Hekim, "Beni bağışla ki, Allah da seni bağışlasın! Beni öldürtme, yoksa Allah da senin canını alır!" diye yakarmış.
[...]
Hekim sürekli ağlıyor, krala da "Beni koru ki Allah da seni korusun! Beni öldürme ki, Allah da senin canını almasın!" deyip duruyormuş.
[...]
Hekim, yine "Beni bağışla ki, Allah da seni bağışlasın! Beni öldürme, yoksa Allah da senin canını alır!" demiş.
[...]
Kral, "Ey hekim, burada yazılı bir şey yok!" demiş. Hekim, "Aynı tarzda açmaya devam et!" demiş; kral da yaprakları çevirmeye devam etmiş. Ancak daha birkaç dakika geçmemiş: O anda kralın kanına zehir işlemeye başlamış, çünkü kitap zehirli imiş.
[...] Hekim Rûyan, ona seslenerek dizeler okumaya başlamış, dizeleri okuyup bitirirken, kral da o anda can vermiş.
Böylece, ey ifrit, bil ki, Kral Yunan, Hekim Rûyan'ı bağışlasaydı, Allah da sırası gelince onu bağışlayacaktı. Ama o bunu reddetti ve ölümüne kendi karar vermiş oldu.