Yıldız, hep bir hâl üzere dönmez; seyret de bak; az zamanda sana neler eder;
Gam seline değirmen kesilirsin.
Uyanık durmayı âdet edinme. İmdâd olursa, uykudan olur;
Bu cellâd felek bir zehir sunar da, Galib gibi işin gücün feryâd olur;
Gam meclisine rebâb olur gidersin.
Bin korkuyla cangözünü aç; belânın sonundan çekin; Hâlden hâle girişe bir oyuncak olacaksın.
Gel, safâ beşiğinde rahat et. Birkaç gececik herşeyden vazgeç;
Lûtfet de sonunu düşün. Süt yerine kan içmiye alış; Azarlanış kadehini çekeceksin çünkü.
Beşikte uyu ey yâsemin bedenli; çünkü bu dönen felek, bu gidişte kalmaz.
Hiç aşktan başka bir şey, söz incisini harcamıya değer mi?
Bin kere tekrarlandı dersen, derim ki: Bezme ölümsüzlük şarabından.
Âlem, tümden aşk derdinden, uzlaşma derdinden ibâret; bundan başkası keder, elem ve yomsuzluk.
Bu yolu anladınsa, yoluna, yol yitirmiş hırsız çıkmaz. Bu, söz derdidir; açığa vurulamaz; daha da neler var; anlatamam ki.