Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 31 dk.
Sayfa Sayısı:
336
Basım Tarihi:
31 Mart 2026
İlk Yayın Tarihi:
1 Nisan 2025
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Orijinal Adı:
Flesh
Orijinal Dil:
Macarca
Orijinal Ülke:
Macaristan
ISBN:
9786052657126
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

What the hell is going on?
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:00
Kitap hakkında yapılan yorumlardan tek katıldığım “… zor bir yitik erkek portresi çiziyor “ Booker 2025 ödülünü almamış olsaydı kesinlikle okumak istemezdim. Ödülün hatrına ve merakıma okumuş bulundum maalesef… Booker jürisinin anladığı veya hissettiği bir şeyleri, yani bu romanın birinci olmasını istemelerindeki motivasyonlarını “ Karanlık bir roman ama okuması büyük bir keyif” cümlesi haricinde neden bu romanı seçtiklerine anlam veremedim ve kendimce de bulamadım. İngilizce dilinden ve edebiyatından okumak bahsedilen “ … büyük bir keyif. “ duygusunu vermiş olabilir. Naçizane fikrim sadece bu:( Çünkü hikaye, bana ne ilginç geldi ne de keyifli. Her zaman olmasa da bir şeyi sevmemizdeki sebep “ bize veya kültürümüze benzemesidir “ diye düşünüp yorumluyorum bu romanı. ISTVAN (Kitabın baş karakteri ve ölmeyen tek karakter) Macaristan’da başlıyor, İngiltere’ de devam edip tekrar başladığı yere dönüp bitiyor hikaye. “ On beş yaşındayken annesiyle birlikte yeni bir şehre taşınıyorlar yeni bir okula başlıyor” Istvan. Bu cümleden kitabın son cümlesine kadar karakterin ilişki dünyasını, hayatını okuyoruz.  İlk ilişkisini on beş yaşındayken, market torbalarını taşımak için yardımcı olmaya (annesi tarafından) gönderildiği kırk iki yaşındaki aynı toplu konutta  yaşadıkları komşu kadınla yaşıyor. Cinselliğin ne olduğunu bilmeyen Istvan, komşu kadının onu her market alışverişinden sonra tatlı verip öpmek isteyerek çocukla ilişkiye girene kadar ilgilenerek devam eder. Arka kapakta da bu bilgi verildiği için spoiler vermeden bahsetmek istedim. İlk bölümü böyle başlayan roman sonrasında Istvan’ nın yaşadığı deneyimleri anlatıyor. %85 i olay ve %15 i durum hikayesi olan bu roman duygusuz ve soğuk bir anlatım hissi verdi bana.
1000Kitap
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
Atıl? Yetersiz? İçe Kapanık? Doppelgänger?
7/10
·336 syf.··
2026 17. kitabı
Macar asıllı İngiliz yazar David Szalay'ın kaleme aldığı "Beden" adlı roman, okuduğum andan itibaren bana değişik hissettiren bi eser oldu. Öncelikle kitabın arka kapağında yazan "Szalay unutulması zor bir yitik erkek portresi çiziyor." yorumu, aşırı doğru ve romanın ana fikrini oluşturuyor. Szalay, romanının temeline varoluşçuluk felsefesini koyuyor. Yani okumaya başlamadan önce bu konuda biraz fikir edinseniz, iyi edersiniz. Varoluş kavramı, ana kahramanımız olan bir erkek üzerinden sorgulatılıyor. Yazarımız bir erkeğin bedeninin işlevselliğinin farkına varışı, hazzın ilkelerini tanıyışı, yetişkinliğe erişerek kimlik arayışı, toplumsal normların baskıcılığı, geçmişten gelen travmaların yükü, yalnızlık, bir yere ait olamama gibi derin içerikli konularla çok katmanlı bir roman oluşturmayı başarmış. Yani sanki kitabı katman katman soydukça, her bölümde karşınıza psikolojik bir vaka çıkıyormuş gibi! Alt metinleri de dikkatli okuduğumuzda, Szalay'ın güçlü bir toplum eleştirisi yaptığını anlıyorsunuz. Istvan üzerinden artık demode kalmış ataerkilliğe, erkeğin iktidarına, insan ilişkilerindeki güç değişimine karşı bir isyan başlatıyor cümleleriyle... Böylelikle roman daha içselleşerek ve derinleşerek zihinde farklı sekmeler oluşturuyor. Travmalar bir erkeğin duyguları, seks ise bir erkeğin psikolojik açıdan yetersizliğini gözler önüne seriyor. Romanın en beğendiğim yanı bu oldu. Fazlasıyla karanlık bir roman bulacağınızı belirteyim. Szalay yalın bir üslup tercih etmiyor bir kere, cümleleri veya kelimelerine en az iki-üç farklı metafor, farklı eleştiriler yerleştiriyor. Bu da kaotik, karanlık, epik bir üslup oluşturuyor. Roman, durağan ilerliyor, ancak tam da psikolojik romanlara iyi gelen bir durağanlık bu. Kurgunun zamansal anlamda sıkıntıları var. Yani romanın içinde bir
Edebiyat
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 44. kitabı
İngiliz yazar David Szalay’ın 2025 Booker Ödülü kazanan romanı Beden, insan varoluşunun dış dünya ile ilişkiye geçen fiziksel bedenini; kimlik, hafıza, travma ve toplumsal baskı temalarıyla birlikte sorgulayan çok katmanlı etkileyici bir anlatıyla okuyucuyu derin bir içsel yolculuğa çıkarıyor. Travmanın bedende bıraktığı izler, roman boyunca karakterlerin davranışlarını belirleyen birer hafıza katmanı olarak karşımıza çıkıyor. Szalay, karakterin yaşadıkları üzerinden toplumun bedene yüklediği beklentileri, cinsiyet rollerini ve güç ilişkilerini eleştiriyor. Böylece beden, bir yandan bireyin özgürleşme alanı, diğer yandan da toplumsal kontrolün bir aracı haline geliyor. Romanın ana karakteri, annesiyle küçük bir kasabaya taşınan on beş yaşındaki István’dır. Okulda içine kapanık olması nedeniyle yalnız kalan István’ın hayatı, komşuları olan bir kadına yardım etmek için başlayan görüşmelerin gizli bir ilişkiye dönüşmesiyle kontrolden çıkar ve geri dönüşü olmayan olaylar zinciri başlar. Bu olayların ardından bir kaçış olarak orduya girer; daha sonra ise ordudan ayrılıp Londra’nın zengin çevrelerine adım atar. Başlarda zorlansa da zamanla bu hayata uyum sağlamaya çalışır. Ancak yaşadığı olayların yarattığı etiketler nedeniyle iş bulmakta zorlanırken bir yandan da para, güç ve statü arayışıyla kendi varoluşunu bulmaya çabalar. István’ın bu süreçte yaşadığı aşk, değişen ortam, statü arayışı ve uyum çabası, onu adım adım kendi içinde patlamaya hazır bir bombaya dönüştürür. Geçmişten taşıdığı etiketlerin gölgesi, hayatının her aşamasında çarpıcı biçimde kendini hissettirmeye devam eder. Szalay’ın dili şiirsel ve yoğun metaforlarla yüklü. Anlatım, geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen parçalı bir yapı üzerine kurulu. Bazı bölümlerde zaman geçişlerinin birkaç cümle sonra
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Selam... Kitabı birkaç gün önce bitirdim ama ifade edebilmek için için bekledim; çünkü bu kitabı merakla bekliyordum. Özellikle de @mahiryesildal Mahir’in, eseri orijinal dilinde okuduğunu ve hikâyelerinde övgüyle bahsettiğini düşünürsek Ardından kitabın ödül alışı da şaşırtmadı haliyle. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey, merakımla aynı doğrultuda ilerlemedi benim için. Romanın merkezinde, henüz ergenlik çağında, 13 yaşında bir erkek çocuğunun, kendisinden yaşça oldukça büyük, evli komşu kadınla yaşadığı travmatik deneyim yer alıyor. Bu ilişki, çocuğun cinselliğe dair ilk deneyimlerini şekillendirirken, aynı zamanda onun duygusal dünyasında da karmaşa yaratıyor. Fakat anlatının ilerleyişinde bu karmaşıklığın derinleşmesini, karakterin iç dünyasında bir dönüşüme evrilmesini beklerken, bunun yerine donuk ve sabit bir yapı ile karşılaştım. Hem karakter açısından hem de duygu anlamında. Bence yaşananlar cinsel istismardı ve orada kaldım ben. Karakterin yaşamı boyunca başına gelenler: ıslah evi süreci, savaş deneyimi, sınıf atlama, evlilik, babalık gibi.. Aslında güçlü dönüşüm potansiyeli taşıyan olaylar roman boyunca hareketsiz ilerliyor. Zaman geçiyor, mekânlar değişiyor, hayat aķıyor fakat karakter sanki aynı noktada, aynı mesafede duruyor. Bu duruş karakterle okur arasında da adeta duvar örüyor. Birlikte izliyoruz yaşamı. Ben bir okur olarak, aynı zamanda eğitimci bir anne olarak, karakterin yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışırken zihnimde boşluklar oluştu zaman atlamaları ile. Belki de bu boşluklar bilinçli olarak bırakılmıştır; belki yazar, okurun bu boşlukları doldurmasını istemiştir ancak ben bu boşlukları derinlik olarak değil de eksiklik olarak hissettim. Ve kitabı tek kelimeyle tanımlamam gerekseydi “atalet” derdim. Çünkü karakter, hayatın içinde
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
3/10
Beden benim için oldukça yorucu bir okuma deneyimi oldu. Kitabın konusu ve aldığı yorumlar nedeniyle daha derin, daha etkileyici bir metin bekliyordum fakat okudukça bunun tam tersini hissettim. Ne karakterlerle gerçek bir bağ kurabildim ne de anlatılan olayların bende güçlü bir iz bıraktığını düşündüm. En büyük problemim dil ve anlatım tarafındaydı. Metinler bana fazlasıyla sıradan ve tekdüze geldi. Özellikle diyalogların sürekli benzer şekilde ilerlemesi ve cümlelerin sık sık “diyor” kelimesiyle bitmesi bir noktadan sonra dikkatimi hikâyeden tamamen kopardı. Okurken anlatının içine girmek yerine kullanılan kalıpları fark etmeye başladım. Bu da kitabın edebi yönünü benim gözümde oldukça zayıflattı. Bazı bölümlerde gerçekten bir ilkokul öğrencisinin kaleminden çıkmış kadar basit bir anlatım hissi verdi. Karakterlerin iç dünyaları da bana çok yüzeysel geldi. Olaylar yaşanıyor ama duygular yeterince geçmiyor. Anlatılan hiçbir şeyin ağırlığını hissedemedim. Kitap boyunca sürekli bir mesafe vardı ve bu mesafe bende merak uyandırmak yerine sıkılma hissi oluşturdu. Bitirdiğimde aklımda kalan güçlü bir sahne, altını çizmek isteyeceğim bir cümle ya da uzun uzun düşündürecek bir fikir olmadı. En rahatsız olduğum nokta ise kitapta cinselliğin aşırı fazla kullanılmasıydı. Neredeyse her bölümde bunun karşımıza çıkması bir yerden sonra gerçekten sıkıcı ve rahatsız edici hale geliyor. Üstelik çoğu sahne hikâyeye katkı sağlamıyor; sadece boşluk dolduruyormuş gibi hissettiriyor. Karakterleri derinleştirmek yerine kitabı daha da yüzeyselleştirmiş. Bazı kitaplar sade anlatımıyla derinleşmeyi başarır ama bu kitapta sadelik bana göre derinlikten çok eksiklik hissi yarattı. 300 küsur sayfalık bir kitap olmasına rağmen çoğu yerde ilerlemekte zorlandım ve okuma sürecim oldukça yorucu
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
Ben yazayım da nasılsa okunur kitabı #2
4/10
·336 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:00
İncelememe başlarken sevgili Jack London bir yerlerden bunları okuyabiliyorsan bu zamana dek Martin Eden için yaptığım kötü yorumlardan dolayı senden çok özür dilemek istiyorum. 2025 BOOKER ÖDÜLÜ KAZANANI olduğu için çok merak etmiştim ama ödül jürisi/jürileri artık aklımızla alay etmekten hoşlanıyor sanırım bu kanaate vardım. Sırf ödül aldığı için kral çıplak demekten çekinip bir yere yamamaya çalışsın okurlar biz de bu çabalarını izleyip kıs kıs gülelim pisliği yapıyorlar. (Yemin edebilirim ama ispatlayamam). Macaristan'da Istvan diye bir çocuk var 15 yaşında, annesinin 42 yaşındaki arkadaşıyla ilişki yaşamaya başlıyor ve kitap bu minvalde ilerliyor. Zengin kız fakir oğlan hikayesi ama çokca gereksiz cinsellik barındıran versiyonu. Gereksiz cinsellikle kastettiğim şey hikayeye, karakter gelişimine hiçbir katkısı olmayan p*rnografik anlatı. Booker almasa işte Grinin Elli Tonu 'nunun laciverdi ama booker alınca "karanlık hikaye", "varoluşsal felsefe", vb vb etiketlerle oldurma uğraşı veriliyor. (Hatta 50ton'da bu kitaptan daha fazla duygu vardır.).. Sonrasında da hayatını bir "gold diger" olarak devam ettiriyor ve ne hikmetse hep evli kadınlar bu karaktere aşık oluyorlar bu da şaşırıyor ama kendisi öyle hissetmediğini düşünüyor ama yine de yasak ilişkiyi sürdürüyor. İncelemelerin çoğunda Martin Eden ile özdeşleştirilmiş kitap ama Martin Eden'da iyi kötü geçen bir duygu var okura bu kitapta bir sürü yapay diyaloğa maruz kalıyorsunuz. Ortalara doğru biraz Buddenbrooklar havası aldım kitaptan ama bu kitap hiç bir türlü olmamış. Benim için aşırı hayal kırıklığı oldu.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 16. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 18:49
Bir süredir yaşadığım Reading Slump’tan beni çıkaran kitap 2025 Booker Ödülü’nü kazanan Beden oldu. Tüm gün hastane geçen bir günde, gidiş geliş ve bekleyiş sürecinde okuyup bitirdiğim ve kendi hızıma karşı şok geçirten Beden, erkekliğini keşfetmeye çalışan ergen Istvan olarak karşımıza çıkan ana karakterimizin ergenlik, gençlik, yetişkinlik ve orta yaş dönemlerini önümüze sererken bize “Erkekler aslında böyledir” kısmını çarpıcı bir netlikle gösteren bir kitap. Bu gösterme kısmını da o kadar yalın bir şekilde yapıyor ki okurken “Özü bu mu yani?” sorusunu sorduruyor istemeden ve belki de okuyan çoğu kadın ilk kez bir erkeğin kafasının içine bu kadar perdesiz bir şekilde bakıyor. Tam da bu yüzden kitap çok ilginç, çok enteresan ve garip bir şekilde içine çekerken de dört bir yandan kuşatıyor. Çarpıcı diyemem belki ama kesinlikle düşündüren ve sorgulatan bir kitap.
1000Kitap
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
5/10
·336 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 21:06
Beden, David Szalay’ın okuru mesafede tutmayı tercih ettiği bir hayat anlatısı. Ve evet, Booker Prize 2025 sahibi olması beklentiyi ister istemez yukarı çekiyor. Roman, Istvan’ın ergenliğinden yaşlılığına uzanan bir ömrü parça parça önümüze koyuyor. Farklı dönemlerde, farklı şehirlerde, çoğu zaman sert ve sarsıcı olayların ortasında görüyoruz onu. Ama görmek fiili burada biraz yanıltıcı. Çünkü Istvan’ı gerçekten tanımıyoruz. Başına çok şey geliyor, ama o bu olanların hiçbirine gerçekten dahil olmuyor. Benim için mesele tam da burada başlıyor. Diyaloglar tuhaf derecede yapay, karakterin donukluğu ise neredeyse rahatsız edici bir seviyede. Istvan’ın zihnine dair tek bir kırıntı yok. Bir insanın hayatı bu kadar kendi dışından nasıl yaşanır, bunu okuyup duruyoruz. Seçimleri yok, tepkileri yok, sesi yok. Ve yine de… kitap akıyor. Hem de su gibi. Sayfalar fark edilmeden çevriliyor. Belki de en sinir bozucu tarafı bu: Bu kadar mesafeli bir metni bu kadar sürükleyici kılabilmek. Sonuç olarak, ne yazarın kalemini ne de kurguladığı hikayeyi benimseyebildim. Benim için büyük bir hayal kırıklığıydı.
İnceleme
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
8/10
·336 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 22:50
Kitabın ilk yarısında yaşamına dahil olmadan, sürüklenen bir adamın hikayesini okuyorum gibi hissettirdi. Her zaman başkalarının talepleri ve yönlendirmesiyle atılan adımlar, hiçbir varolma çabası gösterilmeden geçen zaman. Sonrasında ise bir mücadele ve varolma çabası mevcut. Okuması rahat bir kitap. Çıplak ve sade bir anlatımı var. 2025 yılı Booker kazananı.
Edebiyat
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 21:40
Beden, değişen dünyadaki modern erkeklik algısına, varoluşsal problemlere ve yaşamanın tuhaflığına dair acı verici ama dürüst bir roman. " David Szalay unutulması zor bir yitik erkek portresi çiziyor."
Arka Kapak Yazısı
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026294 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

David SzalayYazar · 1 kitap
1974’te Montreal’de doğdu. BBC için radyo oyunları yazdı. İlk romanı London and the South-East ile Betty Trask Ödülü aldı. Bunun ardından Innocent (2009) ve Spring (2011) adlı iki roman yazan Szalay son romanı Erkek Dediğin ile 2016 Man Booker Ödülü finalisti oldu.