Giriş Yap

Salih Mirzabeyoğlu

Yazar
9.3
625 Kişi
1.737
Okunma
739
Beğeni
30,9bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

Salih Mirzabeyoğlu ya da gerçek adıyla Salih İzzet Erdiş ( 10 Mayıs 1950; Erzincan, Türkiye – 16 Mayıs 2018; İstanbul, Türkiye), İslami Büyük Doğu Akıncıları Cephesi (İBDA/C) örgütü lideri olmakla suçlanıp ömür boyu hapse mahkûm olan 22 Temmuz 2014'te yeniden yargılama talebi kabul edilerek tahliye olan Kürt asıllı Türk şair, yazar. Salih Mirzabeyoğlu, Erzincan'da dünyaya geldi. İlkokulu 1965 yılında Eskişehir'de Fatih İlkokulu'nda, ortaokulu 1968 yılında Mehmetçik Ortaokulu'nda tamamladı. Yazı ve şiirleri lise yıllarında Babıali'de Sabah gazetesinde yayımlanmaya başladı. 15 yaşında Necip Fazıl Kısakürek ile karşılaştı ve Nakşibendî tarikatına katıldı. Mirzabeyoğlu'nun ismi 1970'lerde duyulmaya başladı. İslâmî gençlik hareketlerinden biri olan Akıncılar'ın kurucusuydu. Gençliğinden itibaren "Millî Görüş" gömleğini üstüne giymişti. Salih Mirzabeyoğlu'nun genç yaşına rağmen sözüne itibar ediliyordu. Konferanslar veriyor, çevresinde gençler toplanıyordu. Akıncılar Derneği’nin politikalarının savunulduğu Gölge ve Akıncı Güç gibi dergileri çıkarttı. 1975'te Gölge dergisini çıkarttı ve ilk defa Mirzabeyoğlu soyadını orada kullandı. 12 Eylül Darbesi'nde sağ kesimin mağdur edilen isimleri arasında öne çıktı. Diğer siyâsî suçlular gibi Sıkı Yönetim İdaresi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkartıldı ama bu süreçte tutuklanamadı. 1984 yılından itibaren yazı hayatına ve Büyük Doğu ve İBDA-C hareketindeki faaliyetlerine ağırlık verdi. 1991 yılında Körfez Savaşı'nın akabinde oluşan siyasi atmosfer içinde tutuklandı. İstanbul 6 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 1999 yılında İBDA-C lideri Salih İzzet Erdiş’i (Salih Mirzabeyoğlu) "Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak" suçundan, eski TCK’nın 146/1. maddesi uyarınca idam cezasına çarptırıldı. Erdiş hakkında verilen idam cezası, 23 Eylül 2002 tarihinde uyarlama yapılarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi. 2014 yılında yeniden yargılanma talebi mahkeme tarafından kabule değer görüldü ve Bolu F Tipi Cezaevi'nden tahliye edildi. 2018 yılında beyin kanaması nedeniyle Yalova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 7 Mayıs'ta beyin ölümü gerçekleşen, daha sonra İstanbul'daki Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne nakledilen Mirzabeyoğlu, 16 Mayıs 2018'de 68 yaşında hayatını kaybetti.
Tam adı:
Salih İzzet Erdiş
Unvan:
İslam Düşünürü, Yazar, Şair
Doğum:
Erzincan, Türkiye, 10 Mayıs 1950
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 16 Mayıs 2018

İncelemeler

Tümünü Gör
256 syf.
·
60 günde okudu
Yazdıklarım beni yakından takip edenler dışında
Salih Mirzabeyoğlu
'nun sevenlerinin hoşuna gitmeyecektir. Ama benim elimde değil, kitabı okumadan bende nasıl bir içerikle karşılaşacağımı bilmiyordum ve bana faydası olacağını umuyordum. "Şeriat'ın hükümleri dışında dine âit işler çoktur. Burada beşinci asıl İLHAM'dır. Hattâ denilebilir ki, üçüncü asıl, yani üçüncü vesika "ilhâm"dır. Kitap ve sünnetten sonra kıyamete kadar bu asıl devam edecektir." (95.s) İslam'da dini hükümlerin kaynakları: 1. Kitap 2. Sünnet 3. İcma 4. Kıyas
Salih Mirzabeyoğlu,
İlham'ın 5.asıl olduğunu iddia ederek kendisinin hiçbir yetkinliği olmadığı bir konuda ilim ehli tarafından benimsenen yönteme aykırı fikir belirtiyor: "Nasıl ki İÇTİHAD hükümlerin zâhir olması ise, İLHÂM da esrarın ve ince bilgilerin zâhir olmasıdır ki, bunu birçokları anlayamaz. Evet, İÇTİHAD ile İLHAM arasındaki fark açık ve bellidir; o GÖRÜŞ'e dayanır, bu ise GÖRÜŞLERİ YARATAN'a dayanır. O hâlde ilhâmda, içtihatta bulunmayan bir asalet vardır. İlhâm, Peygamberlerin "mehaz-asıl alınan kaynak" olan ilhâmlarına benzemektedir. Her ne kadar ilhâm zannî ve Peygamberlerin ilmi katî ise de..." (96.s) İlham zanni ve hususi olduğu halde, ictihatta bulunmayan bir asalet bunun neresinde? Dini hükümlere estetik bulduğumuz oranda mı değer vereceğiz? "İslâm'ın dışı Şeriat, içi Tasavvuf... " (101.s) Bu çok büyük bir iddia. Yazar Şeriat ve tasavvufu birbiriyle eşit görüyorsa ona göre Tasavvuf ehli olmak imanın şartı olmalı. Halbuki tasavvuf; dini daha iyi yaşayabilme amacıyla takip edilebilecek, müspet ve menfi yönleri olan bir yoldur. "Allah Sevgilisi'ne eksiklik izafesi muhal; ve Allah, Sevgilisi'nin sözünü haklı çıkarır!.." (179.s) Bu tür yanlışlıklar Peygamberlerin ismet sıfatını, Allah’ın kemal sıfatıyla karıştırmaktan ileri geliyor. Eksikliklerden münezzeh olmak Allah’ın bir özelliği, aynı şeyi Peygamberimiz Aleyhisselam için düşündüğümüz zaman onu yüceltmiş olmaz mıyız? Hem de bu konuda başından uyarıldığımız halde. “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi beni batıl ve aşırı surette methettikleri şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü.’ deyin!” (Buhari, Enbiya, 48; Müsned, 1/23; 4/25) Diğer bir husus, Allah’ın Resûlü'nün -Aleyhisselam- sözünü haklı çıkarması.. Tamamen yanlış değil fakat kesin anlamda doğru da değil. - Peygamberimiz kendisine soru soran müşriklere "yarın sorularınızı cevaplayacağım" buyurdu. İnşallah demediği için beklenen vahiy 14 gün gecikti. (İnanmayanlar kehf Suresi 23-24. ayetlerin tefsirine bakabilir) - Münafıklar bir bahaneyle savaşa katılmamak için Peygamberimizden izin istediklerinde yalan söyleyenler ortaya çıkmadan izin vermesi Tevbe Suresi 43.ayetin nüzulune sebep olmuştu. "Allah seni affetti de, doğru söyleyenler sence belli olmadan ve kimlerin yalancı olduğunu bilmeden niçin onlara izin verdin?" Bir de esirlerin serbest bırakılması meselesi var. Öğrenmek isteyenler araştırabilirler, fazla uzatmayalım :)) Belki aklına takılanlar olabilir diye başından açıklıyorum. "O kendi hevasına göre konuşmaz." Necm Suresi 3. ayetini göz ardı etmiş değilim. Bu ayet hem konuyla ilgili değil hem de buradaki verdiğim örneklerin hiçbiri benim uydurduğum şeyler değil. __________ Kadını kafes arkalarına ve haremlere hapsetmek, hiç kimsenin karşısına çıkarmamak ve topuğundan saçına kadar simsiyah bir torba içine sokup öylece ve bir ân için cemiyet koridorundan geçirivermek, İslâmî ölçü ve gereklerin emrettiği bir iş değildir.
İslama Muhatap Anlayış
(186.s) __________ Katılmadığım fikirleri olsa da, benim kitabı yarım bırakmama sebep olan bu alıntıdır. Burada "simsiyah bir torba"dan kastettiği müslüman kadınların giydiği 'çarşaf' değilse nedir? Aynı söz
Necip Fazıl Kısakürek,
İdeolocya Örgüsü
kitabında da geçiyormuş. Her iki kişinin de hayatları göz önünde bulundurulunca Peygamber Aleyhisselam'ın hanımları, Müminlerin Annelerinin giyimleri hakkında saygısızca bir tutum sergilemeleri uzak bir ihtimal olsa da ilgili söz muttaki bir Müslümana kesin olarak yakışmayacağından fikirlerinde muteber olma durumları sarsıntıya uğramıştır.
İbda Diyalektiği
8.5/10 · 66 okunma
·
11 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30