Malafa

8,1/10  (120 Oy) · 
314 okunma  · 
98 beğeni  · 
2.006 gösterim
Bir kuyumcu dükkânının kapısından giriyorsunuz. Gösterişli, albenili bir dükkân burası. Pahalı mücevherlere ulaşıyorsunuz. Ama önce tezgâhtarlar... Yani tezgah. Önce tezgahtan geçiyorsunuz. Ya da hep tezgâhta kalıyorsunuz. Hayatta da olduğu gibi... Bir kuyumcu dükkânına kocaman bir dünyayı sığdırıyor Hakan Günday.. Kozan, ana karakaterimiz tezgâhtardır. Eline ne geçerse satabilecek kadar başarılı… Ağzı laf yapan, herkesi ikna edebilecek kadar laf yapan bir tezgâhtar. Onun kullandığı dili kullanıyor Günday da. O jargonla konuşuyor. Satmak dışında dünyada olup biten hiçbir şeyi umursamayan Kozan da bugünün insanını yeniden tanımlıyor. Yüzeysellik ve satmak… Her şeyden ve hepsinden önemlisi satmak, yani başarı. Kocaman bir yalanın hüküm sürdüğü bu büyük kuyumcu, ona göre, büyük bir kuyu. Bir hayaller ve yalanlar diyarı burası. Hakan Günday Malafa’da eğlenceli bir düzen eleştirisine imza atıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    210
  • ISBN:
    9789759914981
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
gökçe türkkan 
01 Haz 22:36 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Piç ile tanıştığım Hakan Günday'ın, Daha'sı ile devam etmiştim. Malafa ile üçlemiş oldum. Merak uyandıran kitap isimlerini bilinçli tercih ettiğini düşünüyorum yazarın. Malafa' da kuyumcuların kullandıkları yüzük düzeltme ve numaralandırma aracıymış. Kitabın konusu ise; Turizm'in en cafcaflı yeri, kalbi olan Antalya'da Topaz Jewellery Center'da geçen tezgahların ve tezgahtarın hikayesi. Kozan adındaki tezgahtarımız, safkan bu işlerin içinde yetişmiş biri olmasa da, kaderi burda şekilleniyor ve şekillendiği yerin bir numaralı adamı oluyor. Turistler onlar için sonuna kadar kanı emilecek avlar. Tabii burda tezgahın bin türlü numarası dönüyor. Kozan ayaküstü yalan üzerine master degree yapmış biri olarak, o kadar hızlı ve ikna edici konuşuyor ki, karşısında kim olsa büyüleniyor.

Okurken kuyumculukla ilgili bayağ bilgi edindim. Hakan Günday insanın aklında kalıcı kısa ama yararlı bilgiler veriyor. Yalnız burdaki dönen dünya, korkunç! Acımasız, ruhsuz, beş para etmez ciğerli adamların dünyası. Satıcıların herşeye satma gözüyle bakıp böyle hareket etmeleri insanı ürpertiyor. Hele kendi aralarında turistlerin anlamaması için geliştirdikleri jargon var, aman aman... Ne de olsa yaşadığımız çağ zaten "satıcılık" üzerine...

Diğer iki kitabına göre, Malafa'yı daha geride buldum ama okunmayacak tarzda değil. Psikolojiyi yine zorluyor, okuyan belki de bir daha kuyumcuya giderken elli defa düşünecek, tatildeyken harcama dürtüsünü törpüleyecek. Çünkü kitap tezgahtarlık ve tezgahtarlar hakkında çok acımasız gerçekleri beynimize çakıyor! Bir Hakan Günday taktiği. Bizim bilmediğimiz, yabancısı olduğumuz şeyleri, zihnimize kazıyor...

Özellikle yazarın müdavimi olanlar beğenecektir diye düşünüyorum.

kinokume 
 06 Haz 15:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Antalya'da bir kuyumcu. Bu kuyumcuda çalışan, asıl işi tezgahtarlık olmayan ama hayatın oraya sürüklediği bir tezgahtar; Kozan. Ve Kozan'ın o günkü avı olan turist bir aile. Kitap, iki buçuk saat boyunca tezgahtar ve alıcılar arasında geçenleri anlatıyor. Sonunda şaşırdım, ki ben böyle sonları çok severim. Kitapta beni zorlayan tek şey kullanılan dil oldu. Sık sık tekrarlanan bazı kelimeler ( yumoş tram ahçik gibi ) kitaba odaklanmamı başlarda zorlaştırsa da kısa sürede alıştım ve oldukça keyifle, merakla okudum. Bu , ikinci Hakan Günday kitabımdı, yine çok sevdim. Tavsiyemdir.

M. 
24 Oca 09:25 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Aklının korunması için Tanrı'ya ilk yalvaran insanın dileği yerine getirildi. O günden bu yana insanın aklı, Tanrı tarafından korundu. Belki bir kasada, belki de cennette. Çünkü aklın, insan bedeninden kaçabileceği beş delik ve akıl yoksunu bedende delilik vardı. Akıl, insandan korundu.

Muharrem Armağan 
19 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Hakan Günday'ın okuduğum ikinci kitabı. Öncelikle kitaptaki dil çok hoşuma gitti sanırım ermeni argosu diye geçiyor başta zor gibi geliyor ama okudukça kendiliğinizden alışıyosunuz. Kitap her ne kadar roman olarak Antalya'da bir kuyumcuda geçiyor olsada aslında yazarın anlatmak istediği kapitalist sistemde insanların alışverişi çılgınlığı ve bunu bir zorunluluk olarak görmeye başlamaları bu yüzden yazara göre 2 tip insan vardır tezgahtarlar ve turistler yani kandıranlar ve kandırılanlar. Kitabı okuması eğlenceli olmayabilir ama gerçeklik payı çok yüksek bu da Hakan Günday farkı sanırım bu yüzden diğer Hakan Günday kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Döngüsel 
27 May 23:42 · Kitabı okudu · 8 günde · 8/10 puan

Malafa, Hakan Günday’ın okuduğum 3. kitabı. Daha ile Kinyas ve Kayra’yı satın almıştım, açıkçası bir daha Hakan Günday’ın kitaplarına para vermeyi düşünmüyordum, zira yeterince okudum. Fakat kütüphanenin raflarında rastlayıp da elime alınca, kendimi tutamadım ve 3 hakkımdan birini Hakan Günday’dan yana kullandım.: )

Evet, kitabın kapağı, kitabı okudukça gayet uygun düşüyor içeriğine. Kapaktaki sinsi, üçkağıtçı, bir o kadar da güleç erkek tipi; tezgahtaki malları değerinin kat kat üstüne satmak için çenesini ustalıkla kullanan tezgahtar ile birebir uyuşuyor.

Ermeni argosu olduğunu öğrendiğim ve alışana kadar oldukça zorlandığım dili ile diğer kitaplarına oranla daha zor okunuyor diyebilirim. Deşalamak, yumoş, tram, meter, ahçik gibi kelimeler kitapta sıkça kullanılıyor. Antalya’da bir kuyumcu, kuyumcudaki tezgahtarlar ve müşterileri turistler ile aralarındaki ilişkiler. Malı satmak için türlü tezgahların döndüğü dükkanlar, turizm acenteleri, rehberler, dükkan sahipleri arasındaki pazarlık ilişkileri, turistlerin gözleri boyanarak bu ilişkileri tamamlamaları, vs… klasik Hakan Günday üslubu ile anlatılmış: Çekinmeden, lafı döndürüp dolaştırmadan, kalabalık yapmadan, allayıp pullamadan, bir yandan tokat atar gibi bir yandansa sever gibi…

Genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Yine karşıma çıkarsa başka bir kitabıyla, yine geri çevirmem. Fakat bu tüm kitaplarını okuma hevesi içindeyim anlamını çıkarmasın, yeraltı edebiyatına şimdilik doyduğumu hissediyorum.

Ayşem 
18 Ağu 00:23 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Hakan Günday'ın nispeten daha az insanı sarsan orta ayar romanı. Kitabın kendine has bir dili var. İlk okumaya başlayınca ne diyor bu yaa diye bir şok oldum. Sonra tek tek kelimelerin anlamlarını bulmaya çalıştım. Tabii internette "Malafa okuma sözlüğü" diye bir paylaşım yapmışlardı bile. Yeraltı edebiyatı seven okuyucular sıkılmaz bence bu kitaptan. Bolca ermenice sözcük var. Okudukça öğreniyorsun zaten ve kitap akıp gidiyor. Kitap bittikten sonra Antalya'dan, kuyumdan ve turizmden ebediyen soğuyabilirsiniz.

cosmos 
20 Tem 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Edebiyattan hoşlananların Hakan Günday'a karşı oldukça acımasız eleştiriler var. Çok piyasa ve amatör olduğunu, basit yazdığını düşünüyorlar. Ancak ben bu kadar kötü olduğunu düşünmüyorum. Dostoyevski okuduktan sonra sizi tatmin etmeyebilir ancak okuması bana keyif veriyor.

Bu kitabı da keyifli diyebileceğim bir kitaptı. Okumakla birşey kaybetmezsiniz. Çok şeyde kazanmazsınız. Ancak ağır kitaplardan sonra güzel bir mola olabilir.

Yüksel Çetin 
19 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitabın kendine özgü bir dili var, kitabı okumaya başladığınızda tezgahtarların kendi aralarında geçen konuşmalarını anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Okumaya devam ettiğinizde kitap kendi dilini size kabul ettiriyor. Diğer kitapları kadar beğenmesem de zevkle okuduğumu söyleyebilirim. Turizm hakkında akıllarda güzel notlar bırakıyor.

Osman Yüksel 
05 Oca 23:10 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ve sonunda Hakan Günday'ın son kitabını da bitirmenin mutluluğu ve hüznü var içimde...Yeni kitap yayınlayana kadar Hakan Günday'dan uzak kalacağım ve bu durum beni oldukça üzdü. Sanırsam Ziyan, Daha ve Az' ı birer kez daha okuyacağım. Kitaba gelecek olursak yazarın diğer kitaplarına oranla daha yumuşak bir tarzda yazdığını gördüm. Konu Antalya da bir AVM de tezgah ve tezgahtarlar hakkında...Evet gayet basit bir konu ama Hakan Günday'ın kalemi olunca kitap sonunda sizi omzunuzdan tutup sıkıca bir sarsıp akabinde iki de tokat yapıştırıyor. Bu kitabı okuduktan sonra artık siz eski siz olarak kalmayacaksınız ve bütün tezgah ve tezgahtarlardan nefret edeceksiniz. Turizm, tezgah ve tezgahtarlar hakkında birbiri ardına sıralanan tespitleri belki de hayatınız boyunca unutmayacaksınız. Tüm arkadaşlar okuyun bu kitabı ama özellikle turizm sektöründe çalışan arkadaşlar hemen şimdi bu kitabı bir şekilde edinin ve okumaya başlayın...

buse soysal 
01 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

bu sefer biraz aramız açıldı Gündaycığımla.Neden , derseniz bu kitabını pek beğenmedim de ondan.Hem o önceden okuduğum 2 kitapta ki (Az ve Daha ) tarzını bulamadım ama kitabı okumak için resmen yanınızda Ermenice bir sözlük bulundurmanız gerekiyordu.Tamam karakterlerin özelliği gereği onların Ermenice konuşmasını anlarımda kendi kullandığı dış uslüpta neden Ermenice kelimeler var ?! Konusu itibariyle de bana hiç hitap etmeyen bir kitap oldu normalde diğerleri gibi beni sarsa ince bir kitap olduğundan 2-3 günde bitirebileceğim kitabı 1 haftada zar zor bitirebildim maalesef.

Bu arada konusuna küçükcükte olsa bir değinecek olursak, Antalya'da Topaz Center diye bi mücevher dükkanları olan Ermeni bir şirketin turistleri nasıl kazıkladığını anlatıyor.

3 /

Kitaptan 91 Alıntı

Hayal gerçeğe katlanmak için gereklidir. Temel gıda, giyinme ve barınma gibi bedene yönelik harcamalar eti, hayaller ruhu doyurur.

Malafa, Hakan GündayMalafa, Hakan Günday
Rana Kaya 
25 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Türkiye’de rakıyı içerken, kadehi önce sofraya vurur sonra diğer kadehlerle tokuştururuz.’
Elinde kadehiyle sabırsızlık içinde açıklamanın bitmesini bekleyen Gerard sordu.
‘Neden?’
‘İki nedeni vardır. Öncelikle sağlıklarına içtiğimiz ancak sofrada olmayan ve sevdiğimiz kişileri anmak için. İkinci nedense, rakının insanı konuşturmasından kaynaklanır. Kadeh sofraya vurulursa gizlilik yemini edilmiş demektir. O sofrada konuşulacak her konu o sofrada kalacak demektir. Rakı insanı soyar. Sarhoş, sofradan çıplak kalkandır. Ama sofranın adı rakı sofrasıdır. Yani çıplaklar kampı. Şerefinize!

Malafa, Hakan GündayMalafa, Hakan Günday
Rana Kaya 
25 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dünya bir tezgahtır. Tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak ölünce anlaşılır.

Malafa, Hakan GündayMalafa, Hakan Günday
gökçe türkkan 
01 Haz 22:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"İnsan aşık olunca, taş pırlanta olunca ölümsüzleşir."

Malafa, Hakan Günday (Sayfa 165)Malafa, Hakan Günday (Sayfa 165)
Döngüsel 
27 May 23:44 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sevgili Amber, Türkiye caza benzer. Bir sonraki notanın ne olduğunu tahmin edemezsiniz. Ve bu yüzden dinlemeye devam edersiniz.

Malafa, Hakan Günday (Sayfa 148)Malafa, Hakan Günday (Sayfa 148)
M. 
23 Oca 10:13 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İnsan her şeyi düşünebilir. Düşünce, zemini sonsuzluk olan bir oyundaki piyondur. İstediği yere gider. Sonsuza kadar, yeryüzünün sırtında zıplayan tenis topları gibi, bir kafatasından diğerine çarpar.

Malafa, Hakan Günday (Sayfa 107)Malafa, Hakan Günday (Sayfa 107)
Osman Yüksel 
30 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Antalya'nın en iyi tezgahtarı olacağından emindi çünkü gerçek hayatı ancak bir ölü kadar umursuyordu ve her turistin anadiline babalık yapacak kadar kelime biliyordu.

Malafa, Hakan Günday (Sayfa 33)Malafa, Hakan Günday (Sayfa 33)
M. 
24 Oca 11:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

... insanı sonsuz acıdan kurtaran ölüm, doğumdan üstündür.

Malafa, Hakan Günday (Sayfa 123)Malafa, Hakan Günday (Sayfa 123)