·
Okunma
·
Beğeni
·
22803
Gösterim
Adı:
Piç
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759914943
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Piçlerin çocukları olmaz.

Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.

Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.

Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.

Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.

Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.

Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.

Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.

Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.
224 syf.
·Beğendi·9/10
- METALCİNİN ÇİLESİ -

Günaydın çokomeller! İşbu kitap başlığı altında inceleme olarak anlatılacak olanlar anılardan derlenmiştir ..Ve ev ile iş arasında mekik dokuyan siz "normal" insanları irite edebilir .. Yine sevdiğiniz Gezi Gözlem Kolu statüsünde yeralacak işbu incelemede yer alan olay ve kahramanların hepsi gerçektir.. Ve kısmi olarak "SÜPÜRÜZ" BOZMAYAN SPOILER İHTİVA ETMEKTEDİR.. Neşe kaçmaz yani okursan kar tanesi! Yalnız bu incelemede bu kez farklı bir yol izleyeceğiz sayın Jim-Jim ve Cimcimeler.. O yüzden şu parçayı aç bir dinle önce .. Çünkü olayın özü işte bu parcanın bahsettiği nesne cevresinde şekillenmekte.. Çünkü biliyorsunuz ki ŞEYTAN ROCK 'N ROLL' u ve PARAYI YARATTI !! Ha bir de alkol !! O yüzden incelemeyi okuyacak 18 yaş altı kesim .. UYARILDINIZ!! DEMEDİ DEMEYİN!!

https://www.youtube.com/watch?v=WNq0sxE2_Fo

Sevgili cicişler , siz bilmeseniz de ,yazlığı olan , üniversite yıllarında ve öncesinde top koşturan ve "metal dinleyen" her gencin, yaz sıcaklarının bastırması ile ortaya çıkan ortak bir kabusu vardır.. Bu kabusu şu başlık altında incelemekte yarar var : "Havalar ısınınca yazlığa giden aileler, karargahta yani evde kaderine terk edilen çocuklar, bu süreç öncesinde ve sonrasında maruz kaldıkları olaylar." Bu açıdan bakıldığında yazlık hem bir NİMET, hem de bir İLLETTİR .. "Nimettir" , çünkü bir otorite yoksunluğu vukuu bulmuştur , özgürlük duyguları tavan yapmıştır, uzun müddet kafeste tutulup proteinsiz bırakılmış kemikleri sayılan anorexia nervosaya tutulmuş aslan sokağa çıkıp seyyar kasaplığa meyletmektedir... Bonus olarak gelen YüKSeK (Bkz: ..ııIIIIıI..ııIII ) sesle müzik dinleyebilmek , sınırsız alkol alımı ve daha nice cici opsiyon da cabası tabii şekerim.. Diğer yandan "illettir" , çünkü tüm bu kazanımların bir de geri beslemesi vardır ..Biliyorsunuz özgürlükler savaşlar sonrasında ele geçen kazanımlardır ve tatlı tatlı yemenin ACI ACI.. (Anla işte canısı !! Söyletme beni ! ) İşte bu yüzden ,üniversite yıllarında o özgürlük duygusunu , metal müzik ve kazanımı olan asiliğe zerk eden bireyler, yazlığa gidip sıkıntılara gark olmamak için isyan bayrağını çektiğinden kelli gözü arkada kalacak olan ebeveynler de kitaptaki en eski hileye başvururlar .. Yani?

Para ile tehdit ve yörüngeye sokma çabaları ..

Özgürlüğe uygulanan bir ambargodur bu esasen ebeveyn öyle algılamasa da.. Ve ebeveyn bilmektedir ki , kapanan para muslukları ile kendisi karşılıksız dolar basıp piyasaya dolar süren bir küçük Amerika , karşı cenapta yeralan asi gençler ise,
kapitalizmin pençesine düşmüş ve varolma savaşı veren , totaliter rejimden kısıtlı bir süre de olsa kurtulmuş Kekomançero Cumhuriyeti' ne dönüşmüşlerdir .. Bu anlatılanlar şimdi belki okurken sizleri gülümsetse de, esasen büyük dramlar ve gözyaşı içermektedir.. Çünkü ortada adı konulmamış bir SOĞUK savaş vardır ve adı konulmamış bu soğuk savaş, SSCB ve USA arasında geçen versiyonu ile kıyaslandığında solda sıfır kalmaktadır.. Takriben , "Kader ve Keder" arasındaki ince çizgiyi belirleyecek büyük günden bir hafta öncesinde , yani ev halkının kapıyı suratınıza çarparak çekip, o güzel ve sevgi dolu "Ne halin varsa gör KÖTÜ RUH!" cümlesini size kurmalarından aşağı yukarı bir hafta öncesinde gayri nizami harp başlar .. Cepheler açılmış , hendekler kazılmış , kamplaşma ve ötekileşme kültürü ayyuka çıkmıştır..Güneşin asfaltta yumurta pişirdiği o günlerde, işbu ev içerisinde ters orantılı bir sera etkisi görülmektedir.. Dışarda insanları buhar eden sıcaklıkların aksine evin içi -50 lere düşmüştür.. Hiç ilgisi olmayan nesneler yüzünden 2. Dünya Savaşına rahmet okutan zincirleme reaksiyonlar ve diyaloglar yaşanmaktadır ve elinizi attığınız bu nesneler soğuktan kelli elinize yapışmaktadır.. Pek tabii savaşın seyreylediği bu günlerde küçük metalcilerin yanında hem dinlediği müzikten , hem benimsediği kültürden dolayı olsun hiçbir müttefik bulunmamaktadır.. Yalnızlık içinde varolma savaşı veren ve 3 , yazıyla ÜÇ cephede (anne - baba ve kardeş ), adı ele geçirilmiş medya sayesinde dezanformasyon ile yoğrularak Kutsal TESLİS ittifakı olarak adlandırılan bir oluşuma karşı çarpışan bir neferdir artık o ! Gelgelelim her ne kadar küçük metalci için durum umutsuz gibi gözükse de , bu ruhsal erezyonların at koşturduğu cepheler arasında GÖZLE GÖRÜLMEZ bir DEHŞET DENGESİ de kurulmuştur.. Ebeveyn göz göre göre "kendisince" yoldan çıkmış bu yaşam formunu gözden çıkaramaz.. Ölüme terkedemez.. Yalnız sıtmaya yakalanması yani sürünmesi de kendi yararınadır..Bilir ki, bu sene burnu sürtülecek bu asi birey seneye kararlarını, geçen sene kendisinin sponsor olduğu felaketler ve açlık olgularını da göz önüne alarak verecektir.. Küçük metalci de bunun bilincindedir pek tabii.. Ama kontrespiyonaj mantığı ile Kutsal İttifakın yumuşak karnına yönelmeyi ihmal etmez.. Çeşitli duygu sömürüsü ve "holivudun" post apokaliptik film senaryolarını , Knut Hamsun' un da kulaklarını çınlatarak ince ince , oya gibi işleyerek kendisini bu yoldan geri dönmesi için uyaran telaşlı anneye sızdırır.. Çünkü o da bilmektedir ki , anneler oğullarına kıyamazlar =)) Böylelikle "KALE" içten fethedilmiş , Truva atı tüm engellere rağmen ŞAHA KALKMIŞTIR! Ve tüm bu yaşanılanların sonucunda anneden nakit yaşam kaynağı bir miktar da olsa koparılır.. "YETMEZ AMA EVET!" ve "YES BE ANNEM!" cümleleri bir başka güzel gelmektedir şimdi kulaklara (LİBOŞLARA SELAM ROKETE DEVAM!).. Bir yandan bunlar oladursun , çarpışmalar da olanca hızı ve şiddeti ile devam etmektedir .. Yalnız karşı cephede yeralan ve çift taraflı oynayan müttefiki ele vermemek elzemdir. O yüzden nasıl ki sanayi de pişen menemeni elle yiyor , çatalla kaşığa burun kıvırıyorsak fırından yeni çıkmış taze ekmeğe sarılıp , yukardaki parçanın konusu olan nesneyi de , bu parça eşliğinde PROPAGANDASINI yaparak , hep bir ağızdan söylenen ENTERNASYONEL MARŞIYMIŞCASINA karşı tarafa empoze etmeye de kati suretle özen gösterilmelidir..

Büyük günden bir önceki akşam kılıçlar çekilir ve yenişemeyen taraflar masaya oturur.. Metalciye son kez gittiği yolun yol olmadığı , kararından vazgeçerse kendisine yazlık sınırları içerisinde bir KÜÇÜK dukalık bahşedileceği çınlatılır...Kibarca reddedişin ardından savaş , barış antlaşması adı altında oturulan bu masada ,son ve en şiddetli halini alır.. Cephede gerilla taktikleri ve vur-kaçlar ile bozguna uğratılmış düzenli ordular, kaybettikleri bu savaşı masada kazanmak istemektedirler sizin anlayacağınız.. Ama metalci feleğin çemberinden geçtiğinden kelli az da olsa elde edilen kazanımlarını geri vermek istemez ve karşılıklı HAYIR duaları ile antlaşma imzalanır.. Yıpranma ve savaş tazminatı alarak varoluşunu perçinlediği bu Kurtuluş Savaşından zaferle ayrılmıştır ayrılmasına ama bedeli çok ağır olmuştur kendisine .. 3 aylığına alması gereken paranın ancak üçte birini alır..

Bu kısımdan sonra yeralanlar kısmen kitabımızın konusu ile paralellikler göstermektedir.. Nasıl mı? Gelin devam edelim maceramıza kaldığımız yerden şekerpareler.. Metalci kararlı bir özgürlük savaşçısıdır LAKİİİİİN .. İktisadi bilimlerle arası HİÇ olmadığı "İÇÜN "(VAR OL AZİZ BABA !) kazanılan savaş tazminatları 2 haftada suyunu çeker .. Hiç bitmeyecekmiş gibi petrol satan Suudi Arabistan modelini, iç anadolu bozkırlarında hayata geçiriverir hiç farkında olmasa da.. Adı Bahar olan bir bayramda , yağan yağmura sebep, perişan olmuş ve asfalt üzerinde Bim'den alınan Bili-Bili marka yumurta kolileri ile tutuşturulup yakılan nevruz lastiklerine dönmüştür.. Köfte , sucuk , pirzola ,efenime söyleyeyim balkonda mangal ve çeşitli cici-boğazlarla start alan ve KIRMIZI TUBORGLAR ile desteklenen o güzel menüler gitmiş ,yerini günlük bir halk ekmek ve 2 milyonluk tuzlu çekirdekten oluşan , musluklardan akan BELEDİYE GAZOZU ile hüzün skillerine +10 veren Uganda diyetleri almıştır.. Geçtiği tünelin sonunda belirmesi gereken ışık ,midelerde patlayan grizularla kararmaktadır.. İşte o an bir mucize eseri okuduğu Aziz Nesin kitapları gelir aklına küçük metalcinin... Cezaevlerinde, bir elin nesi var çoğunluğun sesi var diyerek oluşturulan KOMÜNAL sistemi uygulayacaktır !! KIRMIZI SAKALLI CİDDEN AMA CİDDEN "TOPAL" bırakılan KARINCALAR olamasa da (karınca çalışkan kardeşim! olmaz öyle şey! BEN İŞSİZİM!) , "çekirge" ya da "ağustos böceği" olarak hayatına devam edebileceğini anlayarak göçebe yerleşim sistemine kanalize olmaya karar verir .. Sayı doğrusunun artı kısmında yer alan değerler paylaşılıyor da (MUTLULUK , SEVİNÇ GAK GUK!) , niçin eksiler de paylaşılmasın diyerek , kendi eksilerini başkalarının hayatını EKSİLTMEK için kullanma yoluna giden ve aldığı zımba gibi bir İvan Drago aromalı aparkatla ringi öpen bu varoluş savaşçısı (DOSTOYEVSKİ KİM ULAN ?!?!?CAMUS MÜYMÜŞ !! PEH!!! BEN VARIM BEN!!!! RÖHAHAHAHA!!) 10'dan geriye sayılırken bir phoneix (zümrüdü anka işte !) olup kendi küllerinden doğma yolunun kapısını işte o an, orada aralamıştır..

Biliyorum ki burdan sonrasında neler oldu bilmek isteyeceksiniz .. Anılar güzel ama zaman kısıtlı .. Şöyle anlık olarak zaman çizelgesini check edecek olursam , yaşanılan olaylardan bir tanesini aktarayım sizlere .. Aklıma ilk gelenlerden.. Misal sabah Kerpiçlere (işsizlik ordumuzun yüzbaşı rütbesi ile hizmet veren bir başka neferi!) gidip, ekmek , leblebi ve kelle başı 5 bira ile kahvaltı yapmak , öğlen Odtü bahar şenliklerinde "SICAK" 4 kırmızı tuborg , üstüne 2 büyük votka ve maddi olanaksızlıklardan ötürü yemekhaneden calınan limon suyuna şeker eklemek sureti ile yapılan GÜLYABANİ kokteylini "öldürüp" devrim statında uyuyakalmak ve gece saat 4'te Mamak'ta bir parkın içindeki havuza ayaklarımızı uzatmış bir halde uyanmak .. Evet şekeri çok kaçırmışız! =))

Şimdi ben bunları size niye anlattım ? Hakan Günday' ı ilk okuduğum günden beri biliyorum ki , o da bu camianın içinden gelme bir adam.. Metal dinlemiş.. Bu kültürü ve birikimini çok iyi özümsemiş ..Bu çok açık! Ve gözlem gücü muhteşem.. Ben işin gırgırı ile buraya kadar size olayın temel yol haritasındaki değişkenlerden birini anlattım sadece. Bu kitapta yeralan esas olay, yaşama isteğini yitirmiş bireylerin içine düştüğü durumlar .. Esasen inceleme de sadece ve sadece İŞBU PARAGRAFTAN İBARET ! Mutlaka oku diyeceğim bir kitap mıdır ? Hayır değil .. Ama farklı bir kafa .. Farklı bir panorama .. Farklı diyarlara ve şahıslara açılan bir pencere .. Okursan kazanımın çok olmaz ama kaybettiğin olgular içinde zaman da yer almaz şekerim .. Bünye aforizmaya doyar..

Bir İŞSİZ VE "SPONSORSUZ" incelemenin de böylece sonuna geldik cicim .. Sevgili Hakan Günday , eğer bu incelemeyi okuyor ve içinden Sarı Mercedes filmindeki kadına karşı çemkiren İlyas Salman edasıyla "BOK ETTİNİZ" diyorsan ,bana özelden ulaş ki hesap bilgilerimi vereyim sana .. 'Till then ..

ÇAĞARIN GELSİN CEYARI ! SOYSUN GİTSİN HIYARI !
224 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Dikkat spoiler içerir !
KILIÇLARI KESMEYEN ORTAÇAĞ SAVAŞÇILARI...
PİÇLER...
Kimdir piç?

Bir kravatı işyerinde takmaktansa, kendilerini onunla asmayı daha uygun görenlerdir.

Diğer insanlar ölürken dua eder, piçler konuşarak ölür.

Piçler tek kişilik ailelerdir.

Tanrının var olduğunu bilirler ama ona inanmazlar; Tanrının yaratıklarını hatalı bulurlar, çalışma tarzını beğenmezler.
Tanrıya güvenmedikleri için ona karşı savaş açmazlar, cehenneme bronzlaşmak için gideceklerinden emindirler.

İslam dininde 99 adı olan bir varlığın çok kalabalık olduğunu ve evrenin ölü bir yatırım olduğunu düşünürler.
Piçlere göre Tanrı iyi niyetlidir ama yaratmak, iyi niyetten fazlasını gerektirir.

Tıbbi olarak piç bir kadavradır.
Korkak ve haindirler.
Yetişkin gerizekalılardır.
Piçler kimsenin ve hiçbir şeyin çocuğu değildir.
Piçlik, tek kişilik bir kâbus, dört kişilik bir rüyadır. Uyanmak söz konusu değildir çünkü piçlerin gözkapakları saydamdır.

Bir piç tehditle teklif arasında fark görmez.
Ne intihar ederler ne kazaya ne bir cinayete kurban giderler,onların ölüm nedenleri “doğum”dur.

Hayatları boyunca yaptıkları “kendini harcamak”tır, kendilerini tüketmek isterler.
Herkesi ve her şeyi de harcarlar.

Açlıktan da ölse, soğuktan da donsa çalışmazlar.
Borç alır ama ödemezler.

HER ŞEY DAHİL VE HERKES DÂHİ!

Hayat felsefeleri:

Siktir et!
Düşünme!
Pişman olma!
Soru sorma!
Tahminde bulunma!
Çalışma!
İç!
Sarhoş ol!
Az pişmiş et ye!
Acıdan zevk al!
Hayatı heba et!

Piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur.
Piçler piçtir.

Günday bu; neşterle kalbinizi çiziyor, bıçağı sapladığı yetmezmiş gibi döndürerek çeviriyor.
Yeraltı edebiyatının en büyüğü Hakan Günday’dır biline!

Bu yazıyı okuduktan sonra zehirlenmiş olma ihtimaline karşın lütfen yoğurt yiyiniz. :))
  • Azil
    8.5/10 (1.114 Oy)985 beğeni3.551 okunma1.981 alıntı16.175 gösterim
  • Daha
    8.8/10 (1.744 Oy)1.766 beğeni5.616 okunma3.285 alıntı26.298 gösterim
  • Zargana
    8.1/10 (871 Oy)750 beğeni3.018 okunma1.156 alıntı11.657 gösterim
  • Az
    8.6/10 (2.597 Oy)2.421 beğeni8.507 okunma2.535 alıntı44.846 gösterim
  • Kinyas ve Kayra
    8.7/10 (3.280 Oy)3.682 beğeni9.756 okunma11.080 alıntı131.201 gösterim
  • Erken Kaybedenler
    7.8/10 (1.447 Oy)1.227 beğeni5.552 okunma1.001 alıntı20.404 gösterim
  • Müptezeller
    7.2/10 (1.172 Oy)900 beğeni4.251 okunma895 alıntı12.816 gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.4/10 (1.469 Oy)1.237 beğeni4.381 okunma1.035 alıntı18.290 gösterim
  • Ziyan
    8.7/10 (634 Oy)609 beğeni2.052 okunma1.813 alıntı12.052 gösterim
  • Korkma Ben Varım
    8.6/10 (1.160 Oy)1.173 beğeni3.972 okunma2.613 alıntı28.290 gösterim
%24 (52/224)
·Puan vermedi
10 dakika dolmadan fikirlerimi buraya aktarayım;

Genelde yarım bırakmak huyum olmasa da hiç ilerlemeyen ya da bana ters kitapları yarıda bırakırım.
Büyük beklentiler içinde bu yazarı listeme almıştım. Çoğunun sevdiği yazar bir hikmeti vardır dedim.
Yazarın bir konuda hakkını vermeliyim güzel cümleler kurmuş, hikayeyi kendince orijinal yapmak istemiş, Piç`lerin hayatlarını, samimiyetini ortaya koymuş.
Ama hikayeye gelince;
Hiçbir okunur tarafı yok. Çünkü sığ bir hikaye. Bana ne katacağını dünden beri düşünüyorum. Düşünce tarzımı değişmeyecek, hayatta yol göstermeyecek, kapağı kapattıktan sonra "iyi ki okumuşum" cümlesi kurdurmayacak, iki gün sonra zaten anımsamayacağıma emin olduğum bir hikayesi var.

Yazarı okumak isteyenler varsa fikirlerini olumsuz etkilemek istemem. Ama bu da benim serseri serbest stilim :)))

Zaten bu aralar okuduğum hiçbir kitap tatmin etmiyor -_- Bakalım sırada Leyleklerin Uçuşu var o nasıl olacak :)

İşte böyle *-*
224 syf.
·35 günde·Beğendi·8/10
Hakan Günday'ın piçleri çok gerçekçi bir şekilde ele aldığı bir kitap: Piç.
Kitaptaki piç terimi ile toplumun olağan yaşamının dışında bir hayat süren insanlar kast ediliyor. Mesela kitabın bir bölümünde piçler için şöyle diyor: "Piç olmanın, doğuştan gelen tek şartı herhangi bir üstün yetenek sahibi olmak ve o alana ilgi duymamaktır."

Kitap 4 ana karakter (piç) etrafında az bir olay ve çok karakter tahlilleri ile devam ediyor. Dilinin içine çeken bir tarafı var. Kitapta 1000 cümle varsa bunun en az 900'ü alışılagelmişin dışında. Kelimelerin zikzak çizmesi, değişik kullanımı okurken daha fazla dikkatli olmanızı sağlıyor. Bu anlamda yer altı edebiyatı gerçekten ilgimi çekmeye başladı. Çünkü bir yazar bu türde gerçekten iyi değilse oturup sırf 'değişik' olsun diye bu kadar değişik cümle kuramaz. Kurarsa da muhtemelen itici durur. Fakat Hakan Günday'da böyle bir şey görmedim.

Yazar kendi düşüncelerini sık sık araya koymuş. Aynı zamanda karakterlerin ağızlarından da sık sık düşünceler ortaya konmuş. Burada bir seçim yapması daha güzel olurdu kanımca. Çünkü karakterlerin düşünce yapısıyla, yazarın satır aralarında verdiği kendi düşünce yapısı birebir uyunca karakterler biraz zayıf duruma düşüyor.

Sonuçta okurken zevk aldığım, bazı noktalarda ufkumu genişleten bir kitap oldu. İkinci Hakan Günday kitabımdı. Yaşayan, yerli bir yazarı daha sevdiğim yazarlar listeme eklemiş olmaktan dolayı ayrıca sevindim.
İyi okumalar dilerim.
224 syf.
·6/10
İyi imkanlara sahip ve iyi bir geleceğe sahip olabilecekken kendi isteğiyle kendini toplumdan soyutlamış kişilermiş piçler.
Genellikle sağlıklı ve yetenekli olurlarmış.
Onlar yaratıcılıkların satılmaması gerektiğini düşünür ve tamamen kas gücüne dayalı işler yapabilirlermiş.
Ertesi günü düşünmez hatta bir sonraki saati bile düşünmezlermiş.
Düzensiz hayatlarındaki düzenli olan tek şey alkolmüş. Ama hiçbir zaman kendilerini kaybedecek kadar sarhoş olmazlarmış.

Ne berbat yaşam...

Son 4-5 sayfasına kadar gerçektende alkol alıp alakasız konulardan bahseden (ara ara kendi yaşamlarından da bahsederler) 4 gencin sıkıcı heyecansız yaşamlarını okuyoruz.

Son sayfalarında ise hepsinin başına neler geldiğini okuyoruz. İşte bana göre kitabın vurucu özelliği de burada.

Bunu kendileri istediler diyorsun, kızıyorsun onlara, üzülüyorsun ve asla bir "piç" olmayacağına karar veriyorsun :)

Son sayfaları olmasaydı çok sıkıcı bir kitap olurdu.
Büyük umutlarla başladığım ilk Hakan Günday kitabını yarım bıraktım. Ya kitabın derinliğini ben kavrayamadım, ya da kitapta belki de derinlik falan yoktu, tek istediği o sadeliği özümsememdi fakat ikisini de yapamadım. Kitabın bir akışkanlığı yoktu, okurken verilen detaylardan çok sıkıldım, bitirmek için çok zorladım fakat başaramadım. Hakan Günday eminim çok değerli bir yazardır, başka kitaplarını okuduktan sonra Piç'i yeniden okumayı deneyeceğim.
224 syf.
·Beğendi·8/10
Bu kitap yaklaşık 2 aydır dolabım da bulunuyordu, sırası gelince okurum diye düşünmüştüm . Dün elime aldım, neyse 2 saat vaktim vardı ve 2 saat okur sonrada dışarıda haftasonu tatilimi yaparim diye planlamıştım, ama öyle olmadı kitabı sanki ellerine zincirlediler. Okudukça daha çok okuma isteğim artti. Mükemmel ötesi diyebileceğimiz bir roman zaten Hakan günday'ın her romanı böyle. Yazarımız Piç diye nitelediği karakterin hayat'a soyut bakmalarindan kaynaklanıyor. Topluma karşı umursamaz tavırları. Diğer insanların yapmacık pozitif tavırlarindan piç lerin umursamaz samimi davranışları beni daha çok etkiledi. Romandaki 4 piç ide çok Sevdim :)

size iyi okumalar :)
224 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yeraltı edebiyatını seviyorum. Seven çok sever, sevmeyen de bu ne biçim tür der..
Bu kitap da öyle..
Dört piç gencin hayatına tanıklık ediyorsunuz.
Yaşadıkları bohem hayata rağmen, kurdukları cümleler, yaşadıkları kafa çok acayipti.
Bir solukta okunacak bir kitap gibi dursa da, ben ağırdan almayı tercih ettim.
Günday'la da tanıştık, hadi bakalım hayırlısı :))
224 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
Hakan Günday'dan akıllara zarar bir eser daha bitirerek incelememi 1K okurlarına sunmak istiyorum. Eserin adı yanıltmasın "piç" tanımı annesi belli babası belli olmayan kişilere toplum tarafından konulmuş bir isim olsa da yazar hiçte öyle bir isim olmadığını anlatmış. 4 genç 4 verilmiş hayat ve boşuna harcanan zamanı işlemiş eserde yazar. O kadar benciller ki bu 4 insan bencillik dalında Nobel verilse sorgusuz sualsiz bu kişiler alır. Kişilerin adlarını yazmayacağım. Okuyup sizler tanıyın. Kitabı okurken çok üzüldüm. Çok anlamlı şeylerden bahsediyorlar o kadar anlamlıydı ki itiraz hakkım dahi olmadı. Ama acı bir hayatları var. Üzüldüm her satırda yazık. Bu kitabı ramazan ayı içerisinde okumak da ayrı bir etki oluşturdu. Dışarda çaresiz çok insan var. Ben incelemenin orta kısmında benciller dedim kahramanlara aslında kahraman dahi değiller onlar kendilerini hiç etme konusunda istikrarlı davranan 4 kişiler, belki biz bencilizdir. Bu kişiler dünyaya, ailelerine, arkadaşlarına ihanet ettiklerini sanıp üzerine alkol alıyorlar. Ama kendilerine ihanet ediyorlar. Aslında incelemem o kadar uzun ki. Kitap bana bir çok duyguyu yaşattı. Çok şeyi öğretti. Sözün özü tavsiyeli eserdir. Edebiyat hep mutlu sonla biten kitapları barındırmaz. Hakan Bey kaleminiz çok güçlü! Hakan Günday
224 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
~Kitaplar nefesiniz olsun~

Benim devreler yandı valla bu insanlarda kim bu davranışlar, bu yaşam tarzıda neyin nesi vav!!! etkilenmemek elde değil. Yaklaşım, anlatım beklediğiniz kelime anlamı dışında hayata yaşama karşı ya da yaşayanlara düzene düzensizliğe bilimum herşeye karşı dört güzel arkadaşın hikayesi.
Piçlik üzerine bir hiçliğe yolculuk. Güzeldi tavsiye olunur.

Bütün kitaplar güzeldir. "Bu bir tık daha güzel" İyi okumalar.
224 syf.
·Beğendi·8/10
Beni Hakan Günday ile tanıştıran kitap. Kullandığı dil, sokak kültürü ilk başta pütürlü gelse de, sonradan adapte oluyorsunuz. Tabii kitap ve yazar kavramı görecelidir. Bana hitap eden, sana zerre hitap etmez. Çok beğenerek okumuştum. Kendilerini hayatın mücadelesinden ayıklamış, uyuşturulmuş gibi uyanması mümkün olmayan bir bağlılıkla birbirlerinden ayrılmayan dört arkadaşın hikayesi. Barbaros, Cenk, Hakan ve Afgan. Onlara kısaca "piç" deniyor. Aileleri tarafından dışlanmış bu toplumdışı kişilerin hayatlarını okuduğunuzda, hep aynı duyguda kalmıyorsunuz. Metaforlar var ve insanlar, onların yaptıkları hakkında sağlam cümleler var. Kitabın içinde geçen "Afacan Dennis"adlı çizgi filmin gerçek hüzünlü hayat hikayesini okuduğumda çok şaşırmıştım! Arada böyle ilginç bilgiler vermesi Hakan Günday'ın tarzı. İtinayla tavsiye edilir..
224 syf.
·4 günde·10/10
Her satır, her cümle, her paragraf ateş ediyor. Bir adam düşünün ki daima benim için en iyisi. Hakan Günday! Romanımızın kahramanlarını, vurdumduymazlıklarını, umursamazlıklarını çok sevdim. Öyle ki elimden bıraktığım anda karakterleri özlemeye başladım.
Sonunda ise bir 'hiç' oldum.
"Bir roman okumuştum Nilay. Bundan yıllar önce. Şimdi adını hatırlamıyorum. Romanın kahramanı bir polisiye yazarı. Dünyaca meşhur ve Nobel ödüllü bir yazar. İmza günleri düzenleniyor ve önünde binlerce kişilik bir kuyruk oluşuyor. Kitaplarını imzalaması için yazar adına iki günlük bir organizasyon gerçekleştirmişler. Yazar, önüne konan her kitaba bir paragraf yazıyor, altına da tarihi ve tam olarak saati kaydediyor. İki gün boyunca yüzlerce kitabın ilk sayfalarını bu şekilde doldurup ortadan kayboluyor. Ancak yazdığı paragraflar, ilk bakışta son derece anlamsız görünseler de, hayranlar kulübünden birkaç kişinin fark etmesiyle anlam kazanıyor. Çünkü paragraflar birbirini takip ediyor. Yazarın son romanını imzaladığı kitaplara parça parça yazdığı ortaya çıkıyor. Gazetelere ilanlar veriliyor, televizyon haberlerine konu oluyor. imza günlerine katılmış herkes bir araya getiriliyor.
Ancak romanın sonu yok. Yazar da ortada yok. Herkes merak ediyor. Çünkü bütün roman bir katil ve bir kurban üzerine. Adlan bilinmiyor. Ama romanda bütün ayrıntısıyla katilin kurbanı neden öldürmesi gerektiği anlatılıyor. Hayranları bu bilinmezlik içinde deliye dönüyor. En sonunda yazarın nereye saklandığını buluyor ve adresini öğreniyorlar. Eve girdiklerinde duvarlarda sprey boyayla yazılmış paragraflar görüyorlar. İlk gördükleri paragrafta şöyle diyor: "Kalabalık bir grup eve girdi. Kapıyı açık bulduklarına bile şaşırmadılar, tek şaşırdıkları duvardaki yazılardı... " Biraz daha ilerliyor ve evin ikinci katına çıkıyorlar. Kapalı bir kapının üzerindeyse şöyle yazıyor: "Sadece öğrenmek istiyorlardı. Katilin ve kurbanın kim olduğunu öğrenmek istiyorlardı. Ağızlarından salyalar, avuçlarından terler akıyordu. Bütün bakışlar ve düşüncelerin kaygan olduğu bir koridorun sonundaki kapıyı açtılar... " Kalabalık büyük bir heyecanla üzerinde yazı olan kapıyı açıyor ve yazarı kendini vurmuş olarak buluyorlar. Ölü yazarın kapaklanmış olduğu çalışma masasının dayandığı duvarda,
"Kurban da, katil de benim. Hepsi benim..." yazıyor.
Acı, insanın hayat tarlasında biçtiği buğdaylardan pişirdiği ekmektir. Dolayısıyla sabah kahvaltısı kadar kaçınılmazdır.
Domino taşlarından oluşmuş zincirin bir ucu geçmiş, diğer ucu gelecek. Yıkılıyorlar teker teker ve şimdi ki zaman kalıyor ayakta.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piç
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759914943
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Piçlerin çocukları olmaz.

Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.

Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.

Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.

Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.

Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.

Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.

Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.

Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.

Kitabı okuyanlar 3.972 okur

  • Cemil Koçak
  • arzum baser
  • Şafak Sinan
  • Serkan
  • Ümit ÖZCAN
  • Ahmet Tosun
  • AHMET KALKAN
  • Pınar deniz
  • ahmet tunç
  • Batuhan Ulusoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%21.3
25-34 Yaş
%35.6
35-44 Yaş
%26.2
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%0.2
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.7
Erkek
%44.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (291)
9
%18.7 (215)
8
%26.2 (301)
7
%15.6 (179)
6
%6.8 (78)
5
%2.9 (33)
4
%1.5 (17)
3
%1.7 (20)
2
%0.7 (8)
1
%0.8 (9)

Kitabın sıralamaları