Vakur Çayseven

Vakur Çayseven
@Teeliebhaber
Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm! Gözümde son marifet, Azraile tebessüm...
ALLAH DÜŞMANLARINA, DÜŞMANLIK; EN BÜYÜK İBADET...
Esseyyid Abdülhakim Arvasi
Esseyyid Abdülhakim Arvasi
(Kuddise Sırruh) Hazretleri'nden: "Siz ne idüğini bilmiyorsunuz; ne olduğunu biraz görmüşsünüz ve anlamışsınız. Ben, ne idüğini biliyorum; ne hâle getirildiğimizi de biliyorum. Onun için bizi bu hâle düşürenleri sizden daha çok tanıyorum. Yâ Rabbî! Ahbes'e (Habis ruhlu kimseye) buğzumdan başka senin huzuruna getirecek hiçbir amelim yoktur!" "Ahbes'e (ruh-i habîs'e) bir milim yaklaşan, İslâmiyet'ten bir mil uzaklaşır." "Ahbes'e (habis ruh'a) muhabbet eden kâfirdir. Bilmeyenler mazurdur. Bilmemek de imkânsızdır; meğer ki kör ola. Bunlara buğz ve düşmanlık etmek, büyük ibadettir."
Esseyyid Abdülhâkim Arvâsi
KELİMELER MÂNÂYI ZEDELİYOR...
(...) Kelimeler gizli saklı anlamı zedeliyor, dile getirilen her şey o ân değişiyor biraz, biraz çirkin, biraz aptalca niteliğe bürünüyor; evet, bu çok iyi bir şey, bu da çok hoşuma gidiyor, bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok.
Sayfa 142 - Can yayınları
Kelimeler ve Anlamları
"BEN" BANA YABANCI...
(...) Hikmetini ve iç yüzünü öğrenmek istediğim şey "Ben"di. Kurtulmak, alt etmek istediğim şey, "Ben"di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizlendi. Doğrusu, dünyada benim bu "Ben"im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok!
Sayfa 47 - Can yayınları
Benlik Karmaşası
BEN BANA MECBUR MUYUM?!.
(...) Düşünürken, dinlerken, söylerken, okurken zorunlu olarak kelimelerin içine kendi müktesebatımızdan denkleştirdiğimiz anlamlar koyuyoruz. Kelimelerden herkesin aynı şeyi anladığını varsayıyoruz ama bu pek o kadar doğru değil. Kelimelerin içine ne koyduğumuzu daha çok yaşadığımız hayat, tecrübelerimiz, zihnî ve kalbî mesailerimiz belirliyor. Bu birikim doğal olarak subjektif çıkarımlarla oluşuyor. Yâni aslında tam olarak aynı anlama gelen kelimelerle konuşmuyoruz. Herkesin her kelimeye yüklediği anlam kendince. Ve nüanslar aslında birçok şeyi değiştiriyor. Kelimeler idrâklerimizle sınırlı, idrâklerimiz de yaşadıklarımızdan çıkarabildiklerimizle… Hayattan çok şey öğrenemeyenler, güdük kelimelerle konuşuyor, sathî şekilde anlıyor, derinliği olmayan zihinler ve kalplerle yaşıyor. Her dilin onlarca sözlüğü bulunması ve bu sözlüklerde kelimelere sabit karşılıklar tayin edilmesi bizi yanıltmasın, aslında kelimelerin insan sayısı kadar anlamı, anlama, anlaşılma, anlatma biçimi var. Bunu bilmeden hayatı, insanı, varlığı hakkıyla bilebilmek, dahası kendi hakikatimizle yüzleşebilmek mümkün değil! -
Gökhan Özcan
Gökhan Özcan
, "Ben Bana Mecbur muyum?", yenisafak.com, 8 Haziran 2026-
gökhanözcanyazıları
HAYAT MI BİZİ, BİZ Mİ HAYATI YAŞIYORUZ?
(...)Yaşadığım şunca zamanın zihnimde bıraktığı intiba şu: Hayat bizi yaşıyor aslında, biz hayatı değil! Ama tersine inanmak için çok çaba gösteriyor, çok çırpınıyoruz. "Ben" zannı bu inadı koyultuyor, her şeyi "Ben"den çıkarak anlamlandırma gayreti, ısrarı ve hattâ yer yer kibri, parçası olduğumuz bütünün seyrine intibak edebilmekten, teslim olmaktan, akışına katılmaktan uzaklaştırıyor bizi. Oysa olan bitene hükmetme kabiliyetimiz yok hiçbirimizin; elimizde değil gidişatın direksiyonu, hiçbir zaman da olmuyor. Akıntıya karşı kulaç atmaya değil, o akış içinde kendi varlık hakikatimizle bütünleşmeye ihtiyacımız var. Bizi bütünle irtibatlı tutacak, bütün içinde anlamlandıracak ve nihayetinde içimize sürûr verecek yol bu! Ama sürekli "Ben" şartlı cümleler fısıldayan baştan çıkarıcı sesler var kulağımızda. Esasen bugünün insan odaklı dünyası da böylesi tuzaklar üzerine kurulu… -
Gökhan Özcan
Gökhan Özcan
, "Ben Bana Mecbur muyum?", yenisafak.com, 8 Haziran 2026-
gökhanözcanyazıları