(...) İsterseniz bir de şöyle görelim… Ulysses:
“Getirdiği tüm yenilikler içinde en meşhur ve dikkate şâyân olanı, daha evvel insicamsız ve ehemmiyetsiz misâllerine rastlanan "iç monolog" denilen usûlün muntazam kullanımıdır. İlk reaksiyonumuz, bunun bir teknik olmaktan ziyade, GERÇEĞE benzerlik yararına, tekniğin kasden inkârı olduğu yönündedir. Bundan önce şuurun seyyal ve bölük pörçük ameliyeleri, böylesine GERÇEĞE BAĞLI KALINARAK yansıtılmamıştır.”
Ve Tilki Günlüğü:
“Getirdiği tüm yenilikler içinde en meşhur ve dikkate şâyân olanı, daha evvel insicamsız ve ehemmiyetsiz -Ulysses gibi- misâllerine rastlanan "iç monolog" denilen usûlün muazzam kullanımıdır. İlk reaksiyonumuz, bunun bir teknik olmaktan ziyade, ÜSTÜN BİR HAKİKAT’e benzerlik yararına mevcut tekniklerin kasden inkârı olduğu yönündedir. Bundan önce şuurun seyyal ve bölük pörçük ameliyeleri, böylesine ÜSTÜN BİR HAKİKATE BAĞLANARAK yansıtılmamıştır.”
Burada gerçek kelimesiyle “hâdisevî gerçek”i, üstün bir hakikat kelimesiyle de ruha dair hakikati kasdediyoruz…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) (NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.