Buddenbrooklar Bir Ailenin Çöküşü

8,3/10  (12 Oy) · 
29 okunma  · 
9 beğeni  · 
1.153 gösterim
Buddenbrooklar, 20. yüzyılın en saygın yazarlarından Thomas Mann'ın ilk romanıdır. Ama birçok eleştirmenin gözünde, Venedik'te Ölüm'den de büyük bir romandır Buddenbrooklar. Mann'ın 1900 yılında, 25 yaşında kaleme aldığı roman, Kuzey Almanya'da yaşayan zengin bir burjuva ailenin ve aile ticarethanesinin birkaç kuşak boyunca geçirdiği değişimi ele alır. Buddenbrooklar, modern yaşama ayak uyduramayan saygın bir ailenin çöküşünün öyküsüdür: Doğumlar, evlenmeler, boşanmalar, ölümler, başarılar, başarısızlıklar... Orta sınıf yaşamının ustalıklı bir portresini çizen roman, aynı zamanda kaybolan burjuva değerler için bir ağıt niteliğindedir. 1929'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülen Mann'ın bu dev yapıtı, modern edebiyatın klasikleri arasındadır. Venedik'te Ölüm, Tonio Kröger, Büyülü Dağ, Doktor Faustus gibi yapıtların yazarının bu başyapıtını yeni çevirisiyle sunuyoruz.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2006
  • Sayfa Sayısı:
    664
  • ISBN:
    9789750702778
  • Orijinal Adı:
    Buddenbrooks. Verfall Einer Familie
  • Çeviri:
    Kasım Eğit, Yadigar Eğit
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yasemin Bektaş 
 14 Şub 12:24 · 9/10 puan

BUDDENBROOKLAR
Bir Ailenin Çöküşü

1929'da Nobel Edebiyat Ödülü almış 20 yy. en önemli Alman yazarlarından Thomas Mann'ın 1901'de yayımlanmış müthiş romanı.
Kuzey Almanya'da yaşayan zengin tüccar bir ailenin dört kuşak boyunca yaşadıkları... Thomas Mann'ın kendi aile fertlerinden esinlendiği karakterlerin birkaçına kendi ailesinden isim verdiği, okurken kendi hayatınız dışında bir aile şeceresini okuduğunuz kendinizi o dönemde hissettirebilecek kadar yoğun tasvirlerin sizi ele geçirdiği, okurken akıp giden, ara verdiğinizde kendini özleten, etkili bir roman!

Öncelikle Thomas Mann hiç okumadım Alman bir yazar olduğu, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları'nı bu kitaptan esinlenerek yazdığı dışında başka bir bilgim olmasa da bu kitap uzun zamandır aklımdaydı.

Böyle uzun bir eseri, kuşaklar arası hiçbir kopukluk hissettirmeden, okuyucuyu sıkmadan, yormadan, 25 yaşında yazabilmek hem yaşanmışlık hem de yetenek olsa gerek. Açıkçası kitabın ilk elli sayfası biraz ağır başladı benim için, karakterler o kadar fazla ki; soylular, akrabalar, rahipler, ailenin kendi fertleri... onları tanımak, adları, tipik özellikleri, kısacası bolca soy adın geçtiği ilk sayfalarda tamamen adapte olmaya çalıştım kendi adıma. Sonrasında,hem bitsin hem bitmesin diyebileceğim bir kitap oldu benim için. Oldukça akıcı, kendini okutturan, merak ettiren, yer yer soyluları taşlayan, elinize almanızla elli, altmış, sayfanın birden akıp gittiği okuyamadığım iki gün boyunca özlediğim bir kitap oldu benim için.. Okumadan önce yazara ve kitaba dair hiçbir bilgi edinilmese dahi, öyle bir hisse kapılıyorsunuz ki; yazar bu kişileri çok yakından tanıyor, o karakterleri çok iyi tasvir ediyor, davranışlarını, hissettiklerini, ruh hallerini ve mizaçlarını öyle iyi biliyor ki, bu çok net anlaşılıyor. Yine de yazara ve döneme dair bilgi edinmek fayda sağlar diye düşünüyorum.

Kitapta soylu, zengin bir ailenin hayat hikayesini okuyorsunuz ve o ailenin dört kuşak boyunca yükselişten çöküşe geçen yolunu. Ancak kısmen de olsa eşitlik isteyen, Cumhuriyet isteyen çalışanlar, işçiler, olduğu kadar dönemin siyasi durumunu da okuyorsunuz arka planda, 1848 devrim olayları ve 1871'de Alman birliğinin tamamlanması, ekonomi çabaları... O kadar çok şey okuyorsunuz ki dört kuşak bir ailenin soylu olma ve hissetme çabalarını, modern hayata ayak uyduramamalarını, hayata bakış açılarını, parasal ilişkilerin nasıl yozlaştığını şirket, soyluluk ve zenginlik uğruna yapılan ve biten evlilikler,hastalıklar, doğumlar, ölümler, dini inanışlar ve sürekli yaşanan hayal kırıklıkları. Koca bir ailenin paramparça olup gitmesi. Hem kendi hatalarıyla hem yanlış evlilikler sonucu damatların da alevlendirdiği bu maddi-manevi düşüş.

Her bir karakter size burjuvazinin farklı bir yönünü gösteriyor, şımarıklık, içe kapanıklık, gerçekçi tutumlar, boş vermişlik, gösteriş, soylu görünmeye düşkünlük ve çok daha fazlası... Yazar, mekan ve karakterleri öyle tasvir etmiş ki unutmak mümkün değil. Sanırım aklımda en çok 'Doğa Manzaralı Tablolar Odası' kalacak. Önemli her kararın alındığı, gizli her konunun konuşulduğu o oda... Bir de Meng Caddesi. Bir aileye dair maddi, manevi her konunun işlendiği bu kitapta, karakterlerin hem benzediği hem de ayrıştığı noktaları çok açık anlamak mümkün. Kişilerin yaşadığı hastalıklar ve ölümlerine dair benzerlikler gözden kaçmıyor. Eminim farklı farklı okuyucular çok daha başka ayrıntılar yakalayacaktır bu kitapta.
Yapılan doğru, yanlış evlilikler, alınan kararlar, her ne olursa olsun Buddenbrooklar'a üzülmeden edemiyorsunuz. Ben eseri çok beğendim, okumak isteyenlere ya da yazarı öncesinde okumuş ve beğenmiş okuyuculara tavsiye ederim.

İçeriğe Dair Bilgi:
1830'lu yıllarda Buddenbrooklar'ın yeni ve ihtişamlı evlerinde verdikleri bir sosyete yemeğinde başlayıp 1870'lerde sona eriyor. Yaklaşık 40 yıl. Yaşlısından, gencine ölen ve doğan dört kuşak. 1760'larda kurulmuş büyük silolara sahip aile şirketinde her şey yolunda 1830'larda. Okumaya başladığınızda karşınıza ilk ihtiyar Buddenbrook çıkıyor. İki evliliğinden İki erkek bir kız babası. İki erkekten biri olan Jean Buddenbrook ise ikinci evliliğinden ve eşiyle ihtiyar Buddenbrooklar'ın yanında yaşıyor. Ailenin göz bebeği sayılır. Jean Buddenbrook'un ise biri kız ikisi erkek üç çocuğu var. Tom, Tony ve Christian ihtiyar Buddenbrook'un torunları. Sonrasında bir kız kardeşleri daha oluyor, o da Clara. Karakterler arasında öne çıkanlar, Tom ve Tony oldu benim için. Yazar iki erkek kardeşi anlatırken burjuvanın iki yüzünü gösteriyor bize: Tom çalışkan, disiplinli büyüdüğünde şirketi yöneten olgun bir karakter ve ailenin son erkek çocuğu olan küçük Buddenbrook'un babası iken, Christian ise zevke ve eğlenceye düşkün sorumsuz bir evlat. Tony ise şımarık, çocuksu, hatalı evlilikler yapan genç bir kadın. Parçalanma belki de bu kardeşlerden Tony'nin yanlış evlilikleri Christian'ın sorumsuzlukları karşısında Thomas'ın yalnız kalması şirketi ve aileyi tek başına ayakta tutma çabalarıyla başlıyor. Sürekli toplumda saygınlığı korumaya çalışmak yoruyor Thomas'ı. Burjuvada şirket bütünlüğü ve gücü açısından erkek çocuğun önemli olduğu düşünülünce Thomas'ın bu içler açısı ruhsal çöküntüsü belki de sonun başlangıcını körüklüyor. Kısaca, ihtiyar Buddenbrook ile başlayıp onun torunu olan Thomas'ın oğlu, küçük Buddenbrook ile sona eriyor da diyebiliriz.
Daha fazla ayrıntı vermem hoş olmaz. Ama kitabın konusunu fazlasıyla bilsem yine de okurdum diye düşünüyorum.

sezen 
10 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Thomas Mann'ın yazdığı müthiş eser. İlk başta sıkılıyorsunuz çünkü yazar, tüccar ailenin zenginliğini detaylı bir şekilde tasvir ediyor. 1800'lü yıllarda ticaretle uğraşan aynı zamanda yönetimde de söz sahibi olan Buddenbrook ailesini 4 kuşakta çöküşü ele alınıyor. Arka planda dönemin siyasi atmosferi, eşitlik isteyen sesler duyuluyor. Burjuvazinin çöküşü Buddenbrook ailesinin de sonunu getiriyor. Şirket birleşmesi tarzında yapılan çıkar evlilikleri, sosyete ikiyüzlülüğü Rus romanlarında olduğu gibi ele alınmış. Yazarın yaşamının yansımaları eserde görülmektedir. Yazarın hayatını biraz okuyup esere başlarsınız daha kaliteli bir okuma olur diye düşünüyorum...

UĞURCAN KOÇ 
20 Şub 19:27 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Güzel bir roman. Yüz yılı aşkın buddenbrook firması ve bir kaç kuşak süregelen ailenin çöküşünü ben daha farklı bekliyordum açıkcası. Yazar biraz daha sindire sindire ve yumuşak bir anlatımı seçmiş. İçeriğinden önce yazarın bu kitabı yazdığı yaş vurgulanıyor. Buna yol açan ikinci anlam bana daha yakındı; 25yaş, çok fazla bir şey beklemeyin. Zira romanda bir kaç basit tekrar okurken gözüme batmadı değil. Bazı beklentileri de bir anda kesmesi ilginçti. Sanki yazarken değinip geçmek istemiş gibi. Rus edebiyatı tadı da hissediliyor. Özellikle sonlara doğru kreutzer sonata bir gönderme, bir selam verilmiş gibi benzerlik de söz konusu. Tüm bunların sonucunda yine de başarılı bir eser olduğunu söyleyebilirim. Ben 25yaşımda böyle bir eser yazamazdım sanırım. İyi okumalar.

ukulele 
 19 Şub 12:56 · Kitabı okudu · 7/10 puan

20. yy'a girilecektir ve artık burjuvazi tarzda hayat sürdüren Buddenbrooklar da bu değişime ayak uydurmak zorundadır. Faşizmin ayak seslerinin duyulduğu bu dönem çok güzel anlatılmış. Karakterler yazarın aleminde can bulmuş.

K. Lebedkin 
22 Şub 05:19 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 7/10 puan

Ama şunu biliyorum ve açıkça söylüyorum ki hayatta önemli olan bir şeylerin nasıl söylendiği değil,gerçekten ne kastedildiği ve ne hissedildiğidir./Tom Buddenbrook

Kitaptan 9 Alıntı

İyi şeyler hep gecikir zaten, hep geç gelir ve geldiği zaman da sevinemezsiniz, bir türlü sevinmek gelmez içinizden...

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 470 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 470 - Can Yayınları)

''Oğlum, gündüzleri çok çalış ki geceleri rahat uyuyabilelim.''

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 65 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 65 - Can Yayınları)

''Güzel evladım, dış görünüşüne bakılırsa, kusursuzsun, ama için kara...''

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 18 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 18 - Can Yayınları)

Demek ki insanların bizim acımıza saygı duymasını ölüm sağlıyor, en hazin acılar bile ölümle saygınlık kazanıyordu.

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 751 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 751 - Can Yayınları)

''Meslek okulları, teknik okullar ve ticaret okulları yerden biter gibi birbiri ardına kuruluyor. Ama lise ve klasik eğitim hızla gözden düşüyor... maden ocaklarından... sanayiden... ve para kazanmaktan başka hiçbir şeyi düşünen yok...

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 33 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 33 - Can Yayınları)

Biz, bütün insanların özgür ve eşit haklara sahip olmasından, kimsenin bir başkasına köle olmamasından ve insanların yalnızca yasalar önünde eğilmesinden yanayız!.. Artık ayrıcalıklı ve her istediği şeyi yapan insanlar olmasın istiyoruz!.. Herkes, devletin yasaları önünde eşit haklara sahip olsun istiyoruz. Tanrı ile kulları arasına girilmesini istemediğimiz gibi, birey ve devlet ilişkileri de aracısız yürüsün istiyoruz!..

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 154 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 154 - Can Yayınları)

Morten ateşli ateşli, ''Kuşkusuz istisnalar vardır, Fraulein Tony! '' dedi. ''Ama dinleyin beni: Siz daha genç bir hanımsınız ve her şeyi kendi açınızdan değerlendiriyorsunuz. Bir tek soyluyu tanıyorsunuz ve onun iyi yürekli biri olduğunu söylüyorsunuz! Haklı olabilirsiniz... ama bu yargınızı genelleştiremezsiniz! Çünkü söz konusu olan ilkelerdir, yani kurumlar! O zaman vereceğiniz bir yanıtınız olamaz, susmak zorunda kalırsınız, öyle değil mi? Bir insan doğuştan üstün ve ayrıcalıklı olabilir mi hiç? Nasıl olur da bir insan, ben soyluyum, diye bize yukarıdan bakabilir? Bütün çaba ve başarılarımıza rağmen onun konumuna yükselemeyen bizlere nasıl hor bakabilir? Böyle şey olur mu?

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 153 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 153 - Can Yayınları)
UĞURCAN KOÇ 
19 Şub 22:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Eğer bir kişi kendisine yapılan bir öneriye karşı çıkarken kendinden emin değilse, o zaman sesini yükseltir ve hemen bağırıp çağırmaya başlar.

Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 412 - Can Yayınları)Buddenbrooklar, Thomas Mann (Sayfa 412 - Can Yayınları)