Adı:
Peygamber Halkası
Baskı tarihi:
1968
Sayfa sayısı:
241
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180059
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Sahabîyi, «Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini peşin olarak O’na bağlayan ve sonra bu bağlanış etrafındaki hakikat dairesi üstünde dilediği gibi akıl atını koşturan ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük insan örneği» olarak tarif eden Necip Fazıl, bu eserinde, «Sahabi keyfiyetinden bir pırıltı verebilmek gayesini gütmüş» ve alınlarında Sahabîlik nurunu taşıyan ebediyyet kahramanlarından bir kısmını örnekleştirmiştir.
241 syf.
Nasıl ki şimdilerde yeryüzü çiçekli bahar örtüsünü üzerine giymeye başlıyorsa, kendimce kıymetini idrakten oldukça uzak olduğum bu kutlu zaman dilimlerinde de kalbimdeki ve ruhumdaki ölü toprağını üzerimden nasıl atmam gerektiği muhasebesiyle avare avare yerimde sayarken, açlığımı ve susuzluğumu gidereceklerinden oldukça emin bir şekilde 'iman tazeleme' hissiyle Efendimiz'in( sav) kalbinden beslenen, girdikleri her ortamda Efendimiz'in (sav) insibağıyla boyanan, O'nun (sav) hâliyle hallenen, derdiyle dertlenen, kelâmıyla nefes alarak, milimi milimine peygamber yolunu takip eden,onları en üst düzeyde temsil eden sahabelere müracaat etmek istedim.

Efendimiz'in (sav); "En hayırlılarınız benim çağımda yaşayanlardır. Sonra onu takip edenler (tabiin), sonra da onları takip edenler (tebe-i tabiin) gelir." hadisi şerifinde buyurdugu gibi eğer asırların en hayırlısında yaşayan insanları görmez, anlamaz, onların kudsi cazibesine kapılıp o yolu takip etmezsek müslümanlığı doğru anlayıp nasıl doğru yorumlayabiliriz ki?!
Sahabeler ki peygamberlerin yürüdükleri yoldan yürümüşler, peygamber öğretisini tüm zorluklara rağmen arızasız temsil etmisler. Bize düşen de yol belli, metod belli, izlerini takip ederek o yola bağlı kalmak.

Maalesef en başta şahsım adına aksak ve topal bir kullukla Rıza'nın peşindeyiz. En hayırlıları 'hayırsız' adletme küstahlığına girerek egomuzun ve kibrimizin kulluğuna el pençe divan durmuş durumdayız. Taklidin, şeklin, suretin mağdurlarıyız. Kendimizi 'yeterli görme' çiğliğindeyiz. Yetimiz; his yetimi, ufuk yetimiyiz. Yiyip, içip, yatan iki günü esit olan ziyanın, iflas ettiğimiz kârının peşindeyiz halen. Velhâsıl eşrefi mahlukat olan insan'ın yaratılış gayesine öylesine uzak yaşıyoruz ki. Meselenin kötü tarafı ise bu uzaklığın farkında olamayışımız, halimizi her koşulda 'tamam' görüşümüz, ezikliğini hissetmeyişimiz ...

Oysaki muhtaçlığımız boyumuzu aşkın. Dünyayı elinin tersiyle iten, ilâ'yı kelimetullah noktasında konsantrasyonları oldukça sağlam olan o aydınlatıcı tayfların o kudsi atmosferine, istikamet noktasındaki azim ve kararlılıklarına oldukça muhtacız. Ancak iç dünyamızdaki açlığı; dünyevi ihtiyaçlarla ayaküstü karşılayıp geçiştirmeye çalıştığımız için o dünyevi beklentiler ve dahi gayeler bünyemize yerleşen güve misali delik deşik edecektir er geç 'insan' olma keyfiyetimizi. Şeklen insan gibi gorunsek de sireten oldukça düşündürücü bir vaziyetteyiz!

Söylemlerin, eylemlere geçirilemediği ama her konuda ahkâm kesildiğimiz, bilgiçlik tasladığımız, değerleri çabuk harcayan, hatırsız, mide bulandırıcı bir çağda yaşıyoruz. Ne olurdu ayetin de işaret ettiği gibi en büyük servet olan ilimle ziynetlenip süslenebilseydik? İlişkilerimiz bile menfaat uğruna hemen kapı dışarı edilme pozisyonunda iken en değer bilinmesi gereken temel disiplinleri inancının gereklerine rağmen, gözden çıkaranları çok görmemek lazım galiba (!)

Kulluğumu gözden geçirip bir 'dost' arayışında iken, ruhuma iyi geleceğini düşündüğüm hakkında pek de bilgim olmaksızın sadece ve sadece sahabelere ulaşmak adına bir aracı olabilecegini düşündüğüm Necip Fazıl'ın bu eserinin yanıbaşında okurken buldum kendimi. Sahabelerin gönül hanelerine misafir olmak, hislerime ayrı tazelik kattı. Hüznümü iki katına çıkardı. Eksikliğimi, takatsizliğimi gözler önüne serdi diyebilirim. Sahabeyi anlatıyor bu eser. Her bir halkasında Peygamber'in, vahyin soluklarınin izlerini taşıyan sönmüş kalplerimize imdat eden hidayet meşalelerini. Nasıl bir şuurla dolup tasmamız gerektiğini adım adım takip ediyorsunuz onlarla birlikte. Asere-i Mubessere, Ehli Beyt, Bedir Ashabı, Akabe ashabı,Rıdvan Ashabı....gibi hepsine olmasa da yaklaşık 80 küsur sahabenin gönül hanesinde soluklanarak 'sahici' bir kullukla karşılaşıyor, onların tavırlarıyla demleniyorsunuz....


Hz.Ebubekir 'in (ra) ilk'liğinin,daima yan yana oluşunun,en yakın dost şerefine nail oluşunun, dünyaya ve de dünyalıklara zerrece tamah etmeyişinin, halifeyken kılı kırk yararcasına devletin malını kullanmaktaki hassasiyeti karşısında şimdilerde bizler de Hz.Ömer'in (ra) de ifade ettiği gibi bizlere kulluğu 'yasanmaz kıldın' inkisarının oldukça uzağında oluşumuzun, kalbinde ve de kesesinde ne varsa İslam'a feda edişinin, cömertliğinin, rikkatinin, derinliğinin izini sürüyorsunuz...


"Ben bir zamanlar şu vadide babam Hattab'ın develerini güderdim!" diyen
Hz.Ömer'in (ra) tevazusunun şimdilerde gökdelenleri geçen dediğim dedik, burnundan kıl aldırmayan tipleri görünce peygamber ölçülerinden uzak, nasıl da aramızdaki mesafenin günden güne büyüdüğünü, dini keyfimize göre saptırışımızı, olmamız gereken yerle şuanda olduğumuz yer arasındaki uçurum, halimizi gerisin geri gözden gecirmemiz gerektiğine acilen bir işaret olsa gerek. Mührü ki "Nasihat olarak ölüm yeter" diyorsa sayet oturup uzun uzun düşünmeli faniligimizi, anı ıskalamadan....

Hz. Osman'ın (ra) melekleri kıskandıracak hayasını, Efendimiz'in (sav) "Ben sana sen de bana bitişiğiz." dediği Hz.Ali'nin (ra) secdeye bağlılığı, ince zekası, fetaneti,ilmini, öfkesine hakimiyetini bunun yanında kendimizi ıslah etmeden başkalarını ıslah etme cüretimizi, kontrolsüzlügümüzü,zıvanadan cıkmıslığımızı :((

"İnsanların beni yalancı çıkardığı devirde bana herkesten evvel iman eden, insanların beni mahrum bıraktığı demlerde bana bütün malını veren odur." dediği sadakat timsali Hz.Hatice'sini,Hümeyram dediği zarafet ve naz timsali, ilimde yoldaş Hz. Aişe'sini ;

"Fâtıma, benden bir parçadır. Onu üzen beni üzmüş, onu sevindiren beni sevindirmiş olur." dediği kendisi ve zürriyeti ateşten kesilmiş (fâtm),Betûl kendisini Allah'a veren Hz. Fâtıma'sını;

Efendimiz'in (sav): "Ben size kadr ve kıymeti azîm iki varlık bırakıyorum: Biri, nur ve hidayet kaynağı Kur'ân; öbürü Beyt ehlim..." dediği Ehli Beytinin, torunları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin'in ne denli kıymetli oluşlarını;

"- Her Ümmetin bir emini vardır; bizim eminimiz de Ebû Ubeyde Bin Cerrahtır."

- Sus, anne; senin bin canın olsa da her birini benim İslâmdan dönmem için feda etsen, ben yine dinimde sabit kalırım! diyen Sad ibn-i Ebi Vakkas'ın önceliklerini, yılmazlığını;

Abdurrahman Bin Avf'ın ikramıyla, cömertliğiyle Cennetle müjdelendigini mahcup bir şekilde idrak ediyorsunuz ...

Bir gün fakirlikten ötürü şikâyette bulunan zevcesine; "- Sabret, önümüzde öyle bir yokuş var ki, ancak yükü hafif olanlar tırmanabilecek." diyen;
"Dostun sana çatması, hiç aldırmayıp uzaklaşmasından hayırlıdır." ölçütüyle dostluğa gerçek kıymetini veren (hayirhâh) Ebu'd Derda asıl ismi Uveymir Bin Melik ile kesisecek yolunuz...


"- Sarımsak yiyenler, ağızlarından kokusu gidinceye kadar mescide gelmesinler!" rivayetinde bulunan Ebu'l Kasım ...

Develeri helak edecek kadar tesirli nağmelerde bulunan ENCEŞE (ra)...

Efendimiz'in (sav) mübarek torunlarını öperken benim 10 oğlum var, hiçbirini öpmedim diyen "Merhamet etmeyene merhamet edilmez!" hadisini vesilesiyle aydınlatan Ekrâ (ra)...

Allah Resulü'nün Bilâl'den sonra en meşhur müezzini... Gayet güzel ve gür sesli, mübarek ellerinin dokunduğu saçlarını kestirmeyen Ebû Mahzûre...

"İnsana servet olarak ilmi bırakmak yeter!.." diyerek,en fazla hadîs rivayet eden, kedi babası sahabi Ebû Hureyre...

Uhut'da, Allah Resulünün mübarek yanaklarına batan halkaları dişleriyle çıkararak, bu işi yaparken de ön dişlerinden ikisi kırılan; bu muazzam bağlılığından, ona ön dişleri dibinden kırılmış mânasına, "ehtem" sıfatını verilen sahabi Ebu Ubeyde ...

Bunun gibi sahabe şuurunu kazanabilecegimiz daha birçok isim...Rabbim en ekmel vasiflarla bizleri vasiflandirsin, halimizi acilen ıslah buyursun.
241 syf.
·9/10
Peygamber Halkası...
Kainatın Efendisi'nin etrafında toplanan, o müthiş nura şahitlik edenler...

Naçizane kendi yazıma başlamadan, Necip Fazıl'ın kitap ile ilgili açıklamasını paylaşayım:
"Peygamber Halkası deyince, Veda Haccından Allah Resulünün hitab ettikleri yüz bini aşkın Sahabiden hiç olmazsa yüzlercesini denetlemek gerekirdi. Hâlbuki bu kitapta, alınlarında Sahabilik nurunu taşıyan ebediyyet kahramanlarından niceleri, hiçbir tercih ölçüsüne vurulmaksızın gösterilememiş ve "artık gerisini siz hayal edin!" gibilerinden pek azı örnekleştirilebilmiştir. Eğer bu eserde Sahabi keyfiyetinden bir pırıltı verebilmişse ne mutlu kalemimize!.."
Ne mutlu kalemine Necip Fazıl'ın!
Kendi adıma fazlaca ders çıkardığım bir eser oldu. Sahabileri tanımaya çalışmak onların hayatlarını okumak çok güzeldi. Kitap önce, hayatlarında cennetle müjdelenen 10 Sahabiden bahsediyor. Diğer bölümde ise 120.000 civarında olan sahabilerden birkaçı yer alıyor. (Birkaçı dediysem de yaklaşık 70 tanesi.) Her bir Sahabi ayrı bir ders verdi bana.
Sade dilli, bilgi yüklü okunası bir kitap.
Kitapta dikkatimi çeken bir husus vardı. Efendimiz (sav)'in ismi "M......." şeklinde geçiyordu. Merak edip baktım ve şu açıklamayı gördüm:

"O Ve Ben kitabından:

Varlığın Tâcına dair, Zonguldak'ta yazdığım yazı şöyle başlıyor:
-Yâ (M..........!)
Noktalı yerde O'nun ismi, hâs ismi... Mukaddes hâs isim... Yâni mukaddes isme, nida siygasiyle hitap ediyordum.
- Onu çıkar oradan, buyurdular; Allah'ın Resulüne hâs ismiyle ve nida siygasiyle hitap olunmaz.
- Niçin efendim?
- Haya meselesi!.. Allah bile Kur'ânında, Sevgilisine, hâs ismiyle nida ederek hitap etmedi.

Büyük sır karşısında yandım, kül oldum. Bizzat Allah'ın haya gösterdiği sır...
- Kur'ânın hiç bir yerinde böyle bir hitap yok mu?
Kısa ve sert:
- Hiç bir yerinde!..
Gerçekten "de ki" mânasına "gûl" kelimesiyle başlayan bir çok âyette, bu hitaptan sonra isim gelmediği, gözümün önünden geçiverdi. Buna karşılık, birçok tefsircinin "de ki yâ M......!" diye kullandıkları klişelerdeki kabalık içimi burkuttu.

---

Allah Kur'ân'da hiç bir defa sevgilisine hâs ismiyle, nida edatıyle "Ya M....!" diye hitap etmedi. Bunu biliyor musunuz? Eritici bir edep ve hayâ tecellisi... Halbuki en eski çağlarda bile, derin aşk ve yüksek ilim devrine yakın tefsircilerden çoğu şu müstesna gaamızayı, inceliği görememiş, ham ve kaba kalmış ve bazı ayet başlarında "De ki ..." hitabından sonra "Ya M.....!" diye, O'nun hâs ismini kullanmak cü'retini göstermiştir."De ki..." emrinden sonra bizzat Allah'ın kullanmadığı ismi nasıl kullanırlar ve sırrı çiğnemiş olmaktan nasıl ürpermezler?.. Anlayın, Kur'ân tefsirine mahsus ehliyet ne demektir!

Çöle İnen Nur sf. 547"

Bu incelik karşısında ben de şaşıp kaldım doğrusu.
Sözlerime kitapta geçen hadislerle son vereyim...
Allah Resulü buyurdular:
- Saadet o kimseye ki, beni gördü; yahut beni göreni gördü; yahut da beni göreni gören kimseyi gördü!

- Allah'ı seven Kur'anı sever, Kur'anı seven beni sever, beni seven de Sahabilerimi ve yakınlarımı sever.

Kitapla kalın.
241 syf.
·Beğendi·9/10
Harika bir eser. Necip Fazıl'ın usta kaleminden çıkmış, bir solukta okunup biten mükemmel bir eser. Büyük hayatlarda yaşanan çetin iç ve dış savaşlara şahit olunca, sanırım siz de kendi basit hayatınızın ve amaçsız isteklerinizin farkına varacaksınız. Ben bu eserden önemli dersler aldım, umarım sizde de aynı etkiyi yaratır...
241 syf.
·3 günde
Kitabın Toker yayınları tarafından 1968 yılında basılan 1. baskısını buldum. Peygamberimize en yakın olan sahabelerin anlatıldığı kitap. Necip Fazıl'ın en az fikir ve yorumunu kattığı kitaplardan genelde bilgi içerikli, okumakta fayda var.
241 syf.
·4 günde·Beğendi
Selamın aleykum :)
İncelemeye nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Çünkü kitabın yazarı Necip Fazıl Kısakürek olunca bu iş iyice zor oluyor. Aslında inceleme değil de kendi bir iki görüşümü aktarmak istiyorum.
Şimdiye kadar sahabe hayatları ile ilgili okuduğum en güzel kitaplardan birisi.
Yalnız dıkkatimi çeken noktalar şunlar ki : Peygamber hayatını anlatan bir çok eserde adı geçen Sahabelere yer verilmemiş bu biraz üzücü.
Bir de peygamber efendımızden bahsettiği yerlerde neden adını değilde M..... Diye belirtme yazmış.
Kesinlikle herkese okumasını tavsiye ederim.
Hayrlı günler..
241 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Üstad o kutlu " Ashâb-ı güzin " efendilerimizi anlatır da, okunmaz mı ? Mübarek hayatları hep örnek teşkil etmekte. Onlar sonuç itibariyle gökteki yıldızlar gibidirler..

Hassan, niçin şiir söylemez oldun ?
Kur'an indikten sonra dilim tutuldu.
241 syf.
·Beğendi·10/10
Harika bir eser.Necip Fazıl'ın usta kaleminden çıkmış, bir solukta okunup biten mükemmel bir eser..Büyük hayatlarda yaşanan cetin iç ve dış savaşlara şahit olunca, sanırım siz de kendi basit hayatınızın ve amaçsız isteklerinizin farkına varacaksınız..Ben bu eserden önemli dersler aldım, umarın sizde de aynü etkiyi yaratır...Onlar sonuc olarak itibariyle gokteki yıldızlar gibidirler...
241 syf.
Peygamber efendimizin zamanına ışık tutan sahabilik, ehlibeyt kahramanlarından bahseden bir kitap.Necip fazıl kısakürek yazmış bize okumak düşer.
Hazret-i Ömer devrindeki fetihlerin hikâyesi, deryaların dalgalarını saymak gibi bir iştir ve târih onlarla doludur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Peygamber Halkası
Baskı tarihi:
1968
Sayfa sayısı:
241
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180059
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Sahabîyi, «Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini peşin olarak O’na bağlayan ve sonra bu bağlanış etrafındaki hakikat dairesi üstünde dilediği gibi akıl atını koşturan ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük insan örneği» olarak tarif eden Necip Fazıl, bu eserinde, «Sahabi keyfiyetinden bir pırıltı verebilmek gayesini gütmüş» ve alınlarında Sahabîlik nurunu taşıyan ebediyyet kahramanlarından bir kısmını örnekleştirmiştir.

Kitabı okuyanlar 125 okur

  • huzurukalp
  • Acizin Biri°•°•
  • Elif örnek
  • Melek durak
  • Asım yaman
  • Melih Mercan
  • Sufiyane
  • Meryem Betül A
  • Büşra Çam
  • Berna Gülten

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%6.7
18-24 Yaş
%30
25-34 Yaş
%16.7
35-44 Yaş
%26.7
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%6.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.8
Erkek
%52.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.5 (17)
9
%14.6 (6)
8
%24.4 (10)
7
%7.3 (3)
6
%4.9 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.3 (3)