“Kafasının içi, pırıl pırıl bir günün üzerine kapatılmış
koyu renk perdeli bir oda gibiydi.”
Bu kitaba ,arkasında yazıldığı üzere yasak bir aşk hikayesini anlatıyor dersem çok büyük haksızlık etmiş olurum..
Yalnız ve dışlanmış bir annenin hayatı, çocukluk hafızası, toplumsal sınıflandırma, kast sistemi içinde kaybolan değerler..
Kitap dram anlatıyor gibi görse de , insanlığın türlü acılarına değinirken bunu öyle hafif yapıyor ki, herkese üzülüyor ama kahretmiyorsunuz. Bu yüzden kitabın adı kendisine ve 400 sayfanın her birine çok yakışmış.
Okurken acı bir şeylerin tadı geliyor ama dilinizi yakmıyor..
Kitapta zaman doğrusal akmıyor. Daha en başından şu soruyla birlikte okuyoruz kitabı ; ne oldu da buraya gelindi ? Bir sır var ama çözmeye çalışmıyoruz çünkü saklanmış değil. Sadece nedenini anlamaya çalışıyoruz.
Bazı yorumlarda kitaptan kopulduğu, akışın kolay olmadığı yazılmış. Kısmen katılıyorum. Bazı yerlerde benim de atlamalarım geri dönmelerim oldu. Ama bu kitabın tadında bir eksiltme yaratmadı benim için.