Ece bulut, Sessiz Kalma!'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Son dönemlerde ırkçılık yüzünden milyonlarca cinayet işlenen bir dünyada yaşıyoruz. Sessiz Kalma 'da tam olarak böyle başlıyor.
Kısaca konusundan bahsedecek olursak; Star, arkadaşının beyaz bir polis tarafından haksız yere öldürülmesine tanık oluyor ve tüm dünyaya sesini duyurmak istiyor.
Aslında sesini duyurması gereken halde susanların ya da susturulanların bağırışıydı bence bu kitap. Siyahilerin nasıl zorluklar çektiği ve bunun yanı sıra siyahilerin ve beyazların birlikteliği de mükemmel anlatılmıştı. Kısacası anlatımlar muhteşemdi. Günümüz dünyasının bir kopyası niteliğindeydi kitap.
Yazarın dili akıcı ve sade bir dildi. Hemen okunabilecek fakat zor sindirilecek bir kitaptı. Kitapta o kadar çok insanlara kızdığım nokta vardı ki bunların hepsini anlatmaya kalkışsam çok uzun sürer.
Mesela en basitinden, sırf koca bir sınıfın dersleri ekmek için ölü bir çocuğu kullanması gibi. Onun için gerçekten üzülmek yerine onu bir araç olarak kullanmaları çok korkunçtu. Bunun gibi olaylar gerçek yaşamda da o kadar sık karşımıza çıkıyor ki artık insanların nasıl birer canavara dönüştüğünü göremiyoruz. En basitinden en kötüsüne kadar bunun örnekleri kitapta var. Yazar şimdiki dünyayı muhteşem bir şekilde kurgulayarak kitaba dönüştürmüş. Bu kitabı herkes okumalı, okumalı ki ırkçılık bir nebze olsun ortadan kalkmalı. Aslında hep istediğimiz barış içindeki dünya farklılıklarımızı önemsemediğimizde kendini gösterecek. Sesiniz varken neden sessiz kalasınız ki?
5/5

Ebru Yavuz, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mükemmel yasa yok. Belki bu yüzden yasalar sürekli değişip duruyor. Belki hep değişecek. Sanırım adalet, vicdanımız ile yasa arasında bir yerde duruyor. Bu nedenle yasa, adaleti sağlamakta tek başına yeterli olamaz. Ama adaleti sağlamak için yasalara inanmaktan başka da çaremiz yok.

Kavim, Ahmet Ümit (Sayfa 139 - Cep boy)Kavim, Ahmet Ümit (Sayfa 139 - Cep boy)
Eray Turkoglu, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Büyük bir amaçtan, sıra dışı bir fikirden etkilendiğinizde, tüm düşünceleriniz zincirlerini koparır; zihniniz sınırlarını aşar, bilinciniz her yönde genişler ve kendinizi yeni, mükemmel ve şaşırtıcı bir dünyada bulursunuz. Uyuyan güçler, yetenekler ve beceriler canlanır ve daima hayal ettiğinizden daha büyük biri olduğunuzu keşfedersiniz.

Ferrari'sini Satan Bilge, Robin Sharma (Sayfa 74)Ferrari'sini Satan Bilge, Robin Sharma (Sayfa 74)
Ahmet Biçer, Mağaradakiler'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Mağaradakiler Kitabına Platon’un “Mağara” metaforuyla giriş yapar Cemil Meriç. 
Cemil Meriç'in zirve eserlerinden biri olan kitap.

İnsanlığın düşünce mirası için katma değer yaratan pek çok entelüektel ile ilgili görüşlerini de aktarır denemelerinde yazar. 

özellikle kitabın ilk kısımlarında; atıfta bulunduğu, gönderme yaptığı tüm düşünürleri anlama iştiyakı oluşturuyor okuyanda, elbette.

Velakin, kendi toplumumuza, özümüze dönük değerlendirmeleri; kavramlar üzerine harcadığı emek kadar görkemli değil.

Kitapta Sosyalizm, kapitalizm, nihilizm, anarşizm, popülizm, intelijansiya, entelektüel, nihilizm, ihtilal, inkılap, devrim gibi pek çok kavramın açıklamasını yapar ve tarihçesinden bahseder Cemil Meriç. Gerek mağaranın içinde olanlar gerekse mağaranın dışında olanlardan bahseder. Türk aydınının geçmiş ve gelecek arasında nasıl bağ kurması gerektiğini mükemmel bir dille işlemiş Cemil Meriç. Cemil Meriç'in bir kaç gün önce okuduğum 'Bu Ülke' kitabindan sonra Mağaradakiler'i okumak gerçekten paha biçilemez.Özellik, işlediği konu ve verdiği mesajlar bakımından iki kitapta birbirine çok benzer özellikler taşımaktadır; fakat Mağaradakiler'in beni daha çok etkilediğini söyleyebilirim.
Bununla birlikte kitaptaki şu cümle çıkmıyor hiç aklımdan: "Silahlarin konuştuğu yerde şarkı söylenmez."
Gerçekten Cemil Meric'in edebiyatımızda yeri asla dolmaz. Bu büyük fikir işçisinin diğer kitaplarını okumak için can atıyorum.
Velhasıl bütün eserlerini okumak okutmak lazımdır...

şule uzundere, Paris ve Londra'da Beş Parasız'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 31 günde · Beğendi · 10/10 puan

Paris ve Londra’da Beş Parasız roman türünde sayılsa da otobiyografik özellikler taşıyor. George Orwell’ın Paris ve Londra’da beş parasız kaldığı, kötü koşullarda, zaman zaman evsizlerle yaşadığı, günde on yedi saat çalışmak zorunda kaldığı günlerini anlatıyor.

Çocukluğumda maddi durumumuz pek iyi değildi. O günleri şimdi “Ne kadar zor günler geçirdik.” diye anıyordum ama bu kitabı okuduktan sonra anladım ki ben gerçek anlamda yokluk çekmemişim. Yiyecek ekmek almak için beş kuruş para bulamamanın verdiği sıkıntı, günlerce aç kalma, otel parasını ödeyemediği için otelden gizlice kaçma ve geceyi parkta geçirme, günlerce banyo yapamama gibi olaylar benim başıma gelmedi. Bu kitapta bunları ve daha fazlasını okuyup halinize şükredeceksiniz.

Kitabın ismi içeriğine çok uygun olsa da kitabı okurken aklıma sık sık “Sefiller” geldi. Türkçemizde sefilleri oynamak diye bir deyim var biliyorsunuz. Bu kitaba Sefiller ismi de çok yakışırmış.

Yazarın 1984 kitabını yorumladığımda kitabın son cümlesinin, şimdiye kadar okuduğum en güzel son cümle olduğunu yazmıştım. Yazar bu kitabını ise mükemmel bir paragrafla sonlandırmış. Bu paragrafın bir kitapta okuduğum en güzel son paragraf olduğunu söyleyebilirim. Orwell, kitaplarını nasıl sonlandıracağını iyi biliyor.

"Yine de çulsuz kalarak kesinlikle öğrendiğim bir iki şeye değinebilirim. Bütün berduşların ayyaş pislikler olduklarını asla düşünmeyeceğim, sırf bir peni verdim diye hiçbir dilenciden minnet beklemeyeceğim, işsiz bir adamın yorgun olmasına şaşırmayacağım, sokakta dağıtılan el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir lokantada keyifle yemek yemeyeceğim. Bu da bir başlangıç."

Bu cümleler kitabı okuduğunuz zaman çok anlamlı olacak.

George Orwell en sevdiğim yazarlardan biri. Okuduğum üçüncü kitabıyla gönlümdeki yerini sağlamlaştırdı. Yazarla tanışmayan ve/veya tanışıp bu kitabını okumayan herkese öneriyorum.

1984 ve Hayvan Çiftliği yorumlarıma blogumdan ulaşabilirsiniz.

Emrullah, Ferrari'sini Satan Bilge'yi inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur, yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmendir.

Zehra Esedova, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

Hiçbir zaman mükemmel olamayacağım.
Hatalar yapacağım.
Ama benim hatalarım olacak yaptıklarım.
O hatalar beni ben yapacak.
Eşsiz olacağım kusurlarımla.
Bir cümle okudum, diyor ki:
“Karakter, karşılaştırma yapılamadığında ortaya çıkar.”
Yani beni başkalarıyla yan yana koyduğundaki, girinti çıkıntılarım.
İşte benim coğrafyam o.
Beni ben yapan, herkesten başka yapan.
Kes yapıştır kolaj sevmiyorum artık ben Tahsin Bey.
Başkalarına sormaktan vazgeçtim.
Kendime sordum.
Ve inanır mısınız?
Duyduğum en gerçek şeyleri işittim.
İnsan kendisiyle konuşmalı.
Oradan buradan gelen seslere iyice kulaklarını kapatıp.

Kelebeğin Hayat Sırları, Nil Karaibrahimgil (Sayfa 33 - epub)Kelebeğin Hayat Sırları, Nil Karaibrahimgil (Sayfa 33 - epub)
İbrahim Saruhan, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Bir çocuğun tertemiz sevgi duygularıyla başlayan ve sonunda hastalıklı bir tutkuya dönüşen adına ölümsüz aşk da diyebileceğimiz mükemmel bir Stefan Zweig kitabı. Bir mektuptan çok bir efsane gibi yazılmış. Karşılıksız aşkın efsanesi.

M.Furkan ALGAN, Semerkant'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın ilk üç bölmü çok akıcıydı son bölümlerde ise İranın bağımsızlık mücaddelerini anlatması ve çok diplomatik isimler, ilişkiler geçmesi beni biraz sıkmıştı ama mükemmel bir sonlada bitmişti.
Kitap çok güzel okumasını tavsiye ederim :)

Sen kendini mükemmel olduğuna öyle çok inandırmıştın ki; ayna olan insanların sana hakaret ettiğini düşünerek deliriyordun.