Fikir

49 üye
Takip
Fikirler ve düşünceler üzerine paylaşımlar.
Charles Darwin
"Bir fikri öldürmenin en iyi yolu, onu yanlış savunmaktır."
Fikir
VARLIK-OLUŞ ve SENTEZ...
Varlık ve oluş arasındaki kadim gerilim, insan düşüncesinin sarkaç gibi iki uç arasında savrulmasından ibarettir. Felsefe tarihi, gerçeğin durağan özü olan "Varlık" (Parmenides) ile onun sürekli değişen yüzü olan "Oluş" (Herakleitos) arasındaki gerilimin tarihidir. Platon bu ikiliği İdealar ve Nesneler dünyası olarak ayırırken, Aristoteles "potansiyel" ve "aktüel" kavramlarıyla, Hegel ise diyalektik süreçle bunları sentezlemeye çalışmıştır. Bir uçta, hakikati değişmez, donuk ve güvenli bir liman olarak arzulayan, böylece hayatı dondurup cansızlaştıran Parmenidesçi ve Modernist yaklaşım durur. Bu "objektif yanılgı", insanı ve kâinatı tamamlanmış birer proje, kaderi önceden yazılmış bir senaryo olarak görerek özgürlüğü boğar. Diğer uçta ise her türlü sabiteyi reddeden, gerçekliği sürekli bir akış, parçalanış ve belirsizlik olarak kutsayan Herakleitosçu ve Postmodernist yaklaşım yer alır. Bu "sübjektif yanılgı" da anlamı buharlaştırır, insanı köksüz bir hiçliğe ve yönsüz bir savrulmaya terk eder. Halbuki varlık, bir şeyin "ne olduğu" ve değişmez tözü iken; oluş, o tözün zaman içindeki hareketi ve tezahürüdür. Ancak modern çağda bu denge bozulmuş, varlık ve oluş birbirini tamamlayan unsurlar olmaktan çıkıp zıt kutuplara dönüşmüştür. Biri insanı demir bir kafese hapsederken, diğeri onu tutunacak dalı olmayan, kimliksiz ve anlamsız bir boşluğa savurur. Oysa incelediğimiz tüm disiplinlerde -dinden fiziğe, sosyolojiden psikolojiye- hakikat, bu iki kutbun çatışmasında değil, birbirini tamamlayan zorunlu izdivacında yatar. Tohum (öz) olmadan ağaç (oluş) imkânsızdır, ancak toprağı delip güneşe uzanmayan (varoluş göstermeyen) bir tohum da ebediyen yok hükmündedir. **Cinsiyet bahsinde dahi modernizm biyolojik determinizme, postmodernizm ise biyolojiyi
Fikir
Reklam
VARLIK ve OLUŞ KAVRAMLARI...
Varlık, felsefi düzlemde ele alındığında gerçekliğin durağan, kök salmış ve sabit yüzünü temsil eder. Bir şeyin "ne" olduğu, onun kimliği ve değişmez özü varlık kavramıyla temellenir. Bu boyut, zamanın akışından bağımsız gibi duran, nesnelerin veya kavramların içindeki o sarsılmaz çekirdektir. Varlık, potansiyel bir güç olarak orada durur ve henüz harekete geçmemiş, ancak harekete geçebilecek olanın zeminini oluşturur. Bu yönüyle varlık, oluşun sahneye çıkabilmesi için gerekli olan ontolojik temeldir; çünkü var olmayan bir şeyin değişmesi, dönüşmesi ya da bir süreç başlatması mantık olarak mümkün değildir. Oluş ise bu statik özün zaman içindeki serüvenidir; varlığın potansiyel hâlden kinetik hale geçişi, yani eyleme dökülmesidir. Varlığın kendi sınırlarını aşıp dış dünyaya tezahür etmesi, dinamik bir süreç olan oluş sayesinde gerçekleşir. Bir nehrin akışı gibi, oluş sürekli bir devinimi, değişimi ve yenilenmeyi ifade eder. Özün kendini gerçekleştirmesi, örneğin bir tohumun filizlenip ağaca dönüşmesi, ancak bu süreç içerisinde mümkündür. Dolayısıyla oluş, varlığın sadece bir durum değişikliği değil, aynı zamanda onun kendini ifade etme, kanıtlama ve görünür kılma biçimidir. Bu iki kavram arasındaki ilişki, birbirini tamamlayan zorunlu ve koparılamaz bir bağdır. Varlık, oluşun öznesidir; oluş ise varlığın yüklemidir. Biri olmadan diğerinin anlam kazanması imkansızdır, çünkü değişmeyen bir öz (varlık) olmasaydı, değişimin (oluş) bir dayanak noktası veya referansı olmazdı. __Aynı şekilde değişim ve hareket (oluş) olmasaydı, özün ne olduğu asla bilinemez, varlık sonsuz bir uykuda kalırdı. Gerçeklik, bu durağanlık ve hareketin, öz ve biçimin iç içe geçtiği bir bütündür ve her fenomen, kendi içinde hem "olduğu şeyi" koruma (varlık) hem de "olmakta olduğu
Fikir
Gerçekten büyük olan fikirler hatırlanmaya değiyordur belki.
Sayfa 100 - Zia·Kitabı okudu
Fikir

Fikir Konusuna Benzer öneriler

f
Film önerileri6 üye · 1 yeni gönderi
Takip
a
Takip
k
Kölelik16 üye · 1 yeni gönderi
Takip
Thomas Carlyle
"Her yeni fikir, başlangıçta, tam olarak bir azınlıktadır."
Fikir
Reklam
Reklam