İnce Memed 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
28.672
Gösterim
Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
442
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754183287
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 1
İnce Memed 1
İnce Memed
436 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Vay anam vay!

Ben böyle roman okumadım kardaş. Böylesine güzel betimlemeylen, bu kadar güzel içine alan cümleleriylen hikâyesini yaşattıran, hissettirebilen bir roman okumadım. Hele romanı bitirdikten sonra yüzümü yudum da öyle kendime geldim, birçok sayfasında duygularımlan yaşadım da okudum işte. İpil ipil ışık gibi parlıyor kitabın cümleleri, ipil ipil parlayarak oluşturuyor kelimeler cümleleri. Epey zamandır okuyacaktım emme nedense bekletir dururdum Yaşar Kemal gibi kalem efendisinin bu eserini. Daha zamanı değil, daha çok yaşayacağım daha çok içine girebileceğim zamanı beklerdim ve bu zamanlarda da okumak nasip oldu işte. Her bir sayfasında her bir paragrafında romanı, karakterleri ve hikâyeyi yaşadım. Yaşadım ya, öyle bir yazmış ki Yaşar Kemal Allah billah yaşatıyor yazdıklarını, kâh güldürüyor kâh sinirlendiriyor veya hüzne boğuyor, hepten ise sizi köylerde, dağlarda yaşatıyor. Hele o çakırdikenleri yok mu, vay anam vay, itin dölü nasıl da her bir toprakta yetişiyor öyle, her bir toprakta bitmiş de her bir sayfamızda her bir paragrafımızda ayaklarımıza, üstümüze başımıza dalıyor kardaş. Vay anam vay, yok kardaş yok bu çakırdikenlerin olduğu yerde tarla mı sürülür, davar mı sürülürmüş. Yaşar emmi diyor zaten bu çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter diye. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter de büyür gelişir. Bir metreye bulur bu çakırdikeninin boyu kardaş, dalar da pisler üstünü başını, canlıdır ya mübarek ama sanki de hareketli bir canlı gibi dalar, parçalayıverir üstünü başını. Vay anam vay, Allah billah görmedim ben böyle bir şey, gördüysem de te bu kadar büyüğünü görmedim de duymadım kardaş, vay anam vay. Ne bilinsin çakırdikeni ne menem bir beladır.

Abdi ağalar var oldukça da İnce Memedler var olacak deriz ya, bak emmi bu Abdi ağa gavuru yok mu, az gavur değildir hin oğlu hin. İnsanların yaşamını kolaysız yapar da rahat ettirmez kimseyi. Ölümünü gözümle görmek istediğim gavurlardan biridir işte. Dikenlidüzü içindeki ahan da bu beş köyün hepisi bu gavur Abdi’nindir işte. He bu Dikenlidüzü dediğim yer de adından belli olacağı üzere çakırdikenlerinden bolca olduğu düzlüklerden biridir. Üstleri ağır kokulu mersin ağaçlarıyla kaplı olan tepeler geçildikten sonra kayalar birden başlar ki işte tam da bu vakit insan birden korkuverir. Kayalarla birlikte çam ağaçları da başlar. Billur parıltısında sakızları çamların buralarda toprağa sızar kardaş. İlk beriki çamlar geçildikten sonra, gene bu sefer düzlüklere varılır. Boz topraktır işte buralar, verimsiz ve kıraç. Dikenlidüzü insanları dünyanın dışında, kendine göre kanunları, töresi olan bir dünyadır. Köylerinden gayrı bir yer buraların insanları, bileni de çok azdır zaten. Gavur Abdi ağa da istemez zaten insanların bilmelerini, kasabalarına gitmeleri bile Abdi ağayı rahatsız eder. Hal bu şekil olunca kardaş dışardakiler de pek bilmez Dikenlidüzü insanlarını.

Hani köylünün ayaklarına çakırdikeni batar da bacaklarına üstüne başına dalar ya, bu keçi sakallı Abdi gavuru da bütün bu köyün halkına, insanına çakırdikeni gibi batar, hayatlarına dalar da hayatlarına batıverir. Te yakılır o çakırdikenleri, yakılır da çatır çatır, cayır cayır yanarlar ve sonrası yok edilirler, haliyle elbet o gavur Abdi de göçertilecektir. Alınacaktır canı da toprağa gönderiliverilecektir gavur Abdi.

İnce Memed, düzene karşı ses çıkartan, baş kaldıran, kişisel davasından insanın, insan olabilmenin sesi olan Memed’in zorda kalan mecburi destanıdır. Toplumsal olaylar işleniyor ama cumhuriyetin ilk yıllarından ötürü oluşan karışıklıklardan da maalesef toplumsal olaylara toplumsal çözüm getirilemiyor. Aksine de yöneticilerin, ağaların köylüyü sömürdüğü, köylünün de kendi kaderine terk edilip sömürünün daha da büyüdüğü dönemler. Köyün, köylünün geri kalmışlığı, sefaletin hâkim olduğu yaşamı içindeki düzene başkaldırının destansı öyküsü. İnsanlığın, insan olmanın kitabı gerçekten. Zulme, haksızlığa karşı olmanın, sessiz kalmayıp da ses çıkarmanın insan onurunun en büyük göstergesi olduğunun güzel bir örneği, edebiyatımızın ise şüphesiz en iyi örneği.

Görkemli bir yapıt. Hele ki iki giriş bölümündeki olan betimlemeler ne kadar da güzeldir öyle. Ne çok fazla olup kelimelere çok yük bindirir, ne de çok az olup kelimelerin gücünün az gösterildiği cinsten. Tam kıvamında olup da uzundurlar aslında. Uzar ve uzar da bir toprak parçasından başlayıp, böceklerden ota, ottan çiçeğe, çiçeklerden ağaca, ağaçlardan dağın zirvesine ve gökyüzüne gider de yörenin her bir ayrıntısına hâkim eder bizi. Demem o ki ağa betimlemeler cuk oturmuştur kitaba. Diyaloglar da çok güzel ve başarılıdır. Köy halkının şivesini, sesinin rengini duyarız adeta. Konuşmuş olduğumuz Türkçemizi bile sorgularız, çünkü bu kadar güzel gelir bu şiveli diyaloglar, bu kadar içine alır da etkisi altında tutar bu güzelim betimlemeler.


Okuyun bu kitabı, bu efsaneyi okuyun tabii, içiniz ısınsın da okurken seve seve okuyun. Hele bi okumaya başlayın da şimdi ısınır içiniz, ısınır ya beğenirsiniz kolayca. Hiç küşüm çekmeyin de rahatça okuyun ve yaşayın bu destanı.

https://www.youtube.com/...y4&start_radio=1
436 syf.
·Beğendi·10/10
448 sayfa nasıl bu kadar çabuk bitti?

2013`den beri erteleye erteleye 2015`e getirip çıkardım. Bana sorarsanız bir yıl daha ertelerdim de Muzaffer bey sağolsun. Öncelikle, Muzaffer bey`e beni böyle değerli eser ve değerli yazar, Yaşar Kemal ile tanıştırdığı için teşekkür ediyorum :)


İnsan hiç tadını bilmediği yemeğin kokusunu burnunda hisseder mi? Tarhana çorbası nasıl bir şey? Burnumda kokusu var. Böyle sıcacık, ocakta yeni kaynayan ekşimsi gibi bir tad. Bu arada tarhana ne onu da bilmiyorum :)) Ekmek`le soğan... İtiraf ediyorum bir ara canım o kadar çekti ki, hiç soğanı tanımasam elma gibi tadı var deyeceğim öyle tatlı.

Yaşar Kemal- bazı yazarlar var okurken hangi safda olduğunu ayırt edemezsiniz. Yaşar Kemal öyle değil. İyilik var damarında sanki. Abdi ağaların yanına İnce Memedleri vermişse...

Tasvirler en çok dikkatimi çeken nokta oldu. Sanki köyü karış karış dolaşıyormuşsun gibi.

Kitab`ı ilk bu cümle ile tanımışdım : “Nerede halkına zulmeden, halkını cehalete sürükleyen, öldüren, bir Abdi ağa varsa, orada İnce Memed'ler de olacaktır elbet.” Bence bu kelimeler bile okuyacağınız kitab`ın ne kadar nadide olduğunu hatırlatacaktır size.

İyilik ve kötülüğün su katılmamış hali var " İnce Memed "de. Kötüler gerçekten kötü, ( Abdi ağa`nın içinde iyiliğin zerresini göremedim ) iyiler kendi mallarından, canlarından ( köylüler ) olacak kadar iyi.

Sonu biraz hüzünlü. Hem yarımkalmışlık hissi veriyor hem her şeyin bitip sona ulaştığını. Bu da belki yanılıyorumdur yazarın o dönemde kitab`ı yazarken 2, 3, 4. kitapları çıkarıp çıkarmayacağına henüz karar vermediği hissini yaratıyor bende.

Yine de, Yaşar Kemal iyiliği övdüğün, zulmü, kötülüğü, dönemin " başa geçenlerini " o sonsuz tasvir gücünle harmanladığın için seni ilk kitabınla ( ilk kitabıyla yazarları nadir halde tutarım ) çok sevdim.

Mekanın Cennet olsun iyi kalpli yazar...

Keyifli keyifli okumalar *_*
436 syf.
Hazır mısınız İnce Memed'le dağları, taşları, kayaları, mağaraları, köyleri, kasabaları dolaşmaya, onunla yeniden keşfetmeye. Hee bir de insanları tanımaya, hem de ne tanımak...
Hani kendi de diyor ya "Dünyada" diyordu, kendi kendine, "şu dünyada ne iyi insanlar var." Evet iyisi de var kötüsü de, zalimi de var mazlumu da, güçlüsü de var güçsüzü de...
Hee bir de koca yürekli İnce Memed'i var.
Abdi ağası da var, Recep çavuşu da var, Ali Safa beyi de var, Durmuş Ali'si de var, Topal Ali'si de var, Dönesi de var, Iraz'ı da var, Hatçe'si de var yani anlayacağınız var oğlu var.

2 yıl önce doğum günümde hediye olarak almıştım bu seriyi. Ne de güzel bir hediye değil mi? :) Ancak bir türlü başlayamadım. Hepimizde olur ya gerçekten çok okumak istediğimiz bir kitap olur ama bir türlü başlayamayız, ya cesaret edemeyiz ya da zamanı değildir. Benim için artık zamanı gelmişti. Öncesinde 4-5 tane Yaşar Kemal kitabı okumuştum en verimli olanları ise Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne ve Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor kitapları idi. Çünkü ikisinde de Yaşar Kemal'in ağzından kendisini, ülkeyi, bölgeyi birçok şeyi dinliyoruz. Onu tanımak adına bu iki kitabın kesinlikle okunması gerekiyor. Neyse ki İnce Memed'e başladım onun için de çok mutluyum.
Başlamış olduğum bu yolculukta ilk etap tamamlandı an itibariyle. Ara vermeden devam edeceğim 2-3-4 Bu yolculuk hiç bitmemeli hissi var şu an damarlarımda. İnce Memed'le olduktan sonra gerisini düşünmüyorsunuz zaten.

Hani kitapta da diyor ya "İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli." diye, işte orasına değdiler Memed'in ve isyanı başlattılar. Her devirde yok mu insanların o yerlerine değen, canlarını acıtan, binbir zorluklarla yaptıkları işleri, emekleri ellerinden alan sömüren ağalar, paşalar. Var elbet ama işte her dönemde İnce Memed bulmak zor. İnce Memed olmak kolay değil.
'Sen doğru dur eğri bulur cezasını' diye bir söz var ya işte İnce Memed belki eşkıya oldu ama o başkaydı, o zalime, kötüye düşmandı, haksızın karşısında garibin yanında, ezenin karşısında ezilenin yanındaydı. İşte bu yüzden de İnce Memed oldu ya.
Şimdi tutup da hikayeyi en başında yazmaya gerek yok. Daha ne maceralara gireceğiz Memed'le çok merak ediyorum.
Bir şeye değinmedim ona da değineyim. Yaşar Kemal'in anlattığı bölgelere hiç gitmedim ama bunlar nasıl betimlemelerdir ki, sanki bir kamera vardı da teker teker oraları gördüm. Yaşayarak yazmak bu işte. Büyüksün usta.
Eğer bu kitaba başlamaya cesaret edemiyorsanız, gözünüz korkuyorsa hiç korkmayın, elinizde ne var ne yok bırakın bu kitaba başlayın. Tek kötü yanı bittiğinde belki biraz boşluğa düşebilirsiniz. O kadar da olsun artık.
Bu arada sabah kutlamıştım tekrar yazayım Doğum günün kutlu olsun Yaşar Kemal, iyi ki doğdun ve iyi ki yazdın, iyi ki seni kendi dilimizden okuma şerefine ulaştık.
436 syf.
Yaşar Kemal, İnce Memed serisini yaklaşık otuz iki yılda yazmış. Öyle muhteşem bir kurgu ve dille yazılmış ki okurken Çukurova ' yı, Toroslar'ı gözlerinizin önüne seriyor. Anadolu insanının çektiği sıkıntıları, hüznü,sevdayı, yalnızlığı,sıcaklıklığı,doğallığı...muhteşem betimlemelerle anlatmış. Özellikle Çukurova da yaşayan halkın,köylülerin ağalardan yana yaşadığı zorluklara karşı duruşunu, mücadeleci ruhunu, sevdasını, nefretini yazmış. Düzene başkaldıran bir yiğit İnce Memed. Yaşar Kemal bu kitabı için "Mecbur adamın romanı" diyor. Çünkü ezilmiş tüm insanların hakkı için mecburen dağlarda eşkıya oluyor. Eşkıya olmak onun için bir tercih değil görev. Halkı sömüren,diktatör Abdi Ağalar hep vardı ve olacaklar. Ama onlara karşı içimizdeki İnce Memedleri yaşatmalı... Hiç tereddüt etmeden okuyabilirsiniz ve hatta okumalısınız.
436 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Aralık 2014’te başlamışım İnce Memed’e. Bir yere kadar da okumuş hatta bir çiçek yerleştirmişim bile arasına. Hani “yara derin açılınca içinde çiçek yetiştiriyorsun” misali. Belli ki o dönemlerde de haksızlıklara karşı öfkeme hakim olamıyormuşum. Belki de gördüğüm haksızlıklara karşı çıkmayı değil sinirden kendi kendimi yiyip gözümün görmeyeceği yerlere gitmeyi tercih ediyormuşum. Öyle ya yoksa neden bırakayım kitabı tam da orada? Dedim ki sonra, “artık büyüdün Meltem, gördüğün haksızlıklara da bir nebze karşı koymayı öğrendin. Bir şans daha ver İnce Memed’e. Öyle ya gün gelecek elinden tutacaksın diye bekleyip duruyor yıllardır bir dağ başındaki mağarada. Kartallara komşu.” İşte böylece yeniden kavuştuk İnce Memedimle. Sonra bir ara yine öyle bir öfke aldı ki beni; “fırlatıp atacağım kitabı. Böyle de haksızlık, böyle de onursuzluk olmaz ki” dedim. Sevgili Roquentin/Duvar/ dedi ki “bırakma sakın, umudun kitabı İnce Memed”. “Tamam” dedim, “sıkalım biraz daha dişimizi bakalım daha neler olacak”.

*Yer yer, çok belirgin olmamakla birlikte ipuçları içerebilir.*

Ah be İnce Memed nasıl anlatayım ben şimdi sana duygularımı? Hangi birini açık edeyim? Üstelik sen zayıflığı da sevmezsin ya zayıf noktam mısın bilmem. Yalan yok, zaman zaman sana kızdım. Öfkene hakim olamayışlarına içerledim çok. Benim İnce Memedim yapmaz böyle dedim; sonra sen de cevap verdin hep “Tabiiki de yapmam, yapamam.” Herkesi her şeyi seversin bilirim de şu intikam hırsı yok mu? Deliye döndürüyor insanı. Hele bir de düşmanların en onursuzuna denk gelmişsin ki vay haline… Sen belki yine affedersin ya ben hazmedemiyorum İnce Memed. Abdi Ağa’nın, o keçisakallının, Ali Safa Bey’in evinde karısı ile yaptığı konuşma var ya; çok dokunuyor bana. Üstelik biliyorum ki dünyada tek örneği bu değil. Küçük büyük, hepimiz her gün kalıyoruz aynı durumda. İftira atmak zor değil ki, konuşursun ardını düşünmeden. Sonra temizle temizleyebilirsen. Herkes sen kadar yürekli değil ki İnce Memed. Keşki olsalar, keşki…

Bir de şanslısın ki İnce Memed, senin destanını anlatan var ya hani; Yaşar Kemal. Bir güzel anlatıyor, görsen sen de şaşarsın. Önce çevreyi anlatıyor bir güzel, malum biz ne bilelim çakırdikenlik ne menem bir şeydir yahut Çukurova köyleri nasıldır. Önce oraları anlatıyor ki seni daha iyi anlayalım. Duygulaırnı da bir güzel aktarıyor ki insanın yüreğine gelip oturuyor. O korku, o sevda, o intikam duygusu, hele o üzüntü… O üzüntü ki senin gözünden dökülmeyen yaşlar her birimize pay oluyor da yine de bitmiyor. Ne diyim İnce Memed. Çok üzgünüm çok. Ama daha macera bitmedi ya, daha ne olsun demeden geçemiyor insan. Tek dileğim; sen yiğitliğini kaybetme Memed. Üzüntün üzüntümüzdür lakin kendi önüne geçmesine izin verme o yürek yangının. Dilerim bir gün, elbet bir gün sen de bulacaksın hak ettiğin o huzuru.
436 syf.
·20 günde·10/10
• “Ben” dedi soymaya geldiğim adamın ne ekmeğini yer ne de kahvesini içerim. Ekmeğini yer, kahvesini içersem soyamam.

• İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli.

Bir kitap anlattıklarıyla geçmişten günümüze ışık tutuyor, insanlığın sorunlarını, güncelliğini yitirmeden her daim aydınlatabiliyorsa o kitap benim nezdimde bir başyapıttır. Bir diğer yandan başka türlü kitaplara da öncülük ediyorsa üzerine bolca konuşmayı hak ediyor demektir.

İnce Memed serisinin henüz çeyreği bitti ama zannediyorum ki bende zuhur edenlerin etkisi hiçbir zaman nihayete ermeyecek. Bir haksızlık, adaletsizlik yahut zulüm gördüğümde, Memed’ in gözlerindeki o parıltı gelip çökecek gözlerimin tam orta yerine ve parıl parıl parıldayacak. Parıldayacak ki İnce Memedlerin ölmediğini, İnce Memed ‘in bir insandan öte olduğunu anlayacaklar. İşte o zaman insanlarla oynayamayacaklarını, o ince yerlerine değmemeleri gerektiğini anlayacaklar.

• Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır…

Kitabın, günümüzü aydınlatan en güzel sözlerinden... İnsanlık bu söz ile sorgu odasına çekiliyor. Tavanda İnce Memed’in sözlerinden güç alan bir lamba, masa başına sıkış tıkış doluşmuş insanlığın gerçek yüzünü bembeyaz ışığıyla aydınlatıyor.
Ve soruyor her şeye rağmen baş kaldırabildin mi?

Hoş cevabı zaten belli soruları sormakla nereye varmaya çalışıyorum bende emin değilim lakin bırakın baş kaldırmayı yalnızca dik durabilsek bir İnce Memede dahi gerek kalmayacak ama artık sorgulamıyorum çünkü çoğu insan farkındalıklarla donanmak yerine çıkarlarıyla donanmayı tercih ediyor ve bu tercihin altındaki nedenleri kazımaktan bir cevap aramaktan yoruldum. Bir taraf İnce Memed diyecek diğer tarafsa Ağam diyecek. Düzen bu şekilde hep aynı senaryoyla devam edecek, herkes İnce Memede hayran ama ağanın tarafında! Anlam veremediğim ve veremeyeceğim o kadar çok davranış var ki hangi birini yazayım da hangi birine mantıklı bir neden bulayım, yoruyor gerçekten yoruyor. Bu sebeple atalete gömülüp artık okumayı yalnızca seyirci olmayı tercih ediyorum.

• Ortalıkta horultudan geçilmiyordu. İçleri rahat uyumayanlar horlar.

Bir yanda Çukurova diğer yanda Türkiye, bir yanda köylüler diğer yanda işçiler, bir yanda ağaların toprakları diğer yanda patronların fabrikaları, bir yanda yanaşmacılar diğer yanda yalakalar ülkenin en güzel yerlerinden horultular yükselirken, en varoş yerlere sessizlik hakim, iki tarafta rahat uyuyamıyor ama bir taraftan horultular yükseliyor…

İnce Memed to be continued…
436 syf.
·10/10
Yaşar Kemal'in bu kitabını her sene erteliyordum, okurum diyordum sonra diye sonralar bu zamana kaldı. İyi ki de okumuşum, iyi ki de Üstat ile tanışmışım; yoksa bu mükemmel kitabı tadamayacaktım. İnce Memed 4 seriyi 32 yılda yazmış boşa yazmamış, boşa gitmemiş yıllar...

İnce Memed Değirmenoluk köyünde doğmuş, büyümüş bir mujiktir. Abdi Ağa o köyün ve 4 köyün de ağasıdır. Köyün yaşlısından gencine; ineğinden tarlasına hepsinden sorumludur. Köylülerin canları çıkana kadar yaptıkları işlerin 4 te 1'ni keyfine ya da gıcıklığına 4 te 3'ünü bile alır. Klasik ağa sistemi. Abdi ağa ismini her okuduğum zaman yüreğimde nefret duyguları kabardı.Yüreği nasırlaşmış, hiçbir şeyi, insani duyguları hissedemez olmuş. Vicdan denen olgunun olmadığını onda bin kat hissettim. Memed'in sevdiği kadın Hatçe'yi Abdi ağa, yiğeni Veli ile nişanlar, İnce memed hiç durur mu kaçırır Hatçe'yi böylelikle serüvenimiz başlar. Bu kısım zaten kitabın arkasında da yazıyor biliyorsunuzdur çoğunuz.

Yaşar Kemal, bir annenin yavrusuna verdiği sıcaklığı, şefkati gibi insanı adeta kendine çekiyor, o sıcaklığın içinde mayışıyor insan, o tanıdık kokuyu bırakamıyor...İnsanın duygularını, ilişkilerini ne kadar güzel anlatmış Yaşar Kemal. Yaptığı betimlemeler olağanüstü.Çukurova'yı o kadar iyi anlattı ki, dağları, köyleri, insanları gözümde çok iyi canlandı. Anadolu insanlarını, hayatlarını ne kadar güzel anlatmışsın noktasına virgülüne kadar...Kitabı okumadım yaşadım sanki, nadidedir böyle yazarlar.

İnsanlar ne de çabuk değişir, muhtaç olduğu şeyleri aldıktan sonra; haklı olanın değil de güçlü olanın yanında olmak insanlığın ilk maddesi miydi? Haklı olmak yetmiyor bazen, gerçekleri bildikleri halde bir şeylere mecbur olmak, onun aksini savunmak... Bilemiyorum. İnsanları tanımak, onların duygularına yetişmek çok zor.

Kadınlar her dönem de geri plana itilmek zorunda mı? Kocasız yaşamak kadınlar için zor bir durum mu? İnsanlar neden bunu bu kadar zorlaştırıyor? Yaşar Kemal taşra hayatında kadınların da duygularına değinmiş, yaşadıkları acıları, hıçkırıklarını, ağlayışlarını şuramda hissettim. Yutkunamadım okurken, boğazım düğümlendi; ağzımı açıp bir şey söylemek istesem boğulacaktım sanki. Kaldı boğazımda sustuklarım, söyleyemediklerim ya da hiçbir zaman söyleyemeyeceklerim...

Düzene başkaldıran, zengin ve fakir arasındaki o uçurumu; zenginlerin fakirleri kullanmaması gerektiğini vurgulayan bir kitap. Ağalık rejimine son veren, herkesin kendi toprağı, kendi malı olsun kimse ağaya bir şey vermek zorunda kalmasın kendi için çalışsın; hiç kimseye hesap vermeden özgürce...Zenginleri, ağaları kalkındırmak için değil;yoksa onların altında halk paramparça olup eziliyor.

Kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Anadolu'nun insanlarını, taşını, toprağını, ekmeğini, suyunu, soğanını tatmak, o kokuyu hissetmek istiyorsanız okuyun, okutalım.

Keyifli okumalar dilerim.
436 syf.
·14 günde
İnce Memed romanı; İnce Memed’in ne kadar incelikli olduğudur.

İlk bildiğim ozan Aşık Veysel’dir benim. Şairliğin şuurunu da; şuurun şiirini de ölçüyü de haddi de ondan öğrendim. İlkokulda okuduğum Cahit Külebi, İ. Hakkı Talas gibi önemli şairlerden sonra içimin ateşini korlandıran bir yan buldum onda. “Uzun ince bir yoldayım” diyordu ozan. Bu dünyayı uzun ve ince bir yola benzetiyordu. Demek ki bir şekilde bu yolda birilerine elimiz, kolumuz ve belki yüreğimiz değecek diyordu. İnce yolda, incelikliği bırakmadan; ezmeden, ezilmeden uzun yolu kat etmeye, vazifeyi elden bırakmamaya insanlık vazifesini unutmamaya sözü yormadan bir gönderme yapıyordu.

Vazifeli asker; haytadır. Hayta; vazifesinin şuuruna sahip olduğu için asla nöbet vaktinde tembellik etmez; onun memuriyeti vatanın memnuniyetiyle aynı çizgide ilerler. İşte bu ince yolda; bu uzun bu sarp yolda bir menzile varacağımızın hayaliyle milim milim ilerleriz. Koşa koşa çıktığımız yokuşlar; üçer beşer atladığımız merdivenler de birilerini üzmüşlüğümüze delalettir. Çok az insan koşarken birilerine çarpmadan; bir başkasının gönlünü incitmeden ilerler. Böyleleri uzun ince yolun inceliklisidir.

İnce Memed; uzun ince bir yolda incelikli bir haytadır. Görevini, göz açıp kapayıncaya kadar dahi aksatmamış hakikatli bir memuriyet içindedir. Haytalığının hakkını verir; hele ki gözlerinin içine bir parıltı çaktığında. İnce, keskin bir parıltı uzun ince bir yoldaki inceliklinin tüm bedeninde bir silah görevini alır. Her yapacağının G noktası gözlerindedir. Rotasını çizer; bir patik örgüsü çevikliğiyle ilmek ilmek örer; dört yandan şişler düşmanını. Patik örgüsü çevikliğinin meyvesi de ağızlarını birbirine dayayan öpüşen kuş nakışları olur Hatice’nin elinde. Bir sevdalığın nakşı olur. İnsanlığa olan adanmışlığın her ne yaşarsa yaşasın kendi çizgisinden çıkmayanların temsilidir İnce Memed; koca kafasında taşıdığı tüm fikirlerle; tertemiz, pür-i pak.

Yaşar Kemal’in dilini tüm yalınlığıyla tüm şaşasıyla ortaya koyduğu cümle dizilimleri çok oturaklı. Gereksiz söz dizimi yok; sözü uzatmadan; bir tablo çizer gibi sözcükleri nakış nakış işlemiş ve insanın zihninde olay örgüsünü bir bir canlandırmış. Okurken yaşadım; okurken izledim; okurken ellerim kollarım bağlı Abdi Ağa’ya kızamamanın, Hatce’ye yardım edememenin Iraz Teyze’nin Rıza’ya olan yakarışına; ağıtına paydaş olamamanın acısını yaşadım.

Yaşar Kemal, bu kitabı benim için yazmış; ben okuyayım, anlaşıldığımı bileyim diye. “Keçe, sen yalnız değilsin”, dedi bana her satırında. “Hislerini yaşayan bir koca memleket dolusu insan var.” Ben de “Belî, ne dersen öyledir; başım gözüm üstüne”, diyerek okumamı iştahla sürdürdüm. Seni okudum Yaşar Kemal babam, seni dinledim. Sen kızına anlatır gibi anlattığın bu romanla gönlümü tarumar ettin; beni bir kez daha tanıdığını hissettirdin. Kimseler bilmez senle benim aramdaki o latif iletişimi. Sen oturur uzun uzun yazarsın bana zamanın ötesinden yazacaklarını. Bir baba sıcaklığıyla anlatırsın. Her hikayen, her romanın bana yazılmış bir mektuptur. “Ser sera ser çawa.”

“Bir parça araziyi ilk çeviren ve " burası benim" deyip kendisine inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk kişi, sivil toplumun gerçek kurucusudur.”
Jean- Jacques ousseau, İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kökeni ve temelleri üzerine düşünceler

Toprağı anadan üryan geldiği gibi kendi malı bellemiş; sivil toplumun vicdansız kurucusu olmuş bütün Abdi Ağalar;”çiğ süt emmiş”ler için bir ağıttır.
İnce Memedlerimiz, kaoslarımız, adaletsizliklerimiz de bunlara karşı koyan kahverengi şalvarıyla gözlerine bir şimşek parıltısı çökenlerimiz de bitmeyecek. İnce Memed; incelikli Memed, çocuğa/yaşlıya/gence umut olan varlığıyla dağların gönendiği tatlı Memed… Sen baştan aşağı safi yüreksin. Sabiliğin bitti; babalığın dağlara değildir artık; yalnız beş köye değildir; tüm insanlığadır; tüm mazlumlaradır.

Bu kesinlikle bir inceleme değil, bir hislenme; iç dökmedir.
436 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal'in kaleminden okuduğum ilk kitap Ince Memed. Okuyan, okumayan herkesin hakkında bildigi ortak şey müthiş bir tasvir yeteneğinin olduğu bence. Ben de bunun bilinci ile başladım. Kitabı açıp okumaya başladığınız ilk andan itibaren sizi Toroslar'ın betimlemesi karşılıyor ilk 4 sayfa salt bunun üzerine kurulu. Ben milenyum çocuğum hiç köye gitmedim. Köy yaşantısı benim için yalnızca anneannemin anlattığı, ellerimi uzatsam dokunamayacağım kadar uzak bir hayal gibiydi.Ancak Yaşar Kemal beni o köye götürdü, o insanlarla sofraya oturdum, inanır mısınız o sütlü bugday corbasının,tarhana çorbasının kokusu geldi burnuma.. Yani diyeceğim o ki öyle bir tasvir yetenegi bu.
İnce Memed, bir başkaldırı hikayesi. Siyah ile beyazın, iyi ile kötünün savaşı. Düzene karşı düzülen olmayı reddeden bir genç Ince Memed, küçükken bile bundan kaçma cesaretini gösterebilecek kadar da yürekli. Aslında hikaye aynı, düzen yine aynı düzen, düzülen ise yine biz zayıf insanoglu. Hiyerarsi tablosunda ağalar isim ve şekil değiştirdi yalnızca. Bu kez bugdayımız, arpamız yok onlara verecek ancak hayatımızda vergisini ödemeden yaşayabildiğimiz tek bir şey bile yok. O zamandan bugüne değişen tek şey insanların birbiri ile olan ilişkisi. Samimi degiliz hicbirimiz, Anadolu insanı kadar. Artık herkesin duvarları var. Bir de o zamanlardaki gibi "İnsan" kalabiliyor muyuz? Başkalarının acılarına üzülebiliyor muyuz? Komşumuz aç iken yatabiliyor muyuz? Ne yazık ki bu soruların cevabı hayır. Peki kaçımız bu hayatta Ince Memed olabilme cesaretini gösterebiliyoruz? Asıl soru bu.
Bu kitap sizi baştan sona sarsacak, kendinizi insani yanlarınızı sorgularken bulacaksınız çoğu zaman. Her şeyden önce insan kalabilmek adına bu seriyi okuyun..
436 syf.
·10/10
Hani yüreğinizden ılık bir şeyler geçer. Bir hoş olursunuz. Tarif edilemez duygular vardır ya bir sıcaklık, bir yumuşaklık tadı damağınızda kalmıştır. Daha fazla olsa istersiniz ama yoktur işte bu kitap öyle bir tat yaşatır okuyana. Keşke otuz iki yılda 4 cilt değil 32 cilt yazılsa dersiniz. Sayfaları bittikçe üzülürsünüz.

İnce Memedle kah gülüp kah ağlarsınız bozkırın sarı sıcağı sizi de yakar, gece ayazı elbette sizi de üşütür. Nasıl bir bitki olduğunu bilmediğiniz çakırdikeni keser ayaklarınızı kanatır derinden.

Torosun karlı dorukları yanınızdaymış, elinizi uzatsanız tutacakmış gibi gözükür.
Keçi sakallı gavur dinli Abdi Ağa'nın adını duyunca siz de korkarsiniz yine ekinimin dörtte üçünü alacak diye sinirlenirsiniz.

Süleyman'da girer hayatınıza, babacanlığını siz de yüreğinizde hissedersiniz. Siz de çarıklarınıza bakar bakar sevinirsiniz.

Mustafa ve Memedle ilk kez kasabaya gideceğiniz için heyecanlanırsınız.
Böyle konuşa konuşa yamaçtan aşağı inerken, birden önünüze bir düzlük çıkıverir. Düzlükte büyük bir kavaklık vardır. Kavaklığın ortasından bir su akıyordur. O sudan kana kana içersiniz. Tadı damağınızdan hiç geçmez. Çok kolay hayal edersiniz ortam gözünüzde hemen canlanır.

Sarp yerlerin insanları gelir aklınıza. Sarp yerinin insanının yürüyüşü başka olurmuş. Adım atarken ayaklarını havaya fazla kaldırırlar. Dizleri hizasına kadar. Siz de taklit edersiniz.

İlk kez hana gider Ağasına, paşasına, dünyasına, feleğine, anasına, avradına veryansın edenlere siz de hak verirsiniz. Hasan onbaşı anılarını anlatır size.

Sonra büyürsünüz on sekizinize girersiniz aşık olursunuz o kara saçlı Hatçeye. Geceleri divlik kuşu gibi öter ve Hatçeyi beklersiniz kuytuda. Ağasız köy varmış kaçalım Hatçe dersiniz. Ardından Abdi ağayla yeğenini vurduğunuzu sanıp dağları mesken tutarsınız.

Çünkü siz ince Memed olmuşsunuzdur. Çünkü kitabın içine girip olayları siz de yaşarsınız. Haberlerde sağda solda Çukurova lafı geçince gülümsersiniz. Hiç görmediğiniz halde oralar size tanıdık gelir. Zaten bu kitap için bir incelemeye de gerek yoktur. Anlatılmaz yaşanır dediklerindendir.
436 syf.
·4 günde·Puan vermedi
1953 yılının kışı İstanbul'da o kadar sert geçmiştir ki soğuktan boğaz sularının bile donduğu söylenir. İşte o soğuk kış günlerini Yaşar Kemal ve eşi Thilda, çini sobalı bir evde titreyerek karşılamışlardır. Paraları olmadığından dolayı odun alamadıkları için, kışın büyük bir bölümünü battaniyenin altında ve kat kat elbise giyerek geçirmişlerdir. Odun alacak parayı bulduklarında kendilerini mutlu addetmişlerdir.
İşte bu şartlar altında Erzurum'dan aldığı eldivenleriyle yazmıştır, İnce Memed'i Yaşar Kemal. Yazarın başyapıtı olan bu eser:
İnce Memed ile Abdi Ağa'nın hikayesi. Bir nevi iyi ile kötünün,mert ile namerdin, mazlum ile zalimin çatışması. Buram buram Çukurova,mis gibi bir tarhana çorbası, taze yarpuz ve ılgın kokan bir şaheser. O kadar akıcı, o kadar bizden ki. O her zaman bahsedilen eski aşkları da bulabilirsiniz, duyguların en saf halini de, acının en kallavisini de.
Köylülerin emeğinin sömürülüşüne tanıklık ederken Abdi Ağa'ya ve onun ağalık düzenine okkalı bir küfür savurabilirsiniz. Döne ile yoksulluk çekebilir, Hatçe ile ağlayabilir, Memed ile isyan edebilirsiniz.

En sonunda, kitabın kapağını kapattığınızda daha iyi bir insansınızdır kesinlikle.Çünkü hissetmişinizdir içinizde iyiliğin,doğruluğun ve sevginin gücünü. İşte o zaman bir selam salarsınız Çukurovanın düzüne, Büyük Yaşar Kemal'e ve Kahraman İnce Memed'e selam olsun diye.
436 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İnce Memed, okumadığım için kendimi kötü hissettiğim kitaplardan birisiydi (Yüzyıllık Yalnızlık: yirmi beş senelik pişmanlık). Çok rahat okunduğu için hızla bitirebildim, zaten durmak mümkün olmadı, öylesine bir anlatımı var ki herhalde kimse çok uzatarak okumamıştır. Sitede ve başka yerlerdeki yorumlarda kitapla ilgili çok güzel yorumlar var. Benim de ekleyebileceğim hiç bir şey yok, ama nette kitapla ilgili birşeyler okumak istedim yine de: Yaşar Kemal'le İnce Memed üzerine yapılan söyleşilerde çok ilginç bilgiler öğreniyoruz: meselâ eserleri Yaşar Kemal'den esintiler taşıyan Osman Şahin elinde teybiyle Çukurova köylerinde halka İnce Memed'i tanıyan olup olmadığını soruyor. Cevaplar ilginç: İnce Memed'i tanıyan çok insan var, kimisi onunla beraber dağda gezmiş; kimisi güzelliğinden, yakışıklılığından dem vuruyor, bir diğeri ise bir İnce Memed anlatıcısı destancı olmuş, hatta Yaşar Kemal bu destancıyı bir köy kahvesinde dinlemiş, bu destancı için yazar "Acaba ben bu İnce Memed'i daha güzel yazabilir miydim? Suyun altında binlerce yıl kalmış çakıltaşı gibi destanlar böyle yaratılır işte. O destancıya göre de Toroslar'dan öte bir yerde İnce Memed hâlâ yaşıyordu. Nasıl bir karakter ki, insanlar yazarın kurgusuna kendini dahil edecek kadar tanıyor onu... Ya da yakın hissediyor..." diyor. İnsanlara böylesine etki eden bir edebiyat karakteri bulmak çok kolay olmasa gerek. Yaşar Kemal'in buzulların İstanbul boğazına indiği bir kış vakti elinde eldivenlerle soğuktan titreyerek sırf para kazanmak için yazdığı İnce Memed, insanı afallatacak güzellikte bir edebiyat örneği olup kitabın, karakterlerin, İnce Memed'in insanın başını döndüren etkisinden kurtulmak kolay değil. Kitabın sonlarında beklediğimiz dramatik etkinin kolayca ve gereken etkileyiciliği sağlayamadan çözülmesi bile bu hissi bozamıyor, çünkü bir kitap okuduğumuzu değil, kanlı canlı insanların hayatlarına bakmaya çağrıldığımızı biliyoruz ve böylesine gürül gürül akan bir edebiyat nehrinden kana kana içiyoruz. Böylesi bir edebiyat güzelliğinden kimse mahrum kalmamalı.
"Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir."
"Işte bunu yapmamalı. İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli."
Yaşar Kemal
Sayfa 159 - Yapı Kredi Yayınları
"Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir.
Kendi iyiliğine de baş kaldır…"
Memede olan olan olmuştu. Gözüne uyku girmiyordu. Düşüncelere kaptırmıştı kendini. Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belki de ilk olarak doğru dürüst düşünüyordu. Kin duyuyordu artık. Kendi gözünde kendisi büyümüştü. Kendini insan saymaya başladı. Yatakta bir taraftan bir tarafa dönerken söylendi. "Abdi Ağa da insan, biz de..."
"Bir türkü duyulur... Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse... Genç söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse... Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindin, akşamlayın başkadır." -
" İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç! Ondan sonra da arkadaş olabileceğin insanı seç. İpin ucunu bir verirsen ellerine yandığın günün resmidir. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
442
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754183287
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 1
İnce Memed 1
İnce Memed

Kitabı okuyanlar 5.743 okur

  • Ceylan
  • Sadık Kahya
  • Hacı
  • Gamze Kocaman
  • Sezer Uçar
  • Tevfik Ergun
  • Ayla Çevik
  • Atilla Taşlı
  • kullanıcıadı
  • Halil Çelik

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (15)
9
%0.1 (3)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları