Gönderi

Hiçbir Şey Yok ile Her Şey Var Arasında
9/10
·535 syf.··
Beğendi
·
2020 154. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2020 22:49
YouTube kitap kanalımda Hakan Günday'ın bütün kitapları ve kitaplarını okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/uqCotb6in_0 Taedium vitae = Yaşamın amaçsızlığı, hayatın boşluğu, yaşam bıkkınlığı, hayattan usanma anlamlarına gelebilen Latince bir söz öbeği. Kayra'nın Zippo çakmağında yazan bu söz öbeği bütün romana ve karakterlerine ışık tutabilecek bir öbek aslında. Kitapta sosyolojik yönden harika eleştiriler bulunmakta. Sorgulamayan insanlara bir savaş açmış kitap neredeyse! Yaşamı ararken sayısızca ölümle karşılaşmış insanların bıkkınlığının kitabı sanki. Öncelikle Yeraltı Edebiyatı'nın Türkiye'deki bir temsilcisiyle tanıştığım için Hakan Günday'la gurur duyuyorum, son zamanlarda en çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu Kinyas ve Kayra, haliyle ben de çok doldum anlatmak istediklerim için. Devrikleşti cümlelerim bile onun yüzünden! Yeraltı Edebiyatı'ndan biraz bahsetmek gerekirse; bazı kişilerin böyle romanları sevmemesini anlayabilirim. Çünkü size duymak istediklerinizi anlatmaz bu tür romanlar, kaçmaya çalıştığınız, toplum içerisinde görmek, duymak ve konuşmak istemediğiniz her türlü konuyu edebiyatın bu türünde bulabilirsiniz. Eğer Whatsapp'taki üç maymundan biriyseniz okumayın bu kitabı! Sonuç olarak, tam bir üç maymun kesildiğiniz edebiyattır diye nitelendirebiliriz Yeraltı Edebiyatı'nı. Kayra'yı uzun saçlarından, uzun bıyıklarından ve zihniyle verdiği o çetin savaşından, Kinyas'ı ise mermi izlerinden, dövmelerinden ve vücudundaki izlerle ters orantılı bir şekilde üstünde duran cezbedici kafasından, her ikisini tanımak istersek de doymak bilmeyen uçkurlarından tanıyabiliyoruz aslında! Kinyas ve Kayra adlarının bu yüzden her harflerinin dahi çok değerli olduğunu düşünüyorum. Yeraltı Edebiyatı'nı gerçekten de yerin altında geçen bir edebiyat türü olarak düşünebiliriz aslında. Bundan dolayı da romanın başlarında Kayra'nın uykucu olması özelliğinden dolayı ve Kinyas'ın beyninin çıkmazlarında volta atmasından ve uykusuzluğundan dolayı Kinyas'ın Kayra'dan daha da derinlerde ve yerin daha da altlarında olduğunu düşündüm ister istemez. Çünkü Kinyas'ın düşünceleri ilk başta benim için Yeraltı Edebiyatı'nın o karanlık yapısına daha uygun geliyordu. Bu nedenle onu daha fazla aşağılarda, derin düşüncelerde ve Kayra'dan daha düşünceli görüyordum. Bununla beraber yukarıda olmak isteyenlerin değil, aşağı tırmananların edebiyatıydı Yeraltı Edebiyatı. Başlarda Kayra'nın realizmi, Kinyas'ın ise sürrealizmi temsil ettiğini düşünüyordum. Kayra uyumayı seviyordu, Kinyas uyumamayı seviyordu. Kayra yalancı ve ikna ediciydi, Kinyas günahkardı ve cesurdu. Ama bu karşıtlıklardı onları bu kadar da yakın yapan! Karşıtlıklara rağmen ikisi de hayatı ve kendilerini karşılarına çıkan her olay sırasında sorguluyordu, hem de ölümüne. Bu yüzden kitapta bir paragraf kitabın konusuyken diğer paragraf harika alıntıların bulunduğu bir paragraf oluyordu! En sevdiğim şeylerden biri olarak, bizim de günlük hayatlarımızda her gün yaptığımız ve iki karakterin de buluştuğu ortak noktalardan biri olarak karşılarındaki insanlara aslında çok şey demeye çalışıp fakat sonra vazgeçip de onları demeyip, karşılarındaki insanların tam da duymak istediği şeyleri demeleriydi. İşte biz de bunu yaklaşık olarak her gün yapıyoruz, evet, her gün. Her gün karşımızdaki insanlara onların duymak isteyeceği şeyleri söylemek zorunda gibi hissediyoruz. Kayra'nın 250. sayfada dediği gibi yalnız kalabildiği ve bedeninin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğu beynine ait bir yalnızlık katedrali vardı. Bunun tersine Kinyas'ın ise artık fazla sayıda insanla etkileşime geçmekten oluşmuş bir insan kalabalığı katedrali vardı resmen! Kinyas ve Kayra genel olarak beyinleriyle telekinezi yoluyla konuşuyorlardı sanki, bazen aynı bizlerin yaptığı gibi. İkili bir araya gelince neredeyse hiç konuşmuyorlardı fakat akıllarından esas geçenler günlük hayatlarımızda başka insanlarlayken düşündüğümüz şeyler kadar çeşit çeşit ve daha gerçeklerdi! Ayrı bir parantez olarak, 540 sayfalık romanda Alp adında kendisine sadece 4 sayfa verilmiş karakterin geçtiği kısımdaki hikayeyi arada açıp açıp okuyorum. Sırf bu Alp adlı karakterin yaşadığı şeylerden bile mükemmel kitaplar yazılır, mükemmel filmler çekilir diye düşünüyorum. Gerçekten harika bir hayalgücü. --- İncelememin bundan sonraki kısımları spoiler içerebilir, kitabı okumayanlar ya da okumayı düşünenler incelememin devamını okumasa daha iyi olur kendileri için. --- Bu romanla ilişkilendirdiğim şarkılardan ilki "Yüzyüzeyken Konuşuruz - Kalabalık" adlı şarkı. Kayra'nın Yolu'nun son sayfalarında hissettiğim ve Kayra'nın beynindeki zihinsel kalabalığa tam olarak oturan sözleri var bence. Ayrıca Kinyas'ın Yolu'nda Kinyas'ın dönüştüğü son hal olarak kaçamadığı fiziksel kalabalıktan dolayı altı milyar sıradan insandan birine dönüştüğü için de bu şarkı aklıma geldi. "Kalabalık kalabalık evin içi, kaçamadık kaçamadık bir gün için, izin ver sana gelim ben." Gerçekten de Kayra, Kinyas'ın beynine ziyarete gitmek istiyordu. Kinyas da Kayra'nınkine! Romanla ilgili ilişkilendirdiğim şarkılardan ikincisi romanda bir kaç yerde adı geçen "Alpha Blondy" adlı grup. Ben bu grubu dinlemeyi zaten çok seviyordum ve romanda adının geçtiğini görünce şaşırmakla birlikte çok sevindim. Bu şarkıyı da Kinyas ve Kayra'yı okuduğunuz sırada Afrika'nın sıcağını ve reggae ruhunu hissederek de dinlemenizi tavsiye edebilirim. Romanda her iki yolun sonuna giderken başta demiş olduğum Kinyas ve Kayra'nın yerin altlarındaki yerleri değişmişti. Kayra, Kinyas'ın üstünde uyuyorken zamanla yeraltına inişe geçerek zihinsel ölümüne doğru sonsuz bir yol almıştı. Çünkü 205. sayfada onun da dediği gibi: "En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın." Kinyas ise tam tersine başta Kayra'nın altında beynindeki düşünsel paranoyalar ve uykusuzluğuyla birlikte voltalar atıyorken yerin altından kafasını çıkarmaya karar vermişti ve dünyanın altı milyar sıradan insanından biri haline gelmeyi tamamen kendisi istemişti! Aslında kendi dedikleri gibi, Kayra yazarak ve zihniyle kendi aydınlığı olan zihinsel ölümüne ulaşmıştı. Kinyas ise sıradan insanların arasına karışarak ve Kinyasi özelliklerini kaybederek kendi aydınlığına ulaşmıştı. Onun için Kayra'nın zamanla beynindeki bilgiler uçarken, Kinyas kendine gereksiz de olsa sürüsüyle sıradan bilgi sokuyordu! Bu hayatta herkes Kayra ya da Kinyas'tan biri olabilir. İstediklerimizi sorgulamalıyız her gün. İstediğimiz ve amaçladığımız ölüm çeşidi zihinsel ölüm mü yoksa fiziksel ölüm mü diye sormalıyız durmadan kendimize... Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
··1 alıntı·
1 +1'leme
·
15,2bin Gösterim
20 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merhaba. Açıkçası incelemenizi okumaktan çekindim çünkü bu kitapta okuyacaklarımın arasında. Elimde şu an Hakan Günday'ın "Az" kitabı mevcut. Önce onu okusam çok büyük bir akış kaybı yaşar mıyım?
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
https://1000kitap.com/AkakiAkakiyevic hocam, insanların akıllarına belirli bir Kinyas ve Kayra imajı yüklememek için biraz soyut çalıştım. :))
Muhteşemsin dostum Kayra'nın katedrali çizimi süper ya çok hoşuma gitti. :) Seçtiğim bazı kitaplar ve yazarlar vardır. Dostoyevski gibi, Oguz Atay gibi Hakan günday gibi. Bunları seçerken genelde zihnimin dolması ister istemez kalemime yüklenmeme dıkkat ederim. Kesinlikle Kinyas ve Kayra bu seçkilerim içerisinde ilk beşte yer alır. Bunları neden seçerim çünkü ilerleyen dönemlerde defalarca okumak için. Yazar ne yapmış, hangi teknikleri kullanmış, ne düşünmüş sorularını cevaplamak için. Ve bir gün kitap yazacak seviyeye ulaştığımı hissedersem, yeterli zamanımda olursa zihnimi yazarken bunlarla yüklemek ve kalemimi kuvvetlendirmek için. Eline emeğine sağlık.. Sağlıcakla..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Son paylaştığın olay Kinyas ve Kayra'da da etkisi olan olaylardandı aslında. :)) Hayatlarına başka ve sıradan insanlar girince sanki onların da kafası dağılıyor, düşündüklerinin arasına parazitler karışıyor sanki. Ben de 20 yaşında başlamıştım hocam çok geç başlamışız bunu kabul edelim... Keşke 10-15 yaşından beri olan bir alışkanlığım olsaymış diyorum bazen ama kazanmak da benim için kolay olmadı bu alışkanlığı. Yazma fiili çok katmanlı bir kavram yahu, benim de aklıma gelmiyor değil bazen. Yani böyle farklı farklı kendimin sevmeyeceği ama insanların çok ilginç bulacağı şeyler yazasım geliyor mutlaka ama o kendini ifade edebilecek olmanın zorluğu insanı epey düşündürüyor. Şimdilik ben de senin gibi kitap okuma modundayım sadece... Biriktirelim bakalım içimizde okuduklarımızı, bir gün lazım olur mutlaka. :)
Cümlelerinizi okumak tekrar kitabı okuma hazzı yaratıyor bende bu kadar sevdiğim bu kitabı böyle güzel incelemiş olmanız kitaba özlemimi hem kamçılıyor hem de sanki tekrar okumuşum hissi yaratıyor emeğimize cümlelerinize sağlık.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler vakit ayırıp okuduğunuz için. 🤓
Bu incelemenizi kitabı okumadan önce gördüm. Spoiler içermesi ve çizimlerinizin bulunması sebebiyle kitabı okuyup bitirdikten sonraya erteledim değerlendirmeyi. Ve dün gece kitabı bitirip etkisinde olduğum için bir inceleme yazmış olsam da aklım sizinkinde kaldı. Dönüp incelemenizi değerlendirdiğimde kitap beni tekrar etkisi altına aldı. Emeğinize sağlık:) Çok detaylı ve güzel bir inceleme olmuş.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Ben de bunu yapabilmeyi çok istiyorum aslında fakat normalde iş yoğunluğumdan dolayı kitap okumaya bile çok az vakit buluyorken bu çizim olayını şimdilik rafa kaldırdım. Çünkü ciddi bir düşünme ve zaman istiyor, böyle bir şey için de zaman şimdilik ayıramıyorum. Ama sizin umut ettiğiniz kadar ben de ediyorum. :)
Reklam
Burdaki tüm incelemeleri okudum hatta kendim de bir inceleme yazıp paylaştım. Hakan Günday'ın tüm kitaplarını okudum ama bu kitabın yeri apayrı. Hayranı olduğum bu kitabın en iyi incelemesi de buydu :). Kitabın hakkını vermişsiniz. Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık. Artık sizin tüm incelemelerinizi okuyacağım :).
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim yorumunuzdan ve incelememe verdiğiniz değerden ötürü. Sizin gibi verilen emeğin farkında olan okurlar olduğu sürece böyle incelemelerin de devamı gelir. Eksik olmayın, çok sağolun. :)
Okuduğum en iyi inceleme kitaba dair. Kitabı bitirdiğimde Kinyas'ın Kayra'ya ihanet edip yolundan döndüğünü düşünmüştüm. Bu sebepten Kayra adamın dibidir. :)
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Aslında ikisi de kendi kolaylarına doğru yola koyuldu gibi. Ama Kinyas'ın yaşadığı değişimde Türkiye aurasının büyük payı var. Burada yaşamak böyle. Kolayı seçenlerin ülkesi burası.