Y

Bir gönül inceligidir, bir insana degerli olduğunu hissettirmek.
@YCAM·
·
sabitlendi
Kitaplık, aslında insanın zihninin vitrini gibi. Kimi bakıp “Hepsini okudun mu?” diye sorar; oysa mesele hepsini okumak değil, biriktirmek, izlemek, zamanın akışına tanıklık eden satırları evinde konuk etmektir. Bazı kitaplar okunmak için değil, elde tutulmak, gerektiğinde açılıp tek bir cümlenin altını çizmek, bir anıyı canlandırmak için vardır. Bazılarıysa henüz okunmadığı hâlde insanın zihninde şimdiden yer etmiş olur: “Bir gün sıra sana gelecek” diye fısıldar. Biriktirmek, yalnızca nesneleri değil; hayalleri, ihtimalleri, beklemeleri de saklamaktır. İzlemekse bu birikimin insanın gözleri önünde birer manzaraya dönüşmesini. Dolayısıyla “Hepsini okudun mu?” sorusu bana artık naif bir yanılgı gibi geliyor. Asıl mesele, kitaplığın karşısına geçip o sessiz kalabalığı seyredebilmek. Çünkü her raf, bir yazarın zihnine açılan pencere; her kapak, zamanı aşan bir davetiyedir. Pazar günleri benim için işte tam da bu: kitapların arasında dolaşmak, okumadıklarımı da okuduklarım kadar sevmek, biriktirmenin ve izlemenin keyfini sürmek.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Y

, bir kitap okudu
Puan vermedi·336 syf.··
2026 9. kitabı
David Szalay
6.3/10 · 314 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 9. kitabı
David abi burada bize şunu göstermiş: İnsan fakirken dertli, zenginken dertli, gençken dertli, yaşlanınca ayrı dertli. Kısacası hayat herkese bir yerden çakıyor. Kitaptaki karakterler öyle kusursuz falan değil. Tam tersine, mahallede görsen "Ağabey sen bu kafayla nasıl buraya kadar geldin?" diyeceğin tipler. Ama işin garibi, okurken onlarda biraz kendini de görüyorsun. Yazar öyle edebiyat cambazlığı yapmıyor. Takla atmıyor, süslü cümlelerle hava basmıyor. Sessiz sessiz geliyor, kalbine iki üç sağlam yumruk bırakıp gidiyor. Kitabı bitirince aklımda kalan şey şu oldu: Hayat dediğin şey çoğu zaman büyük zaferler değil, küçük yenilgileri taşımayı öğrenmekmiş. Velhasıl, aksiyon, kovalamaca, gizli örgüt arayanlar başka kapıya. Ama "İnsan dediğin nasıl bir mahluk?" diye merak edenler için taş gibi kitap.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026314 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 21:26
Başkarakterimiz Santiago Amca. Tam 84 gündür tek bir hamsi bile tutamamış, şanssızlığı dillere destan olmuş, tabiri caizse okyanusun ortasında bile kara kedilerin yolunu değiştirdiği bir dedemiz. Yanında da ona hayran bir çocuk var, Manolin. Santiago dede "Ben bu sefer talihimi yeneceğim" diyip açılıyor derin sulara. Sonra oltaya bir marlin (kılıçbalığı) takılıyor. Ama ne balık! Balık değil sanki nükleer denizaltı! Balık tekneyi çekiyor, adam balığı çekiyor... O çekiyor, bu çekiyor... Günler geçiyor. Kitabı okurken resmen Santiago'nun yerine ben yoruldum. Sayfalara bakıp "Yahu bırak şu balığı amca, git köyün kahvesinde çayını iç, ne bu hırs!" diye bağırasım geldi. Hayır adamın elleri yara bere içinde kaldı, aç susuz denizin ortasında sürüklendi durdu. İnsan okurken "Umarım bu kadar eziyete değer" diye dua etmeye başlıyor. Sonra ne mi oluyor? (Spoiler uyarısı vereyim ama zaten kitap 1952'de yazılmış, affedin artık). Amcamız sonunda o dev balığı alt edip teknesinin yanına bağlıyor. Tam "Oh be, sonunda yüzü güldü dedemin!" derken, denizin bedavacı kabadayıları, yani köpekbalıkları kan kokusunu alıp partiye damlıyor! Adam o kadar gün aç susuz savaştı, gitti balığı kendi elleriyle köpekbalıklarına ziyafet çekti iyi mi! Okurken ekran başında sinir krizi geçirdim. Kitabın sonunda adamın elinde koca balığın sadece kılçığı kalıyor. Edebiyat eleştirmenlerine sorsanız bu kitap "insanın doğayla destansı mücadelesini", "yenilmez iradeyi" ve "asla pes etmemeyi" anlatıyor. Ama bana sorarsanız bu kitabın ana fikri çok net: Gerektiğinde vazgeçmeyi bileceksin! Ya da en azından, devasa bir balık tutmaya gidiyorsan, yanına motorlu bir tekne ve sağlam bir soğutucu alacaksın kardeşim. Kürekle nereye kadar? Özetle; kısacık ama sizi o küçücük kayığın içine hapseden, inanılmaz sürükleyici
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma