1000Kitap Logosu
Gaye Boralıoğlu

Gaye Boralıoğlu

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.9
259 Kişi
648
Okunma
48
Beğeni
2.227
Gösterim
Unvan
Türk gazeteci, reklam yazarı ve ve senarist.
Doğum
İstanbul, 22 Ekim 1963
Yaşamı
Tam adı Jülide Gaye Boralıoğlu olan yazar, Gönül ve Güneş Boralıoğlu’nun kızı olarak 22 Ekim 1963’te İstanbul’da dünyaya geldi. 1980’de Ataköy Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1984’te mezun oldu. Yüksek lisansını yine aynı bölümden Sistematik Felsefe ve Mantık alanındaki çalışmasıyla 1986’da aldı. Gazeteci, reklam yazarı ve senaryo yazarı olarak çalışan yazar, ağırlıklı olarak senarist kimliği ile tanınmaktadır. 1999’da Atıf Yılmaz yönetmenliğinde gösterime giren “Eylül Fırtınası”nın senaristliğini üstlenen Boralıoğlu, bu deneyiminden sonra televizyonun senaryo yazarına daha fazla kontrol imkanı verdiği düşüncesiyle, televizyon dizileri için yazmaya ağırlık verdi. Çeşitli kanallarda yüksek reytinglerle yayınlanan “Bir İstanbul Masalı”, “Hırsız-Polis”, “Üzgünüm Leyla”, “Zerda”, “Bıçak Sırtı,” “Bir Çocuk Sevdim” ve “Kapalıçarşı” gibi dizilerin senaryolarını yazdı. Eğitim seviyesi birbirinden çok farklı, geniş bir kitleye hitap edecek derinlikli senaryolar yazmanın kendisi için öncelikli olduğunu belirten yazar, aynı zamanda Senaryo Yazarları Derneği’nin (SEN-DER) kurucularındandır. Hepsi Hikâye, Meçhul, Aksak Ritim isimli üç eseri bulunmaktadır. On bir öyküden oluşan ilk eseri Hepsi Hikâye, Ekim 2001’de yayımlanmıştır. İsimsiz, tek bir kadın karakterin ağzından yazılmış bu öyküler, bu karakterin gündelik hayatla, yetişkin olma durumuyla, ilişkilerle ve kendine çizilmiş kimlik sınırlarıyla baş edemeyişini, absürde kayan bir mizah ile konu edinir. Hepsi Hikâye, Boralıoğlu’nun yeni dönem eserleri Meçhul ve Aksak Ritim’den farklı olarak görece iyi eğitim görmüş, orta gelir düzeyinde bir karaktere odaklanır. Meçhul ve Aksak Ritim, toplumun alt sosyo-ekonomik düzeyini oluşturan varoşlardaki akıllı ve çekici bireylerin bu özellikleri dolayısıyla içinde yaşadıkları topluluklar tarafından cezalandırmalarını konu edinir. Mart 2004’te yayımlanan Meçhul, Gaye Boralıoğlu’nun yakın arkadaşı ünlü fotoğrafçı Manuel Çıtak’ın 24 fotoğrafından yola çıkılarak soruların metne dökülmediği bir röportaj formunda yazılmıştır. Bu fotoğraflarda yer almayan, varoşlarda yoksulluk içinde büyümüş ve bir gün gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş İbrahim’i bulmak amacıyla yola çıkan iki gazetecinin İbrahim’in yakınları ile yaptığı hiç yayımlanmamış röportajlarından oluşur. İbrahim karakterine yakınları ve tanıdıklarının yüklediği doğaüstü özellikler itibariyle büyülü gerçekçiliğe, romanın başındaki “bulunmuş metin” takdimindeki dil itibariyle de masala yaklaşır. İbrahim’in uğradığı tacizler üzerinden ele alınan cinselliği, bastırılmış eşcinsel karakterlerin kurbanı olarak dışlanması ve içine karışmaya çalıştığı her topluluk tarafından cezalandırılması dolayısıyla da bir melodram olarak da okunabilir. Nisan 2004’te Selda Asal tarafından sanatçılara kendi sergilerini açabilme ve disiplinlerarası ortak sanat projeleri gerçekleştirebilme şansı vermek amacıyla kurulmuş Apartman Projesi’yle ortak olarak gerçekleştirilen bir etkinlik kapsamında Meçhul’de yer alan fotoğraflar Asmalımescit’te on beş gün boyunca projeksiyonla sergilenmiş, Zuhal Olcay ve Altan Erkekli ziyaretçilere kitaptan bölümler okumuştur. 2009 Ekim’inde yayımlanan ve yine varoşlardan bir karakterin, on beş yaşındaki çiçekçi çingene Güldane’nin öyküsünü anlatan Aksak Ritim, Güldane’nin kendi cinselliğini keşfetmesini ve taksi şoförü Halil ile yaşadığı aşk/nefret ilişkisini konu edinir. Ölüm, kaza gibi konulara yaklaşımında büyülü gerçekçilik öğeleri barındıran roman, Güldane’nin cinselliğinin kontrolünü mahallenin genç erkeklerine düzenlediği mum ışığında soyunma gösterisi ile kendi eline alması açısından Meçhul’den farklılaşır. Ancak bu sefer de Güldane farkındalığının kurbanı olur, Meçhul’deki İbrahim gibi güzelliği, çekiciliği ve en önemlisi de aklıyla içinde yaşadığı topluluktan farklı olduğu için yine o topluluk tarafından yok edilir. Aksak Ritim, Notre Dame de Sion tarafından 2011 yılında Edebiyat Ödülü Mansiyonu’na layık görülmüştür.
Murat Karakurt
Dünyadan Aşağı'nı inceledi.
274 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hangimiz ömrümüzün bir döneminde dünyadan aşağı düşmedik ki? Belki de hayat, baştan sona bir düşüş sürecidir dünyadan aşağı. Belki de bu yüzden, sona geldiğimizde yerimiz aşağının da aşağısı oluyor. Yaklaşık 300 sayfalık bir kitap olmasına rağmen, bir solukta okunabilecek romanlar arasına adını rahatlıkla yazdırabilir Dünyadan Aşağı. Üslubu sizi kolaylıkla içine alıyor, karmaşıklığa gerek duymadan bizi bize sade ve yer yer edebi bir dille anlatıyor. Gaye Boralıoğlu’nun bir kadın olarak, bir erkeğin iç dünyasına bu kadar hakim olması, bu kadar iyi yansıtabilmesi gerçekten büyük bir meziyet. Hilmi Yavuz... Karakterimiz eril bir zihniyetin bayrak tutucularından ve tam anlamıyla bir insan. Bu ikisi bir arada olunca, bünyesinde çelişkiler barındırmaması, sık sık hataya düşmemesi mümkün mü? Değil tabii ki de. Ona bazen kızıyor, bazen de bir insanın kendisini öyle hallere düşürmesine üzülüyorsunuz ve hatta bazen onunla bir bağ kuruyorsunuz. Sonuçta hiçbirimiz mükemmel değiliz, aynı hataların benzerlerine biz de düşüyoruz. Fazla kafa yormayıp, derin tahlillere başvurmadan –ki bu dili sayesinde bence– siz de bir sorgulama yapıyorsunuz karakter üzerinden. Bende öyle oldu yani. Anlatıcının yer yer değişmesi ile farklı bakış açılarına, insanın bir nevi kendine göre haklı gerekçeleri olduğuna da tanık oluyoruz. Baba figürünün önemine, kuşak çatışmasına, toplumsal olaylara yer veren güzel, okunası bir kitap Dünyadan Aşağı. Memnun oldum, Boralığolu.
Dünyadan Aşağı
Okuyacaklarıma Ekle
7
Hülya
Aksak Ritim'i inceledi.
236 syf.
·
21 günde
·
Puan vermedi
Gaye Boralıoğlu’un kalemiyle ilk defa Dünyadan Aşağı ile tanışmıştım. Dünyadan Aşağı’yı okumak o kadar keyifli,sıcacık bir yolculuktu ki hemen başka bir kitabını da temin edip okumak istedim. Aksak Ritim de yine Dünyadan Aşağı tadında ,keyıfli,samimi yer yer güldürüp bir sonraki sayfada kalbime taş oturtan bir roman oldu. Kitap öyle bir güzel başladı ki okurken keşke biraz daha kalın olsaymıs diye düşündüm . Kitabın asıl kahramanı Güldane …Güldane güzelliğiyle etrafa nam salmış bir çingene kızı. Ve onun tutkuyla bağlanacağı Halil… Romanı okurken Yesılcam fılmı seyredıyormus tadını alıyorsunuz ama burada yesılcamdaki gibi zengin kız fakir oğlan degılde ;fakir kız ,fakir oğlan var… onlar nasıl tanıştı ,başlarına neler geldı kavuştular ya da kavuşmadılardan ziyade o süreçte neler yasadıklarını anlatıyor.. Boralıoglu bizi İstanbul’un en işlek yerlerinden en tarıhı semtlerine sürüklüyor .. Bize Beyoğlu’nu gezdirip ,Dolapdere’nin ücra bir mahallesine götürüyor … Severek okumaya başladığım kitap beni sonlara doğru tamamen mest edip,yine son sayfalarda iyi ki Boralıoglu ile tanışmışım dedirtti. Biraz istanbul,biraz aşk ,biraz aile okuyayım ama okurken beni sanki Yeşilçam filmi seyreder gibi hissettirsin diyorsanız Boralıoglu ile tanışın ….zaten bir romanını okuyan hemen diğerini de sepetine atacaktır ️
Aksak Ritim
8.5/10
· 28 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
Habibe
Dünyadan Aşağı'nı inceledi.
274 syf.
·
2 günde
·
6/10 puan
Arkadaşımın şiddetli tavsiyesi üzerine alıp okuduğum ilk Gaye Boralıoğlu kitabı. Kitap sürprizlerle dolu bir sona doğru sıkmadan akıp gidiyor. Bolca soru soruyor, sorgulatıyor. Bir cehennem düşüncesidir ki hiç yakasını bırakmıyor zaten baş karakterimiz Hilmi Aydın'ın. Ve kapanmayan yaralarla dolu bir baba oğul ilişkisinin bir hayatın akışını nasıl değiştirebileceğini seyrediyoruz nasıl savurabilecegini ordan oraya. 'Bir çocuğu kemiren ya bir babadır ya da yokluğu' Nasıl sevmeyi bilmiyoruz onu vuruyor yüzümüze. Her şeye rağmen bir babayı sevme ve bir baba tarafından sevilme isteğinin feryadı diyebiliriz belki bu kitap için.
Dünyadan Aşağı
Okuyacaklarıma Ekle
27