Y

Bir gönül inceligidir, bir insana degerli olduğunu hissettirmek.
Sakarya üniversitesi
Istanbul
184 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·148 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 21:26
Başkarakterimiz Santiago Amca. Tam 84 gündür tek bir hamsi bile tutamamış, şanssızlığı dillere destan olmuş, tabiri caizse okyanusun ortasında bile kara kedilerin yolunu değiştirdiği bir dedemiz.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202540,9bin okunma
Puan vermedi·475 syf.··
2026 6. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 10:34
Klasik eserlerin o ağırbaşlı yapısı bazen göz korkutur bilirsiniz. Ben de Sinekli Bakkal serüvenimde ufak bir modern çağ hilesi yaptım ve kitabın büyük bir kısmını sesli dinledim. İyi ki de öyle yapmışım! Halide Edip’in o zengin dili, seslendirenin tiyatral havasıyla birleşince kendimi kulaklığımı taktığım an II. Abdülhamid dönemi İstanbul'unun o dar, tozlu ama bir o kadar da cıvıl cıvıl sokaklarında buldum. Kitaptaki karakterler adeta bir geçit töreni gibi. Bir yanda Karagözcü Kız Tevfik’in o eğlenceli ve ele avuca sığmaz halleri (sesli dinlerken Karagöz taklitleri ve atışmaları efsane oluyor!), diğer yanda Rabia’nın o güçlü duruşu... Edebiyat derslerinde duyduğumuz o meşhur "Doğu-Batı çatışması" mevzusu; mahallenin o sıcacık dedikoduları, İtalyan müzisyen Peregrini'nin piyano tınıları ve Vehbi Dede'nin ney sesleri arasına öyle doğal yedirilmiş ki, dinlerken bir an bile sıkılmıyorsunuz. Özetle; okul yıllarında "mutlaka okunmalı" diye önümüze konup geçilen bu kitap, aslında koca bir imparatorluğun ve toplumun harika bir panoramasıymış. İster sayfalarını çevirerek kağıt kokusunu içinize çekin, ister benim gibi yolda yürürken veya kahvenizi yudumlarken kulaklıktan dinleyin; ama Sinekli Bakkal sakinleriyle hayatınızın bir noktasında mutlaka tanışın derim.
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,8bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:32
Bu kitabı okumaya "Aman efendim, biraz Japon edebiyatı görelim, kültürlenelim" diye başladım; kitabın ortasında kendimi Tokyo sokaklarında "Yahu biriniz de gülün be kardeşim!" diye bağırırken hayal ettim. Murakami abimiz öyle bir ortam kurmuş ki, sanırsın bütün karakterler bir sabah uyanmış ve "Bugün en çok kimin ruhu kararacak?" diye yarışmaya karar vermiş. ​Ana karakterimiz Toru Watanabe, sanırsın hayatın stajyeri. Başına ne gelse "Eee, peki o zaman" deyip mutfağa gidip büyük bir ciddiyetle makarna haşlıyor. Çocukta öyle bir sabır var ki, etrafındakiler melankoliden eriyip giderken o hala "Acaba sosu az mı oldu?" derdinde. Kitapta o kadar çok yağmur yağıyor ve o kadar çok hüzünlü plak dönüyor ki, bir ara odada şemsiye açasım geldi. Karakterlerin dertleri biterse Murakami hemen araya bir Beatles şarkısı atıyor, hop! Kaldığımız yerden ağlamaya devam. Tek umudumuz Midori; herkesin ruhu teslim bayrağını çekmişken o gelip ortama enerji veriyor ama o bile bu Murakami evreninde olduğu için neşesi bile bir tuhaf. ​Özetle: Eğer "Benim dertlerim bana yetmiyor, biraz da 60’ların Japonya’sındaki gençlerin o tuhaf, gri ve bol spagettili depresyonuna ortak olayım" derseniz kaçırmayın. Kitap bittiğinde kendinizi bir anda eski plakçılarda "Acaba benim hayatım hangi şarkıda donup kaldı?" diye düşünürken bulabilirsiniz. Okumadan önce yanınıza bolca makarna ve bir adet şemsiye alın, Murakami bu, adamı oturduğu yerde ıslatır valla
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 4. kitabı
Açlık herkesin seveceği bir kitap değil. Hatta bazı okurlar için fazlasıyla rahatsız edici olabilir. Ama edebiyatın bazen konfor alanımızı bozmak için var olduğunu düşünüyorsanız, bu kitap tam da o işi yapıyor. Kısa bir roman ama zihinde uzun süre kalanlardan. Bittiğinde insanın aklında şu soru dolaşıyor: İnsan gerçekten neye aç?
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026323 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
Del Amo’nun en güçlü yanı atmosfer kurma becerisi. Mekânı öyle bir anlatıyor ki, sadece görmüyorsun — kokusunu alıyorsun, ağırlığını hissediyorsun. Karakterler “iyi” ya da “kötü” değil; yaralı. Ve o yaralar nesilden nesile devreden görünmez bir miras gibi duruyor. Bu kitap eğlendirmek için değil, yüzleştirmek için yazılmış. Ve yüzleşmeler her zaman biraz can yakar. Keyifli okumalar.
Adamın OğluJean Baptiste Del Amo · Can Yayınları · 2024116 okunma