şöyle sorarlar bana;
"Neden sesin çıkmıyor?"
Önceden nasıldım diye düşünürüm o an. Ne yapıyordum acaba, bağırıyor muydum, habire insanlara toplu mesaj mi atıyordum, ne yapıyordum da sesim çıkıyordu bir zamanlar.
Pencere önündeki çiçeklerin de hiç sesi çıkmıyordu oysa. Pencerelerin, perdenin, kitapların.
-Ama onlar eşya.
Biz insanız.
Bizim susup kenara çekilme hakkımız alınmış, hatırlamadığımız bir zamanda.
Taşın ortadan çatlamaya hakkı vardır ama insanın değil.
Dedim ki: ben şimdi nasıl anlatayım onu düşündüğümde sol kaburgalarıma giren ağrıyı!
Ne zaman hayale dalsam onsuz olacak diye kursağıma dizilecek hevesleri?