Vakur Çayseven

DÜNYA ÇAPINDA BİR HADİSE...
(...) İnsan, aradığının ne olduğunu bilmeden, bulduğunun da ne olduğunu bilmez; bulunan aranır sırrı… Aramadan bulamazsın; aranan bulunur sırrı… Bu iki sırrı, İmâm-ı Rabbânî Hazretlerine ait büyük bir ölçülendirmenin ışığında görmek gerek: “Gitmekle bulmak ve bulmakla gitmek aynı zamanda olmalıdır. Birinin öbüründen ayrı bulunması caiz değildir!” İşte, doğrudan doğruya bu sırrın vasıflandırılması hâlinde, teşhis için tecrit [ilim] ve tecrit için teşhis [sanat] hikmetine denk, kaçtıkça kovalanan ve yakalandıkça kaçan, Üstadım’ın sadece şahsıma sunduğu ve bu romanda “Yevmiye” başlığı altında geçen “reçete”lerin mânâsını kuşatıcı bir takdime muhatab oldum: “Dünya Çapında Bir Hâdise – Kaptan Kusto Müslüman!“ [*]
HIRKA-İ TECRÎD -Risâle-i Üçışık-, 18 Kasım 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Vakur Çayseven
[*] Salih Mirzabeyoğlu, Hırka-i Tecrid -Risâle-i Üçışık-, İBDA Yay., İstanbul 1998, sh. 7-8,
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
TAVSİYE FALAN ETMİYORUM, İSTİYORUM!
Salih Mirzabeyoğlu ile yapılan röportajların yer aldığı kitaptan, bir bölüm: DEDİ: Bize ne tavsiye ediyorsunuz? **DEDİM: "Tavsiye filân etmiyorum, istiyorum!.. İslâm inkılâbı bir çeşit “aydınlar aristokrasisi”dir… Bu sınıfı temin, bunun önderliği, bu zemini teminin siyaseti… Gâye, esas, usûl, hedef buna nisbetle!.. Küfür yobazlarını, din yobazlarını tasfiye gâyesine bağlı bir hareket… Benden isteneni istiyorum: Muazzam bir kadro… Sizin en büyük rolünüz şu: Gençlik, toplumda maya tutturan dinamik kısımdır… Bunun çok büyük bir kısmını hayat yutar; sonra arkadan gelen gençliğin itici gücü… İşin ideali, pörsümeden hep genç kalmak, kalabilmek ve hayatını davasına nisbetle tanzim etmek… Çevreye şöyle bir bakın: Yaşı 30’u bulan adamların çoğunda dâva, hayat sofrasındaki tuzluk gibidir… Çilesiz, rizikosuz, çöpten tatminler!.. İmân, dünyalık telâşe sofrasının tuzluğu gibi değil ki!.. İmân için yaşamak lâzım!.. Bu nasıl bir mükellefiyettir?.. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden söyleyeyim: Şehitlik şuuru… Bu nimetten kaçınıcı bir tavırla imân dâvası olmaz… Dikkat edin: Herkesin gûya iyi niyetle, “o da çalışıyor, bu da çalışıyor!” diye birbirine avans vermesi, kendisini riziko getirecek bir tertibten sıyırmak içindir… Nemelâzımcı da, ahmâk da, bu başıbozukluk zeminine bayılır… Böyle bir zeminde tezahür eden heyecan da, futbol seyircisinin “bizim takım” ruhiyatından farklı değildir… “İslâm’a muhatab anlayış”ı temsil eden bir ideolocyaya bağlı, gerektiği yerde gerekeni yapacak insanlar; bu lâzım… Bizim, insanları rahatsız edici bir tarafımız var: Sahte dengeleri, çerezlik doyumları, ucuz tesellilerini yıkıyoruz… Çoğu, bizim haklı olduğumuzu bile bile kaçıyor; kaçışını mazur göstermek için de, muhalif olmak için mazeret tedariki gibi hâllere düşüyor… Bu tesbitler çerçevesinde siz,
ADIMLAR -1984 den 1996 ya -I- , 13 Mayıs 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Vakur Çayseven
[*] Salih Mirzabeyoğlu, Adımlar - "1984’den 1996’ya", İBDA Yay., İstanbul 1997, sh. 45-46.
ÇİFTE STANDART ve TEMSİLCİLERİ...
(...) Sanırız anlaşıldı: Balkondakiler, kendi koydukları kurallara kendileri uymasalar bile, altta kalanların hukukî vecibelere uygun davranmalarını ve kanun ve nizâm hâkimiyetinin sağlanmasını isterler, çünkü bu türlü bir kanun ve nizâm hâkimiyetinde kendi çıkarları sözkonusudur. Bu tıpkı, bir maden ocağında patronun ve muhafızların, orada çalışan kölelerin “huzur ve güvenlerini” bozucu davranışlarına müsamaha ile bakamayacakları bir durumdur. Demek oluyor ki, yurt içindeki kendi uygulamasını dışarıda kendine karşı yapılan bir uygulama olarak gören hain zümrenin, dış uygulamalar karşısında “çifte standart uyguluyorlar” diye ağlamaya bir hakkı olmadığı gibi, kendileri de o anlayışın ülkemizdeki temsilcileridir!.." [*]
BAŞYÜCELİK DEVLETİ “Yeni Dünya Düzeni” -VI-, 16 Mayıs 2014, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Başyücelik Devleti
Vakur Çayseven
[*] Salih Mirzabeyoğlu, Başyücelik Devleti -Yeni Dünya Düzeni-, 2. Basım, İbda Yayınları, İstanbul 2004, sh. 101-102.
İNSAN; MÂNÂ ve FİKİR...
(...) insan, bedeniyle tabiatın içindedir; mineral, bitki, hayvan mertebelerinin en ileri merhalesinde durur. Fakat insanın insanlığı, organizmanın biyolojik karmaşıklığında değil, gerçeği kavramlaştırmasında, yâni eşyayı yalnızca duyup tepki vermek yerine ona isim vermesinde, onu mânâ alanına taşımasında başlar. Salih Mirzabeyoğlu’nun “tabiî oluş insan organizmasında gayesine varır” ifadesi, tabiatın kendinde kapalı kalan hareketinin insanda “kendini bilen” bir seviyeye ulaşması demektir. Mirzabeyoğlu’nun “mânâ ve fikir, insan organizmasında kendisinden kopuşundan kurtulmanın ilk adımını atar” sözünü kısaca böyle açıklayabiliriz. “Bundan sonrası artık maddenin değil, ruhun ilerlemesidir.” [*] -REHA KANSU, “Mücerret İnsan”dan “Gaye İnsan”a, -İbda’da İnsanî Hakikat-III-, besincidevre.org/5devre, 17 Haziran 2026-
İnsana Bakış
Vakur Çayseven
[*] Salih Mirzabeyoğlu, İbda Diyalektiği, s. 134.
İNSAN ve MUTLAK ÖLÇÜLER...
Georg Wilhelm Friedrich Hegel dahi zahiren doğru bir yerden yola çıkar. Bu sebeple Salih Mirzabeyoğlu Hegelci terminolojiyi ve problem sahasını kullanır, ama Hegelci neticeye bağlanmaz. Onun yaptığı iş, Hegel’in açtığı “ruh-tarih-diyalektik-hürriyet” sahasını İslâmî hikemiyat içinde hesaba çekmektir. Hegel’in tarihi “ruhun gerçekleşmesi” olarak ele alan tarih anlayışını “lâfızda aynen kabul edeceğiz” derken bile bunu zâhirî ve dâhilî şeriatın, “Mutlak Ölçüler” ile insan ruhu yahut küllî ruh arasındaki uygunluğu mânâsında anlamak gerektiğini söyler. [*] -REHA KANSU, “Mücerret İnsan”dan “Gaye İnsan”a, -İbda’da İnsanî Hakikat-III-, besincidevre.org/5devre, 17 Haziran 2026-
İnsana Bakış
Vakur Çayseven
Salih Mirzabeyoğlu, Madde Nedir?, s. 118.