Adı:
Piç
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9789759914943
Kitabın türü:
Yayınevi:
Doğan Kitap
Piçlerin çocukları olmaz.

Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.

Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.

Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.

Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.

Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.

Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.

Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.

Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.
10 dakika dolmadan fikirlerimi buraya aktarayım;

Genelde yarım bırakmak huyum olmasa da hiç ilerlemeyen ya da bana ters kitapları yarıda bırakırım.
Büyük beklentiler içinde bu yazarı listeme almıştım. Çoğunun sevdiği yazar bir hikmeti vardır dedim.
Yazarın bir konuda hakkını vermeliyim güzel cümleler kurmuş, hikayeyi kendince orijinal yapmak istemiş, Piç`lerin hayatlarını, samimiyetini ortaya koymuş.
Ama hikayeye gelince;
Hiçbir okunur tarafı yok. Çünkü sığ bir hikaye. Bana ne katacağını dünden beri düşünüyorum. Düşünce tarzımı değişmeyecek, hayatta yol göstermeyecek, kapağı kapattıktan sonra "iyi ki okumuşum" cümlesi kurdurmayacak, iki gün sonra zaten anımsamayacağıma emin olduğum bir hikayesi var.

Yazarı okumak isteyenler varsa fikirlerini olumsuz etkilemek istemem. Ama bu da benim serseri serbest stilim :)))

Zaten bu aralar okuduğum hiçbir kitap tatmin etmiyor -_- Bakalım sırada Leyleklerin Uçuşu var o nasıl olacak :)

İşte böyle *-*
Hakan Günday'ın piçleri çok gerçekçi bir şekilde ele aldığı bir kitap: Piç.
Kitaptaki piç terimi ile toplumun olağan yaşamının dışında bir hayat süren insanlar kast ediliyor. Mesela kitabın bir bölümünde piçler için şöyle diyor: "Piç olmanın, doğuştan gelen tek şartı herhangi bir üstün yetenek sahibi olmak ve o alana ilgi duymamaktır."

Kitap 4 ana karakter (piç) etrafında az bir olay ve çok karakter tahlilleri ile devam ediyor. Dilinin içine çeken bir tarafı var. Kitapta 1000 cümle varsa bunun en az 900'ü alışılagelmişin dışında. Kelimelerin zikzak çizmesi, değişik kullanımı okurken daha fazla dikkatli olmanızı sağlıyor. Bu anlamda yer altı edebiyatı gerçekten ilgimi çekmeye başladı. Çünkü bir yazar bu türde gerçekten iyi değilse oturup sırf 'değişik' olsun diye bu kadar değişik cümle kuramaz. Kurarsa da muhtemelen itici durur. Fakat Hakan Günday'da böyle bir şey görmedim.

Yazar kendi düşüncelerini sık sık araya koymuş. Aynı zamanda karakterlerin ağızlarından da sık sık düşünceler ortaya konmuş. Burada bir seçim yapması daha güzel olurdu kanımca. Çünkü karakterlerin düşünce yapısıyla, yazarın satır aralarında verdiği kendi düşünce yapısı birebir uyunca karakterler biraz zayıf duruma düşüyor.

Sonuçta okurken zevk aldığım, bazı noktalarda ufkumu genişleten bir kitap oldu. İkinci Hakan Günday kitabımdı. Yaşayan, yerli bir yazarı daha sevdiğim yazarlar listeme eklemiş olmaktan dolayı ayrıca sevindim.
İyi okumalar dilerim.

Benzer kitaplar

"Piçler açtı. Piçler kirliydi. Ter, toz ve çamur kokuyorlardı. Üşüyorlardı. Ama gülüyorlardı."
Hakan Günday ile tanıştığım ilk kitap. Tanıştım ama hala tam olarak tanımıyorum. Çünkü bir yazarı tanımak için bir eserini okumak yetmiyor. :)
Kitabın adını alan Piç'in anlamı sandığımızın aksine; "Türkçedeki kelimelerin ilk anlamlarının pek de geçerli olmadığı bir yüzyılda piçler, babaları bilinmeyenler değil, babalarına ihanet edenlerdir. Babalarına ve annelerine."
Kitapta adı geçen dört adet piçimiz var. Cenk, Hakan, Barbaros ve Afgan. Hepsi birbirinden zeki ve kültürlü ama hiçbiri bu özelliklerini hayata geçirmiyor. En sevmedikleri şeyler sorumluluk almak, çalışmak, duygular.. En sevdikleri şeyler para, bira, sigara, müzik (öyle bir müzik arşivleri varki, kitapta geçen şarkı isimlerini not ettim, dinleyeceğim.) uyumak, seks ve tabiki mangal..
Kitabın sonunda bir çizim var ve konuyu çok iyi özetliyor. Başından sonuna kadar, yaşayan ölüler gibi herhangi bir yerde boş boş oturup sigara ve içki içiyorlar. -------> https://i.hizliresim.com/QpjgRV.jpg
Niye bilmem yazarın adını çok duyduğumdan kitaba olan beklentimi büyük tutmuşum. Hikaye maalesef başladığı gibi bitti. Tabiki çoğu cümlesi bir fikir,oluşum,teori,hikaye içeriyordu ama beni doyuramadı. Kitabı okurken bir karakteri sevmek çok önemli. Piçlerin hiçbirine sempati duymadım. Dolayısıyla karakterine gıcık olduğum bir kitabı bitirmek benim için zor oldu. Ama benim burun kıvırdığıma bir başkası bayılabilir, anlamadığım bir yeri bir başkası anlayabilir o yüzden tabiki okumanızı öneriyorum. :)
Büyük umutlarla başladığım ilk Hakan Günday kitabını yarım bıraktım. Ya kitabın derinliğini ben kavrayamadım, ya da kitapta belki de derinlik falan yoktu, tek istediği o sadeliği özümsememdi fakat ikisini de yapamadım. Kitabın bir akışkanlığı yoktu, okurken verilen detaylardan çok sıkıldım, bitirmek için çok zorladım fakat başaramadım. Hakan Günday eminim çok değerli bir yazardır, başka kitaplarını okuduktan sonra Piç'i yeniden okumayı deneyeceğim.
Bu kitap yaklaşık 2 aydır dolabım da bulunuyordu, sırası gelince okurum diye düşünmüştüm . Dün elime aldım, neyse 2 saat vaktim vardı ve 2 saat okur sonrada dışarıda haftasonu tatilimi yaparim diye planlamıştım, ama öyle olmadı kitabı sanki ellerine zincirlediler. Okudukça daha çok okuma isteğim artti. Mükemmel ötesi diyebileceğimiz bir roman zaten Hakan günday'ın her romanı böyle. Yazarımız Piç diye nitelediği karakterin hayat'a soyut bakmalarindan kaynaklanıyor. Topluma karşı umursamaz tavırları. Diğer insanların yapmacık pozitif tavırlarindan piç lerin umursamaz samimi davranışları beni daha çok etkiledi. Romandaki 4 piç ide çok Sevdim :)

size iyi okumalar :)
Beni Hakan Günday ile tanıştıran kitap. Kullandığı dil, sokak kültürü ilk başta pütürlü gelse de, sonradan adapte oluyorsunuz. Tabii kitap ve yazar kavramı görecelidir. Bana hitap eden, sana zerre hitap etmez. Çok beğenerek okumuştum. Kendilerini hayatın mücadelesinden ayıklamış, uyuşturulmuş gibi uyanması mümkün olmayan bir bağlılıkla birbirlerinden ayrılmayan dört arkadaşın hikayesi. Barbaros, Cenk, Hakan ve Afgan. Onlara kısaca "piç" deniyor. Aileleri tarafından dışlanmış bu toplumdışı kişilerin hayatlarını okuduğunuzda, hep aynı duyguda kalmıyorsunuz. Metaforlar var ve insanlar, onların yaptıkları hakkında sağlam cümleler var. Kitabın içinde geçen "Afacan Dennis"adlı çizgi filmin gerçek hüzünlü hayat hikayesini okuduğumda çok şaşırmıştım! Arada böyle ilginç bilgiler vermesi Hakan Günday'ın tarzı. İtinayla tavsiye edilir..
Her satır, her cümle, her paragraf ateş ediyor. Bir adam düşünün ki daima benim için en iyisi. Hakan Günday! Romanımızın kahramanlarını, vurdumduymazlıklarını, umursamazlıklarını çok sevdim. Öyle ki elimden bıraktığım anda karakterleri özlemeye başladım.
Sonunda ise bir 'hiç' oldum.
İlk izlenimim, buruk bir etkilenme. Hafif rahatsız edici bir tat ama aynı zamanda dilin güzelliği karşısında şaşkınlık. İlk defa Hakan Günday okuyorum. Geçişler arasındaki tanımlamalar anlamlı. Kitabın kurgusunu beğendim. Bir Kaybedenler Kulübü beklentisi içinde değilmişim, anladım, memnun oldum.

Bu 4 arkadaş vasıtasıyla şunu gördüm ki, bizi bu yaşam döngüsüne bağlayan ipler o kadar kuvvetli ki, içlerinden biri kopacak diye ödümüz patlıyor. Parasızlık, mekansızlık, sevgisizlik, yalnızlık, imkansızlık, inançsızlık, her şeyi garantiye alma çabası, üzerine daha fazlasını koyma ihtiyacı; tam bir reddedişe asla gidemeyeceğiz biz. Belki kitapta anlatılan bu değil, belki kitap “hiçlik”e ulaşma ve bu yolda savrulurken bunun kabul edilebilir tek yol olduğunu anlatma. En azından bu 4 piç için öyle olduğunu varsayıyorum. Çok zeki ve yetkin olmaları ve bu potansiyeli kullanmayı şiddetle reddetmeleri, yaşamlarının sabit ve sağlam bir zemin üzerinde olmaması kitabın bazı bölümlerinde bana anlaşılır gelmedi, anlayamadım çünkü.
Onun dışında, dünyaya bu kadar kapalıyken, algılarının bir o kadar açık oluşu çok etkiledi beni. Amiyane tabirle kaliteli piçler bunlar dedim. Fırsatçı, üç kâğıtçı, pislik değiller. Zeki, kendilerine göre kibar ve mütevazı insanlar. Ayrıca birbirlerini tam anlamıyla tamamlamaları çok imrendirici. Hangi yoldan gidersek gidelim, bizi tamamlayacak insanların yanımızda olmasından daha mutluluk verici ne olabilir ki?

Kitabı okurken, bu 4 arkadaşın aslında arkalarında zengin bir geçmişleri oldukları için bu denli kopuk yaşadıklarını düşünmedim değil. Bir güvenlik supabı gibi düşünün. Ama kitabın sonu bu tezimi çürüttü.

Eğrisiyle doğrusuyla benim kitaptan süzdüklerim bunlar. Tavsiye ederim.
Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.

Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.
Bir solukta okuduğum bir kitap. Hakan Günday'ın kitaplarında tek bir kelimeyi bile kaçırmak istemezsiniz, her sayfada farklı sürprizlerle karşılaşabiliyorsunuz. Eğer sayfa ya da kelime atlama gibi bir huyunuz varsa, hani yoktur da ola ki var, o zaman çok şey kaçırdınız diyelim :) Ama her ne kadar akıcı bir kitap olsa da üzgünüm ama Kinyas ve Kayra'nın yerini tutmadı.

Efenim, kitapta ne anlatılıyor diyorsanız 4 hayta oğlan var, bunların biri birinden beter yaşantıları var fakat kendi aralarında bir uyum var, birbirlerine sıkı bir bağla, (bu bağ da piçlik bağı oluyor) .
Bunların hayatla olan mücadelesizlikleri, galesizlikleri anlatılıyor. Bakmayın böyle basit anlattığıma, aslında olay hiç de basit kurgulanmamış. Merak mı ettiniz, Okuyun !
Sisteme sıkı sıkıya bağlı olduğum için, belki de çalışmayı sevdiğim için, kitaptaki karakterler hayat görüşümü yansıtmadığı için çok keyif alarak okumadım. Yazarın dili konusunda asla eleştirel bir yaklaşım sergileyemem ama hikayeyi çok sevemedim.
Ey hakan günday sen kimsin ya!??!aagashaghsh sana laflar hazirladim. madem piçlerin dünyalarini anlatacaksin neden sadece tanimlama üzerine kitap yaziyorsunda herhangi bir olayın içinde anlatmayi tercih etmedin?okadar boş bir kitapki bitirmek için bitirdim.ne hikayeleri hakkında doğru düzgün birşey anlatiyor ne de içine girebiliyorsunz kitabin.yeraltı edebiyatı sadece owww herşey saçma alkol sigara sex mi ya.kötü kitap okumak kötü filmlerden daha çok canımı sıkıyor.
Maymunlar gibi davranmanın ve adını da doğallık koymanın salaklıktan başka bir şey olmadığını herkesin anlaması lazım.
Hakan Günday
Sayfa 157 - DK
Acı, insanın hayat tarlasında biçtiği buğdaylardan pişirdiği ekmektir. Dolayısıyla sabah kahvaltısı kadar kaçınılmazdır.
"Bir roman okumuştum Nilay. Bundan yıllar önce. Şimdi adını hatırlamıyorum. Romanın kahramanı bir polisiye yazarı. Dünyaca meşhur ve Nobel ödüllü bir yazar. İmza günleri düzenleniyor ve önünde binlerce kişilik bir kuyruk oluşuyor. Kitaplarını imzalaması için yazar adına iki günlük bir organizasyon gerçekleştirmişler. Yazar, önüne konan her kitaba bir paragraf yazıyor, altına da tarihi ve tam olarak saati kaydediyor. İki gün boyunca yüzlerce kitabın ilk sayfalarını bu şekilde doldurup ortadan kayboluyor. Ancak yazdığı paragraflar, ilk bakışta son derece anlamsız görünseler de, hayranlar kulübünden birkaç kişinin fark etmesiyle anlam kazanıyor. Çünkü paragraflar birbirini takip ediyor. Yazarın son romanını imzaladığı kitaplara parça parça yazdığı ortaya çıkıyor. Gazetelere ilanlar veriliyor, televizyon haberlerine konu oluyor. imza günlerine katılmış herkes bir araya getiriliyor.
Ancak romanın sonu yok. Yazar da ortada yok. Herkes merak ediyor. Çünkü bütün roman bir katil ve bir kurban üzerine. Adlan bilinmiyor. Ama romanda bütün ayrıntısıyla katilin kurbanı neden öldürmesi gerektiği anlatılıyor. Hayranları bu bilinmezlik içinde deliye dönüyor. En sonunda yazarın nereye saklandığını buluyor ve adresini öğreniyorlar. Eve girdiklerinde duvarlarda sprey boyayla yazılmış paragraflar görüyorlar. İlk gördükleri paragrafta şöyle diyor: "Kalabalık bir grup eve girdi. Kapıyı açık bulduklarına bile şaşırmadılar, tek şaşırdıkları duvardaki yazılardı... " Biraz daha ilerliyor ve evin ikinci katına çıkıyorlar. Kapalı bir kapının üzerindeyse şöyle yazıyor: "Sadece öğrenmek istiyorlardı. Katilin ve kurbanın kim olduğunu öğrenmek istiyorlardı. Ağızlarından salyalar, avuçlarından terler akıyordu. Bütün bakışlar ve düşüncelerin kaygan olduğu bir koridorun sonundaki kapıyı açtılar... " Kalabalık büyük bir heyecanla üzerinde yazı olan kapıyı açıyor ve yazarı kendini vurmuş olarak buluyorlar. Ölü yazarın kapaklanmış olduğu çalışma masasının dayandığı duvarda,
"Kurban da, katil de benim. Hepsi benim..." yazıyor.
"Biliyor musun Barbaros, bazen ne düşünüyorum? Yaşamaya büyük bir yeteneğim olduğunu düşünüyorum. Yani nasıl yaşanması gerektiğini çok iyi biliyorum. İyi hayat nasıl geçirilir, çok iyi biliyorum. Ama ilgimi çekmiyor. Yani yaşamaya büyük bir yeteneğim var ama ilgimi çekmiyor."
Hakan Günday
Sayfa 127 - DK

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piç
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9789759914943
Kitabın türü:
Yayınevi:
Doğan Kitap
Piçlerin çocukları olmaz.

Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.

Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.

Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.

Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.

Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.

Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.

Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.

Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.

Kitabı okuyanlar 1.241 okur

  • Egemen Mengüç
  • Duygu Ermy
  • Arees
  • myra
  • Abdulkerim Yıldırım
  • Sena Duman
  • Didem Gökbel Keklikoğlu
  • Mesut Okan Ekşi
  • BilgeSevgi
  • Gezerken Okuyan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.2
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%20.9
25-34 Yaş
%36.8
35-44 Yaş
%26.7
45-54 Yaş
%8.3
55-64 Yaş
%0.2
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.6
Erkek
%44.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.1 (105)
9
%21.9 (88)
8
%24.9 (100)
7
%14.7 (59)
6
%5.5 (22)
5
%2.2 (9)
4
%2 (8)
3
%2 (8)
2
%0.5 (2)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları