Vakur Çayseven

Vakur Çayseven
@Teeliebhaber
Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm! Gözümde son marifet, Azraile tebessüm...
ALLAH DÜŞMANLARINA, DÜŞMANLIK; EN BÜYÜK İBADET...
Esseyyid Abdülhakim ArvasiEsseyyid Abdülhakim Arvasi (Kuddise Sırruh) Hazretleri'nden: "Siz ne idüğini bilmiyorsunuz; ne olduğunu biraz görmüşsünüz ve anlamışsınız. Ben, ne idüğini biliyorum; ne hâle getirildiğimizi de biliyorum. Onun için bizi bu hâle düşürenleri sizden daha çok tanıyorum. Yâ Rabbî! Ahbes'e (Habis ruhlu kimseye) buğzumdan başka senin huzuruna getirecek hiçbir amelim yoktur!" "Ahbes'e (ruh-i habîs'e) bir milim yaklaşan, İslâmiyet'ten bir mil uzaklaşır." "Ahbes'e (habis ruh'a) muhabbet eden kâfirdir. Bilmeyenler mazurdur. Bilmemek de imkânsızdır; meğer ki kör ola. Bunlara buğz ve düşmanlık etmek, büyük ibadettir."
Esseyyid Abdülhâkim Arvâsi
KİŞİ, HAKİKATİ, HAKİKATİN HAKİKATİNDE İZLEYEBİLDİĞİNCE...
(...) John Gross Ulysses hakkında başka ne diyordu: “Kişi, romanı ancak kendi hayat tecrübesine göre okuyabilir!” Ama bu, bir şey demek değildir. **“Kelimeler delâlet ettikleri
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları
ULYSSES ve VAROLUŞÇU FELSEFE...
(...) Lewis Mumford’un Ulysses görüşünü Varoluşçu felsefenin iki temel ilkesi bakımından ele alalım: __“Başşehrin her köşesini menfî canlılık suretleri sarmış… James Joyce Ulysses’te bu birsâmlı
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları
İRLANDA CUMHURİYET ORDUSU (IRA) ve ULU HAKAN...
(...) Çok garib ama, mezkûr (Tilki Günlüğü 6. cilt, s. 9,10) 17 Haziran 1988 tarihli levhaya dair bu gördüğümüz tabir tablosunda, pek çok şey yanında Ulysses’imizin yerini de bulabiliriz. “Kâinat lûgatte topludur”. Bu mânâsıyla, lûgatin kelimeleri boş laf değil, bir varlıktır. Siz ona yöneldiğinizde canlanan, gerçek olan, hattâ Ulysses’imizi bile gerçekliğine şahidliğe davet eden… Meselâ: “Resmî devlet kuvvetlerine isyan”… Bu mânâsıyla Ulysses, yasadışı IRA örgütü yanlısı bir İrlanda milliyetçisi tarafından kaleme alınmış bir eserdir… Bu o kadar geçerli bir tanımdır ki, İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun kuruluşunda, bir çok Avrupa devleti dururken, para yardımıyla desteği bulunan Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han’ı dahi unutmamış, zikretmiş ve belki en çok bu yüzden “şuur ekranı”na sık sık bir “Müthiş Türk” imajı gelip gitmiştir. Ama “resmî devlet kuvvetlerine isyan” olarak Ulysses’in, bugün eski ateşinin “söndüğü”nü ve İngiliz münekkidlerinin “riyakârâne medihleri”yle beraber adetâ İngiliz edebiyatı içinde parıltısının “son” bulduğunu da düşünebiliriz… Yine de böylesi “lirik-coşkun ve dokunaklı” özellikler taşıyan “büyük eserler”in alevlerinin sönmesinin, nihaî bir şey olmayabileceğini, onlar birer “tilki” kurnazlığıyla kaleme alınmış yapıda oldukları için zamana meydan okuyabileceklerini de hesaba katarak… Hiç belli olmaz; bugün İngiliz edebiyatının yorganı altında bir kedi gibi uyuyan Ulysses, yarın bir gün bir “ejderha” dehşetiyle uyanıp İngiliz edebiyatının karşısına dikiliverir!
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları
(...) Gelgelelim “Hafiye” gibi bir idrak için, söz konusu levha(*) bir “sonuç” değil, bir “başlangıç” cümlesidir. O buna bir “tesadüf” değil, bir “tevafuk” gözüyle bakacak, derhâl üzerinde bir “tefe’ül” açacak, iştikak “tablo”larıyla onun tecrid stratosferindeki mânâ ihtimâllerini ve ruhî delâletlerini kurcalayacak, yetinmeyip “Ufuk”un kafa kâğıdına başvuracak, yetinmeyip O’nun verdiği mânâ “yevmiyeler”inden bir ışık arayacak, en nihayet İslâm te’vil ve tabir ahlâkını cihan çapında örnekleştirici bir “vâridât-akla gelenler” hâlinde, ama yine tam bir nezaket ve feraset heykeli teşkiliyle, fikrini ileri sürecektir. Şu kadar bir âlem dolusu derinlik ve genişlik içinde: “İmtidah: Medhetme, övme… İmtidah: Aşma, taşma… Seylâb: Taşkın su, sel… Sevleb: Tilki… Ubâb: Taşkın sel suyu. Pek taşkın, coşkun… Ubâb: Her nesnenin muazzamı, her şeyin büyüğü. Cemaat, topluluk… Medd: Sel suyu. Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. SÖNMEK. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. NİHAYET, SON… Seab: (Çoğulu, sâbân). Sel suyu… Seâbîn: (Su’ban’ın çoğulu). Büyük yılanlar, ejderhalar… Tuğyan: Su baskını. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık. Kan galebe etmesi hâli. Resmî devlet kuvvetlerine isyan.” [**]
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları