Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.
(Mehmet Akif Ersoy)
Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?
Ezelden gam turabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu
Gelen gider, giden gelmez iki kapılı handır bu
Sakın insafı terk etme makam-ı imtihandır bu...
(Yavuz Sultan Selim)
Sahabe nesli, bize özellikle sevgiye dair çok şey öğrettiler. Sevginin ucuz olmadığını, kelimeleri boğazdan yaldızlı bir halde çıkarmakla sevgi olamayacağını öğrettiler... Bakın nasıl sevdiler...
Ashab'ı Kiram gibi sevmek; özlemektir... (Bilal'in ezan okurken Muhammed(s.a.v) yerine gelince özleminden söyleyememesi gibi..) sahip çıkmaktır...( Ben size iki şey bırakıyorum bunlara sıkı sıkı sarılırsanız asla ziyana uğramazsınız dediği Kuran ve Sünnetine sahip çıkmaktır...) sevgi vermektir onların lügatinde... ( Ömürden, gönülden, maldan, mülkten....) sevgi göze almaktır... ( Her zorluğu göğüsleyip dünyayı hiç saymaktır.) Sevgi kurtulmaktır, kurtarmaktır...( Ümmetin bu gidişatına dur deyip karınca misali, hiç olmazsa tarafım belli olsun diye elinden geleni yapmaktır...)
Biz Sahabe gibi olamayız... Onlar kadar sevemeyiz belki ama en azından onların yüreklerindeki sevgiden pay alma, onlardan sevgiyi öğrenme gayesindeyiz. Çünkü biliyoruz ki "Muhabbet marifet ile olur..."
Aslında biz dünyaya gelmekle çileye, gayrete, çabaya, sabra, kulluğa ve bunun sonunda ebedi mükafata ve Allah'ın rıdvan-ı ekberine talip olduk. Biz bu dünyaya Allah'a kulluk etmek için geldik.
Hz. Ali'nin dediği gibi Allah'ın bize Rab olması, bizim ona kul olmamız bu dünyada şeref olarak bize yeter...