90,3bin gösterim
  • Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
    7.2/10 (3.392 Oy)2.870 beğeni13,5bin okunma2.821 alıntı104,2bin gösterim
  • Erken Kaybedenler
    7.8/10 (1.541 Oy)1.301 beğeni6bin okunma1.227 alıntı21,3bin gösterim
  • Korkuyu Beklerken
    8.7/10 (2.499 Oy)2.975 beğeni9,3bin okunma5,2bin alıntı57,5bin gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (3.209 Oy)2.358 beğeni12,4bin okunma1.050 alıntı52,3bin gösterim
360 syf.
Uzun zamandır inceleme yazmıyorum ve bunun en büyük sebebi üşengeçliğim sanırım :)). Ama bu kitaba inceleme yazmadan geçemedim. İçimde o kadar doldu taştı ki, bir yerlere anlatmadan rahat edemezdim.

Bu kitapla tanıştım Hakan Gündayla. Daha ilk sayfalardan kalemine aşık etti beni. Ve tüm kitaplarını da okumak, okutturmak için arkadaşımla etkinlik yapmaya karar verdik. ( Etkinliği de şuraya bırakayım > #59189412 )

•İncelemede “SPOİLER” yok. Ama yine de kitabın genel konusundan bahsetmeyi Spoiler olarak algılayanlar varsa okumamaları tavsiye edilir!

Hakan Günday uzun zamandır merak ettiğim ve adını duyduğum bir yazar. Okuduğumda adınının duyulmasının ve bu kadar sevilmesinin hakkını verdiğini gördüm. Gerek tespitleri, gerek konuları ele alması ve kalemini ustalıka kullanmasıyla sizi kendine hayran bırakabilecek bir yazar. Hayatın gerçeklerini, insanların acımasızlıklarını, tüm duygularını, kısacası bizi bize farklı ve daha trajedik hikayelerle anlatıyor. İlk okuduğum kitabı olmasına rağmen Hakan Günday az da olsa tanıdım... Sahi az ne demekti. Birini “az” tanımak?

“Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...
Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. “ (#59589692)

Bir de bu açıdan düşünürsek gerçekten “Az” tanıdığımız insanlar var mı hayatımızda?
Artık birilerine “Seni az tanıyorum” derken iki kere düşünmeliyiz :))

Kitabın konusuna da biraz değinmek gerekirse iki farklı hayat yaşayan ve başlarından geçen trajediler sonucunda sonunda bir-birilerini bulan iki Derda.

Aşiret kızı olması sonucunda küçük yaşından başına gelmeyen kalmayan, küçücük vücuduna kat kat büyük acılar verilen Derda... Senin kaderini paylaşan binlerce kız var maalesef. Onları düşündükce kitabın ilk kısmını okumam psikolojik olarak ağır oldu.

Ve küçük yaşında annesini kaybettiği için kimsesiz, tek başına büyüyen, büyüdüğü zaman sırf Oğuz Atayı okumak için okuma öğrenen, Oğuz Atay’ın intikamı için ölümü bile göze alan genç Derda. Kitabın en sevdiğim ve en etkilendiğim kısmı diyebilirim. Bir yazarı babası gibi sevmesi, gönülden bağlanması, hayatta yaşama amacı olarak görmesi içimi ürpertti.

Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim bir kitap okumamıştım. Tavsiye eder misin diye sorarsanız kesinlikle okuyun ama kitabın ilk kısmında psikolojinize mukayet olun :))

İncelememi okuyan okumayan herkese teşekkürler. Hayatta “az” tanıyabileceğiniz insanların olması dileğiyle. Sağlıcakla kalın :)
360 syf.
·3 günde·9/10
İki gün içinde bir insanla tanıştım tanımaşmaktan çok hayatını onla birlikte yaşadım..

Bir kişi tanımadım aslında iki kişi; iki ayrı hayat, iki ayrı yasanmıslıklar ve onları birleştiren tek nokta.

İkisinin adı da Derda...
İkisinin hayatı da isimleri gibi;
yaşadıkları çok farklı olsa da hayatları aynı..

Kitap daha ilk satırlarda.. İlk sayfalar da sizi içine hapsetmeyi başarıyor..
Sanırım kitabı bitirsenizde mahkumlugunuz uzun süre devam edecek..
360 syf.
Bu kitabı ikinci okuyuşum. Normalde bu kadar kısa sürede aynı kitabı tekrar okumam ama Hakan Günday ve birkaç yazarın kitapları istisna. Kitapta iki ayrı karakter anlatılıyor. Biri Derda, diğeri Derda. 11 yaşında zorla evlendirilen kızımız Derda ve 11 yaşında hapsedilen oğlumuz Derda. Mekan olarak da kırsal bölgelerden mezarlıklara gecekondu tarzı evlerden apartmanlara gibi yerler seçilmiş. Tabi eleştirilecek yerler de var.Kitapta çok fazla tesadüf var Türk sinemasını andırıyor ve olayları birbirine bağlama çok zoraki olmuş. Oğuz Atay lı kısımları da sevemedim ben. Güneydoğuyu, töre-aşiret konulu kötü televizyon dizilerinden alışkın olduğumuz şekilde anlatmış. Kürtlerle ve Müslümanlarla ilgili kısım hiç inandırıcı değil. Tarikatlar, korucular,köylüler sahici gelmiyor. Romanda Kürtler örgütüyle, tarikatçısıyla, köylüsüyle kriminal ve kötü kişiler olarak anlatılmış. Bunlar dışında muhteşem bir kitap. Dili yalın ve akıcı, olaylar kışkırtıcı ve heyecanlı. Kısaca; "Eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa, bunu bilmeye gerek yoktu. O dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı. eğer bir yerlerde, başka çocuklar açlıktan geberip gidiyorsa, bunu bilmeye gerek yoktu. O dünyanın zaten açlıktan nefesi kokardı."
360 syf.
·9/10
Hakan Günday’ın kinyas ve kayra’dan sonra okuduğum ikinci kitabı olan Az’da sadist din tüccarları dini tarikatların yapılarını anlatıyor karakterlerinden Derda Regib sanki hayatımızın içinden birileri gibi çok iyi kurgu ve pürüzsüz bir anlatıma sahip bir eser
360 syf.
·5 günde
Bu kitabı okurken, bazı bölümleri okuduğunuzu zannediyorsunuz oysa okumuyor yaşıyorsunuz. Sanki Derda yanınızda, yada siz Derda'nın yanındasınız. Anlatım gücü buna neden olduğu kadar güncel konularda buna katkı sağlıyor, küçük yaşta evlendirilen kız çocukları çok yakın, korsan kitap çok yakın, mezarlıklarda ki çocuklarda çok yakın, yazarın sık sık kullandığı küfürlerde çok yakın, Oğuz Atay'da çok yakın... İçimizde her şey... İçimizdekileri kağıda döken Hakan Günday ve elbette onun hayal gücü... Kitabın ilk bölümünden daha çok etkiledim. Yazarın okuduğum üç kitabı içinde; Kinyas Kayra halen favorim sonra Az...

"Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi..."

Bu minval üzerine bu kitap hakkında söylenecek AZ şey var!!!
360 syf.
·2 günde·9/10
Sana minnettarım Hakan Günday.
Minnettarım çünkü bu eserinden kendi şahsım adına bir çok şey edinmeme vesile oldun. Çok yordun beni çok. Böylesine yorgunluğu ben okurken kaldıramadıysam, bu zulümleri yaşayanları aklıma dahi getiremiyorum. Acımasız, zalim insanlara mı kızayım, çaresiz, yitik insanlara mı üzüleyim, sonunda iyi insanların hep kazanacağını bilmeme mi sevineyim, eserindeki altın vuruşuna mı şaşırayım bilemedim.

Az kelimesini hiç böylesine düşünmemiştim. A harfi ile z harfinin arasına dünyaların sığdığını bilmiyordum. Yeni kelime anlamları öğrenmeyi seven ben, yanı başımdaki bu kelimenin muhtevasından bi habermişim meğerse.

Hemen lûgatimi açıp başka kelimeye odaklandım. Derdâ... İyiliksever anlamına geldiğini öğrendiğimde, senin bu kelimeye neden iki karakter sığdırdığını daha iyi anlıyorum şimdi. Ne yüce karakterler ama.

Seni alnından öpesim var Hakan Günday. Bu kadar güzel kurguyu yazan beynine en yakın yerden öpesim var seni. Ama sana bir yandan da eleştiri oklarını saplamak isterdim. Bu kadar argo ve küfür kullanmadan yazamaz mıydın bu kitabı sanki? Hiç mi bir bayanın okuyacağı aklına gelmedi be kardeşim. 10 yıldızı hakeden kitabına 9 yıldız veriyorum sırf bu nedenden. Edebi eserler küfürsüz daha güzeller çünkü...

Saygılarımla...
360 syf.
·2 günde·6/10
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı. Yazar sürekli aklımda okuyayım okuyayım diyordum CarpeDiem ve @Pouliche nin yaptığı etkinlik #59189412 bana motivasyon oldu. İlk bulduğum kitabı başladım okumaya.

Ama ne okumak!

İlk sayfadan itibaren içine çekiyor sizi. Elimden bırakamadım, bir gün sürdü sadece bitmesi.
Kitaba gelecek olursak söyleyeceğim çok fazla şey var. Bu kitabına özel mi yoksa yazarın yazım tarzı mi böyle bilgilendirirseniz sevinirim. Çünkü çok fazla terör, şeriat, tarikat, yoksulluk, mafya vs var. Yani çok uçlarda kişiler ve olaylar görüyoruz hep. Mesela bir şeyhten bahsedilecek, biz o şeyhin tarikattaki konumu dışında hiç bir karakter özelliğini göremiyoruz, bulamiyoruz. Bir uyuşturucu bağımlısı var ama en dipleri görenlerden. Ya da evden kaçan kız illa en pis işlere bulasacak da sonra bir kendine gelecek. Çocuğun sevdiği kız illa yoksulluktan kendini satacak vs vs. Spoiler vermeden anlatmak zor. Okuyunca bana hak verirsiniz... Hani herkes ya siyah ya beyaz... Tam Yeşilçam filmi tadinda. Ama bol bol Kurtlar Vadisi soslusu.

İşte bizim baş karakterler de beyaz ama hayatın sillesini yemiş kişiler. Bir mucize ile kurtuluyorlar. Yok yok mucize demeyeyim, şöyle söyleyeyim, kitapta o kadar fazla tesadüf var ki olaylar o şekilde örülüyor kitap boyu. Son sahneye vay be diyemiyoruz çünkü olaylar kitabın o noktada son bulması için zorladıkça zorluyor. E biz de şaşırmıyoruz çünkü perşembenin gelişi çarşambadan belli!

Ama kitap kötü mü? Bilemiyorum. Sadece dediğim gibi olaylar sürekli en üst perdeden devam ediyor. Bir karakter bir şey yapacağı zaman fazla keskin kararlar alıyor, fazla keskin olaylar oluyor, her yerde tesadüfler... Gercekcilikten çok uzak. Bir süre sonra Türk filmi parodisi izliyor hissine kapılıyorsunuz. Ama dediğim gibi yazarın tarzı mi bu, bilemiyorum.

Yine de hemen akıp gidiyor bitiveriyor kitap. Ben yazarın başka kitaplarına da bir bakarım.
Okuyacak olanlara keyifli okumalar.

Hakan Günday
Az
360 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Bir eğitim yuvasında başlayıp,tarikat,mafya,istismar ve şiddet ekseninde seyreden tam bir yeraltı romanı AZ.Altında A'dan Z'ye Türkiye'nin gerçeklerini barındıran ve aynı zamanda Yurtdışında yaşayan Türkler'in de gerçeklerini barındıran bir yeraltı romanı.

Bundan yıllar önce Hollanda'da yaşayan bir arkadaşım yaz tatiline altında son model bir AUDİ Q7 ile geldiğinde ''sen demiştim,sen hayırdır olummm!'' Gideli 2 sene olmadı,gitmeden önce milletten sigara otlanan sen evet sen hayırdır olummm!Ah be dedi,başka Hollanda var mı be olum.Meğer kendisi de Hollanda'da yaşayan diğer TÜRKLER gibi (%90 lık bir kesim) gider gitmez uyuşturucu piyasasına girmiş ve kısa zamanda kendisine sektörde gerek cübbeli gerekse cübbesiz diğer Türkler tarafından yer edinmiş.Başka Hollanda yok dedim,yok.Gece alemi ve beyaz kadın ticaretini Ukrayna'da,Moldova'da,Rusya'da beyaz kadınların kendi ülkelerinde ele geçirmiş cübbeli yada cübbesiz diğer Türkler gibi.Beyaz olmasa da kırmızı eti döner şişine takıp Almanya'yı istila eden Türkler gibi.Süpermen pelerini gibi sırtına cübbeyi geçir,beline silahı tak (ki ilk söylediğim en etkili silahtır) sonra bir Türk dünyaya bedeldir! Hayır,Bir Türk on düşmana bedeldir. Hayır, hayır….bir Türk dünyaya bedeldir. ... Atatürk 10 rakamına karşı espri katmak için bu sözü söylemiş olsa gerek.

Kitap,11 yaşında okuduğu okuludan anasının rahminden annesi tarafından kürtajla koparılıp alınarak HİKMETÇİLER tarikatına satılan Derdâ'nın hikayesiyle başlayıp,keşke ana rahmine hiç düşmeseydim de anamı baltayla 10 parçaya ayırıp gömmek zorunda kalmasaydım diyen mezar çocuğu,mezarlık çocuğu Derda'nın hikayesiyle devam ediyor.Finalde ise...AZ ! Kitaptaki dil yeraltında olması gereken gibi.Tam ayarında.Küfürler de öyle.Günday küliyatımın 2.kitabı olan AZ'da Oğuz ATAY ve eserlerine kurgu dahilinde yer verilmiş.Oğuz ATAY farkındalığı yaratmak için ve Oğuz ATAY'ın yaşarken görmediği değeri öldükten sonra sonuna kadar görmesi için uyarlanan kurguyu sevdim.Canım Oğuz ATAY çekti.Hakan GÜNDAY bunu Kinyas ve Kayra kitabında Gecenin Sonuna Yolculuk kitabı ve yazarı Louis Ferdinand Celine için de yapmıştı.O bir farkındalık yaratırsa farkına varmak için okumak gerektiğini düşünüyorum.Oğuz ATAY okuduktan sonra umarım mezarlık çocuğu Derda gibi Oğuz ismini sol elimin harf harf her parmağına,ATAY soyismini de sağ elimin harf harf her parmağına dövme yaptırıp ''bu adamın değeri neden bilinmedi'' isyanıyla insan yumruklamam. :)
360 syf.
·Beğendi·8/10
"Az" deyip geçmemeli, kitabın ismi her ne kadar "Az" olsada içeriği o kadar çok ki.. Kitap ilk sayfalarından başlayarak hemen içine alıp hapsetiyor insanı. 6 yaşında bir kız çocuğunun ölümü ve öğretmeninin intihar girişimi ile başlayıp 11 yaşındaki Derdâ'nın acılarla çaresizliklerle örülmüş Türkiye'den İngiltere'ye varan hayatını anlatıyor. Kitabın ilk yarısında kız çocuğu Derdâ'nın 11 yaşından 16 yaşına kadar yaşadıkları anlatılıyor. Geri kalan yarısında ise erkek çocuğu Derda'nın 11 yaşından başlayıp yetişkin biri olup, Derdâ ile yollarının tekrar kesişmesini anlatıyor. Yazar bu iki ana karaktere her ne kadar aynı ismi vermişsede romanında, aradaki farkı a (Derda) ve â (Derdâ) ile okurlar için ortaya koymuş.

Hakan Günday'a ait okuduğum ilk kitap bu ve ne kadarda doğru bir seçim yapmışım. Yazarın "Az"da kullandığı dil/üslup gerçektende romanın dahada etkileyici olmasına neden oluyor. "Az" konusuyla, ana-karakterleriyle, hissettirdiği duyguyla ve çocuk psikolojisine çektiği dikkatle ister istemez okurları etkileyecek türde bir kitap. Kitabın konusu, kurgusu ve psikolojik öğretilerini çok başarılı buldum.

Sanırım kitapla alakalı daha fazla detaya girmem okumayı düşünenler için hoş olmaz, herkes okuduğunda o lezzeti kendi almalı kitaptan diye düşünüyorum :)

Keyifli okumalar herkese..
Çünkü Oğuz Atay'ı da okudum. Seni de tanıdım...
Diyebilirsin ki bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim... Seni az tanıyorum... Az...
Sen de fark ettin mi? Az dediğin küçük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece 2 harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri Başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi.
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorumi demek, seni kendimden çok biliyorum demektir. Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir. Belki de az her şey demektir. Ve Belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir.
Hakan Günday
Sayfa 349
Herkesin öyle bir hikâyesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?
Hakan Günday
Sayfa 285
"Bekleyin!" demişti. "Burada bekleyin onlar size gelecek."
"Kimler?" diye sormuştu Filipinli.
"Hayatının anlamını bulmuş olanlar. Hayatlarını adayacakları şeyi bulmuş olanlar gelecek. Siz de kalplerini söküp, yerine, o şeyleri koyacaksınız. Sonra da kalpleri fırlatıp atacaksınız!"
"Ama..." demişti Kızılderili. "Kalpleri olmadan nasıl hayatta kalırlar?"
"Göreceksiniz!" demişti bina da.
"Peki ya kimse gelmezse?" diye sormuştu Filipinli.
"Kim kalbinden vazgeçecek kadar kendini bir şeye adayabilir ki?"
"Onu da göreceksiniz !" demişti bina.
"Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?" diye söze girmişti Kızılderili. "Onlar ne olacak?"
"Onlar da, göğüslerinde bir et parçasıyla canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da yaşamak demeye devam edecekler!"
Hakan Günday
Sayfa 251
"Çünkü eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa, bunu bilmeye gerek yoktu. O dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı. Eğer bir yerlerde, başka çocuklar açlıktan geberip gidiyorsa, bunu da bilmeye gerek yoktu. O dünyanın zaten açlıktan nefesi kokardı."
Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az...
O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...
Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.
Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.
O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.
Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.
Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.
Senin ve benim gibi.
Hakan Günday
Sayfa 349

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Az
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050900682
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Az...

Küçük bir kelime, büyük bir roman. Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...

11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu "mezarlık çocuğu" Derda'nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) Yazı'nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi. Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A'dan Z'ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9,4bin okur

  • Nur
  • melisa ece özdemir
  • zehraa
  • Önay Gençer
  • Halime kuş
  • Hamza Eren Arı
  • Pastelsanat
  • Ufuk Közleme
  • eeylemce
  • Can Bozdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.4
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%31.8
35-44 Yaş
%22.5
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.2
Erkek
%30.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.9 (1.057)
9
%25.3 (724)
8
%20.7 (592)
7
%9.1 (261)
6
%4 (114)
5
%1.7 (50)
4
%0.8 (23)
3
%0.4 (12)
2
%0.1 (4)
1
%1 (28)

Kitabın sıralamaları