Bazı kitaplar vardır yalnızca bir hayatı anlatmaz, bir ülkenin hafızasını da omuzlarında taşır. Nisyan benim için tam olarak böyle bir kitaptı.
Héctor Abad Faciolince, 1960’lardan başlayarak hem kendi ailesinin hikâyesini hem de Kolombiya’nın sancılı tarihini anlatıyor. Fakat kitabın merkezinde ne siyaset ne de şiddet var; tüm karanlığın ortasında ışığını kaybetmeyen bir baba-oğul sevgisi duruyor.
Okurken sık sık ‘keşke kurgu olsaydı’ diye düşündüm. Çünkü satırlardaki acının, kaybın ve çaresizliğin gerçekten yaşanmış olduğunu bilmek metni daha da ağırlaştırıyor. Bir yanda şiddetin gündelik hayatın parçası hâline geldiği, kurumların yozlaştığı bir ülke, diğer yanda insanlığa, eğitime ve iyiliğe inanmaktan vazgeçmeyen bir baba.
Nisyan, yalnızca bir anı kitabı değil. Aynı zamanda bir ağıt, bir sevgi mektubu ve unutulmaya karşı yazılmış güçlü bir direniş.
Çok sevdim.