Gönderi

9/10
·430 syf.··
2018 63. kitabı
Khaled Hosseini'nin bu kitabını okumadan önce önyargılıydım. Uçurtma Avcısı(henüz okumadım)kitabının yaptığı sükse yüzünden şişirilmiş bir yazar olabileceği hakkında endişelerim vardı ama yazar, kitabının sayfalarını her çevirişimde bu önyargılı tavrımı paramparça etti. Kitabımızdaki olaylar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde geçiyor. Başlarında her şey normal, sıradan bir Afgan hayatı anlatılıyor gibi geliyor ama en beklenmedik anda can alıcı bir hamleyle yazar bizi kitaba bağlıyor ve olaylar ardı ardına sıralanarak kitabı elimizden bırakmaya fırsat vermiyor. Başta sovyetler sonra iç karışıklıklarla olan mücadelenin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Savaşı yaşamıyoruz belki ama hissedebiliyoruz. Benim analizim, insan; ne olursa olsun insan kalabilmeli. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulsa dahi, savaşın içinde, yoklukla mücadele ederken, varlık içinde yaşarken, gülerken, ağlarken, her an yaşamın verdiği neşeyle ve güçle insan kalabilmeli. O günün şartlarını ve zamanın koşulları, savaşı, kıtlığı, duygusuzluğu göz önünde bulundurmuyor değilim. Aksine bunları daha çok göz önünde bulundurduğum için o savaşa katılıp, o kıtlığı ve yokluğu kitaptaki karakterler ile birlikte yaşadığım için bu kanıdayım. Bu kitaptaki karakterleri tek tek analiz etmek istiyorum. Nana'nın bir sözünü yazarak başlamak istiyorum. "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir." O kadar güzel telkinler veriyor ki bu kadarı da olmaz diyorsunuz. Nana resmen herkesin Nana'sı. Her zaman evladını düşünen ve bir yanlışa düşmemesi için çırpınıp duran. Yürek kırıklığının ne kadar kötü olduğunu bize kendisi gösteriyor. Meryem bir harami olmasına rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıp öyle çok acıya katlanıyor ki, merhamet etmemeniz, duygulanmamanız hatta onun acısını hissetmemeniz elde bile değil. Keşke Nana haksız çıksaydı diyorum ben hala. Ama Meryem'e söylediği her konuda haklı çıktı neredeyse. O yüzden öğütleri dinlemekte her zaman fayda vardır. Kulağımıza küpe etmeliyiz özellikle Nana'nın sözlerini. Meryem'in o kocaman, içi sevgi dolu yüreği keşke herkesin gözünde birer ışık yaksa da bizlere örnek olsa. Celil Meryem'in babası. Yaşattıklarıyla bu kitabın en iyi karakteri haline geleceğini düşündüm ama ona duyduğum kin hala damarlarımı geriyor. Bir insanın durumunu gözardı etmeksizin böyle şeyler yapabilmesi insanın kanını donduruyor açıkçası. Sonlara doğru kefaret istese de iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın hayatında yapabileceği en kötü şey pişman olacak kadar kötü kararlar vermek. Celil'in yaptığı da affedilemezdi. Raşit'e acımış, onun duygularını paylaşmıştım. Oysa onun da aradığı çok farklıymış. Mutlu bir yuvadan ziyade insanı üretim makinesi olarak görmek hiçkimseye yakışmayan bir davranıştır. Durumun ve zamanın koşulları ne olursa olsun. Hak ettiğini bence çok geç yaşadı. Daha erken olsa içimin yağları eriyebilirdi diyebilirim. Leyla için kurduğu tuzak resmen midemi bulandırmıştı. Öğrendiğim an bir an önce diğer sayfaları çevirip bu anın gelmesini bekledim diyebilirim. Leyla'nın her düşüncesi her hareketi güzeldi. Keşke istediği şeyler olabilseydi derken iyi ki olmamış ki böyle bir sonu yaşamış dedim. Eğer düşünceleri bölünmeseydi (yani faaliyete geçtiği şey gerçekleşseydi) hayalini gerçekleştirme fırsatını hiç bulamayabilirdi. İçi umut dolu Leyla her zaman umudun paçasına yapışmış ve hep güçlü durduğu için, Meryem'in de yardımıyla daha güzel bir hayata adım adım yaklaşmıştır. Tarık elinde olmadan yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalıyor ama bu günlere kadar Leyla ile yaşadıkları o güzel sıcacık günler resmen kitabın içindeki soğuk savaşta, çarpışmalar göbeğinde bile içimizi ısıtıyor. Leyla'nın yolunu gözlemesi, kendi aralarındaki şifreli iletişim, o yaşta bile birbirlerine olan bağları, yürekliliklerine hayran kaldım diyebilirim. Tarık'ta çok zor bir hayata Katlanmak zorunda kalmış ailesi için, çok cefa çekmiş olmasına rağmen vazgeçmemek, azim ve istek sürekli onu kamçılayan ve hayata bağlayan şey olmuş. Kendisinin olduğu sayfalar diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor neredeyse. Özellikle Leyla ile ikisinin olduğu sayfalar. İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim. Kitap çok hoşuma gitti ve herkese okumasını tavsiye ederim.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma
··
2 +1'leme
·
34,2bin Gösterim
19 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Dikkat spoiler içerir: Bu kitabı üçüncü kez az önce bitirdim. Kitabın baş kahramanı Leyla mı Meryem mi diye çok düşündüm. Kitabın beni en çok etkileyen bölümü Meryem'in idamıydı. Babası kapısına kadar geldiğinde onun yüzüne bakmamış, ama Leyla'nın çocukları açlıktan ölmesin diye babasını aramıştı. Onurunu sevdikleri için hiç düşünmeden çiğnedi. Leyla'nın doğum yaptığı sırada 'Kızımı kurtarın' diye bağırışı kulaklarımda çınladı. bunlardan sonra tek düşündüğüm iyi ki bütün bunlar bir roman, her ne kadar ülkemizde de romanları aratmayacak şeyler yaşansa da umut hep kazanacak !
Yazar mülteci kamplarında çalışmış. Muhtelemelen bu ve bunun gibi çok şey duymuştur. Romanın gerçek olup olmadığını bilmiyorum.
Bu yazarın kitaplarından ilk Uçurtma Avcısı nı okumuştum. Bu iki kitabı da küçük yaşta okuyup etkisinde kalmıştım. Sonra Afganistan a gitme isteği sardı içimi. Yazar o kadar etkilemişti ki... Aradan yıllar geçti. Afganistan'a gidemedim ama Afganistan'lı biriyle arkadaşlık nasip oldu. Savaş dolayısıyla yürek yakan hikayeleri vardı. İnceleme okumayı pek sevmiyorum ama anımsamak istediğimden okuyayım dedim. Karakterleri tek tek ayırıp yazmanız çok iyi olmuş. Sıkılmadan okudum. Teşekkür ederim.
Ayhan GÜVEN
Gönderi Sahibi
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim.
Ahh çok okumak istiyorum ama hala bulamadim:((
Ayhan GÜVEN
Gönderi Sahibi
En kısa sürede temin edip okumanızı tavsiye ederim
Yüreğinize sağlık o kadar güzel yorumlamissiniz ki bir an önce okumak istiyorum.
Ayhan GÜVEN
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Keyifli okumalar dilerim :))